Ortadoğu ve Kafkasya Depremleri
1909 Silakhor Depremi: Haberi Üç Hafta Sonra Gelen Felaket
23 Ocak 1909 sabahı Batı İran'daki Silakhor ovasında 40 kilometreyi aşan bir fay kırıldı; 130 köy yıkıldı, 5.500 ile 8.000 arasında insan öldü. İç savaşın ortasındaki Kaçar İranı'nda haber Tahran'a üç hafta sonra ulaştı. Rus konsolosunun gönderdiği Kazaklar, açılıp kaybolan yardım fonu ve 64 yıl sonra fayı bulan bilim insanları: konsolosluk raporları ve Ambraseys'in saha çalışmasından belgesel anlatım.
23 Ocak 1909, Cumartesi. Batı İran'da, Zagros dağlarının arasındaki Silakhor ovası karla kaplı. Köylerde kerpiç evler, ovanın güneyinde Bahreyn adlı küçük bir kasaba; bugünkü Dorud. Sabah saat altıya doğru yer yarılıyor. Ova boyunca kırk kilometreyi aşan bir fay kırılıyor, köyler bir anda yerle bir oluyor. Ülke iç savaşın ortasında, yollar kesik, gazeteler susturulmuş. Bu yüzden depremin haberi Tahran'a ancak üç hafta sonra ulaşıyor, dünyaya da bir Rus konsolosun gönderdiği birkaç Kazak süvarisiyle.
Depremden önce
Silakhor, bugünkü Lorestan eyaletinin kuzeydoğusunda, Borucerd şehrinin güneyinden başlayıp Dorud'un ötesine uzanan geniş bir ovadır. Kuzeybatı-güneydoğu yönünde Zagros'un yüksek sırtları boyunca uzanır; güneydoğusunda Oştorankuh'un karlı zirveleri yükselir. Ovada Lur köyleri ve Bahtiyari aşiretinin Çahar Lang koluna bağlı aileler yaşar. Bahtiyarilerin çoğu yaz ve kış otlakları arasında göç eder, ama Çahar Lang'ların önemli bir kısmı 1900'den çok önce yerleşik hayata geçmiş, vadilerde küçük köyler kurmuştur. Köylerin çoğu kerpiç evlerden oluşur; bazılarının ortasında eski bir kale ya da tepe üstünde bir hisar vardır.

İran'ı Kaçar hanedanı yönetmektedir ve ülke karışıktır. 1906'da başlayan Meşrutiyet Devrimi, Muhammed Ali Şah'ın Haziran 1908'de meclisi topa tutmasıyla bir iç savaşa dönmüştür. Darbeden sonra gazetelerin neredeyse tamamı kapatılmış, açık kalanlar da üç ayda bir, haber vermeyen sayılar çıkarmaktadır. Depremden birkaç hafta önce Bahtiyari kuvvetleri İsfahan'ı alır ve Meşrutiyet'i ilan eder; başka şehirler de onu izler.
Batıdaki yollar güvensizdir. Kirmanşah'a, Hemedan'a ve Silakhor üzerinden İsfahan'a giden yollarda kurye bile işlemez hâle gelmiştir. Borucerd ile Tahran arasında bir telgraf hattı vardır, ama başkentle bu bölge arasındaki haberleşme seyrek ve düzensizdir.

Ova sakin görünür, ama bu toprağın depremlerle geçmişi vardır. 1890'da bölgeden geçen İngiliz gezgin Sawyer, Oştorankuh'un güneyindeki vadinin "ölüm izi" taşıdığını, terk edilmiş olduğunu ve sık depremlerden söz edildiğini yazar. Dağın yamacından kopan dev bir heyelanın önünü kapattığı Gahar Gölü de bu eski sarsıntıların izidir. 1853'te daha güneydoğuda, Feridun bölgesinde büyük bir deprem olmuştur. Yine de Silakhor'un köylüleri, kendi bildikleri kadarıyla, ovada hiç deprem yaşanmadığına inanır.
Cumartesi sabahı, saat altı
Deprem 23 Ocak 1909 Cumartesi sabahı, Greenwich saatiyle 02.48'de, yerel saatle altıya doğru gelir. Hicri takvimde 1 Muharrem 1327'dir. Kış ortasıdır; ova karla kaplıdır, dağlarda sıcaklık sıfırın altındadır. İnsanların çoğu henüz uykudadır.
Bugünkü kataloglar depremin büyüklüğünü farklı verir: ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi'nin (NOAA) kaydında yüzey dalgası büyüklüğü 7,7, moment büyüklüğü 7,3'tür. Ambraseys ve Melville'in İran depremleri tarihinde değer 7,4 olarak geçer. Kırılma, İran'ın Ana Genç Fayı'nın bir kolunda, Borucerd ile Dorud arasındaki kesimde olur.
Ovada sarsıntı kısa ve yıkıcıdır. Kerpiç duvarlar içe çöker, damlar uyuyanların üzerine iner. Deprem merkezinin kuzeyindeki Borucerd'de ise yer dört dakika kadar süren bir dizi şiddetli sarsıntıyla doğu-batı yönünde sallanır. Şehirde hasar olmaz, ama raflardaki tabaklar ve bardaklar yere düşer, havuzlarda dalgalar oluşur. Valinin bahçesindeki havuzdan suyun yarım metreye yakını dışarı taşar. Yeraltından gelen bir uğultu şehirde büyük paniğe yol açar.
Daha uzakta, Kirmanşah'ta sarsıntıyı herkes hisseder; Rus konsolosu N. Nikolski de. Hemedan'da, Sultanabad'da (bugünkü Arak), Bağdat'ta ve Harput'ta da hissedilir. Tahran'da ise kimse bir şey fark etmez.
Yarılan ova
Fay, kuzeybatıda Kolanganeh köyünün yakınından başlayıp güneydoğuda Saravand'ın ötesine kadar 40-45 kilometrelik bir hat boyunca yüzeye çıkar. Bazı yerlerde ovanın içinde bir iki metre yüksekliğinde basamaklar oluşur. Toprak iki metre derinliğe kadar açılır; kilometrelerce uzanan çatlaklar bir süre ağzı açık kalır. Bazı tarlalarda yerden su ve çamur fışkırır.
Bahreyn kasabası, yani bugünkü Dorud, neredeyse tamamen yıkılır. İki cami, hamam ve eski bir imamzade çöker; kasabanın arkasındaki tepelerden kopan kayalar dış mahalledeki evleri ezer. Kalede 24, kasabada 130 kadar kişi ölür. Hemen yanındaki Bankabad köyü yerle bir olur; 180 kişilik nüfusun tamamı ölür.
Fay hattının geçtiği köylerin hikâyesi birbirine benzer. Abdiz (Dez) ırmağının kıyısındaki Sangar'da 400 kişiden yalnızca 3'ü sağ kalır; köyün çevresindeki toprak kayar, yer yer ırmağa akar. Mirabad olarak da bilinen Amirabad'da ayakta hiçbir şey kalmaz, 120 kadar kişi ve 300'den fazla hayvan ölür. Takiabad yerle bir olur, burada da yüzlerce kişi ölür. Darabastaneh köyünde sarsıntı o kadar şiddetlidir ki insanlar ve hayvanlar yere savrulur, mezar taşları yerinden fırlar. Saravand'da bütün evler yıkılır, yüzden fazla kişi ölür; köy sonradan daha yukarıya yeniden kurulur.
Ovanın dışında, dağlarda heyelanlar ve kaya düşmeleri yıkımı büyütür. Bir yerde kopan kayalar Marbureh ırmağının dar boğazını kapatır; ırmak yıllarca tıkalı kalır.
Haber gelmeyen deprem
Deprem dünyanın dört bir yanındaki sismograflara kaydedilir: Avrupa'da, Rusya'da, Hindistan'da, Ümit Burnu'nda. Bilim insanlarının dikkati zaten depremlere çevrilidir, çünkü yalnızca üç hafta önce, 28 Aralık 1908'de İtalya'da Messina depremi olmuştur. Ama nerede olduğunu kimse bilmez.
26 Ocak'ta Rus basını, Rus kayıtlarına dayanarak depremin Çin Türkistanı'nda olduğunu yazar; kayıtlardaki genliğe bakılırsa Messina'yı yıkandan da büyük olmalıdır. Ertesi gün yeni hesaplar Basra Körfezi'ni ya da Hint Okyanusu'nu gösterir. Leipzig'deki sismologlar Pasifik'te bir yanardağ olabileceğini öne sürer. Petersburg'daki İmparatorluk Sismoloji Komisyonu'nun başındaki Prens Boris Galitzin, Tiflis, İrkutsk ve Pulkovo istasyonlarının verileriyle merkezi İran'ın kuzeyinde, Esterabad'ın güneyinde hesaplar. Avrupa gazeteleri bu konumu aktarır. Oysa deprem çok daha güneybatıda, Zagros'ta olmuştur.
Silakhor'dan ilk haber Kirmanşah'a, depremden iki hafta sonra, 5 Şubat'ta Borucerd'den gelen postayla ulaşır. Söylentiler büyük bir yıkımdan söz etmektedir.
Konsolosun Kazakları
Kirmanşah'taki Rus konsolosu Nikolski, sonradan yazdığı raporda kararını şöyle açıklar: deprem "hiçbir Avrupalının bulunmadığı" uzak bir bölgede olmuştur, ama bilimsel önemi büyüktür ve yerli halk arasında ağır yıkım olduğu konuşulmaktadır. Kendisi görevini bırakamadığı için postanın geldiği günün ertesinde, konsolosluğun yeni atanmış ajanı Esadullah Mirza'yı yola çıkarır. Heyette Binbaşı Sukhenko, Çavuş Kurkin ve Kirmanşah'taki Rus birliğinden iki Kazak süvarisi vardır.
Heyet, Lorestan valisine yazılmış bir mektupla Bisitun, Sahneh, Kengaver ve Üşturinan üzerinden ilerler; yolda köylülerle konuşur. 10 Şubat'ta Borucerd'e varırlar. Burada depremin Silakhor'da olduğunu, 50 köyün etkilendiğini ve 5 bin kişinin öldüğünü duyarlar. Lorestan'a girmek için Tahran'dan izin beklerken şehre aç ve perişan depremzedeler gelmeye başlar. Valiye yardım için başvuran bu insanlar Silakhor'un tamamen yıkıldığını, 60 köyün kısmen ya da tamamen harap olduğunu anlatır. Onlara göre ölü sayısı 5 bin ile 6 bin arasındadır, ölen hayvan sayısı bunun iki katı.
Şubat ortasında heyet vadiye girer. Artçılar sürmektedir: heyetin hissettiği hafif bir sarsıntının ertesi gecesi gelen 20 saniyelik şiddetli bir sarsıntı, Kazaklardan birini yatağından düşürür. Sarsıntılar mart sonuna kadar her gün en az dört kez sürer.
Sessiz köyler
Heyet, karla kaplı ovada Laban'dan Bahreyn'e kadar ilerler. Neredeyse bütün köyler yıkılmış ve terk edilmiştir. Sokaklarda gömülmemiş cesetler ve hayvan leşleri vardır. Heyetin raporuna göre bazı köylerde toprağın üstünde neredeyse hiçbir şey kalmamıştır; olanları soracak tek bir canlı bulamazlar, harabelerin sessizliğini yalnızca cesetleri parçalayan köpek sürüleri ve kargalar bozar.
Sağ kalan Lurların ve Bahtiyarilerin çoğu, yıkılmamış köylerde barınak bulmak için İsfahan'a kadar kaçmıştır. Geride kalanlar yıkımdan kurtulan birkaç kulübede yaşar. Hayvanların neredeyse tamamı ölmüştür; ilkbahar ekim zamanı gelmiş, yağmurlar bol yağmaktadır, ama tarlayı sürecek öküz kalmamıştır.
Deprem dağlardaki aşiretleri de vurur. Dönemin bir İran kaydına göre Hacıvend aşireti 300 aileyi ve bütün hayvanlarını kaybeder; dağların kış köylerinin üzerine çöktüğü Posaki aşireti yaklaşık 100 aile yitirir. Oştorankuh'un yamaçlarında yaşayan Abdulvendlerin yarısı ölür ya da kış kamplarında soğuktan donar.
Felaketin ardından tuhaf hikâyeler yayılır: yerin dibine "batıp kaybolan" köyler, bir uçuruma akan ırmak, duvarları dokuz metre kalınlığındaki eski bir kalenin 550 metre kadar kayarak ırmak yatağına oturması. Bazıları tamamen uydurma değildir. Yıkılan köylere kısa süre sonra başka aşiretlerden gruplar yerleşir ve toprağa gömülü tahıl ambarlarını boşaltır. Daha az zarar gören bölgelerde yağma haberleri gelir.
Kimse el uzatmıyor
Konsolos Nikolski'nin raporları, köylerin depremin bıraktığı hâlde durduğunu anlatır. İlkbahar yağmuru ve güneşi altında enkazın altındaki cesetler çürümektedir; Nikolski bunun salgına dönüşüp bütün İran'a yayılmasından korkar. Tahran'daki Rus maslahatgüzarı E. V. Sablin'e yazdığı mektupta ölülerle ilgilenen, yaşayanlara el uzatan kimsenin olmadığını yazar. İran hükümetinden yardım beklemenin boşuna olduğunu söyler; Tahran'daki Avrupalılar arasında para toplanmasını, dağıtımı da kendisinin üstlenmesini önerir. Petersburg'a, Messina için kurulan fon örneğinde bir yardım komitesi kurulması için de başvurur. Sablin komitenin başkanlığını üstlenmeyi teklif eder, ama böyle bir komitenin kurulduğuna dair hiçbir iz yoktur.
Heyet, salgın tehlikesi gerekçesiyle geri çağrılır ve 1 Mart'ta Kirmanşah'a döner. Asıl neden, Kirmanşah çevresinde Kelhur Kürtlerinin ayaklanma hazırlığı da olabilir. Bahreyn'in güneydoğusundaki bölgeleri göremezler.
İngilizler de habersizdir. Tahran'daki İngiliz elçisi Sir George Barclay 18 Şubat'ta Kirmanşah konsolosu Yüzbaşı Haworth'tan bilgi ister. Haworth'un 21 Şubat'ta Hemedan'dan çektiği telgraf, Kirmanşah ve Hemedan'da "hafif" sarsıntılardan söz eder; ayrıntılar belirsizdir. 4 Mart'ta Melayir'den gelen ikinci telgraf daha ağırdır: bir tanığa göre 47 köy yıkılmış, Borucerd'e 35 mil uzaklıkta bir dağ ikiye ayrılmış, ölü sayısı 6 bin olarak hesaplanmaktadır.
Nisan 1909'da İngiliz konsolosluklarında bir "Lorestan Depremi Fonu" açılır. Doğu İran'daki Bircend'de toplanan 6.299 kran Tahran'a gönderilir. Ama birkaç gün sonra elçilikten gelen telgraf, Tahran'da böyle bir fon bulunmadığını bildirir; bağışçılar paralarını geri ister. Ambraseys'in arşiv taramasında bundan başka bir yardım izine rastlanmaz. Yalnızca Borucerdli ve Kirmanşahlı iki yerel şairin ölenler için yazdığı kısa ağıtlar kalır.
Kaç kişi öldü
Kesin bir sayı yoktur. Rus heyeti yalnızca Silakhor vadisinde 1.703 ölü sayar; ama bu sayıya kadınlar, çocuklar ve hiç kimsenin sağ kalmadığı köyler dahil değildir. Borucerd'e sığınan depremzedeler 5 ile 6 bin arasında bir rakam verir. Konsolos ajanı Esadullah Mirza, Borucerd ile İsfahan arasında etkilenen köylerin sayısını 128 olarak bildirir.
Londra'daki Imperial College'dan deprem bilimci Nicholas Ambraseys ile Tahran Plan ve Bütçe Örgütü'nden A. Moinfar, 1973 saha çalışmasına dayanan ilk makalelerinde 130 köyde 5 binden fazla kişinin öldüğünü yazar. Ambraseys'in 1975'te yayımlanan ikinci makalesi ise yeni bulunan belgelerle hasar alanını 40 bin kilometrekareye genişletir ve 8 bin ölüden söz eder. Aynı makale, yaklaşık bin hanenin yok olduğunu söyleyen kaynaktan hane başına sekiz kişi varsayılarak çıkan bu rakamın büyük olasılıkla çok abartılı olduğunu da not eder. NOAA kataloğu 5.500 ölü ve 130 yıkılmış köy kaydeder; bazı kaynaklar 8 bin rakamını kullanır. İki rakam arasındaki fark, dağlardaki aşiretlerin kayıplarının hiçbir zaman sayılamamasından gelir.
Neyi değiştirdi
Artçı sarsıntılar haziran sonuna kadar sürer. İlk üç ayda on güçlü artçı olur; Gholah ve Suran köylerinde artçılar, harabelere yerleşmiş grupların üzerine kalan duvarları da yıkar. Bazı kaynaklar kurur, yenileri çıkar. Japelak bölgesinde sığınan Silakhorlular artçılardan kaçıp oradan da ayrılır; 1909 sonunda bölgedeki pek çok köy terk edilmiştir.
Köylerin bir kısmı yıllarca boş kalır. 1911'de demiryolu güzergâhı için bölgeyi inceleyen İngiliz subay Arnold Wilson, Valian ile Azna arasındaki köylerin neredeyse tamamını terk edilmiş, çok az evi ayakta bulur. Baba Khuni'den kurtulanlar birkaç yeni yerleşim kurar; Darabastaneh ve Saravand yeni yerlerinde yeniden kurulur, Bankabad'ın yanındaki küçük bir yerleşime ancak 1930'da yeniden insan yerleşir.
Deprem, bilim dünyasının belleğinden de silinir. Sonraki kataloglar merkezini yanlış yere koyar; biri depremi yüzlerce kilometre kuzeydoğudaki Bocnurd'a yerleştirir, bir başkası yılını bile yanlış verir. 1973 baharında, depremden 64 yıl sonra, Ambraseys ve Moinfar Silakhor'a gider. Depremi çocukken yaşamış beş yaşlı bulurlar; biri 9, biri 10, biri 15 yaşındadır. Darabastanehli yaşlı bir adam, fayın tam olarak nereden geçtiğini gösterir. Tanıklar günün saatini, yılı ve terk edilen köylerin adlarını birbirini doğrulayan ayrıntılarla anlatır. Fay hattı, aşınmış olsa da hâlâ toprağın üstünde ve hava fotoğraflarında görülmektedir.
Ambraseys'e göre Silakhor, yetmiş yıl önce dünyanın uzak bir köşesinde olmuş bir depremi incelemenin mümkün olduğunu gösterir. Uluslararası kataloglarda aletlerle hesaplanan merkez ile yıkımın gerçek merkezi arasındaki 380 kilometrelik fark, İran'ın deprem haritasını yıllarca yanıltmıştır.
Bugün

Bahreyn'in yerinde bugün Dorud şehri var; 2016 sayımında nüfusu 121 bini geçiyor. 1909'da kırılan fay şehrin içinden geçiyor; Ambraseys, fayın izini demiryolu istasyonunun manevra sahasının yanında ve ırmağı şehrin doğu kesiminde kestiği yerde bulmuştu.

31 Mart 2006 sabahı aynı fay kesimi yeniden kırıldı. Borucerd'in güneyindeki Darb-e Astaneh köyü yakınında merkezlenen 6,1 büyüklüğündeki deprem Borucerd, Dorud ve Silakhor ovasındaki köyleri sarstı. Önceki gece hissedilen öncü sarsıntı yüzünden pek çok aile geceyi dışarıda geçirmişti; bu, kayıpları önemli ölçüde azalttı. Yine de 70 kadar kişi öldü, 330 köy ağır hasar gördü, 70'i tamamen yıkıldı. Silakhor ovası bugün de İran'ın deprem bakımından izlenen bölgeleri arasında.
Kaynaklar
- N. N. Ambraseys ve A. Moinfar, The Seismicity of Iran: The Silakhor (Lurestan) earthquake of 23rd January 1909, Annali di Geofisica: Rus heyetinin raporu, İngiliz konsolosluk belgeleri, 1973 saha çalışması ve tanık görüşmeleri
- N. N. Ambraseys (1975), The Seismicity of Iran: The Silakhor (Luristan) earthquake of 23rd January 1909 (Part II), Annali di Geofisica: Konsolos Nikolski'nin raporları, İngiliz Dışişleri ve Hindistan Bürosu arşivleri
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt 2850
- M. R. Hatami ve diğ. (2009), Focal mechanisms of Mw 6.5, March 31, 2006 Iran-Silakhor earthquake, Journal of the Earth and Space Physics (Ambraseys ve Melville 2005'e atıfla 1909 büyüklüğü)
- Vikipedi (İngilizce), 1909 Borujerd earthquake, 2006 Borujerd earthquake, Silakhor Plain, Dorud, Mohammad Ali Shah Qajar (başlangıç kaynağı)
