1667 Dubrovnik Depremi: Rektörünü Kaybeden Cumhuriyet
6 Nisan 1667 sabahı Raguza Cumhuriyeti'nin başkenti Dubrovnik birkaç saniyede yıkıldı; Rektör ve soyluların yarısı öldü, liman suyunu yitirdi, yangın ve yağma şehri bitirdi. Osmanlı ile Venedik arasında sıkışan cumhuriyetin hayatta kalma mücadelesi ve bugünkü Barok şehrin doğuşu: mektuplar, arşiv araştırmaları ve kataloglardan belgesel anlatım.
6 Nisan 1667, Paskalya'dan önceki Kutsal Çarşamba. Adriyatik'in güneyinde, surlarla çevrili küçük bir tüccar cumhuriyetinin başkenti Raguza, bugünkü adıyla Dubrovnik, güne başlıyor. Kiliselerde ayin var, fırınlarda ateş yanıyor. Sabah saatlerinde gelen birkaç saniyelik sarsıntı Gotik ve Rönesans şehrini yıkıyor, devlet başkanını öldürüyor, limanın suyunu çekip geri fırlatıyor. Ardından yangın ve yağma geliyor. Cumhuriyet ayakta kalacak, ama eski gücüne bir daha hiç kavuşamayacak.
Depremden önce

1667'de Raguza Cumhuriyeti, Adriyatik kıyısında dar bir şerit ile birkaç adadan oluşan küçük bir devlettir. Başında soylu ailelerin yönettiği bir düzen vardır: bütün soylu erkeklerin oturduğu Büyük Konsey, asıl hükümet işlevini gören Senato ve yalnızca bir ay görevde kalan bir Rektör. Rektör, şehrin ortasındaki Rektör Sarayı'nda yaşar ve çalışır.
Cumhuriyet, 1458'den beri Osmanlı'ya vergi ödeyen bir tabi devlettir. Bu bağ ona dokunulmazlık ve ticaret ayrıcalığı sağlar: Raguzalı tüccarlar Osmanlı topraklarında daha az gümrük öder, gemileri kendi bayrağıyla dolaşır. Ama dönem kolay değildir. 1645'ten beri Venedik ile Osmanlı arasında Girit Savaşı sürmektedir ve iki güç de Raguza'nın stratejik konumuna göz dikmiştir. Cumhuriyetin nüfusu da azalmaktadır; tarihçi Nenad Vekarić'in vergi kayıtlarına dayanan hesabına göre 1500'de 90 bine yakın olan nüfus 1630'larda 40 bin civarına düşmüştür.
Surların içindeki şehir, depremi daha önce de tanımıştır. 1520 ve 1639 depremleri binaları zayıflatmıştır. Sonraki araştırmalar, harçta acı ve deniz suyu kullanılmasının yapıları daha da kırılgan bıraktığını düşünür. Bir tahmine göre surların içinde 6 bin civarında insan yaşar.
Kutsal Çarşamba sabahı
Depremin saati kaynaklara göre değişir. Hırvatça kaynaklar sabah 8 ile 9 arası der; bazı anlatımlar 8.45'i verir, Split Üniversitesi'nin tsunami kataloğu yaklaşık 9'u. ABD'nin NOAA kataloğunda kayıt 07.10 olarak geçer. Sarsıntının süresi 8 ile 15 saniye arasında tahmin edilir.
Hayatta kalanlar, önce bir uğultu duyduklarını, ardından şehri sarsan müthiş bir darbe geldiğini anlatır. O sırada ayin yöneten bir Fransisken rahip, sarsıntının, sunakta Latince bir İncil bölümünün açılış sözlerini söylemesi kadar sürdüğünü yazar. Başkaları süreyi bir Pater Noster duasıyla, kimileri İnanç Duası'yla ölçer.
Büyüklük konusunda da tek rakam yoktur. NOAA depremi yüzey dalgası büyüklüğüyle 7,2 olarak kaydeder; Hırvatça Vikipedi 6,4'e yakın bir değer verir. Şiddet ise Raguza, Ombla ve Gruž'da Avrupa ölçeğine göre 9 olarak belirlenmiştir. Sarsıntı Venedik'ten Arnavutluk'a, İzmir'den İstanbul'a kadar hissedilir. Venedik'in yönetimindeki Kotor'da, yaklaşık 1.300 kişilik kasabada 250-300 kişinin öldüğü tahmin edilir.
Ana darbeden sonra yapılar çökmeye devam eder. Gevşemiş duvarlar devrilir, şehrin arkasındaki Srđ Tepesi'nden kopan dev kayalar gürültüyle aşağı yuvarlanıp önlerindeki her şeyi yıkar. Toprakta yarıklar açılır, kaynaklar kurur. Çöken binaların tozu gökyüzünü karartacak kadar yoğundur.
Denizin çekildiği liman
Limanda başka bir felaket yaşanır. Deniz birden çekilir, limanı kupkuru bırakır, sonra büyük bir güçle geri gelir. Hırvatça kaynaklara göre bu üç kez tekrarlanır; çekilen su dönerken gemileri kıyıya çarpar, rıhtımı parçalar. Bazı gemilerin burnu suyun altına gömülür. Bir tanık, denizin üç gün boyunca olağan seviyesinin altında kaldığını yazar.
Bu tanıklardan biri, o sırada İzmir'e doğru yolda olan Hollanda konsolosu Jacob van Dam'dır. Split Üniversitesi'nin tarihî tsunami kataloğu, Fransisken rahip Vid (Vital) Andrijašević'i ve Venedikli tüccar-hekim Francesco Travagini'yi de olayı ayrıntılı anlatan tanıklar arasında sayar. Aynı kayıt, dalgaların etkisinin Venedik kanallarında bile görüldüğünü not eder.
Surların hemen dışındaki Aziz İvan kalesinin iki kez açılıp kapandığı ama yıkılmadığı anlatılır. Yaralanmayanlar paniğe kapılıp şehirden çıkmaya çalışır; yataktan yarı çıplak fırlayanlar enkazın ve cesetlerin üzerinden atlayarak kaçar. Molozun altından, kıpırdayamayan insanların sesleri gelir.
Yirmi gün süren yangın
Sabah saatidir; evlerde ocaklar, fırınlarda ateş yanmaktadır. Güçlü bir rüzgâr, devrilen ocaklardan çıkan alevleri yıkıntıların arasında yayar. Hırvatça kaynaklara göre yangın 20 gün boyunca söndürülemez ve yüzyıllar boyunca birikmiş sanat ve kültür hazinesini yutar. Bir başka anlatım ise yangınların 8 Nisan'da söndürüldüğünü yazar; muhtemelen büyük yangın kısa sürede bastırılmış, enkazın içindeki ateş ise uzun süre içten içe yanmıştır.
Fransisken Manastırı ve kilisesi depremde ayakta kalır, ama ardından gelen yangın manastırın büyük kısmını ve ünlü kütüphanesini yok eder. Şehrin ana caddesi Stradun'u çevreleyen evlerin tamamı yıkılır; cadde molozla tıkanır. Eski katedral yıkılır.
Kamu binalarının dörtte üçünden fazlası yok olur. Ayakta kalanlar azdır: Gümrük ve darphane olarak kullanılan Sponza Sarayı depremi neredeyse hasarsız atlatır; Rektör Sarayı'nın ön cephesi ayakta kalır, ama bina ağır hasar görür. Dominiken ve Fransisken manastırlarının kiliseleri, Aziz Vlaho (Blaise) Kilisesi, küçük Kurtarıcı Kilisesi ve şehir surları görece sağlam kalır.
Rektörsüz bir cumhuriyet

Ölenler arasında devletin başı da vardır. Kaynakların çoğuna göre o ay Rektör olan Šimun Getaldić (İtalyanca adıyla Simone Ghetaldi) ailesiyle birlikte enkaz altında ölür. Bir anlatıma göre o, cumhuriyetin uzun tarihinde görevdeyken ölen tek Rektör'dür. İngilizce Vikipedi'nin Raguza Cumhuriyeti maddesi ise ölen Rektör'ün adını Šišmundo Gundulić olarak verir; bu yazı çoğunluğun verdiği adı izliyor.
Ölen yalnız Rektör değildir. Tarihçi Robin Harris'e göre Büyük Konsey üyelerinin yarısı hayatını kaybeder; soylu nüfusun yarısı yok olur. Başpiskopos Ancona'ya kaçar. Devlet bir anda başsız kalmıştır.
Hayatta kalanlar hızla bir düzen kurmaya çalışır. 11 Nisan'da olağanüstü kararlar alınır: kimse şehri terk etmeyecek, 300 asker toplanacak, her biri 50 askerden sorumlu altı kaptan atanacak, on aileden oluşan geçici bir yönetim kurulacaktır. 23 Nisan'da cumhuriyeti yönetmek üzere 12 vali seçilir ve ilk kez soylu olmayan halkın da oy vermesine izin verilir. Senato depremden sonra ilk kez 3 Haziran'da, Büyük Konsey 10 Haziran'da toplanır.
Hırvatça kaynaklar, depremin hemen ardından iki Venedik kadırgasının surların en çok hasar gören kesiminde karaya asker çıkarmaya başladığını anlatır. Lovrijenac kalesinin komutanı Pero Ohmučević ateş açılmasını emreder; top atışlarından sonra kadırgalar geri çekilir. Bu, Dubrovnik kalelerinden ateş açılan nadir anlardan biri olarak hatırlanır.
Mektuplar
O günlerin en canlı izleri, Roma'ya ve Ancona'ya yazılan mektuplardadır. Kanonik Bernard Giorgi, nisan sonunda Roma'daki Stjepan Gradić'e yazdığı mektupta yıkımı anlatamadığını, başını yaslayacak güvenli bir yeri bile olmadığını söyler. Mektubun Hırvatça çevirisinde geçen bir cümle bütün tabloyu özetler: "Yıkıntılar, ateş ve yağma şehri bitirdi."
Fransisken rahip Vital Andrijašević, depremden on gün sonra, 16 Nisan 1667'de Ancona'daki din adamı Diodon Bosdari'ye bir mektup yollar. Andrijašević manastırın kütüphanesini düzenlemiş bir bilgindir; deprem günü insanları ve kültür varlıklarını kurtarma çabasıyla öne çıkar.
Soylu Frano Bobaljević'in hikâyesi de kaynaklara geçmiştir. Kalabalık ailesinin bütün üyelerini kaybeder, servetinin yok olup yağmalandığını görür ve sinirleri bozulur. Şehrin dışına taşınır, kalan servetini saklamak için Venedik'ten sandıklar ister. Bunić ailesi ise iki ay için Ston'a gider; Gruž'dan kalan eşyaları getirildikten sonra şehre döner.
Yağma ve susuzluk
Devletin dağıldığı ilk haftalarda şehir yağmaya açık kalır. Kaynaklar, hem iç bölgelerden gelen Ulahların hem de cumhuriyetin kendi halkının yıkıntılardan altın, gümüş, mücevher ve kutsal emanet topladığını yazar. Hizmetkârlar, hazinenin nerede saklandığını bildikleri efendilerinin evlerini soyar.
Tarihçi Petrica Balija'nın ceza mahkemesi kayıtları üzerine yaptığı araştırma, bu yağmanın zaman içinde nasıl değiştiğini gösterir. İlk şikâyetler yıkılan evlerden çalınan eşya ve değerli şeylerle ilgilidir. 1668 başından itibaren inşaat malzemesi hırsızlığı artar ve yılın sonunda en yaygın suç olur. 21 Haziran 1667 ile 1676 sonu arasındaki şikâyetlerin yaklaşık yüzde 70'i yeniden yapım için kullanılan malzemenin çalınmasıyla ilgilidir.
Su da büyük bir sorundur. Deprem şehrin su kemerini parçalamıştır. Kuyuların bir kısmı kurur, bir kısmından su yerine sarımsı, koyu bir çamur gelir. Su dışarıdan getirilir, yağmurdan toplanır ya da şaşırtıcı biçimde hasar görmeyen Gruž'daki Dominiken manastırının kuyularından çekilir. Kemerin onarımı için büyük para ayrılır.
Kara Mustafa'nın 300 kesesi
Deprem, cumhuriyeti siyasi açıdan da en savunmasız anında yakalar. Venedik diplomasisinin oyunları, Osmanlı'nın baskısı ve haydut baskınları birbirine eklenir. Hırvatça kaynaklara göre Kara Mustafa Paşa temmuzda 300 kese dolusu duka ister. Bosna paşasının, cumhuriyetin bir Osmanlı sancağına dönüştürülmesi tehdidinde bulunduğu ve Raguzalılar için "sultanın merhametini değil, kılıcını hak ediyorlar" dediği aktarılır.
Raguza dört bir yana yardım için başvurur. Fransa Kralı XIV. Louis, savaşta olduğu için yardım edemeyeceğini bildirir. Vatikan ise Venedik'e Raguza'ya saldırmaması için baskı yapar. Sonunda cumhuriyet 300 keseyi ödemekten kurtulur, ama bazı mallar verilir.
Baskı yıllarca sürer. 1677'de diplomat Marojica Kaboga ve şair Nikola Bunić, Kara Mustafa'nın cumhuriyeti Osmanlı topraklarına katma niyetini önlemek için İstanbul'a gider. Kaboga ilginç bir adamdır: bir kavgada Rektör'ün bir görevlisini öldürdüğü için ömür boyu hapse mahkûm edilmiş, deprem kargaşasında hapisten kurtulmuştur. Ama bu görev ağır olur: Kaboga 13 Aralık'ta tutuklanır ve yıllarca hapiste kalır; Bunić önce Saraybosna'da tutulur, sonra Silistre'ye götürülür ve 1678'de orada hastalanarak ölür. Kaboga ancak 1683'te Kara Mustafa Viyana bozgunundan sonra öldürüldüğünde serbest kalıp dönebilir.
Barok yeniden yapım
Yıkımın ilk günlerinde, şehri tamamen terk edip yakındaki Lapad yarımadasında yeni bir yerleşim kurma fikri ortaya atılır. Ama surların ayakta kalması, şehri yerinde yeniden kurma kararını belirler. Senato, molozu temizleyen 62 işçiyi denetlemek için üç soylu, surlar için üç soylu daha görevlendirir. Görece sağlam kalan Aziz Vlaho Kilisesi, yeni katedral bitene kadar katedral olarak kullanılmak üzere onarılır.
Yeniden yapımın arkasındaki en önemli isim, Roma'da cumhuriyetin temsilcisi olan rahip ve bilim insanı Stjepan Gradić'tir. Gradić, papalık çevresindeki bağlantılarını kullanarak Avrupa'nın dört bir yanından yardım toplar; Hırvatça Vikipedi'ye göre İtalyan bankalarından kredi bulur ve yeniden yapım için 71.665 skudo sağlar. Yerel ustaların bilgisi ve imkânı yetmediği için İtalya'dan mimar ve mühendisler getirilir. Gradić, depremi Latince dizelerle anlatan bir şiir de yazar; Nikola Bunić ise şehrin yeniden yapımını anlatan bir manzume bırakır.

Yeni katedrali, Gradić'in yönlendirmesiyle Romalı mimar Andrea Buffalini tasarlar. Yapım 1671'de başlar, Cenovalı ve Sicilyalı mimarların elinden geçerek kırk yıl sürer ve 1713'te Dubrovnikli usta İlija Katičić tarafından tamamlanır. Rektör Sarayı'nın onarımı ise önce eski Gotik-Rönesans görünümünü korumaya yöneliktir; 1689'da Sicilyalı mimar Tommaso Napoli'nin gelmesiyle saray Barok bir kimlik kazanır.
Stradun bugünkü görüntüsünü bu dönemde alır. Depremden önce caddenin evleri farklı biçimlerde, çoğu kemerli ve süslüdür. Cumhuriyet, yangından sonra bütün yeni evlerin planını belirleyen bir yasa çıkarır: zemin katta, kapı ile pencerenin tek bir yarım daire kemer altında birleştiği bir dükkân; üst katlarda yaşam alanı; mutfak ise yangının yayılmasını önlemek için her zaman en üstte, çatı katında.
Kayıp
Ölü sayısı en çok tartışılan konudur. NOAA veritabanı 5 bin ölü kaydeder. Dönemin kaynakları 4 bin civarında kayıptan söz eder. Robin Harris'in hesabına göre şehirde yaklaşık 2 bin, cumhuriyetin geri kalanında bin kadar kişi ölür; Hırvatça kaynaklar da 3 bin kişiyi, şehir nüfusunun yarısını bulur. Split Üniversitesi'nin kataloğu ise modern bir tahmin olarak 1.600 ölüyü aktarır.
Surların içinde 6 bin civarında insan yaşadığı düşünülürse, 5 bin gibi yüksek rakamlar büyük olasılıkla bütün cumhuriyeti ve yaralıları da kapsayan dönemin abartılı tahminleridir. Kesin olan, şehrin nüfusunun büyük bir bölümünün, soyluların ise yarısının o sabah yok olduğudur.
Neyi değiştirdi
Deprem, Raguza'nın siyasi yapısını değiştirdi. Soylu aileler o kadar azaldı ki, yüzyıllardır kapalı olan soyluluk sınıfına ilk kez yeni aileler alındı. Küçük Konsey'in üye sayısı 11'den 7'ye indirildi. Yeni soyluları kabul edip etmemek, soylular arasında sonraki yüzyıla kadar süren bir ayrılığın kaynağı oldu.
Cumhuriyetin nüfusu da toparlanamadı. Vekarić'in hesabına göre 1673-74'te cumhuriyette yalnızca 26 bin kişi yaşıyordu. Salgınlar, savaş, deprem ve göç bir araya gelince nüfus bir daha eski seviyesine dönemedi. Akdeniz ticaretinin önemini yitirmesiyle birlikte birçok kaynak 1667'yi cumhuriyetin sonunun başlangıcı olarak görür. Raguza Cumhuriyeti 1808'de Napolyon'un ordusu tarafından ortadan kaldırıldı.
Deprem ayrıca Hırvatistan kıyılarının deprem tehlikesini bugün de belirleyen olay oldu. Dubrovnik, ülkenin deprem haritasında en yüksek tehlike bölgesinde gösterilen tek Hırvat şehridir.
Bugün

Dubrovnik'in bugün UNESCO Dünya Mirası listesindeki tarihî merkezi, büyük ölçüde 1667'den sonra kurulan Barok şehirdir. Stradun'un birbirinin aynı dükkânlı evleri, Buffalini'nin katedrali ve Barok merdiveniyle Rektör Sarayı, depremden sonraki yeniden yapımın eseridir. Sponza Sarayı ise depremden önceki şehrin ayakta kalan nadir tanıklarından biridir.
Şehir 1667'den sonra da sarsıldı. Katedral 1979 Karadağ depreminde hasar gördü ve yıllarca onarıldı; 1991-92 kuşatmasında Stradun ve çevresindeki evler top atışlarıyla zarar gördü, ama hasarın çoğu giderildi. Rektör Sarayı 1872'den beri Dubrovnik Müzesi'nin tarih bölümüne ev sahipliği yapıyor.
Kaynaklar
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt 1042 (Dubrovnik, 6 Nisan 1667)
- Split Üniversitesi PMF, Adriyatik tarihî tsunami kataloğu, "Event 3. 6 April 1667, Dubrovnik"
- Robin Harris, Dubrovnik: A History, Saqi Books, 2006 (Vikipedi maddelerinde aktarıldığı biçimiyle)
- Petrica Balija, "Sve se razgrabi ko je bolje mogo: krađe iz ruševina nakon dubrovačkog potresa iz 1667. godine", Anali Zavoda za povijesne znanosti HAZU u Dubrovniku 53 (2015) (Vikipedi'de aktarıldığı biçimiyle)
- Katarina Horvat-Levaj ve Relja Seferović, "Baroque Reconstruction of the Rector's Palace in Dubrovnik", Dubrovnik Annals 10 (2006), özet
- Croatia Week, "Croatia's largest earthquake: 1667 Dubrovnik"; Total Croatia News, "The 1667 Earthquake That Devastated Dubrovnik"; Hidden Europe, "Recalling the Ragusan Republic"
- Vikipedi (İngilizce ve Hırvatça): 1667 Dubrovnik depremi, Raguza Cumhuriyeti, Dubrovnik Katedrali, Rektör Sarayı, Stradun, Sponza Sarayı, Stjepan Gradić, Nikola Bunić, Marojica Kaboga, Vital Andrijašević (başlangıç kaynağı)
