İçeriğe geç
Cuma, 2 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Ortadoğu ve Kafkasya Depremleri

1033 Filistin Depremi: Remle'den Kudüs'e Yıkılan Fatımî Eyaleti

5 Aralık 1033 ikindisinde Ürdün Vadisi Fayı kırıldı; Fatımî Filistin'inin başkenti Remle'nin üçte biri, Nablus'un yarısı yıkıldı, Kudüs'te Mescid-i Aksa çöktü, Akka'da deniz bir saatliğine limandan çekildi. Bir kâtibin Kahire'ye mektubu, Arap tarihçiler ve 70 bin ölü rakamının sorunu: belgesel anlatım.

DepremleYasam 13 dk okuma

Aralık 1033, bir perşembe ikindisi. Filistin, Kahire'deki Fatımî halifesinin yönetiminde. Eyaletin başkenti Remle'de insanlar günlük işlerini bitirmek üzere. Güneş batmadan hemen önce, Lut Gölü'nden Taberiye Gölü'ne uzanan Ürdün Vadisi boyunca yer yarılıyor. Remle'nin büyük camisi yıkılıyor, Kudüs'te Mescid-i Aksa çöküyor, Akka'da deniz bir saatliğine limandan çekiliyor. Bugünkü kataloglar 70 bin ölü yazıyor; ama o günü yaşayanların hiçbiri böyle bir sayı vermiyor.

Depremden önce

11. yüzyılın başında Filistin, Mısır merkezli Fatımî Halifeliği'nin bir eyaletidir. Halife, 1021'de on altı yaşında tahta çıkan ez-Zâhir li-İ'zâzi Dînillâh'tır. Devleti fiilen vezir Ali bin Ahmed el-Cercerâî yönetir. Eyaletin başkenti Kudüs değil, Remle'dir. Emevî halifesi Süleyman bin Abdülmelik'in 8. yüzyılın başında kurduğu şehir, Kahire'yi Şam'a bağlayan yolla Yafa limanından Kudüs'e çıkan yolun kesiştiği yerdedir. Çömlek, boya, dokuma ve zeytinyağı ticaretinin merkezidir.

Remle'nin son yirmi yılı zor geçmiştir. Tayy kabilesinin Cerrahoğulları kolu 1024'te ayaklanır, şehri ele geçirir, halkı yağmalar. Fatımî komutanı Anuştekin ed-Dizberî ancak 1029'da Taberiye Gölü yakınında Bedevileri yenerek bölgeye düzen getirir. Kudüs'te Kıyamet Kilisesi, 1009'da yıkıldığından beri harabedir; ez-Zâhir döneminde Bizans'la yapılan bir antlaşmayla yeniden yapımına izin verilecektir.

Bütün bu şehirlerin altında Ölü Deniz Fayı uzanır. Afrika ve Arap levhalarını ayıran bu fayın Ürdün Vadisi kolu, Lut Gölü'nden Taberiye Gölü'ne kadar yaklaşık 110 kilometre boyunca kuzey-güney doğrultusunda ilerler. Aynı kol daha önce 749 yılında da kırılmış, bölgeyi yıkmıştır. Mescid-i Aksa'nın kendisi de 746'daki bir depremde yıkılıp Abbasîler döneminde yeniden yapılmıştır.

Perşembe ikindisi

Depremin tarihi bile kaynaklarda tek değildir. Bugünkü kataloglar ve NOAA 5 Aralık 1033'ü verir; bazı araştırmacılar 6 Aralık'ı yazar. Antakyalı tarihçi Yahya el-Antâkî depremi hicri 425 yılının 10 Safer'ine koyar; ama bu tarih cumaya denk geldiği için araştırmacılar onun perşembe gününe, yani 10 Muharrem'e (5 Aralık) işaret ettiğini düşünür. Yaklaşık on dört yıl sonra Remle'den geçen İranlı gezgin Nâsır-ı Hüsrev ise Remle camisindeki bir yazıtta 15 Muharrem 425 tarihini okur; bu, 10 Aralık'a denk gelir.

En canlı anlatım, Remle'deki Yahudi cemaatinin kâtibi Şelomo ben Semah'tan gelir. Kahire'ye yazdığı ve bugün Cambridge Üniversitesi'ndeki Kahire Genizası koleksiyonunda saklanan mektubunda depremi Yahudi takviminin 12 Tevet'ine, bir perşembe gününe, güneş batmadan hemen öncesine koyar. Ondan önce kara bulutlar toplanmış, şiddetli yağmur yağmış, gökte iki gökkuşağı görünmüştür.

Şelomo'nun anlattığına göre önce duvarlar esner, kirişler yerinden çıkıp yeniden yerine oturur. Ardından sağlam binalar çöker, yeni yapılmış evler yıkılır. Dağların "geyik gibi sıçradığını" yazar. Halk, efendi ve hizmetkâr ayırt etmeden kendini sokaklara atar.

Bugünkü bilim insanları depremin büyüklüğünü 7'nin üzerinde tahmin eder. Lut Gölü'nün tortu katmanlarını inceleyen Migowski ve arkadaşları 2004'te 7,1 değerini verir; İtalya'nın Ulusal Jeofizik ve Volkanoloji Enstitüsü (INGV) 7,3 hesaplar. Ağır hasar Lut Gölü'nden Taberiye Gölü'ne kadar yaklaşık 190 kilometre boyunca sıralanır; bu, fayın bütün Ürdün Vadisi kolunun kırıldığını düşündürür.

Remle'de sekiz gün

Remle Beyaz Cami kalıntıları
Remle'deki Beyaz Cami'nin kalıntıları ve sonradan eklenen minaresi, 2012. Fotoğraf deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Oddity Ina Pardo · CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons (White Mosque, Ramla 2012.jpg)

Eyalet başkenti Remle ağır yıkılır. Kaynakların rakamları birbirini tutmaz. Bağdatlı tarihçi İbnü'l-Cevzî şehrin üçte birinin yıkıldığını, büyük caminin çöktüğünü ve halkın büyük bir kısmının öldüğünü yazar; İbnü'l-Esîr de evlerin yaklaşık üçte birinin çöktüğünü kaydeder. Yahya el-Antâkî ise Remle'deki evlerin yarısının ve surların bazı kısımlarının yıkıldığını, çok sayıda kişinin öldüğünü söyler.

Gece de, ertesi gün de, ertesi gece de yer sallanmaya devam eder. Şelomo'ya göre artçılar yaklaşık sekiz gün sürer. Kimse evine girmeye cesaret edemez; halk şehrin dışında, açıkta yatar. İbnü'l-Cevzî de Remlelilerin sekiz gün şehir dışında kaldığını yazar. Cemaat önderleri oruç ilan eder, topluca dua edilir.

Şelomo, depremin gece gelseydi ölü sayısının çok daha fazla olacağını not eder. Bir başka şükür sebebi de, insanlar açıkta kaldığı günlerde yağmurun yağmamasıdır; bunu "büyük mucize" diye anar. Mektubunda şehrin valisinin ve halifenin hizmetindeki adamların şehir dışında çadır kurduğunu yazar. Bu cümle iki türlü okunur: Dead Sea Quake kataloğundaki çeviride vali ve askerler çadırları kendileri için kurar ve uzun süre orada kalır; mektubu inceleyen Cambridge'li araştırmacı Ben Outhwaite ise çadırların halk için kurulduğunu, bunun bir Fatımî yardımı olduğunu düşünür.

Kudüs'te Mescid-i Aksa

Remle'nin yaklaşık 40 kilometre doğusundaki Kudüs'te de yıkım büyüktür. Yahya el-Antâkî, Kudüs'ün büyük camisinin bir kısmının, şehrin çevresindeki manastır ve kiliselerin çöktüğünü yazar. Bu "büyük cami", Harem-i Şerif'in güneyindeki Mescid-i Aksa'dır. Abbasî halifesi el-Mehdî'nin 780'deki onarımından sonra on beş sahınlı ve ortası kubbeli bir yapı olan cami ağır hasar görür.

Şehrin surları yer yer yıkılır. Yafa Kapısı yakınındaki Mihrab-ı Davud'dan büyük bir parça kopar. İbnü'l-Cevzî'ye göre Harem-i Şerif'teki Kubbetü's-Sahra ise zarar görmez. Güneyde, Halil'de (Hebron) Hz. İbrahim'in camisinin bir kısmı yıkılır, mağaranın bulunduğu bölüm sağlam kalır.

Bizanslı yazarlar da depremi kaydeder. Yunanca bir kaynak Kudüs'te sayısız insanın öldüğünü söyler; 12. yüzyıl Bizans tarihçisi Mikhail Glykas ise yerin kırk gün sallandığını yazar. Bu iki ifade de bir sayı değil, büyüklüğün dile getirilişidir.

Nablus, Eriha ve yutulan köyler

Ürdün Vadisi'ne yakın şehirler en ağır darbeyi alır. İbnü'l-Cevzî'ye göre Nablus'taki evlerin yarısı yıkılır ve 300 kişi ölür. Bu, depremle ilgili eski kaynaklarda bir şehir için verilen tek açık ölü sayısıdır. Yahya el-Antâkî Eriha'nın halkıyla birlikte yerin içine gömüldüğünü, aynı şeyin Nablus'ta ve çevre köylerde de yaşandığını anlatır.

15. yüzyılda yazan es-Suyûtî, eski kayıtlardan aktararak el-Bâdân köyünün halkı ve hayvanlarıyla birlikte toprağın altında kaybolduğunu, aynı bölgedeki başka köylerin de aynı akıbete uğradığını yazar. Araştırmacılar bunları depremin tetiklediği heyelanlar olarak yorumlar.

Hişam Sarayı kalıntıları
Eriha'daki Hişam Sarayı'nın kalıntıları, 2017. Fotoğraf deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Randa Fawzi · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Hisham Palace in Jericho2.jpg)

Eriha'nın kuzeyindeki Emevî sarayı, bugün Hişam Sarayı ya da Hirbetü'l-Mefcer olarak bilinen yapı, uzun süre 749 depreminde yıkılmış sayılmıştır. 2013'te yapılan bir jeolojik inceleme bu görüşü değiştirir: sarayın zemininde fay boyunca 10 santimetreye kadar yanal kayma, devrilmiş sütunlar ve duvarlar bulunur; hasar 749'dan daha şiddetli bir depremi gösterir. Araştırmacılar sarayı asıl yıkan depremin 1033 olduğunu düşünür. Çöken bir kemerin altında bulunan insan kalıntılarının da bu depremin kurbanları olabileceği değerlendirilir.

Kıyıda Gazze'nin ve Askalan'ın minareleri yıkılır. Gazze Ulu Camii'nin minaresinin tepesi çöker, şehrin deniz feneri ağır hasar görür. Kuzeyde Banyas da yıkımdan payını alır; hasar haberleri Mısır'a kadar ulaşır.

Akka'da çekilen deniz

Akka limanı
Akka limanı, 2016. Fotoğraf deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Oren Rozen · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Acre 201016 Port 03.jpg)

Akdeniz kıyısındaki Akka'da evler çöker ve Yahya el-Antâkî'ye göre çok sayıda kişi ölür. Aynı tarihçi tuhaf bir olayı da kaydeder: deniz suyu limandan çekilir, yaklaşık bir saat sonra yerine döner. Bu, bir tsunaminin tipik işaretidir. Bazı kayıtlar dönen dalganın limanı kısmen yıktığını, Lübnan kıyılarında da dalgalar görüldüğünü yazar. INGV'nin Avrupa-Akdeniz tsunami kataloğu bu olayı "kesin tsunami" olarak sınıflar.

Ayrıntılar ise tartışmalıdır. Bazı derlemeler, çekilen denizin dibine inip balık ya da eşya toplayanların geri gelen dalgada boğulduğunu yazar. Yunan sismolog Nicholas Ambraseys, tsunaminin Akka ile sınırlı kaldığını ve kara içinde hasar ya da ölüme yol açmadığını savunur. Daha 1956'da araştırmacı Shalem, bu anlatıların bir kısmının 1068 depremiyle karışmış olabileceğinden şüphelenmiştir.

Yetmiş bin ölü sorusu

NOAA'nın Önemli Depremler Veritabanı ve onu kaynak alan pek çok liste, 1033 depremi için 70 bin ölü sayısını verir. Bu rakam, Sahil A. Alsinawi ve arkadaşlarının derlemesinden gelir. Okunan çağdaş kaynakların hiçbirinde böyle bir toplam yoktur.

O günü yaşayanların ya da kısa süre sonra yazanların verdiği tablo farklıdır. Yahya el-Antâkî ve İbnü'l-Cevzî "çok sayıda" ölüden söz eder; tek açık sayı Nablus'un 300 ölüsüdür. Şelomo ben Semah, enkaz altında çok insan öldüğünü yazar ama sayı vermez. En çarpıcı çelişki Nâsır-ı Hüsrev'den gelir: 1047'de Remle'deki büyük caminin revaklarından birinde gördüğü yazıt, depremin pek çok binayı yıktığını ama kimsenin yaralanmadığını söyler. Bu yazıt büyük olasılıkla tek bir yapıyı ya da şehrin bir kısmını anlatır; yine de İbnü'l-Cevzî'nin "halkın büyük kısmı öldü" ifadesiyle yan yana konunca, kaynakların ne kadar ayrıştığını gösterir.

Remle, Kudüs, Nablus, Akka ve çevre köylerin 11. yüzyıldaki nüfusu düşünüldüğünde 70 bin ölü yüksek bir sayıdır. Kesin olan şudur: deprem binlerce kişiyi öldürmüş, birkaç şehri ağır yıkmıştır; ama gerçek ölü sayısı bilinmiyor.

Halifenin onarımı

Mescid-i Aksa kubbe mozaikleri
Mescid-i Aksa'da kubbe kasnağındaki mozaikler, 1920 dolayı. Fotoğraf deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Matson Collection · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (The Temple area. Mosque el Aksa (i.e., al-Aqsa), int(erior). Drum of the dome showing mosaics. LOC matpc.02508.jpg)

Kahire'deki Halife ez-Zâhir, Kudüs'te şehrin tarihindeki belki de en büyük onarım işini başlatır. Çalışmalar 1034'ten 1038'e kadar sürer. Mescid-i Aksa 1034-1036 arasında yeniden yapılır; ama eski on beş sahın yerine yedi sahınla, daha küçük olarak. Kubbeye açılan büyük kemer bitkisel motifli mozaiklerle kaplanır. Kemerin üstündeki altın yaldızlı yazıt, camiyi Hz. Muhammed'in Mirac yolculuğuyla doğrudan ilişkilendirir. Bugünkü caminin planı bu 11. yüzyıl yapısının hatlarını korur.

Harem-i Şerif'teki yazıtlar onarımın takvimini verir: biri dış duvarların onarımını hicri 425'e (1033/34), bir diğeri Aksa kubbesinin onarımını ve yeniden yaldızlanmasını 426'ya (1034/35) tarihler. Kubbetü's-Sahra ahşap kirişlerle güçlendirilir; Süleyman Ahırları olarak bilinen alt yapılar da onarılır.

Ez-Zâhir, onarımların sonunu göremez; 13 Haziran 1036'da vebadan ölür. Yerine oğlu el-Müstansır geçer. Mescid-i Aksa'daki işler ancak 1065'te, onun döneminde tamamlanır.

Neyi değiştirdi

Deprem Kudüs'ün haritasını değiştirir. 5. yüzyılda Bizans imparatoriçesi Eudokia'nın yaptırdığı, Sion Dağı'nı ve Kidron Vadisi'ne bakan güney yamacını içine alan surlar onarılmaz, terk edilir. Ez-Zâhir'in yeniden kurduğu surlar şehri daha dar bir alana çeker. Sion Dağı bugün de büyük ölçüde surların dışında kalır.

Deprem bilime de bir şey bırakır. Yahya el-Antâkî'nin Akka'da çekilen denizi, Doğu Akdeniz'in en iyi belgelenmiş tarihî tsunamilerinden biridir. Hişam Sarayı'nın yeniden tarihlenmesi ise tek bir yanlış varsayımın, bir arkeolojik alanın bütün kronolojisini nasıl değiştirebileceğini gösterir. Bin yıl önce bir kâtibin Kahire'ye yazdığı mektup da, sayıların yerine insanların ne yaşadığını anlatan nadir belgelerden biridir.

Bugün

1033, Ürdün Vadisi Fayı'ndaki son büyük depremdir. Fayın yılda yaklaşık 4,9 milimetre kaydığı hesaplanır; bu, bin yıldır biriken yaklaşık 5 metrelik bir kayma demektir. Araştırmacılar, fayın tamamı kırılırsa 7,4 büyüklüğünde bir deprem üretebileceğini tahmin eder. 2020'de Tel Aviv Üniversitesi'nden araştırmacılar, bölgede büyük depremlerin sıklığının hafife alındığını söyler. Araştırmacılar bölgede 6,5 büyüklüğünde bir deprem beklendiğini de belirtir. 2001, 2004 ve 2011 tarihli raporlar, İsrail hükümetinin eski binaların güçlendirilmesine kaynak ayırmadığını tespit eder.

Remle'de Emevîlerin yaptırdığı Beyaz Cami'den bugün yalnızca kalıntılar ve sonradan eklenen minare ayakta. Kudüs'te Mescid-i Aksa, ez-Zâhir döneminde çizilen hatlar üzerinde duruyor. Eriha'da Hişam Sarayı'nın yıkıntıları bir müze alanı. Akka limanı ise, bir saatliğine kuruyup yeniden dolduğu o günün izini taşımıyor.

Kaynaklar

  • Yahya el-Antâkî, Tarih (Guidoboni ve Comastri, 2005, İngilizce çevirisinden)
  • İbnü'l-Cevzî, el-Muntazam; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil fi't-Târîh; es-Suyûtî (hicri 425 yılı kayıtları, Dead Sea Quake kataloğundaki çevirilerden)
  • Şelomo ben Semah'ın Remle'den mektubu, Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi, T-S 18J3.9 (Princeton Geniza Projesi kaydı)
  • Outhwaite, B. (2023). "We have seen the mountains shaking": Fatimid humanitarian relief and the earthquake of 1033. Cambridge Genizah Research Unit, Fragments blogu
  • Nâsır-ı Hüsrev, Sefername (1047 Remle ziyareti)
  • Guidoboni, E. ve Comastri, A. (2005). Catalogue of Earthquakes and Tsunamis in the Mediterranean Area from the 11th to the 15th Century. INGV.
  • Ambraseys, N. N. (2009). Earthquakes in the Mediterranean and Middle East: A Multidisciplinary Study of Seismicity up to 1900.
  • INGV, Euro-Mediterranean Tsunami Catalogue (EMTC 2.0), 1033 kaydı
  • Dead Sea Quake (deadseaquake.info) tarihî deprem kataloğu, 11. yüzyıl Filistin depremleri ve Kudüs sayfaları
  • NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı
  • Vikipedi (İngilizce), 1033 Jordan Valley earthquake, Al-Aqsa Mosque, Ramla, Al-Zahir li-I'zaz Din Allah, Hisham's Palace, Great Mosque of Gaza (başlangıç kaynakları)

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları