İçeriğe geç
Cumartesi, 3 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Türkiye Depremleri

1822 Halep Depremi: Kırk Saniyede Yıkılan Taş Şehir

13 Ağustos 1822 akşamı 7,0 büyüklüğündeki deprem Halep'in üçte ikisini yıktı; Antakya, Lazkiye, Cisr eş-Şuğur, Kilis ve Antep de harap oldu. Ölü tahminleri 20 bin ile 60 bin arasında. Kapalı şehir kapısını taşlarla açan bir İngiliz'in mektubu, konsolos ve gezgin tanıklıkları, iki buçuk yıl süren artçılar ve bir daha eski hâline dönmeyen ticaret şehri.

DepremleYasam 13 dk okuma

13 Ağustos 1822, sıcak bir yaz akşamı. Osmanlı'nın en büyük şehirlerinden Halep'te insanlar serinlemek için damlara ve avlulara çıkmış. Bir hafta boyunca yer arada bir hafifçe titremiş, kimse aldırmamış. Saat sekiz sularında sert bir sarsıntı geliyor; yarım saat sonra ikincisi. Kırk saniye içinde taştan kurulmuş şehrin büyük kısmı yere iniyor. Aynı gece Antakya, Lazkiye, Cisr eş-Şuğur, Kilis ve Antep de yıkılıyor.

Depremden önce

Halep Kalesi'nin panoramik görünümü
Halep Kalesi. Fotoğraf 2010 yılına aittir, deprem dönemine ait değildir. Fotoğraf: James Gordon from Los Angeles, California, USA · CC BY 2.0, Wikimedia Commons (The Citadel of Aleppo, Syria, panoramic.jpg)

Halep 1822'de Osmanlı'nın büyük ticaret şehirlerinden biridir. Kaynaklar şehrin ve banliyölerinin nüfusunu 200 bin civarında, ev sayısını 40 bin dolayında verir. Evler, camiler, hanlar ve çarşılar taştandır. Şehrin ortasında kale yükselir; surların içinde Müslüman, Hristiyan ve Yahudi mahalleleri iç içedir. Avrupa devletlerinin konsoloslukları buradadır; İngiliz konsolosluğu şehirde 230 yıldır faaliyettedir. Levant Kumpanyası'nın konsolosu John Barker, 1799'dan beri bu görevdedir.

Şehir, Ölü Deniz Fay Zonu'nun kuzey ucuna yakındır. Arap levhası bu hat boyunca Afrika levhasına göre yılda yaklaşık 5 milimetre kuzeye kayar. Bölge daha önce de büyük depremler görmüştür: 115'te Antakya, 1138'de Halep, 1170'te Suriye.

5 Ağustos'tan itibaren Halep'te ve Antakya'da hafif sarsıntılar hissedilir; 12 Ağustos'a kadar ara ara sürerler. Kimse telaşlanmaz. Sonradan derlenen bilgilere göre deprem öncesinde kuyu sularının ısındığı anlatılır.

Yarım saat arayla

13 Ağustos akşamı, yerel saatle 20.00 civarında, hissedilir bir öncü sarsıntı gelir. Ana deprem yarım saat sonra, 20.30 dolaylarında vurur. Bir tanık mektubunda saati "dokuz buçuk sularında" diye yazar; bugünkü kataloglar ise öncüyü 20.00, ana şoku 20.30 olarak verir. Ana sarsıntı üç evrede, toplam kırk saniye sürer. Büyüklüğü bugün 7,0 olarak hesaplanır. Ardından gelen sekiz dakika içinde yaklaşık 30 sarsıntı daha olur.

Saat önemlidir: sıcak bir yaz akşamıdır ve pek çok aile damlarda ya da avlularda oturmaktadır. Halep, Antakya, Süveydiye ve İskenderun'da gökyüzünde bir ışık parlaması görüldüğü anlatılır. Halep'in içinden geçen Kuveyk Irmağı, Haylan yakınlarında saatlerce akmaz.

Sarsıntının kaynağı olarak bugün Ölü Deniz Fay Zonu'ndan ayrılan, yaklaşık 140 kilometre uzunluğundaki Aziz Simeon Fayı gösterilir. Yer kırk saniye sallanır; bu süre taş bir şehir için yeterlidir.

Damdaki yatak

O gece Halep'te kalan İngiliz Benjamin Barker, yaşadıklarını sonradan İngiliz ve Yabancı Kitab-ı Mukaddes Cemiyeti'ne bir mektupla anlatır. Mektup 1858'de yayımlanan bir jeoloji kitabında aktarılır (kitapta adı "Mr. Baker" diye geçer). Barker, konsolos John Barker'ın kardeşidir.

Barker o gece dostu Mr. Meseyk'in evinin damında uyumaktadır. Ana depremden yarım saat önce gelen hafif sarsıntıyı hissedince yatağını yüksek bir duvarın dibinden çeker. Uyandığında o duvar, yatağının az önce durduğu yere yıkılmıştır. Giyinmeden eve koşar; ev her yandan çökmektedir. Büyük merdiven yıkıldığı için arka merdivenden iner. Karanlıkta ve tozun içinde basamaklardaki taşları göremez, avluya düşer ve bir cesedin üstüne kapanır. Sonradan öğrenir: bu, ondan bir an önce aynı merdivenden inen evin sadık hizmetkârıdır. Yan taraftaki bir evden düşen taşlar onu öldürmüştür.

Barker şehir kapısına doğru koşmaya başlar. Dar sokaklarda yan duvarları yıkılmış evlerin içi görünmektedir. Mektubunda, çocuklarını kollarına almış, yıkık duvarlara tutunan kadınları ve erkekleri, ayağının altındaki cesetleri ve yarı gömülü insanların çığlıklarını anlatır. Çığlıkların Hristiyanlardan, Yahudilerden ve Türklerden geldiğini yazar.

Kapının önünde

Halep Bab el-Faraj Caddesi
Halep'te Bab el-Faraj Caddesi. Fotoğraf 2009 yılına aittir, deprem dönemine ait değildir. Fotoğraf: Dosseman · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Aleppo Bab al-Faraj Street 8945.jpg)

Barker yorgun düşmüş hâlde, mektupta "Babelfarnige" diye yazdığı kapıya varır; bu büyük olasılıkla şehrin kuzeyindeki Bab el-Faraj'dır. Yer hâlâ sallanmaktadır. Kapı kapalıdır ve kimse kemerin altına girip onu açmaya cesaret edemez. Barker kapıyı karanlıkta yoklar: kilitli değildir, ama kanatları tutan büyük demir sürgüler deprem yüzünden eğilmiştir. Bekçileri arar; bekçiler ölmüştür.

Kapının önünde binlerce kişi toplanmaktadır. Barker diz çöküp dua ederken dört beş Müslüman yanına gelip dua etmeye başlar. Barker onlardan kapıyı açmak için yardım ister. Büyük taşlarla sürgülere vura vura kısa sürede kapıyı açarlar. Barker kapıdan çıktıktan hemen sonra gelen güçlü bir sarsıntı kapıyı yıkar; altında birkaç Yahudi ölür.

Şehrin dışında Barker'ın aklı Antakya'dadır. Kardeşi ve ailesi oradadır. Konsolos John Barker, deprem sırasında Süveydiye yakınlarındaki kır evindedir. Daha sonra, kasabanın her yanında yer yarıklarının görüldüğünü bildirir.

Sabah: yıkılmış bir şehir

Halep Behramiye Camii
1822 depreminde kubbesi çöken Behramiye Camii. Fotoğraf 2009 yılına aittir, deprem dönemine ait değildir. Fotoğraf: Dosseman · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Aleppo Behramiyah Mosque 9137.jpg)

Gün ağardığında Halep'in tablosu ortaya çıkar. Kaynaklar şehrin üçte ikisinin yıkıldığını yazar. Kale surları yer yer çöker; kale içinde oturanların çoğu orayı bırakıp aşağıdaki şehre iner. Emevi Camii'nin minaresi yarılır, Behramiye Camii'nin kubbesi çöker, Kızavani Camii'nin minaresi ortasından kopar, Osmaniye Camii'nin hilali güney kubbesini delerek yere düşer. Hüsreviye Medresesi, Maruni Mar İlyas Kilisesi ve Meryem Ana Katedrali hasar görür. Akabe'deki büyük sinagog yıkılır. İngiliz konsolosluğu tamamen harabe olur.

Halepli tarihçi Tabbah, Yahudi mahallesinin, Attarlar Çarşısı'nın ve Akabe semtinin çöktüğünü kaydeder. Yüzyılı aşkın ömür süren Halepli Muhammed Ağa Mekansi, sokaklarda başı açık çığlık atan kadınları, ölüleri ve yaralıları gördüğünü anlatır. Halep piskoposu Paul Aroutine ve Fransız konsolosluğunun ikinci tercümanı Derché de yıkımı yazıya geçiren tanıklar arasındadır.

Kayıplar mahalle mahalle sayılmaya çalışılır. Avrupalı konsolosların tahminine göre surların içinde 7 bin, banliyölerde 200 kişi ölür. Yaklaşık 3 bin kişilik Yahudi cemaatinden 600 kişi, çoğu kadın ve çocuk, hayatını kaybeder. Ermeni cemaatinin kaybı 1.400 civarında verilir. Avrupalılardan 13 kişi ölür; aralarında Avusturya konsolosu ve baş tercüman da vardır. Ölenler arasında Şeyh Abdullah er-Reza da sayılır.

Antakya'dan Antep'e

Yıkım yalnızca Halep'le sınırlı değildir. Hasar Gaziantep'ten Antakya'ya, Halep'ten Han Şeyhun'a uzanan geniş bir alanı kaplar. Antakya baştan sona harap olur; kaynaklara göre nüfusun yarısı, 4-5 bin kişi ölür. Halk şehri boşaltır ve uzun süre açık arazide yaşar. Antakya hanı, içindeki develer ve hayvanlarla birlikte çöker. 1824 sonunda şehre gelen Amerikalı misyoner Pliny Fisk hâlâ yıkık duvarlar, evler ve camiler görür.

Lazkiye'de Fransız konsolos yardımcısı Charles-Édouard Guys, şehrin üçte birinin yıkıldığını ve 200'e yakın kişinin öldüğünü yazar. Alman misyoner Joseph Wolff ise 150 evin tamamen yıkıldığını, birkaç yüz kişinin öldüğünü bildirir. Liman bölgesinde hasarsız kalan tek bir depo bile yoktur. Cebele daha ağır yıkılır; ölü sayısı 300 olarak verilir, İbrahim bin Edhem'in türbesinin bulunduğu büyük cami çöker.

İskenderun'da kıyı ve ova boyunca zemin sıvılaşır; tarlalar bataklığa döner, eski limanın yakınındaki bazı evler yere gömülür. Asi Nehri'nin dar boğazındaki Cisr eş-Şuğur tamamen yıkılır. Derkuş'ta heyelanlar köyün bir kısmını sürükler ve Asi'nin yatağını bir süre tıkar. Harim ve Armanaz yerle bir olur; İdlib, Eriha, Maarra ve Han Şeyhun büyük ölçüde harap olur. Kuzeyde Kilis yıkılır; ölenler o kadar çoktur ki o yıl zeytin hasadını toplayacak kimse kalmaz. Antep neredeyse tamamen yıkılır; şehrin Ermeni nüfusunun üçte biri ölür, sağ kalanlar ölüleri gömecek rahip kalmadığını anlatır.

Sarsıntı Kudüs'te, Gazze'de, Beyrut'ta, Sayda'da, Şam'da, Trabzon'da ve Urfa'da hissedilir. Kıbrıs ile Lazkiye arasındaki gemiler de sarsıntıyı duyar.

Surların dışında

Halep'te sağ kalanlar surların dışına çıkar ve aylarca orada çadırlarda kalır. Gömülemeyen cesetler yaz sıcağında bozulmaya başlar; bunun yarattığı koku insanları daha uzak yerlere kaçırır. Birkaç gün sonra şehirde göz iltihabı ve dizanteri vakaları çoğalır. Korkudan çok sayıda bebeğin öldüğü yazılır. Yağma ve hırsızlık artar.

Artçılar bitmez. 15 ve 23 Ağustos'ta, 5 ve 29 Eylül'de, 18 Ekim'de yıkıcı sarsıntılar gelir; bunların en ağırı 5 Eylül'dekidir. 30 Haziran 1823'te bir yıkıcı artçı daha olur. Lazkiye'de kırk gün boyunca günde dört beş sarsıntı hissedilir; halk evlerini bırakıp şehrin dışına yerleşir, bazı aileler bir daha dönmez. Deprem dizisi Mart 1824'e kadar, yaklaşık iki buçuk yıl sürer.

Bölge o yıllarda yalnızca depremle uğraşmaz. Aynı dönemde iç çatışmalar, kolera salgını, bedevi akınları ve başıboş askerler kırsalı yıllarca güvensiz bırakır. Haber ve yardım bu yüzden de güç ulaşır.

Kaç kişi öldü

1822 depreminin ölü sayısı kesin değildir. Dönemin raporları bütün deprem dizisi için 30 bin ile 60 bin arasında rakamlar verir. 1858'deki jeoloji kitabı Halep için "yaklaşık otuz bin" der. Deprem araştırmacısı Nicholas Ambraseys'in daha temkinli değerlendirmesine göre toplam ölü sayısı 20 bin civarındadır ve yaralı sayısı da bu kadardır. NOAA'nın veritabanı da toplamı yaklaşık 20 bin olarak verir; Halep için 15-25 bin, Antakya için 4-5 bin, Lazkiye için yaklaşık 200.

2022'de depremi yeniden inceleyen Suriyeli araştırmacılar Darawcheh ve arkadaşları, Halep için kaynaklarda 15 bin ile 25-30 bin arasında değişen rakamlar bulur. Kendi değerlendirmelerine göre Halep'te en az 10 bin kişi ölmüştür ve yaralıların sayısı da buna yakındır. Konsolosların surlar içi için verdiği 7 bin rakamı da hesaba katıldığında, 30 binin üstündeki rakamların abartılı olduğu, 20 bin civarındaki toplamın gerçeğe daha yakın olduğu kabul edilir.

Yeniden kurulan şehir

Dışarıdan yardım sınırlı kalır. Levant Kumpanyası Londra'da bağış toplar; ancak kaynaklara göre Babıâli yabancı yardımını kabul etmez. Etkilenen bölgelere vergi muafiyeti tanınır.

Halep eski hâline dönmez. Hasar o kadar büyüktür ki pek çok kişi şehri terk eder; eski merkezin büyük kısmı onarılmadan bırakılır. Bazı aileler yıkık surların dışında ahşap iskeletli yeni evler kurar. Yıkılan binaların molozu şehrin hendeğini doldurur. Camiler, kiliseler ve medreseler hayırseverlerin bağışlarıyla zamanla yeniden yapılır. Armanaz'daki Ulu Cami'nin güney kapısındaki kitabe, caminin 1822 depreminden sonra yeniden yapıldığını kaydeder.

Onarım yavaş ilerler. Halep'in Maruni piskoposu Germanos Hawa (makalede Jromanus Hawa), 16 Nisan 1823'te İngiliz konsolosuna bir mektup yazar; cemaatin kötü durumundan yakınır ve hasarlı kilisenin onarımı için yardım ister. 1831'de Lazkiye'ye gelen İngiliz gezgin George Robinson, evlerin duvarlarında hâlâ büyük yarıklar ve yerinden oynamış iri taşlar görür.

Neyi değiştirdi

Deprem Halep'in ticari gücünü sarstı. Avrupalı tüccarların çoğu Kıbrıs'a taşındı. Tarihçiler, 1822 depremini Halep'in o dönemde bir ticaret merkezi olarak geri plana düşmesinin başlıca nedenlerinden biri olarak görüyor. Konsolos John Barker'ın Halep'teki görevi 1825'te sona erdi.

Deprem şehrin hafızasında da iz bıraktı. Darawcheh ve arkadaşları, Haleplilerde gerçek bir deprem korkusunun yerleştiğini, zaman zaman yakında büyük bir deprem olacağı söylentilerinin hâlâ yayıldığını yazıyor.

Bilim açısından 1822 depremi, Ambraseys'e göre Ölü Deniz Fay Zonu'nun Doğu Anadolu Fayı ile birleştiği bölgede son beş yüzyılda olan en büyük depremdir. Ambraseys, bu fay kavşağında uzun süren sessizlik dönemlerinin yanıltıcı olabileceğine dikkat çekti.

Bugün

Eski Halep şehri
Eski Halep'in genel görünümü. Fotoğraf 2012 yılına aittir, deprem dönemine ait değildir. Fotoğraf: Majd Mohabek · CC BY 2.0, Wikimedia Commons (حلب القديمة Old Aleppo.jpg)

1822'nin molozu Halep'te uzun süre kaldı. 1844, 1890 ve 1895'te çekilen fotoğraflarda yıkıntılar hâlâ görülüyor; bazıları 20. yüzyılın başına kadar yerinde durdu.

İki yüzyıl sonra aynı fay sistemi bölgeyi yeniden vurdu. 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli depremler Antakya'yı ağır biçimde yıktı, Halep'i de sarstı. Halep Kalesi'nin içindeki Osmanlı değirmeninin bir kısmı çöktü, kuzeydoğu surlarının bazı bölümleri yarılıp düştü, Eyyubi camisinin minare kubbesinden parçalar koptu. Halep vilayetinde en az 156 kişi öldü. Yıllarca süren savaşın da yıprattığı şehir, 1822'de olduğu gibi bir kez daha yeniden kurulmayı bekliyor.

Kaynaklar

  • Darawcheh, R. ve diğ. (2022), "The Great 1822 Aleppo Earthquake", Geofísica Internacional 61: tanık anlatımları (Mekansi, Aroutine, Barker kardeşler, Derché, Guys, Wolff, Neale, Fisk, Robinson), yapı hasarları ve kayıp tahminleri
  • Ambraseys, N. N. (2009), Earthquakes in the Mediterranean and Middle East, Cambridge University Press; Ambraseys (1989), "Temporary seismic quiescence: SE Turkey", Geophysical Journal International (Dead Sea Quake derlemesinde aktarıldığı biçimiyle)
  • Higgins, W. M. (1858), The Earth, s. 310-312: Benjamin Barker'ın İngiliz ve Yabancı Kitab-ı Mukaddes Cemiyeti'ne yazdığı mektup (kitapta "Mr. Baker")
  • NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, 13 Ağustos 1822 kaydı
  • Dead Sea Quake Catalog (deadseaquake.info), "1822 CE Quake" derlemesi
  • Arab News / AFP, "Quake damages ancient citadel in Syria's Aleppo", Şubat 2023
  • Vikipedi (İngilizce ve Türkçe), 1822 Halep depremi ve John Barker (başlangıç kaynağı)

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları