Ortadoğu ve Kafkasya Depremleri
1344 Menbiç-Halep Depremi: Evleri Mezara Dönen Şehir
3 Ocak 1344 cumartesi sabahı kuzey Suriye'yi sarsan deprem Menbiç'i büyük ölçüde yıktı, Halep Kalesi'nin kulelerini düşürdü, Halepliler haftalarca şehrin dışında kaldı. İbn Kesîr'in ve şehrin eski kadısı İbnü'l-Verdî'nin kayıtlarıyla bir Memlük depremi; tartışmalı 5.700 ölü rakamının izi.
Ocak 1344, Memlük Suriyesi. Fırat'ın 30 kilometre batısındaki Menbiç, bir zamanlar tapınaklarıyla ünlü "Kutsal Şehir" Hierapolis'tir; şimdi yarısı harabe bir sınır kasabasıdır. Bir cumartesi sabahı, günün dördüncü saatinde yer sarsılır. Şam'da çoğu kimse farkına bile varmaz. Halep'te kalenin kuleleri düşer, halk kırk gün şehrin dışında kalır. Menbiç'ten geriye ise pek az şey kalır. Olayı en yakından yazan tarihçi, bir zamanlar bu kasabanın kadılığını yapmış bir şairdir.
Yarısı harabe bir şehir

Menbiç'in adı Aramice "kaynağın yeri" anlamına gelen Manbug'dan gelir. Yunanlar burayı Suriye tanrıçası Atargatis'in tapınağı yüzünden Hierapolis, yani "kutsal şehir" diye anar. Abbasi halifesi Harun Reşid 8. yüzyılın sonunda şehri yeniden kurar ve Bizans sınırındaki Avasım bölgesinin merkezi yapar. Arap şiirinin büyük adlarından Buhturî burada doğar ve burada ölür. 1152'de Nureddin Zengî kalesini güçlendirir, 1175'te Selahaddin şehri alır.
Sonra 1260 gelir. Hülagü'nün Moğol ordusu Eyyubi Menbiç'ini yıkar; Türkmen ve Süryani halkın önemli bir kısmı Halep'e göçer. Seksen yıl sonra şehir, Memlük Sultanlığı'nın kuzeydoğu sınırına yakın, küçülmüş bir yerleşimdir.
O yılların Menbiç'ini anlatan bir metin bugüne ulaşır. Maarretünnümanlı şair ve tarihçi Zeynüddin Ömer İbnü'l-Verdî, bir dönem Menbiç kadılığı yapmıştır ve şehir üzerine "Menbiç Makamesi" adlı süslü bir düzyazı kaleme alır. Yazılış tarihi belli değildir. Anlatıcı, girdiği şehrin camilerinin yıkıntıya döndüğünü, tekkelerin boşaldığını, medreselerin biri dışında çöktüğünü söyler. Uzun surlara ve sağlam yapılı sarayına hayran kalır, Buhturî'nin mezarını ziyaret eder, ayakta kalan tek medresede, Nuriye'de, dersi genç yaşta bir kadının verdiğini görür. Menbiç'in ne durumda olduğu bellidir: eski adı büyük, kendisi küçülmüş bir kasabadır.
Güneybatıdaki Halep ise büyük bir şehirdir ve depremleri iyi tanır. 11 Ekim 1138'de şehri ve çevresini vuran deprem, tarih kitaplarında hâlâ dünyanın en ölümcül depremlerinden biri olarak geçer. Ona yakıştırılan 230 bin ölü rakamı büyük olasılıkla ayrı depremlerin birleştirilmesinden doğmuştur.
Hicri 744 yılı
Memlük devleti zor bir dönemdedir. Güçlü Sultan Nâsır Muhammed 1341'de ölmüş, oğulları birbiri ardına tahta çıkmıştır. Haziran 1342'den beri sultan, henüz on yedi on sekiz yaşlarındaki Sâlih İsmail'dir. Ağabeyi Nâsır Ahmed ise Ürdün'deki Kerek Kalesi'ne kapanmış, Kahire'ye boyun eğmemektedir. Şam'dan Kerek'e asker gider gelir.
İbnü'l-Verdî'nin tarihine göre aynı yıl, Emir Tankız'ın cesedi Mısır'dan Şam'daki türbesine taşınır; halk onu gece mumlar ve Kur'anlarla karşılar. Kuzeyde Halep naibi Yelboğa, Ceyhan yakınlarında dağa çekilmiş Türkmen beyi Karaca bin Dulkadir'le uğraşmaktadır. Kahire'de ise sultanın hayatı başka bir yolda akar: kaynaklara göre Sâlih İsmail, 2 Ocak 1344'te bir emirin kızıyla evlenir.
Cumartesi, dördüncü saat
Deprem, hicri takvimle 744 yılının Şaban ayının ortasında gelir. Şamlı tarihçi İbn Kesîr gün olarak 15 Şaban cumartesiyi verir. NOAA veritabanındaki ayrıntılı kayıt, İbnü'l-Verdî'nin 16 Şaban cumartesi, günün dördüncü saati dediğini yazar; bu, sabah saat ona doğru demektir. İbnü'l-Verdî'nin bugün basılı tarihinde ise yalnızca "Şaban'ın ortası" yazar. O yıl Avrupa'da kullanılan Jülyen takvimine çevrildiğinde cumartesi 3 Ocak 1344'e düşer. Kataloglarda 2 Ocak 1344 ve 1 Ocak 1343 tarihleri de geçer; hepsi aynı olaydır.
Kaynaklara göre en ağır hasar, bugünkü Kilis yakınlarındaki Ravanda Kalesi'nde ve Menbiç'tedir. Suriye'nin tarihsel depremlerini inceleyen Sbeinati ve arkadaşlarının 2005 tarihli çalışması, şiddeti Ravanda'da VIII, Menbiç'te VII-VIII, Halep'te VI-VII, Şam'da IV olarak verir. Büyüklük için yapılan tahminler 6,8 ile 7,6 arasında değişir.
Şam'da sarsıntı hafiftir. İbn Kesîr, depremi pek çok kişinin fark etmediğini yazar ve bunun için Allah'a şükreder. Ama birkaç gün içinde kuzeyden haberler gelmeye başlar.
Menbiç'in sonu
İbn Kesîr, Şam'a ulaşan haberleri şöyle özetler: Halep yöresinde pek çok yapı harap olmuştur; Menbiç şehrinden geriye pek az şey kalmıştır ve şehrin halkının çoğu enkaz altında can vermiştir.
İbnü'l-Verdî olayı daha yakından yazar. Tarihinde, depremin Halep yöresinde pek çok yeri yıktığını, en çok da Menbiç'i vurduğunu söyler: deprem şehrin halkını alıp götürmüş, güzelliklerini silip süpürmüştür. Aynı şey Ravanda Kalesi'nin de başına gelmiştir.
İbnü'l-Verdî bununla yetinmez, deprem üzerine ayrı bir risale yazar. Risaleye yerin içine girenin ve yerden çıkanın şerrinden Allah'a sığınarak başlar. Yıl hicri 744'tür; şair bu sayıyla oynar ve Arapçada kırkayağa verilen "ümmü erbaa ve erbaîn" (kırk dördün anası) adını hatırlatarak bu yılın zehrinden Allah'a sığınır. Risaleyi bir beyitle bitirir: Menbiç halkı ipekböceklerine benzemiştir, onlar için evler mezar olmuştur. Bir sonraki beyitte, dut ağaçlarından ipek elde etmeye alışmış bu insanlar için dua eder. Benzetme acıdır: ipekböceği kendi ördüğü kozanın içinde ölür, Menbiçliler de kendi evlerinin altında.
Bu ölümlerin sayısı konusunda kaynaklar birleşmez. NOAA kaydına göre çağdaş bir Ermeni vakayinamesi, Ermeni takvimiyle 793 yılında (1343 sonu ile 1344 sonu arası) olan şiddetli bir depremin Menbiç'te 5 bin kişiyi öldürdüğünü ve Prinkes adlı bir kaleyi tamamen yıktığını yazar. Prinkes'in yeri bilinmez.
Halep'in kuleleri, sınırın kaleleri

Halep'te hasar Menbiç'teki kadar büyük değildir ama göze batar. İbn Kesîr'e ulaşan haberlere göre Halep Kalesi'nin bazı kuleleri yıkılır; şehrin pek çok evi, camisi, türbesi ve duvarı çöker. Çevredeki kalelerde hasar çok daha fazladır.

Bu kaleler Memlüklerin kuzey sınırını tutar. NOAA kaydı, depremden zarar gören yerler arasında Ravanda'nın yanı sıra Fırat kıyısındaki Rumkale'yi, Behisni'yi (Besni), Kâhta'yı ve Gerger'i sayar. Rumkale, Memlüklerin 1292'de Ermenilerden aldığı ve İlhanlı sınırında önemli bir karakol olarak kullandığı kaledir. Etkinin Mardin'e kadar uzandığı da söylenir; ama İbnü'l-Verdî bunu yalnızca "bazı kimselerin" sözü olarak aktarır.
Kırk gün şehrin dışında
Deprem tek seferde bitmez. NOAA kaydına göre bir süre sonra daha zayıf bir artçı sarsıntı gelir ve Halepliler, yeni bir yıkımdan korkarak şehirlerini boşaltır, şehrin biraz dışında kamp kurar. Hasar ve süren sarsıntılar yüzünden Halep'in "kırk gün" boşaltıldığı anlatılır. Kaynak "kırk" sayısını tırnak içinde verir; bunu kesin bir süre olarak değil, uzun bir bekleyiş olarak okumak daha doğrudur.
Ocak ayıdır. Şehrin dışında geçen bu haftalar kaynaklarda ayrıntılı anlatılmaz; yalnızca şehrin boş kaldığı bilinir.
İbnü'l-Verdî, depremlerin Halep'e ve çevresine bir yıldan fazla dönüp durduğunu yazar ve depremlerin çoğalmasının kıyamet alametlerinden olduğunu söyleyen hadisi hatırlatır. Deprem üzerine şiirler de yazılır.
5.700 rakamı nereden geliyor
Bugün 1344 depremi için en sık verilen rakam 5.700 ölüdür. NOAA'nın Önemli Depremler Veritabanı da bu rakamı kullanır. Ama rakamın geçmişi karışıktır.
İngilizce Vikipedi, 5.700 rakamının ilk kez 1980'de yayımlanan bir deprem kataloğunda (Poirier ve Taher) göründüğünü yazar. Sbeinati ve arkadaşlarının çalışması da bu kataloğu aktarır: orada deprem 1 Ocak 1343 tarihli, Menbiç yıkılmış, 5.700 kişi ölmüş, Halep Kalesi yıkılmış olarak geçer. Aynı NOAA kaydının ayrıntılı bölümü ise 5.700 tahminini İbnü'l-Verdî'ye bağlar. Bugün yayımlanmış tarihinin metninde böyle bir sayı yoktur; rakam belki risalede ya da başka bir yazmada geçiyordur, belki de geçmiyordur. Bunu okuduğumuz kaynaklarla doğrulayamıyoruz.
Öteki rakam Ermeni vakayinamesinin 5 binidir ve yalnız Menbiç içindir. NOAA kaydı burada bir uyarı da ekler: Ermeni kaynağının andığı uzak kalelerin yıkılması doğruysa, Antakya'nın da etkilenmesi beklenirdi; oysa Antakya hiçbir kaynakta geçmez. Bu yüzden iki ayrı depremin tek olayda birleştirilmiş olabileceği düşünülür.
Abartı tersten de yapılır. NOAA'daki eski bir kayıt "Şam yıkıldı" der. Şam'da yaşayan İbn Kesîr ise sarsıntının orada neredeyse hissedilmediğini yazmıştır. Mısır'da hissedildiği bilgisi de, Celaleddin Süyûtî'ye dayanır; ama Şam'ın güneyinden hiçbir hasar haberi yoktur. Kısacası 1344 depreminde ölenlerin sayısı bilinmiyor. Bilinen, ölümlerin çoğunun Menbiç'te olduğu ve sayının binlerle ifade edildiğidir.
Neyi değiştirdi
Deprem, zaten Moğol yıkımından toparlanamamış bir şehri bitirir. Sonraki yüzyıllarda Menbiç kaynaklarda daha çok kalıntılarıyla anılır. 1699'da İngiliz gezgin Henry Maundrell buraya geldiğinde büyük büstler oyulmuş bir kayayı not eder; 18. yüzyılda Volney, Atargatis tapınağından iz kalmadığını yazar. Osmanlı devleti 1878'de bölgeye Rus-Türk Savaşı'ndan kaçan Çerkesleri yerleştirir; 1911'de kasabanın nüfusu yaklaşık 1.500'dür.
Depremden dört yıl sonra bölgeye bambaşka bir felaket gelir: Kara Ölüm. İbnü'l-Verdî bu kez vebayı yazar; salgının Çin'den Kırım'a, Kahire'den Şam'a nasıl yayıldığını anlatan risalesi, vebanın ilk elden Arapça tanıklıklarından biridir. 18 Mart 1349'da kendisi de Halep'te vebadan ölür.
Bilim için 1344 depremi, kuzey Suriye ile güneydoğu Anadolu arasındaki bölgenin büyük depremler üretebildiğinin kanıtlarından biridir. Halep'in deprem tarihi 1344'te de bitmez: 13 Ağustos 1822'de şehri vuran deprem binlerce kişiyi öldürür; kaynaklarda 20 bin ile 60 bin arasında rakamlar geçer, 20 bin daha gerçekçi kabul edilir. Halep Kalesi o depremde ağır hasar görür. 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli deprem de kaleye zarar verir.
Bugün
Menbiç bugün Halep iline bağlı, 2004 sayımına göre yaklaşık 100 bin nüfuslu bir şehir. Suriye iç savaşında el değiştirdi, ağır günler yaşadı. Antik ve Orta Çağ kalıntılarının çoğu yok oldu; Atargatis'in kutsal gölünün yeri bugün bir futbol sahası. Surların bir kısmı hâlâ duruyor. Halep Kalesi ise 2023 depreminden sonra onarılan bölümleriyle Şubat 2024'te yeniden açıldı. Rumkale, Fırat'ın üzerinde, Gaziantep sınırları içinde harabe olarak ayakta.
1344 depremini bugün hatırlatan, birkaç satırlık tarih kayıtları ve bir şairin beyitleridir: evleri mezara dönen, ipekböceğine benzetilen bir şehrin halkı.
Kaynaklar
- İbnü'l-Verdî, Tetimmetü'l-Muhtasar fî Ahbâri'l-Beşer (Tarîhu İbni'l-Verdî), hicri 744 yılı kayıtları (el-Mektebetü'ş-Şâmile metni)
- İbnü'l-Verdî, el-Makâmetü'l-Menbiciyye (Süyûtî, el-Muhâdarât ve'l-Muhâverât içinde, el-Mektebetü'ş-Şâmile metni)
- İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, 14. cilt, "Sonra 744 yılı girdi" bölümü (Arapça Vikikaynak)
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt 527 (1344, Menbiç, Halep, Şam)
- Sbeinati, Darawcheh ve Mouty (2005), The historical earthquakes of Syria: an analysis of large and moderate earthquakes from 1365 B.C. to 1900 A.D., Annals of Geophysics 48(3)
- Vikipedi (İngilizce): 1344 Syria earthquake, Manbij, Ibn al-Wardi, Abu al-Fida, As-Salih Ismail, Rumkale, Citadel of Aleppo, 1138 Aleppo earthquake, 1822 Aleppo earthquake (başlangıç kaynağı)
