Ortadoğu ve Kafkasya Depremleri
1170 Suriye Depremi: Nureddin'in Şehirleri ve Haçlı Kaleleri Aynı Sabah Yıkıldı
29 Haziran 1170 sabahı Ölü Deniz Fayı'nda kırılan deprem Halep'ten Trablus'a kadar surları, kaleleri ve katedralleri yıktı; Antakya'nın Rum patriği enkaz altında öldü, Krak des Chevaliers'in duvarları çöktü. Nureddin de Haçlılar da birbirinden korkarak surlarını onarmaya koştu. NOAA'daki 1169 tarihinin ve 80 bin ölü rakamının ardındaki karışıklık: Arap, Latin ve Süryani kroniklerinden belgesel anlatım.
29 Haziran 1170, Pazartesi. Güneş Suriye'nin üzerinde yeni doğuyor. Hristiyanlar için Aziz Petrus ve Pavlus bayramı; Antakya'da, Trablus'ta halk kiliselerde toplanıyor. Müslümanlar için Şevval ayının on ikisi. O sabah Halep'ten Trablus'a kadar surlar, kaleler, katedraller yere iniyor. Nureddin'in şehirleri de Haçlı kaleleri de aynı sabah savunmasız kalıyor. İki taraf aylarca birbirine saldırmak yerine taş taşıyor.
Depremden önce
1170'te Suriye ikiye bölünmüş bir topraktır. İçeride Halep'ten Şam'a kadar uzanan şehirler Zengî hükümdarı Nureddin'in elindedir. Kıyıda ve Asi vadisinin batısında ise Haçlıların kurduğu Antakya Prinkepsliği ile Trablus Kontluğu vardır; güneyde Kudüs Krallığı'nı Kral Amalric yönetir.
Savaş on yıllardır sürer. Trablus kontu III. Raymond, 1164'teki Harim Savaşı'nda Nureddin'in askerlerine esir düşmüş, o günden beri Halep'te tutsaktır; kontluğu Kral Amalric naip olarak yönetir. Antakya prensi III. Bohemond da aynı savaşta esir düşmüş, ancak Bizans imparatoru Manuel'in araya girmesiyle bırakılmıştır. Bunun bedeli olarak Antakya'ya bir Rum Ortodoks patriği, Athanasius Manasses kabul edilmiş, şehrin Latin patriği Aimery de Kuseyr kalesine (bugünkü Altınözü) çekilmiştir.
İki tarafın da en büyük güvencesi taş duvarlardır. Hastane Şövalyeleri 1142'den beri Hısnü'l-Ekrad'ı, Batı'nın Krak des Chevaliers dediği kaleyi genişletmektedir; kalenin çevresine yeni bir taş sur örülmektedir ve bu iş 1170'e kadar sürer. Nureddin de Halep, Hama, Humus ve Baalbek surlarına güvenir.
Bölgenin hafızasında taze bir yara da vardır. On üç yıl önce, 1157'de Hama ve Şeyzer'i yıkan büyük depremler yaşanmıştır. 1138'de Halep çevresi sarsılmıştır. Bu şehirlerin bir kısmı henüz tam toparlanamamıştır.
Pazartesi, gün doğarken
Deprem sabahın erken saatinde gelir. Surlu Guillaume (Sur Başpiskoposu William), sarsıntının Trablus'u günün ilk saatine doğru vurduğunu yazar. Halepli tarihçi İbnü'l-Adîm ise saati gün doğumu olarak verir. Kaynakların çoğu tek bir sarsıntıdan değil, art arda gelen birkaç şiddetli sarsıntıdan söz eder. Musullu tarihçi İbnü'l-Esîr'e göre yer "korkunç biçimde" birkaç kez sallanır.
O sabah Süryani Ortodoks patriği Mihael, Mardin yakınındaki Mor Hananyo (Deyrulzafaran) Manastırı'nın kilisesinde bayram ayinindedir. Kendi anlatımına göre din adamları sunağın önüne yüzüstü kapanıp ona sarılır ve bir yandan öbür yana savrulur. Sarsıntı geçtiğinde manastırda ve çevresinde hiçbir hasar olmadığını görürler. Mihael yerin denizdeki bir gemi gibi sallandığını yazar; Ebu'l-Ferec (Bar Hebraeus) buna yerin altından gelen ağır bir gök gürültüsünü ekler.
Sarsıntı Suriye'nin tamamında, Cezire'de, Musul'a ve Irak'a kadar hissedilir. Filistin ve Kudüs sallanır ama ciddi hasar görmez. Asıl yıkım kuzeyde Antakya ile güneyde Trablus ve Baalbek arasındaki şeritte yaşanır.
Halep çöküyor

Bütün kaynaklar en ağır yıkımın Halep'te olduğunda birleşir. İbnü'l-Esîr'e göre Halep'te olanlar öteki şehirlerle kıyaslanamaz. Surlar, iç kale, evler yıkılır. Şamlı tarihçi Sıbt İbnü'l-Cevzî iç kalenin yarısının çöktüğünü yazar.
Patrik Mihael şehri baştan sona yarıklarla parçalanmış, bir yıkıntı tepesine dönmüş olarak anlatır; ölülerin kokusunun havayı ve suyu bozduğunu söyler. Yarıklardan kara bir sıvının yükseldiğini de ekler. Bazı araştırmacılar bunu zeminin sıvılaşması belirtisi olarak okur.
Halep'te sağ kalanlar şehirde duramaz. İbnü'l-Adîm'e göre sarsıntılar günlerce sürer; halk yeni bir sarsıntı korkusuyla evlerine dönmez, kırlara kaçar. Sıbt İbnü'l-Cevzî'ye göre surları yıkılan Halep düşmana açık kalır.
Antakya'da çöken katedral
Antakya'da Asi kıyısındaki sur yıkılır. Şehrin en büyük kilisesi, Rumların kullandığı Aziz Petrus Katedrali'nin mihrap bölümü çöker. Bayram sabahıdır; Patrik Athanasius Manasses içeridedir. Mihael'in anlatımına göre patrik enkazın altından nefes alırken çıkarılır, şehrin dışına taşınırken yolda ölür. Mihael Antakya'da ölenlerin sayısını yaklaşık 50 olarak verir.
Antakya'daki Franklar depremi Tanrı'nın gazabı olarak yorumlar. Mihael'e göre Prens Bohemond saçlarını keser, çul giyer, halkı toplayıp Kuseyr'e çıkar ve sürgündeki Latin patriği Aimery'den af diler. Rum patriğin ölümüyle Aimery Antakya'ya döner. Kral Amalric de kısa süre sonra şehre gelir.
Amalric'in depremden sonraki iki ay içinde Fransa Kralı VII. Louis'ye yazdığı mektupta Antakya'nın evlerinin neredeyse tamamen çöktüğü, surların onarılamayacak kadar hasar gördüğü anlatılır. Surlu Guillaume da yıllar sonra, büyük emeğe ve harcamaya rağmen Antakya surlarının hâlâ tam düzeltilemediğini yazar.
Trablus ve kıyı kaleleri
Haçlıların en büyük kaybı Trablus'tadır. Amalric'in mektubuna göre deprem şehri yerle bir eder ve içindekilerin neredeyse hepsini öldürür. Surlu Guillaume da Trablus'ta canlı kurtulanın neredeyse kalmadığını, şehrin bir moloz yığınına, sakinleri için ortak bir mezara döndüğünü yazar. Mihael ise daha ölçülüdür: Trablus'un büyük bir kısmının ve büyük kilisesinin yıkıldığını söyler.

Kıyı boyunca Cebele ve Lazkiye yıkılır. Amalric, Trablus ile Antakya arasındaki kale ve kasabaların neredeyse hepsinin sarsıldığını, Merkab'ın da hasar gördüğünü yazar. İçeride Hastane Şövalyeleri'nin Hısnü'l-Ekrad'ı, Tapınak Şövalyeleri'nin Safita'sı ve Arka kalesi ağır hasar alır. Müslüman katip İmadeddin el-İsfahanî'ye göre Hısnü'l-Ekrad'da ayakta tek bir duvar kalmaz; Sıbt İbnü'l-Cevzî de duvarlarından iz kalmadığını yazar. Bu ifadeler abartılı olabilir, ama kalede o yıllara ait yeniden yapım izleri bugün de görülür. Kalenin bugünkü şapelinin, depremde yıkılanın yerine yapıldığı düşünülür.
Şam, Baalbek, Hama, Şeyzer
İbnü'l-Esîr ağır hasar gören şehirleri sıralar: Şam, Baalbek, Humus, Hama, Şeyzer, Barin ve Halep. Her yerde surlar ve kaleler yıkılır, ev duvarları içindekilerin üzerine çöker.
Şam'da Emevi Camii'nin mazgalları düşer; Sıbt İbnü'l-Cevzî minarelerin fırtınadaki hurma ağaçları gibi sallandığını yazar. Aynı yazara göre Şam halkı çöle kaçtığı için şehirde yalnız bir kişi ölür: Ceyrun merdivenlerinde başına taş düşen bir adam. Baalbek'te kale ve sur yıkılır; daha sonraki bir kaynak, şehrin üzerindeki dağlarda dipsiz bir yarık açıldığını anlatır.

1157 depreminden henüz kalkınan Hama ile Şeyzer bir kez daha yıkılır. Süryani kaynaklar Bağras'ı da yıkılan kaleler arasında sayar.
Nureddin yolda
Deprem haberi geldiğinde Nureddin Halep'te değildir. Kerek'e karşı sefere çıkmış, Havran'da Aştara'da ordugâh kurmuştur. Halep'ten gelen haber, şehrin yıkıldığını ve halkın şehri terk ettiğini söyler.
İbnü'l-Adîm'e göre Nureddin önce Baalbek'e gider, yıkılan sur ve kaleyi onarmak ister. Orada öteki şehirlerin de surlarını kaybettiğini öğrenir. Baalbek'te onarımı ve savunmayı üstlenecek birini bırakır, aynı işi Humus'ta, ardından Hama ve Barin'de yapar. Amacı ülkeyi Haçlılara karşı korumaktır.
Sonunda Halep'e varır ve şehrin başka hiçbir yerde görülmemiş bir yıkım yaşadığını görür. Şehrin dışında çadır kurar ve onarımı bizzat yönetir. Surlar ve büyük camiler onarılmadan ayrılmaz. İbnü'l-Adîm'e göre yalnız eski suru yenilemekle kalmaz, şehrin çevresine ikinci bir sur yaptırıp çifte bir savunma kurar; yıkılan çarşılar da yeniden yapılır. Komutanları Baalbek, Humus, Hama ve Barin kalelerini onarır. Ebû Şâme'nin aktardığı bir şiire göre Nureddin, Şam halkı için keresteden alınan vergiyi de kaldırır.
Felaket yalnız gelmez: aynı yıl Nureddin'in süt kardeşi Mecdüddin ölür, Zilkade ayında da kardeşi Kutbeddin Musul'da ölür.
Korkunun getirdiği ateşkes
İki taraf da aynı anda savunmasız kalır. İbnü'l-Esîr ve İbnü'l-Adîm, Haçlıların da şehirlerini aceleyle onarmaya koştuğunu, böylece her iki tarafın da birbirinden korktuğu için yeniden yapıma gömüldüğünü yazar. Surlu Guillaume da aynı tabloyu Haçlı tarafından anlatır: herkes kendi derdiyle uğraşır, komşusuna saldırmaktan vazgeçer, kısa bir ateşkes yapılır.
Haçlılar Avrupa'dan yardım ister. Amalric, Louis'ye yazdığı mektupta Trablus, Arka, Cebele, Lazkiye, Merkab ve Antakya'ya yardım gelmezse bu yerlerin düşmana kalacağını söyler. Yine Amalric, depremde yıkılan Arka ve Cibelakkar kalelerini, yeniden yapmaları şartıyla Hastane Şövalyeleri'ne verir. 8 Aralık 1170'te Papa III. Alexander da Fransa'daki inananlardan yardım ister; mektubunda depremden cesaret alan düşmanın bazı Hristiyan yerlerini ele geçirdiğini, Nasıra Kilisesi'ne ait bir köyün halkının esir alındığını yazar.
Depremi her taraf kendi gözüyle yorumlar. İmadeddin el-İsfahanî, bayram günü kiliselerde toplanan Hristiyanların üzerine tavanların çöktüğünü, Haçlı topraklarındaki hasarın daha büyük olduğunu sevinçle yazar. Patrik Mihael ise Halep'in yıkılışını, orada zincirle tutulan Hristiyan esirlerin intikamı olarak görür ve kendi kiliselerinin kurtulduğunu vurgular. Bugünkü araştırmacılar bu yüzden her kaynağın hasar listesine ihtiyatla bakar.
Artçılar aylarca sürer. Surlu Guillaume üç dört ay boyunca, günde üç dört kez, gece gündüz sarsıntı hissedildiğini, insanların uykularında bile irkildiğini yazar. Ebu'l-Ferec depremin 25 gün sürdüğünü söyler.
1169 mu, 1170 mi; 80 bin mi, 5 bin mi?
ABD'nin NOAA deprem veritabanı bu olayı 1169 yılı altında kaydeder. Bunun kaynağı takvim farkıdır. Müslüman tarihçiler depremi Hicri 565 yılına yazar; bu yıl Eylül 1169'da başlayıp Eylül 1170'te biter. Bazı kataloglar yalnız Hicri yılı çevirince olayı 1169-1170 arasına koyar. Alman Magdeburg Yıllıkları ise Antakya'yı sarsan depremi doğrudan 1169 yılına yazar. Oysa gün ve ay birçok bağımsız kaynakta aynıdır: Amalric'in mektubu Aziz Petrus ve Pavlus bayramını, Surlu Guillaume Temmuz'un ilk gününden üç gün önceyi, Mihael Süryani takvimiyle 1481 yılının 29 Haziran'ını, İbnü'l-Esîr 12 Şevval 565'i verir. Hepsi 29 Haziran 1170 Pazartesi gününe çıkar.
Ölü sayısı daha tartışmalıdır. NOAA ve pek çok liste 80 bin ölü yazar. Bu rakam Sıbt İbnü'l-Cevzî'den gelir ve yalnız Halep için verilmiştir. Halepli İbnü'l-Adîm ise şehirde ölen kadın ve erkeklerin sayısını 5 bin olarak verir. Yahudi gezgin Tudelalı Benjamin, Trablus'ta 20 binden fazla, Hama'da bir günde 25 bin kişinin öldüğünü yazar; ancak onun hangi depremi, 1157'yi mi yoksa 1170'i mi anlattığı belli değildir. Gerçek sayı bilinmemektedir; 80 bin büyük olasılıkla abartılı bir rakamdır.
Depremin büyüklüğü de tartışmalıdır. Guidoboni ve ekibi 7,7, Ambraseys 7,3 hesaplar; Hough ve Avni ise çok daha küçük, 6,6 civarında bir değer önerir. Tek bir büyük deprem mi, birbirine yakın iki ayrı deprem mi olduğu da hâlâ tartışılır.
Neyi değiştirdi
1170 depremi, 12. yüzyılda Ölü Deniz Fayı boyunca güneye doğru ilerleyen büyük deprem dizisinin bir halkasıdır: 1138 Halep, 1157 Hama, 1170 ve 1202 depremleri. Araştırmacıların çoğu 1170'i Asi vadisindeki Masyaf (Gab) fayına bağlar; kırılmanın 126 kilometre kadar uzadığı tahmin edilir. Bu fay kesiminde o günden beri büyük bir deprem olmamıştır; bu yüzden bazı araştırmacılar yeni bir büyük depremin gecikmiş olabileceğini düşünür.
Tarih açısından deprem, savaşın ortasında iki tarafı da aynı anda duvarsız bıraktı ve kısa bir süre için kılıçları indirtti. Nureddin'in Halep'e yaptırdığı çifte sur ve Hastane Şövalyeleri'nin Hısnü'l-Ekrad'daki onarımı, bölgenin kale mimarisine iz bıraktı.
Bugün

Hısnü'l-Ekrad, 2006'dan beri Selahaddin Kalesi ile birlikte UNESCO Dünya Mirası listesinde. Suriye iç savaşında 2013'te bombalandı, sonrasında onarım çalışmaları başladı. Halep Kalesi, Nureddin'in güçlendirdiği yerde yükseliyor; 6 Şubat 2023 depremlerinde yeniden hasar gördü ve giriş kulesi Şubat 2024'te onarılıp yeniden açıldı. Trablus'ta Haçlı kalesi şehrin üzerinde duruyor. Sekiz yüz yıl önce sunağa sarılan Mihael'in yazdıkları ise bugün bu fayın tehlikesini ölçmeye çalışan bilim insanlarının elindeki en değerli kayıtlardan biri.
Kaynaklar
- İbnü'l-Esîr, el-Kâmil fi't-Târîh; İbnü'l-Adîm (Kemaleddin), Zübdetü'l-Haleb; Sıbt İbnü'l-Cevzî, Mir'âtü'z-Zamân; Ebû Şâme (İmadeddin el-İsfahanî aktarımıyla) — Ambraseys (2009) ve Guidoboni-Comastri (2005) çevirilerinden
- Surlu Guillaume, Historia (Huygens 1986 baskısı); Kral Amalric'in VII. Louis'ye mektubu ve Arka-Cibelakkar bağış belgesi; Papa III. Alexander'ın 8 Aralık 1170 mektubu; Magdeburg Yıllıkları
- Süryani Mihael, Vakayiname (Chabot çevirisi); Ebu'l-Ferec (Bar Hebraeus), Vakayiname; Tudelalı Benjamin, Seyahatname (Adler 1907)
- Ambraseys, N. (2004), The 12th century seismic paroxysm in the Middle East: a historical perspective, Annals of Geophysics; Guidoboni, Bernardini, Comastri (2004), The large earthquake on 29 June 1170; Hough ve Avni (2011)
- Dead Sea Quake (deadseaquake.info), 1170 depremi kaynak derlemesi
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt 419
- Vikipedi (İngilizce): 1170 Syria earthquake, Krak des Chevaliers, Athanasius I Manasses, Bohemond III of Antioch, Raymond III of Tripoli, Citadel of Aleppo (başlangıç kaynağı)
