Ortadoğu ve Kafkasya Depremleri
1639 Kazvin Depremi: Bir Yılbaşı Tarihi ve 12 Bin Ölü
Deprem kataloglarına göre 4 Mayıs 1639'da Safevi İranı'nın eski başkenti Kazvin ve çevresindeki köyler yıkıldı, 12 bin kişi öldü. Ama tarih hicri 1049 yılının ilk gününe denk geliyor, ayrıntılar neredeyse yok ve iki yıl sonraki Tebriz depremi bazı kaynaklarda aynı yıla yerleşiyor. Holştayn elçileri, Zuhab barışı ve Avrupalı gezginlerin kayıtlarıyla tartışmalı bir felaketin belgesel anlatımı.
Mayıs 1639. Safevi İranı'nın eski başkenti Kazvin, Elburz Dağları'nın güney eteğinde, kuru bir ovanın ortasında. Saray artık İsfahan'da; Şah Safi'nin elçileri Osmanlılarla uzun bir savaşı bitirecek barışın son pazarlıklarını yapıyor. Deprem kataloglarına göre 4 Mayıs'ta Kazvin ve çevresindeki köyler yıkılıyor, 12 bin kişi ölüyor. Ama bu depremin geride bıraktığı iz, bu rakam kadar büyük değil: tarih bir yılbaşına denk geliyor, ayrıntılar neredeyse yok ve birkaç yüz kilometre ötede iki yıl sonra yaşanan başka bir felaketin gölgesi üzerine düşüyor.
Depremden önce
Kazvin, Tahran, Tebriz ve Hazar kıyısını birbirine bağlayan yolların kavşağındadır. Şehri büyüten de bu konumdur, büyümesini sınırlayan da suyun azlığı. Uzun yüzyıllar boyunca bütün Kazvin ovası tek bir kanat (yeraltı su kanalı) ve dört küçük dereyle sulanır.

1555'te Şah Tahmasp, Tebriz'i Osmanlılara kaptırınca başkenti daha güvenli bulduğu Kazvin'e taşır. Şehir yarım yüzyıl Safevi başkenti kalır; Çihil Sütun köşkü ve Ali Kapı kapısıyla bilinen saray bölgesi bu dönemden kalır. Şah Abbas 1590'ların sonunda başkenti İsfahan'a taşıyınca Kazvin bir eyalet merkezi bile olmaz; merkezden atanan bir vezir, bir daruga ve bir kelanter tarafından yönetilir.
Yine de büyük bir şehirdir. 1607'de Kazvin'den geçen Katolik rahip Paul Simon şehrin İsfahan'la boy ölçüştüğünü, ipek, halı ve brokar ticaretinin önemli bir durağı olduğunu yazar. İngiliz gezgin Thomas Herbert 1627'de nüfusu 200 bin olarak tahmin eder; on yıl sonra Alman Adam Olearius bu sayıyı 100 bine indirir. Tahminler birbirini tutmaz, ama hepsi kalabalık bir kervan şehrinden söz eder.
Depremden önceki yıllar Kazvin için sakin geçmez. 1632'de Derviş Rıza adlı bir derviş, kendini gizli imamın vekili, zaman zaman da beklenen Mehdi olarak tanıtarak Kazvin'de ayaklanma hazırlar; Şah Safi isyanı bastırır. 1635-36'da (hicri 1045) şehirde veba salgını yaşanır.
Holştayn elçileri Kazvin'den geçiyor
1637 yazında Kazvin'den kalabalık bir Avrupalı kafile geçer. Kuzey Almanya'daki küçük Holştayn-Gottorp Dükalığı'nın Pers ipeğini Rusya üzerinden Avrupa'ya taşıyacak bir ticaret yolu için gönderdiği elçiliktir bu. Kâtip Adam Olearius, gemi kazası ve aylarca süren bir yolculuğun ardından Erdebil, Sultaniye ve Kazvin üzerinden 3 Ağustos 1637'de İsfahan'a varır. Şah Safi elçileri 16 Ağustos'ta kabul eder.
Görev başarısız olur. Kafile 21 Aralık 1637'de İsfahan'dan ayrılır, Elburz Dağları üzerinden Hazar'a iner ve ağustos 1639'da Gottorp'a döner. Yani depremin olduğu sanılan günlerde Olearius ve arkadaşları İran'da değildir. Olearius'un 1647'de basılan ve Avrupa'da çok okunan seyahatnamesi, Kazvin'i depremden yaklaşık iki yıl önceki hâliyle anlatır.
Barış masası

1639 baharında Safevi sarayının gündeminde bir deprem değil, bir barış vardır. Şah Abbas'ın torunu Şah Safi 1629'dan beri tahttadır. Osmanlı Sultanı IV. Murad 1638'de Bağdat'ı geri almıştır; on altı yıldır süren savaş Safeviler için kötü gitmektedir. Doğuda Kandahar, valisinin Babürlülere geçmesiyle elden çıkmıştır.
17 Mayıs 1639'da, kataloglardaki deprem tarihinden on üç gün sonra, Kasr-ı Şirin'de Zuhab Antlaşması imzalanır. Bağdat ve Irak Osmanlılara bırakılır, Kafkasya iki devlet arasında paylaşılır. Bu antlaşma iki devlet arasındaki yaklaşık 150 yıllık savaşlar döneminin son büyük çatışmasını kapatır.
Aynı yıl (hicri 1049) Kazvin'de huzursuzluk sürer. Farsça kaynakların aktardığına göre Derviş Rıza'nın idamından sonra müritleri ona benzeyen bir şatırı (ulak) önder seçip yeniden ayaklanır; Şah Safi bu isyanı da şatırı idam ettirerek bastırır.
1 Muharrem 1049
Depremin kendisine gelince, bilinenler çok azdır. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'nin (NOAA) önemli depremler veritabanı olayı şöyle kaydeder: 4 Mayıs 1639, Kazvin, 12 bin ölü. Kayıtta büyüklük, saat, derinlik, yıkılan ev sayısı yoktur. Merkez üssü için yalnızca yuvarlak bir koordinat verilir: kuzey 36,2, doğu 50. Veritabanı, merkez üssünün, büyüklüğün ve etkilerin doğrulanmadığını da işaretler.
NOAA'nın bu kayıt için gösterdiği iki kaynak İranlı yazarlardır: İran Jeoloji Araştırmaları Kurumu'ndan Manuel Berberian'ın 1977 tarihli sismotektonik raporu ve M. S. Nebevi'nin 1978'de Tahran Üniversitesi'nin dergisinde yayımlanan "İran'da tarihî depremler, MÖ 300 - MS 1900" adlı listesi. İkisi de olayı daha eski kaynaklardan derler.
Tarihin kendisi bir ipucu verir. Hicri 1049 yılının ilk günü, 1 Muharrem, miladi takvimde tam olarak 4 Mayıs 1639'a denk gelir. Bu, kayıttaki günün gözlenmiş bir tarih değil, yalnızca "1049 yılında" diye geçen bir olayın yılbaşına çevrilmiş hâli olabileceğini düşündürür. Farsça Kazvin tarihlerinde de olay bu biçimde, gün ve ay verilmeden anılır: hicri 1049 yılındaki depremde Kazvin'de 12 bine yakın kişi ölür. Hicri 1049 yılı, miladi takvimde mayıs 1639'dan nisan 1640'a kadar sürer. Yani deprem, bu kaynaklara göre, o on iki ayın herhangi bir gününde olmuş olabilir.
Yıkılan köyler
Kazvin'in çevresinde, ovanın kanatlarla sulanan bahçeleri arasında köyler vardır. Deprem kayıtları hangi köylerin yıkıldığını tek tek saymaz. Yalnızca bir köyün adı yerel anlatıda yaşar.
Kazvin'in 12 kilometre güneyindeki Kadimabad köyü hakkında Farsça Vikipedi'de yer alan ve kaynak gösterilmeyen bir anlatıya göre, 1049 depreminde bu köyde 68 kişi ölür. Köyün asıl adı Hacetabad'dır; adını, karşısındaki İmamzade Zahir bin Musa türbesinde dilenen dileklerden alır. Anlatıya göre depremden sağ kalan aileler, yıkılan köyü bırakıp en yakın oturulabilir yere taşınır. Bu bilgiyi doğrulayan bağımsız bir kaynağa ulaşamadık; köy halkının kuşaktan kuşağa aktardığı bir hatıra olarak okunmalıdır.
12 bin ölü rakamı da bir hesabın değil, bir tahminin ürünüdür. 17. yüzyıl İran'ında nüfus sayımı yoktur; o dönemde Kazvin için verilen nüfus tahminleri bile 100 bin ile 200 bin arasında oynar. Böyle bir şehirde ve çevresinde 12 bin kişinin ölmesi mümkündür, ama rakamın hangi kroniğe dayandığı, Kazvin'i mi yoksa bütün bölgeyi mi kapsadığı, elimizdeki kaynaklarda belli değildir.
Tebriz'in gölgesi

Bu depremi tartışmalı yapan asıl şey, iki yıl sonra kuzeybatıda yaşanan başka bir felakettir. 5 Şubat 1641 gecesi Tebriz ile Urmiye Gölü arasında yaklaşık 6,8 büyüklüğünde bir deprem olur. Hüsrevşah, Üskü ve bugünkü Azerşehr yerle bir olur; Tebriz'deki evlerin ve kamu yapılarının neredeyse tamamı yıkılır, Ustad-Şagird Mescidi ve Tebriz Ark'ı ağır hasar görür. Sehend Dağı'nda kopan bir kaya kütlesi bir köyü gömer. Ölü sayısı 30 bine kadar çıkan tahminlerle verilir.
Tarihçiler Nicholas Ambraseys ve Charles Melville'in çalışmasına dayanan anlatıma göre bu Tebriz depremi çeşitli kaynaklarda yanlış tarihlerle anılır: 1441, 1642, 1646, 1651 ve, dikkat çekici biçimde, hicri 1049 ve miladi 1639. Yani Tebriz felaketi bazı kayıtlarda tam da Kazvin depreminin yılına yerleşir.
Bu, Kazvin depreminin hiç yaşanmadığını göstermez. Elimizdeki kaynaklar iki olayın birbirine karıştığını kanıtlamaz; yalnızca 1049 yılının deprem kataloglarında birden fazla olayla ilişkilendirildiğini gösterir. Tarihsel deprem kataloglarında, yanlış tarihlenmiş tek bir olayın iki ayrı deprem gibi listelenmesi bilinen bir sorundur. Kazvin kaydının bu sorundan etkilenip etkilenmediği, ancak kaydın dayandığı ilk kroniğin bulunmasıyla anlaşılabilir.
Gezginlerin sessizliği
Kazvin, depremden sonra da Avrupalı gezginlerin yolu üzerinde kalır. Fransız tüccar Jean Chardin 1674'te şehre gelir. Surların harap olduğunu, Kazvin'in eski görkemini yitirdiğini yazar; şehirde 12 bin ev ve 100 bin kişi olduğunu tahmin eder. Kazvinli kunduracıların çiğ deriden yeşil, beyaz ve başka renklerde ülkenin en iyi ayakkabılarını yaptığını, yaldızlı eyer ve yay yapan zanaatkârların bulunduğunu not eder.
Chardin'in harap surları bir depremin izi midir, başkentin taşınmasından sonraki yavaş gerilemenin mi? Okuyabildiğimiz özetlerde bu sorunun cevabı yoktur. İngiliz gezgin Jonas Hanway 1744'te İranlı bir tüccardan duyduğunu yazar: Kazvin'de bir zamanlar 12 bin ev varmış, şimdi 1.100 kalmış. Bu çöküşün sebebi ise depremler değil, Safevi devletinin son yıllarındaki kargaşa, Afgan ve Osmanlı işgalleri ve ticaretin gerilemesidir.
Neyi değiştirdi
1639 Kazvin depremi, İran'ın tarihî depremlerini incelemenin ne kadar zor olduğunu gösteren bir örnektir. Bir yanda bugün de yaygın biçimde tekrarlanan net bir rakam vardır: 12 bin ölü. Öbür yanda bu rakamın arkasında gün, saat, yer adı ve tanık yoktur. Kayıt, bir yılbaşına denk gelen bir tarih, yuvarlak bir koordinat ve doğrulanmamış işaretlerle veritabanlarına girer.
Yine de Kazvin ovasının deprem tehlikesi gerçektir. Bölgeden, jeolog Manuel Berberian'a göre en az Karbonifer döneminden beri var olan ve o zamandan bu yana defalarca yeniden harekete geçen İpek Fayı gibi faylar geçer. Kazvin'in tarihinde başka yıkıcı depremler de anlatılır; Farsça bir şehir tarihi derlemesine göre hicri 513'te (1119) şehrin yarısına yakını bir depremde yıkılır.
Bugün
1 Eylül 1962 akşamı, Kazvin'in güneyindeki Buin Zehra bölgesinde 7,1 büyüklüğünde bir deprem olur. İpek Fayı boyunca yaklaşık 100 kilometrelik bir yüzey kırığı açılır; 91 köy tamamen yıkılır, 21 binden fazla ev çöker, 12.225 kişi ölür. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS), eski yapılardaki hasara bakılarak bu depremin bölgede "en az 1630'dan beri" yaşanan en büyük deprem olduğunu belirtir. Bir tesadüf olarak, 1962'nin ölü sayısı 1639 için verilen rakama çok yakındır.

Bugün Kazvin, 2016 nüfus sayımına göre 400 binden fazla kişinin yaşadığı bir il merkezidir. Safevi saray bölgesinden kalan Çihil Sütun köşkü Kazvin müzesi olarak kullanılır; Ali Kapı kapısı ayaktadır. Farsça kaynaklara göre son yüzyılda şehrin kendisini yıkan bir deprem olmamıştır, ama şehrin kuzeyindeki faya doğru hızla büyümesi gelecekteki bir depremin bedelini artırabilir. 1639'un gerçek tarihi ve gerçek ölçüsü, hâlâ bir kroniğin sayfalarında bulunmayı beklemektedir.
Kaynaklar
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt no. 937 (4 Mayıs 1639, İran: Kazvin) ve kayıt no. 4276 (1 Eylül 1962, Buin Zehra)
- Berberian, M. (1977). Contribution to the Seismotectonics of Iran (Part III). İran Jeoloji Araştırmaları Kurumu, Rapor no. 40 (NOAA kaydının kaynağı olarak)
- Nabavi, M. S. (1978). Historical Earthquakes in Iran c. 300 B.C. - 1900 A.D. Journal of the Earth and Space Physics, 7(1), 70-117 (NOAA kaydının kaynağı olarak)
- Ambraseys, N. N. ve Melville, C. P. (1982/2005). A History of Persian Earthquakes. Cambridge University Press (Tebriz 1641 depreminin tarihlendirilmesi, Vikipedi'de aktarıldığı biçimiyle)
- USGS, Today in Earthquake History, 1 Eylül (1962 Batı İran depremi)
- Olearius, A. (1647; İngilizce çeviri J. Davies, 1662). Holştayn elçiliğinin Rusya ve İran seyahati
- Vikipedi (İngilizce): Qazvin; Adam Olearius; Safi of Persia; Treaty of Zuhab; 1641 Tabriz earthquake; 1962 Buin Zahra earthquake (başlangıç kaynağı)
- Vikipedi (Farsça): Kazvin; Şah Safi I (Derviş Rıza ayaklanması); Kadimabad köyü (kaynaksız yerel anlatı)
- Kazvin tarihi üzerine Farsça derleme yazı, parsiblog (hicri 513 ve 1049 depremleri)
