İçeriğe geç
Cumartesi, 3 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Ortadoğu ve Kafkasya Depremleri

1837 Safed Depremi: Basamak Basamak Çöken Kent

1 Ocak 1837'de gün batımından hemen önce gelen deprem, Celile'deki Safed'in yamaca basamak gibi kurulmuş Yahudi mahallesini üst üste yıktı, Taberiye'nin surlarını devirdi; yalnız Safed'de resmî kayıtlara göre 2.158 kişi öldü. Misyoner Thomson'un yardım yolculuğu, rakam tartışması ve Montefiore'nin 1839 ziyareti: dönemin tanıklıklarından belgesel anlatım.

DepremleYasam 15 dk okuma

1 Ocak 1837, pazar. Celile'nin en yüksek kenti Safed'de güneş batmak üzere. Kış yağmurlarından ıslanmış yamaçta evler basamak basamak dizilmiş; her evin damı, üstteki evin sokağı. İnsanlar evlerinde, akşam yemeğine hazırlanıyor. Birkaç saniye sonra en üstteki ev alttakinin üstüne çökecek, o da bir alttakinin. Gece, ışıksız ve yardımsız geçecek. Dünyaya haber sekiz gün sonra ulaşacak.

Yamaçtaki kent

Safed, bugünkü İsrail'in kuzeyinde, Celile'nin dağlık kesiminde, yaklaşık 900 metre yükseklikte kurulmuş bir kenttir. Yahudiler için dört kutsal şehirden biridir; 16. yüzyıldan beri Kabala öğretisinin merkezi sayılır. Kentin kuzey yamacında Yahudi mahallesi, güneyinde Müslüman mahallesi vardır. Küçük bir Hristiyan cemaati de yaşar.

Bölge kâğıt üzerinde Osmanlı'ya aittir, ama 1831'den beri Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın yönetimindedir. Bu yıllar Safed için zordur. 1834'te Mısır yönetiminin askerlik zorunluluğuna karşı çıkan köylü isyanı sırasında kent bir ay boyunca yağmalanır; Yahudi mahallesinde evler ve sinagoglar tahrip edilir. Aynı yıl 24 Mayıs'ta iki deprem, biri öğlen biri akşam, kenti sarsar; hasar büyüktür ama ölen azdır.

Amerikalı misyoner William McClure Thomson, depremden birkaç yıl önce kenti görmüştür. Ona göre Safed o yıllarda "arı kovanı" gibi kalabalıktır. Yahudi mahallesinin nüfusunu bir yazısında dört bin, başka bir yazısında beş-altı bin olarak verir. Mahalle o kadar dik bir yamaca kurulmuştur ki aşağıdaki evin damı yukarıdaki evin geçtiği sokaktır.

Gün batımından on dakika önce

Deprem 1 Ocak 1837 pazar günü, ikindiden sonra gelir. Sismolog Nicholas Ambraseys'in derlediği kayıtlara göre Beyrut'ta ve başka yerlerde saat 16.35 ile 16.45 arasında, gün batımından yaklaşık on dakika önce hissedilir. Hicri takvimle 24 Ramazan 1252'dir; Yahudi takvimiyle 24 Tevet. Ana sarsıntı 10-30 saniye sürer, beş dakika sonra ikinci güçlü bir sarsıntı gelir.

Günlerdir yağmur yağmaktadır. Akşam saatidir, insanların çoğu evde, sofra başındadır. Ambraseys, can kaybının bu kadar yüksek olmasını kısmen buna bağlar. Bölgedeki köy evleri tek katlı, moloz taştan, ağır düz damlıdır; çoğu zaten yıpranmıştır. Kiliseler, köprüler ve surlar gibi sağlam yapılmış yapılar çok daha az zarar görür.

Güney Lübnan'daki Rumeyş köyünde halkın büyük kısmı o saatte kilisede akşam duasındadır. Kilise alçak ve sağlam yapılıdır, ayakta kalır; köyde yine de 30 kişi evlerinde ezilerek ölür. Yakındaki Ciş köyünde aynı saat tersine döner: kilisenin tonozlu taş damı cemaatin üzerine çöker. Thomson'a göre 135 kişi ölür, yalnız sunağın kemerinin altında duran papaz kurtulur. Ciş'te ayakta tek ev kalmaz.

Beyrut'ta Thomson, kilisede cemaatle birliktedir. Ev korkunç biçimde sallanır, taş zemin "fırtınadaki bir gemi gibi" kalkıp iner; herkes "Hezzy! Hezzy!" (deprem, deprem) diye bağırarak avluya kaçar. Beyrut'ta sarsıntı görece hafiftir. Ambraseys'in kayıtlarına göre kentte panik çıkar ama ciddi yıkım olmaz; surların dışında, deniz kıyısında yumuşak zemine yapılmış sekiz kadar ev çöker ve iki kişi ölür.

Üst üste çöken mahalle

Safed'de ise basamaklı mahalle bir anda yıkılır. En üstteki ev bir alttakinin üstüne, o da üçüncüsünün üstüne düşer; en alttaki evler birkaç sıra evin molozu altında kalır. Kuzeydeki Yahudi mahallesi neredeyse tamamen yok olur. Güneydeki Müslüman mahallesi çok daha az zarar görür. Haçlılardan ve Memlüklerden kalan kale de bu depremde yıkılır.

Yarım saat sonra karanlık çöker. Thomson'un sonradan dinlediklerine göre ışık yoktur, yakmanın yolu da yoktur. Yer gece boyunca sallanmaya devam eder. Enkazın altında anında ölmeyen pek çok kişi, çıkarılamadan ölür. Bazıları beş, altı, hatta yedi gün sonra canlı çıkarılır. Ana babalar, enkazın altındaki çocuklarının kendilerine seslenişinin giderek kısıldığını duyduklarını anlatır.

Aşkenaz cemaatinin önde gelenlerinden Haham Şmuel Heller, deprem anında Ari'nin adını taşıyan sinagogdadır ve yıkıntının arasında sıkışıp kalır. Dönemin bir anlatısına göre bütün geceyi taşların arasında, ölülerin yanında geçirir; sabah üzerindeki taşlar kaldırılıp çıkarılır. Altı ay kadar yatağa düşer, bir eli kırık kalır. Depremde karısını ve çocuklarını kaybeder. Ölenler arasında Kudüslü kabalacı Nissim Zerahya Azulay da vardır; kitapları ve elyazmaları da onunla birlikte enkazda kalır.

Sekiz gün sonra gelen mektuplar

Kış yolları kapatmıştır. Beyrut'a hafta boyunca yıkılan köyler ve ölenler hakkında dağınık söylentiler gelir, ama Thomson'a göre güvenilir haber ancak sekiz gün sonra ulaşır. Safed'den gelen mektuplar kentin tamamen yıkıldığını, Taberiye'nin ve pek çok köyün de aynı akıbete uğradığını bildirir. Bazı mektuplarda halkın yüzde birinden fazlasının kurtulmadığı yazar. Sonradan bu sözün abartı olduğu anlaşılacaktır.

Beyrut'ta yardım parası toplanır. Thomson ve bir arkadaşı yardım dağıtmak için seçilir; Sayda'dan bir aile babası ve iki oğlu da hekim olarak onlara katılır. Yolda kıyı kentlerinin durumunu görürler. Sayda'da yıkım belirgindir; Ambraseys'in derlediği resmî kayıtlara göre kentin 1.800 evinden 580'i yıkılır, 630'u harap olur, yedi kişi ölür. Sur'a gece yarısı, yıkık surların üzerinden girerler. Bazı sokaklar çöken evlerle tıkanmıştır. Halk kıyıya çekilmiş teknelerde ve yanlarına kurulmuş çadırlarda uyumaktadır.

The Times'ta 1837 Celile depremi haberi
The Times gazetesinin 1 Mart 1837 tarihli sayısında Celile depremi haberi. Deprem gününe ait değildir; haber Londra'ya yaklaşık iki ay sonra ulaştı. Fotoğraf: The Times of London · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Galilee Earthquake report in the Times 1 March 1837.jpg)

Avrupa'ya haber haftalar sonra ulaşır. Londra'da The Times, Celile depremini 1 Mart 1837 tarihli sayısında duyurur.

Safed'de on sekizinci gün

Thomson ve arkadaşları 17 Ocak'ta Rumeyş'e, aynı gün Ciş'e varır. Ciş'in şeyhi, ölenlerden 235'inin adını paşaya bildirdiğini anlatır; kilisenin yıkıntısında hâlâ gömülmemiş 14 ceset vardır. 18 Ocak sabahı Safed'e doğru tırmanırken Sayda'daki konsolos vekiliyle karşılaşırlar. Adam, dul kalan kız kardeşini eve götürmektedir. Kız kardeşin kocası, Safedli bir tüccar, boynuna kadar enkaza gömülmüş, günlerce yardım istemiş ve kurtarılamadan ölmüştür.

Thomson kenti görünce, okuduğu mektuplara inanmamakta haklı olmadığını anlar. Her yer taş, toprak, kereste, masa, yatak ve giysi yığınıdır. Yorgun adamlar evlerinin enkazını kazıp yakınlarının cesetlerini aramakta, ikişer üçer kişilik gruplar cesetleri mezara taşımaktadır. Hayatta kalanlar eski tahtalardan, halılardan, hasırlardan yapılmış derme çatma çadırlarda yaşar; bazı yaralılar hâlâ yıkılmaya hazır duvarların arasında yatmaktadır. Thomson'un yazdığına göre yaralıların çoğuna on sekiz gündür kimse pansuman yapmamıştır.

Yardım heyeti tahtalardan, kırık kapılardan ve kerestelerden bir baraka yapmaya karar verir. Kereste bulmak zordur, gelen marangozların aleti yoktur. 19 Ocak akşamına doğru baraka şekillenir; yaralılar daha bitmeden içine taşınır. Thomson'un anlattığına göre kentin valisi gelip yapıyı över ve hükümetin kendisi için bunun yarısı kadar iyi bir yer bile bulamadığını söyler. Heyet, yaralıları yerli bir hekime emanet eder. Thomson'a göre kentin küçük Hristiyan cemaati de nüfusunun yarısını kaybetmiştir.

Yer sallanmaya devam eder. 19 Ocak öğleden sonra saat üç sularında, Thomson barakanın damına tahta çakarken güçlü bir artçı gelir; yıkıntılardan toz yükselir, insanlar dua ederek kaçışır, işçiler aletlerini bırakıp kaçar.

Taberiye'de göl kıyısı

Surlardan Taberiye ve uzakta Safed, David Roberts 1839
David Roberts'ın surlardan Taberiye çizimi, uzakta Safed. Nisan 1839'da, depremden iki yıl sonra çizilmiştir; deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Haghe, Louis, 1806-1885, lithographer; Roberts, David, 1796-1864, artist · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Tabarius (i.e., Tiberias) from the Walls Saffet (i.e., Safed) in the distance April 22nd 1839 - David Roberts, R.A. LCCN2002717485.jpg)

Celile Gölü kıyısındaki Taberiye, Safed'in yaklaşık 20 kilometre güneyindedir. Burada evlerin ve surların büyük kısmı yıkılır. Ambraseys'in aktardığı resmî rakamlara göre evlerin yaklaşık üçte ikisi, surların büyük bir kısmı, çarşı, minareler, cami ve Aziz Petrus Kilisesi çöker; 500'ü Yahudi, 300'ü Müslüman, 22'si Hristiyan olmak üzere 822 kişi ölür. Bu sayıya çevredeki köylerin kayıpları da karışmış olabilir. Thomson kitabında yaklaşık 600, misyoner dergisindeki raporunda ise 2.500 kişilik nüfustan 700 kadar ölü verir.

Thomson 20 Ocak akşamı Taberiye'ye varır. Yaralıların bir kısmı, kent dışındaki kaplıcalara taşınmıştır. İbrahim Paşa'nın 1830'larda yaptırdığı hamam binası depremden zarar görmemiştir. Halk, deprem anında ve sonraki günlerde kaynaklardan çok daha fazla ve çok daha sıcak su aktığını anlatır. Thomson bunu doğru bulur, ama yerden duman ve ateş çıktığı söylentilerine inanmaz: bunları gören tek bir kişi bulamamıştır.

Thomson'un dinlediği bir hikâye, ilk günlerin kaosunu anlatır. Taberiye'nin tek Yahudi hekimi, karısı ve çocukları gözünün önünde ölürken bacağı taşların altında sıkışır. İki gün boyunca yardım ister, kurtaranlara 300 dolar teklif eder; ama herkes kendi yakınlarını kurtarmaya çalışmaktadır. Thomson geldiğinde adam iyileşmektedir. Bazı kaynaklar, gölde oluşan dalgaların kıyıyı bastığını da yazar; Ambraseys bunun depremden önce mi, sırasında mı, sonra mı olduğunun belli olmadığını not eder.

Kaç kişi öldü

Depremin kaç can aldığı tam bilinmez. Ambraseys'in incelediği resmî kayıtlara göre yalnız Safed'de 2.158 kişi ölür; bunların 1.507'si Osmanlı tebaası (Müslüman ya da Yahudi), 651'i yabancı uyrukludur. İbranice kaynaklarda Türk paşasının raporlarına dayanan 1.700-1.800 rakamı da geçer. Thomson ise Safed'de beş bin Hristiyan ve Yahudiden dört bininin, ayrıca bin kadar Müslümanın öldüğünü yazar; bu rakam resmî sayıların neredeyse iki katıdır ve büyük olasılıkla ilk günlerin dehşetini yansıtır. Yaygın kabule göre Safed'in yaklaşık dört bin kişilik Yahudi cemaatinin yarısı ölmüştür.

Bütün bölge için ilk resmî tahmin 6-7 bin ölüdür. NOAA kataloğu 6.000 ölü verir, İbranice kaynaklar 5-7 bin der. Ambraseys bu tahminin, hakkında hiç bilgi gelmeyen Mercuyun ve Banyas çevresindeki köyleri kapsamadığını vurgular. Ayrıca Lubya'da 143, Rama'da 180, Ciş'te 235 ölü gibi köy rakamları kayıtlarda tek tek geçer.

Büyüklük konusunda da tartışma vardır. 1977'de yayımlanan bir çalışma depremi 6,25-6,5 büyüklüğünde hesaplar; NOAA 6,4 verir. Ambraseys ise 1997'de 120'den fazla yerden gelen hasar bilgisini karşılaştırarak depremin 7'nin üzerinde, sığ ve büyük olasılıkla çoklu bir kırılma olduğunu savunur.

Artçılar, veba ve yağma

Artçı sarsıntılar dört ay kadar sürer. 16 Ocak'taki artçı güneyde, Yafa ve Nablus çevresinde hasar yapar; 22 ve 25 Ocak'takiler Şam'da panik yaratır; 20 Mayıs'taki artçı Haşbeya'da yeni yıkım getirir.

Felaket depremle bitmez. Kısa süre sonra baş gösteren veba ölü sayısını artırır ve kıyıyı iç bölgelerden yalıtır. Ambraseys'in kaynaklarına göre Safed, Taberiye ve çevre köyler sonraki aylarda tekrar tekrar yağmalanır. 1838'de Dürzi isyancılar ve yerli Müslümanlar Safed'i üç gün boyunca basar.

Yahudi cemaati dağılır. Gaon'un öğrencileri olarak bilinen Peruşim cemaatinden yaklaşık 600 kişi Kudüs'e göç eder; bir kısmı depremi, Kudüs yerine Safed'i seçmelerinin cezası olarak yorumlar. Sefarad ve Hasidik Yahudilerin çoğu kentte kalır.

Montefiore Safed'de

Sir Moses Montefiore portresi
Sir Moses Montefiore'nin portresi. 1846 yılına aittir, depremle ilgili değildir. Fotoğraf: Józef Oziębłowski / Marceli Januszewicz · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Józef Oziębłowski - Portrait of Sir Moses Montefiore (1846).jpg)

İngiliz Yahudi hayırsever Sir Moses Montefiore ve eşi Judith, Mayıs 1839'da, depremden iki yıl sonra Safed'e gelir. Ülke yeni bir savaşın eşiğindedir; Montefiore Beyrut'ta, Osmanlı ordusunun sınırı geçtiğini ve İbrahim Paşa'nın direneceğini not eder. Safed'de kadın, erkek, çocuk herkes yamaca ve damlara çıkıp onları karşılar.

Günlüklere göre 22 Mayıs'ta Montefiore deprem için getirdiği parayı kişi başına dağıtmaya karar verir: on üç yaşından büyük her kadın, erkek ve çocuğa bir İspanyol doları, körlere iki dolar. Sefarad ve Aşkenaz ayrımı yapılmaz. Londra'dan depremden hemen sonra gönderilen paranın büyük kısmının din âlimlerine verildiğini öğrenince bunu haksız bulur.

Yeni yapılan evleri gezince üzülür. Çoğu, eski evlerin yıkıntılarının üstüne, yine yamacın en ucuna kurulmuş derme çatma kulübelerdir; Montefiore en hafif depremin bile insanları yine üst üste gömeceğini yazar. Halk ise eski temellerin üstüne yapmanın kazı masrafından kurtardığını, depremden değil, Müslüman komşulardan ve Dürzi baskınlarından korktuğunu söyler. Montefiore, cemaatin son beş yılını özetlerken önce yağma, sonra deprem, en son Dürzi saldırısı diye yazar ve pek çok kişinin bir önceki yıl açlıktan öldüğünü duyduğunu not eder.

Aynı yolculukta Montefiore Yahudi nüfusunun ilk sayımını yaptırır; Safed defterlerinde bazı ailelerin yanına depremde can ya da mal kaybettikleri yazılır. 13 Temmuz 1839'da İskenderiye'de Mehmed Ali Paşa'yla görüşür ve depremde yıkılan Taberiye surunun yeniden yapılmasını ister; paşa rapor istenmesini ve surun onarılmasını emredeceğini söyler. Montefiore sonraki yıllarda Safed'e toplam yedi kez gelir ve kentteki sinagogların ve Yahudi evlerinin yeniden yapımının önemli bir kısmını finanse eder.

Neyi değiştirdi

1837 depremi Celile'deki Yahudi yerleşiminin ağırlık merkezini değiştirdi: Peruşim cemaati Kudüs'e taşındı, Safed bir süre ağırlıkla Hasidik bir kent olarak kaldı. Yine de Yahudi nüfusu yüzyılın sonuna kadar beş kattan fazla büyüdü. Deprem, veba ve yağma bir araya gelince iş gücü pahalandı ve bölgede ticaret birkaç yıl boyunca durma noktasına geldi. Mısır yönetimi 1840-41'de sona erdi.

Bilim için 1837 depremi, Ölü Deniz Fay Zonu'nun ne kadar büyük depremler üretebileceğinin örneklerinden biri. Ambraseys'e göre 20. yüzyıl bu fay için sakin bir dönemdi; aletli kayıt çağında benzer büyüklükte bir deprem olmadı. Bu yüzden 1837'nin büyüklüğü, bugün bölgedeki deprem tehlikesinin hesaplanmasında önemli.

Bugün

Safed'de Abuhav Sinagogu
Safed'deki Abuhav Sinagogu, 2010. Depremde güney duvarı dışında yıkılmış, sonra yeniden yapılmıştır. Fotoğraf: Gerd Eichmann · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Safed-Abuhav-Synagoge-02-aussen-2010-gje.jpg)

Safed bugün yaklaşık 39 bin nüfuslu bir İsrail kenti. Eski Yahudi mahallesinde 32 sinagog var. Bunlardan Abuhav Sinagogu depremde neredeyse tamamen yıkıldı; Tora dolaplarının bulunduğu güney duvarı ayakta kaldı ve bugün de duruyor. Tepedeki kalenin yıkıntıları hâlâ görülüyor. Safed'in Yahudileri uzun yıllar boyunca 24 Tevet'i yas günü olarak andı. Kent, Taberiye ile birlikte İsrail'de deprem riski en yüksek yerler arasında sayılıyor.

Kaynaklar

  • N. N. Ambraseys (1997), The earthquake of 1 January 1837 in Southern Lebanon and Northern Israel, Annali di Geofisica XL/4 (konsolosluk yazışmaları, resmî hasar listeleri ve ek)
  • W. M. Thomson, Journal of Mr. W. M. Thomson on a visit to Safet and Tiberias, Missionary Herald 33 (11), Kasım 1837 (deadseaquake.info derlemesinden)
  • W. M. Thomson, The Land and the Book (1859; 1861 baskısı, II. kısım XIX. bölüm)
  • Diaries of Sir Moses and Lady Montefiore, 1. cilt, 1839 bölümleri (Project Gutenberg)
  • NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt 1794
  • Vikipedi (İngilizce: 1837 Galilee earthquake, Safed, Tiberias, Abuhav Synagogue; İbranice: 1837 Safed depremi), başlangıç kaynağı

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları