Ortadoğu ve Kafkasya Depremleri
1608 Gilan Depremi: Şahın Av Kampını Sarsan, Alamut'un Köylerini Gömen Deprem
20 Nisan 1608'de Elburz Dağları'nın içinde, Alamut ve Talkan vadilerinde kırılan büyük deprem Kazvin'den Mazenderan'a kadar hasar yaptı; heyelanlar beş köyü gömdü, Hazar'da dalgalar kıyıya vurdu. Şah Abbas'ın müneccimi sarsıntıyı av kampında kaydetti. 3.000 ölü, 12.000 iddiası ve 1990 Rudbar depremiyle bağlantı: kataloglardan belgesel anlatım.
Nisan 1608, Safevi İranı. Şah I. Abbas, Hazar Denizi kıyısındaki Miyankale yarımadasında ava çıkmış. Yanında saray müneccimi Celaleddin Yezdi var; yıldızlara bakıp her günü yazıya geçiren adam. Avın dördüncü gününde yer sallanıyor. Sarsıntının kaynağı yaklaşık üç yüz kilometre batıda, Elburz Dağları'nın içindeki Alamut vadisi. Orada heyelanlar köyleri gömecek, Hazar'ın dalgaları kıyıya vuracak.
Depremden önce
1608'de İran'ı Şah I. Abbas yönetir. 1571'de doğan şah, otuz yedi yaşındadır ve tahta çıktığından beri ülkeyi dağılmanın eşiğinden toparlamıştır. Başkenti Kazvin'den İsfahan'a taşımış, Kızılbaş boy beylerinin gücünü kırmış, kendisine bağlı düzenli bir ordu kurmuştur. 1603'te başlayan Osmanlı-Safevi savaşı hâlâ sürmektedir; Kafkasya'da ve Azerbaycan'da kaybedilen topraklar birer birer geri alınmaktadır.
Hazar'ın güney kıyısındaki Gilan ve Mazenderan, şahın gözünde özel yerlerdir. Annesi Hayrünnisa Begüm, Mazenderanlı bir yerel hükümdarın kızıdır. Gilan'ın son yerel hanı Han Ahmed Han'a karşı 1591'de ordu gönderilmiş, ardından iki eyalet doğrudan saraya bağlı hassa topraklarına çevrilmiştir. Bu kıyılar ipek üretir; Gilan ipeğinin büyük kısmı güneydeki Kazvin'den geçerek ticarete girer.

Kıyı ile Kazvin arasında Elburz Dağları yükselir. Dağların içinde, Alamutrud ırmağının açtığı vadide Alamut bölgesi vardır. Bu vadi, ortaçağda Hasan Sabbah'ın İsmaili devletinin merkezi olan Alamut Kalesi'yle tanınır. Dönemin kayıtlarında vadinin köyleri Rudbarat-ı Alamut, yani "Alamut'un ırmak boyları" diye geçer. Güneydoğusunda Talkan (bugünkü Taleqan) vadisi uzanır.
Bölge sarsıntıya yabancı değildir. Tarih kayıtları 958'de Rey ve Talkan çevresini, 1485'te ise Yukarı Polrud bölgesini yıkan büyük depremlerden söz eder. Ama Safevi dönemi kayıtları seyrektir; depremler çoğunlukla kervan yolları ve kentler çevresinde kayda geçer, uzak dağ köylerinde olanlar ise çoğu zaman hiç yazılmaz.
Şahın av kampı

1017 yılının Muharrem ayı başında Şah Abbas, Mazenderan kıyısında, Hazar'ı Gürgan Körfezi'nden ayıran Miyankale yarımadasında ava çıkar. Yarımada yaklaşık 48 kilometre uzunluğunda, 1,3 ile 3,2 kilometre genişliğinde ince bir kara şerididir; bugün göçmen kuşların sığınağı olarak korunur. 1608'de burası şahın av alanıdır.
Av kampında şahın müneccimi Molla Celaleddin Muhammed Yezdi de bulunur. Yezdi, sefer, tören ve yolculuklar için uğurlu saatleri hesaplayan, sarayda büyük güven gören bir astrologdur. Tuttuğu günlük, bugün "Ruzname-i Molla Celal" ya da "Tarih-i Abbasi" adıyla bilinir ve 1576'dan 1611'e kadar olan olayları tarihleri, gezegen konumları ve manzum tarih düşürmeleriyle kaydeder. 1608 depremini anlatan çağdaş kaynak, bu günlüktür.
Yezdi'ye göre av Muharrem'in ilk günü başlar ve beş gün sürer. Deprem avın ortasında gelir ve av kampındakiler sarsıntıyı hisseder.
4 Muharrem 1017
Deprem, hicri takvimle 4 Muharrem 1017'de, yani 20 Nisan 1608'de olur. Sarsıntının merkezi, bugünkü kataloglara göre Alamut ve Talkan vadilerinin bulunduğu dağlık bölgededir. Ambraseys ve Melville'in İran depremleri kataloğu olayı "Talkan depremi" adıyla verir ve güney Gilan'da geniş bir alanda büyük hasar yaptığını yazar.
Kayda göre Talkan'da, Rudbarat-ı Alamut'ta ve Kazvin bölgesinde pek çok ev yıkılır. Darband kalesi harap olur: yeni yapılmış bir kule devrilir, düşerken kalenin içini parçalar; kapının üstündeki üç kule de çöker. Depremin etkisi çok uzaklara ulaşır. Merkezden 280 kilometre doğuda, Amul'da, Sari'de ve kataloglarda Eşref olarak geçen yerde (bugünkü Behşehr) evler çatlar, ocak bacaları yıkılır. Üç yüz kilometreden daha uzaktaki Miyankale'de, şahın av kampının bulunduğu yerde, yer şiddetle sarsılır. Katalog, sarsıntının Kafkasya'daki Şamahı'ya kadar hissedilmiş olabileceğini de not eder.
Depremin büyüklüğü elbette ölçülmemiştir; bugün hasarın dağılımından tahmin edilir. ABD'nin NOAA veri tabanı yüzey dalgası büyüklüğünü 7,6 olarak verir. İranlı sismolog Manuel Berberian'ın 2014 tarihli kataloğu ise 7,4 civarında bir değer önerir. İki tahmin de depremi bölgenin kayıtlı en büyük depremleri arasına koyar.
Hazar'da dalgalar

Depremin en olağan dışı izi denizde görülür. Sarsıntı Hazar Denizi'nde büyük dalgalar kaldırır; dalgalar kıyıya vurur ve insanlar ile hayvanlar arasında büyük korku yaratır. Berberian ve Walker'ın 2010 tarihli çalışmasına dayanan NOAA kaydı, korkuya kapılan ineklerin denize doğru yüzdüğünü de aktarır.
Ambraseys ve Melville'e göre bu dalgalar ciddi bir yıkım yapmaz, ama kaynaklarda "büyük kaygı" yarattıkları açıkça yazılıdır. Yazarlar, Hazar kıyısında depremle ilişkilendirilen dalgalar içinde 1608 olayının kanıtlarının daha sağlam olduğunu söyler. NOAA da olayı Hazar'daki tsunamiler arasında kaydeder. Katalogda Hazar'da depremle ilişkilendirilen dalgalar yalnızca birkaç kez geçer: 1608'den sonra 1868, 1890, 1910 ve 1960'ta.
Kayıtta hayvanların davranışına yer verilmesi de dikkat çekicidir. Ambraseys ve Melville, İran deprem kayıtlarında hayvanların korkusundan söz eden birkaç örnekten birinin 1608 depremi olduğunu belirtir.
Çehar Kalate'nin köyleri
Depremin asıl can kaybı dağlarda yaşanır. NOAA kaydına göre deprem, Kazvin'in kuzeydoğusundaki beş köyü yok eder. Bu köyler, Rudbarat-ı Alamut'un Çehar Kalate diye bilinen dört bölgesinin kuzeybatısında yer alır. Büyük heyelanlar köyleri gömer; köylerde yaşayanlar toprağın altında kalır. Kayıt, ölü sayısını 3.000 olarak verir.
Aynı kayıt, Çehar Kalate'nin güneyindeki Muallim Kalaye köyünün de yıkıldığını yazar. Burada günlerce kaynaklardan "kanlı su" aktığı anlatılır. Bunun nedeni belki heyelanların suyu kırmızımsı toprakla bulandırmasıdır; kaynak bir açıklama vermez.
Elburz'un bu yamaçları bugün de heyelanlara açıktır. 1990'da Rudbar depreminde, aynı dağ kuşağının batısında en az 223 heyelan kaydedilmiş, heyelanlar yolları kapatmış, köyleri yok etmiştir. 1608'de olanlar, aynı dağların aynı tehlikesinin dört yüzyıl önceki görüntüsüdür.
Sessiz kalan kayıtlar
1608 depreminden sonra ne olduğunu bilmiyoruz. Elimizdeki kaynaklar yardım, yeniden yapım ya da şahın bölgeye bir emir gönderip göndermediği hakkında bir şey söylemez. Yıkılan köylerin adları bile bugüne tam olarak ulaşmamıştır. Bu sessizlik, o dönemin tarih yazımının bir özelliğidir: vakanüvisler sarayı, seferleri ve şahın hareketlerini yazar; dağ köylerinin kaderi ancak sarayın gözüne çarptığında kayda geçer.
Ambraseys ve Melville, Demavend Cuma Camii'nde 1024 (1615) tarihli bir onarım kitabesinin bulunduğunu ve bu onarımın 1608 depremiyle ilgili olabileceğini not eder. Ama bu yalnızca bir olasılıktır; kitabe depremden söz etmez.
Tarih ve rakam karışıklıkları
1608 depremi, tarihî kayıtların ne kadar dikkatli okunması gerektiğinin iyi bir örneğidir. Önce tarih: Celaleddin Yezdi depremi 2 Muharrem'e koyar. Ama aynı yazar avın Muharrem'in ilk günü başladığını, güneşin o gün Koç burcunun 27. derecesinde olduğunu, avın sonunda ise Boğa burcuna geçtiğini yazar. Ambraseys ve Melville bu astrolojik verilerden hareketle güneşin Boğa'ya ancak 5 Muharrem'de girebileceğini hesaplar ve depremi 4 Muharrem'e, yani 20 Nisan 1608'e yerleştirir. Müneccimin kendi gökyüzü gözlemleri, onun takvim hatasını düzeltir.
Sonra ölü sayısı: Ambraseys ve Melville'in 1982 tarihli kataloğu depremde ölenlerin sayısını vermez. 3.000 rakamı, NOAA kaydında heyelanların gömdüğü beş köyle ilgili paragrafta geçer; bu bilgi Ambraseys ve Melville'in metninde yoktur, kaydın dayandığı Berberian'ın çalışmalarından gelir. Gerçek kaybın bundan fazla mı az mı olduğunu söylemek mümkün değildir.
Daha büyük bir rakam da dolaşımdadır. Bazı kaynaklar 1639'da (hicri 1049) Kazvin'de 12.000 kişiyi öldüren bir depremden söz eder. Ambraseys ve Melville, Kazvin'in bu dönemde yıkıcı bir deprem yaşamadığını, bu kaydın 1608 depreminin yanlış tarihlenmiş bir yankısı olabileceğini düşünür. Çağdaş bir tanığı olmayan 12.000 rakamını bu yüzden temkinle karşılamak gerekir.
Bir de ad karışıklığı vardır. Kaynaklardaki "Rudbar", 1990 depremiyle tanınan Gilan'daki Rudbar kasabası değil, Alamut vadisinin köyleri olan Rudbarat-ı Alamut'tur. İki yer arasında yaklaşık yüz kilometre vardır. Eşref adı da benzer bir sorundur: Şah Abbas o kıyıyı saray ve bahçelerle 1613'te bir şah konutuna çevirir; 1608'deki kayıtlarda bu adın nasıl kullanıldığı kataloğun aktarımına bağlıdır.
Neyi değiştirdi
1608 depremi bugün en çok bilim insanları için önem taşır. 21 Haziran 1990'da, gece yarısını yarım saat geçe, Elburz'un batısında 7,3-7,4 büyüklüğünde bir deprem Rudbar ve Mancil'i yıkar; 35 bin ile 50 bin arasında insan ölür. Deprem, o güne kadar bilinmeyen Rudbar fayının yaklaşık 80 kilometre boyunca kırılmasıyla olur.
Manuel Berberian ve Richard Walker, 2010'da yayımladıkları çalışmada 1990 depreminin, bu dağ kuşağında kayıtlı tarih boyunca görülen üç büyük depremden biri olduğunu yazar. Diğer ikisi 15 Ağustos 1485 Yukarı Polrud depremi ve 20 Nisan 1608 Alamutrud depremidir. Yazarlara göre 1608 depremi, Rudbar fayının daha doğusundaki Alamutrud fayında olmuş olabilir. Zencan Üniversitesi'nden araştırmacıların 2018 tarihli çalışması da bu yorumu benimser ve batı Elburz'daki tarihî depremleri, Rudbar, Mancil ve Loşan gibi kentlerin bugünkü deprem tehlikesini anlamak için kullanır.
Başka bir deyişle, Şah Abbas'ın müneccimi bir av kampında yer sarsıntısını not ettiğinde, dört yüz yıl sonra fay haritalarını çizecek sismologlar için bir veri bırakmış olur. 1990'da yıkılan bölgenin "sessiz" sanılan fayları, tarih kayıtlarına bakıldığında hiç de sessiz değildir.
Bugün

Alamut vadisi bugün Kazvin eyaletinin kırsalıdır. Alamut Kalesi'nin kalıntıları vadinin üzerinde ayaktadır. Talkan bugün Elburz eyaletinde bir ilçe merkezidir. Miyankale yarımadası, uluslararası öneme sahip bir sulak alan ve biyosfer rezervi olarak korunur.
Elburz'un batısındaki faylar ise izlenmeye devam ediyor. 1485, 1608 ve 1990 depremleri, aynı dağ kuşağının birkaç yüz yılda bir büyük bir deprem üretebildiğini gösteriyor. Vadilerde yaşayanlar için en büyük tehlike, 1608'de olduğu gibi, sarsıntının kendisi kadar onu izleyen heyelanlar.
Kaynaklar
- Ambraseys, N. N. ve Melville, C. P. (1982). A History of Persian Earthquakes. Cambridge University Press (1608 Talkan depremi kaydı ve dipnotları; Celaleddin Yezdi'nin Tarih-i Şah Abbas'ına dayanarak)
- Celaleddin Muhammed Yezdi (Molla Celal), Tarih-i Abbasi / Ruzname-i Molla Celal (Ambraseys ve Melville'de aktarıldığı biçimiyle)
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı (kayıt 838) ve Tsunami Veritabanı (kayıt 3563)
- Berberian, M. ve Walker, R. (2010). The Rudbar Mw 7.3 earthquake of 1990 June 20; seismotectonics, coseismic and geomorphic displacements, and historic earthquakes of the western High-Alborz, Iran. Geophysical Journal International, 182(3)
- Javidfakhr, B. ve Ahmadian, S. (2018). Geomorphic and structural assessment of active tectonics in NW Alborz. Geopersia, 8(2)
- Vikipedi (İngilizce): Abbas the Great, Jalal al-Din Yazdi, Miankaleh Peninsula, Behshahr, 1990 Manjil–Rudbar earthquake (başlangıç kaynağı)
