1303 Girit Depremi: Kandiye'den İskenderiye Feneri'ne Uzanan Dalga
8 Ağustos 1303 şafağında Helen yayında kırılan yaklaşık 8 büyüklüğündeki deprem Venedik yönetimindeki Kandiye'yi yıktı, doğurduğu tsunami İskenderiye surlarını ve limanını vurdu, ünlü fener ağır yara aldı, Kahire'de minareler çöktü. NOAA 4.000 ölü kaydediyor; çağdaş kaynaklar sayı vermiyor. Venedik belgeleri, Memlük tarihçileri ve İbn Battûta'nın tanıklığıyla belgesel anlatım.
8 Ağustos 1303, şafak vakti. Girit'in güneydoğusunda, Afrika levhasının Ege'nin altına daldığı Helen yayında yaklaşık 8 büyüklüğünde bir deprem oluyor. Venedik'in yönettiği Kandiye'de deniz şehrin içine giriyor. Birkaç yüz kilometre güneyde, İskenderiye'de dalga surlara vuruyor, gemileri karaya atıyor; dünyanın yedi harikasından biri olan büyük fener ağır yara alıyor. Kahire'de minareler çöküyor. Felaketi Venedik memurları, Memlük tarihçileri ve Bizanslı yazarlar ayrı ayrı kaydediyor. Ölü sayısı ise bugün bile belirsiz.
Depremden önce
1303 yazında Doğu Akdeniz üç ayrı dünyaya bölünmüş durumdadır. Girit, 13. yüzyılın başından beri Venedik Cumhuriyeti'nin denizaşırı toprağıdır. Ada, başkentinin adıyla Kandiye diye anılır; bugünkü Heraklion olan Kandiye'de Venedikli bir dük oturur, kale komutanları adanın dört bir yanındaki kaleleri tutar. Adanın Ortodoks Rum halkı Katolik yöneticilere karşı sık sık ayaklanır; tarihçiler 1207'den 1360'lara kadar on dört isyan sayar.
Mısır'da Memlük Sultanı en-Nâsır Muhammed ikinci kez tahttadır. Devletin asıl gücü ise emirlerin elindedir; bunların başında, sultan vekili Baybars el-Câşnigîr gelir. Depremden yalnızca dört ay önce, 20-22 Nisan 1303'te Memlük ordusu Şam'ın güneyindeki Mercüssuffer'de, Şakhab'da İlhanlı Moğollarını ağır bir yenilgiye uğratmıştır. Baybars bu savaşın komutanları arasındadır.
Rodos henüz Bizans'ındır; İmparator II. Andronikos'un adası Saint-Jean şövalyelerinin eline ancak 1306-1310 arasında geçecektir. Akdeniz kıyısındaki Akka ise 1291'de Memlükler tarafından kuşatılıp alınmış, Haçlıların son büyük kalesi düşmüştür.

İskenderiye limanının girişinde, Pharos adasının ucunda, antik çağın büyük feneri yükselir. Fener yüzyıllardır ayaktadır ama depremlerden yara almıştır: 796 ve 951'deki sarsıntılar onu çatlatmış, 956'daki deprem tepesinin yaklaşık 20 metresini yıkmıştır. Onarımlar sırasında tepesindeki heykelin yerine İslami tarzda bir kubbe konmuştur. Arap yazarların verdiği yükseklik 103 ile 118 metre arasında değişir.
Bölgenin yer altı da hareketlidir. Helen yayı, Afrika levhasının Ege levhasının altına daldığı kavisli bir kuşaktır ve Batı Avrasya'nın en etkin deprem bölgelerinden biridir. Burada kırılan büyük depremler, denizin öbür yakasındaki Mısır'ı da sarsar. Bunun en ünlü örneği, yine Girit'te çıkan 21 Temmuz 365 depremidir; o deprem de İskenderiye'yi büyük bir dalgayla vurmuştur.
8 Ağustos, şafak
Deprem 8 Ağustos 1303 sabahı, Girit'te şafak sökerken, Greenwich saatiyle yaklaşık 03.30'da olur. Hicri takvimle yıl 702'dir. Merkez üssünün yeri kesin değildir. İtalyan deprem tarihçileri Emanuela Guidoboni ve Alberto Comastri, 1997'de Journal of Seismology'de yayımladıkları çalışmada merkezi Girit'in güneydoğusuna koyar ve en yüksek şiddeti Mercalli-Cancani-Sieberg ölçeğinde XI olarak verir. Başka araştırmacılar kırılmanın Girit ile Rodos arasında, Helen yayının doğu kesiminde olduğunu düşünür. Büyüklük tahmini yaklaşık 8'dir.
Sarsıntı çok geniş bir alanda yıkım yapar: Girit, Mora, Rodos, Kahire, Akka, Şam, Antakya ve Kıbrıs hasar görenler arasındadır. Deprem Girit'ten yaklaşık bin kilometre uzaktaki Konstantinopolis'te, belki de 1.500 kilometre ötedeki Tunus'ta hissedilir. 19. yüzyıl Fransız deprem araştırmacısı Alexis Perrey'e göre sarsıntı Adriyatik kıyısı boyunca Venedik'e kadar duyulur.
Deniz Kandiye'ye giriyor

Kandiye'de olanları en iyi Venedik'in kendi kayıtları anlatır. Şehrin temsilcileri Venedik yönetimine biri deprem günü, öbürü yirmi gün sonra yazılmış iki rapor gönderir. Raporlar Kandiye'nin büyük kamu binalarındaki ve adanın dört bir yanındaki kalelerdeki hasarı tek tek sayar.
Ricobaldo da Ferrara'nın kroniği, Cesena ve Forlì yıllıkları ve Bartolomeo della Pugliola gibi İtalyan kaynakları aynı sahneyi anlatır: deniz birden büyük bir güçle şehre girer, binaları yıkar, insanları öldürür. Ardından sular hızla geri çekilir ve liman bir süre kuru kalır. Bu, ilk dalgadan sonra suyun geri çekildiği, tipik bir tsunami davranışıdır.
Venedik raporları ölenlerin çoğunun kadın ve çocuk olduğunu yazar, ama sayı vermez. Şafak saatinde evlerde olanlar, yıkılan duvarların ve suyun altında kalır.
İskenderiye'de dalga
Dalga, Girit'ten yaklaşık 500 kilometre uzaklıktaki İskenderiye'ye ulaşır. Bugünkü modellemeler ilk dalganın Mısır kıyısına depremden yaklaşık 40 dakika sonra vardığını ve İskenderiye'de yaklaşık 9 metreye kadar tırmanmış olabileceğini hesaplar.
Arap kaynakları önce denizin çekildiğini anlatır. Limanın dibi açılır, kumların üzerinde balıklar kalır. Sonra deniz geri döner ve surlara doğru yürür. Su, şehrin deniz kapısı Bâbü'l-Bahr'a kadar ulaşır. Kıyıdaki dükkânlar sular altında kalır, depolardaki yiyecek mahvolur, gemilerin halatları kopar. Avrupalı tüccarların gemileri karaya fırlatılıp parçalanır, mallarını su alıp götürür. Bir anlatıya göre dalga bir Fransız gemisini, balıklarla, deniz hayvanlarıyla ve sur parçalarıyla birlikte kıyıya atar. İngilizce Vikipedi bazı gemilerin kıyıdan 3 kilometreye kadar içeri taşındığını da yazar; bu ayrıntının nereden geldiği aşağıda tartışılıyor.
Deprem, deniz ve o sırada esen sert rüzgâr birlikte büyük zarar verir. NOAA'nın derlediği bir kayda göre İskenderiye'de evler yıkılır, surların büyük bir bölümü kuleleriyle birlikte çöker ve sahildeki yıkımda 46 kişi ölür. NOAA'nın tsunami veritabanı İskenderiye için 70 ölü kaydeder. Şehirde ölenlerin gerçek sayısı bilinmez.
Depremi yaşamış kuşaktan Suriyeli tarihçi Ebu'l-Fidâ'ya göre İskenderiye ile Nil Deltası su altında kalır, Kahire'de ve Kuzey Mısır'da pek çok ev hasar görür.
Fenerin yıkılışı
Depremin bugün en çok anılan kaybı İskenderiye Feneri'dir. 956'dan beri tepesi yıkık olan yapı, 1303'te bir kez daha ağır yara alır. Fenerin İskenderiye'ye uzaklığı Girit'teki kaynağa göre 280-350 kilometre arasında hesaplanır; araştırmacılar burada sarsıntı şiddetinin en az VIII olduğunu tahmin eder.
Fenerin sonraki hâlini en iyi Faslı gezgin İbn Battûta anlatır. İbn Battûta 1326'da İskenderiye'ye geldiğinde fenerin bir yüzü yıkıktır, ama içine girebilir; bekçinin oturduğu yeri ve başka odaları görür. Kenarlarını 140 karış ölçer. 1349'da yeniden geldiğinde ise fener o kadar harap olmuştur ki ne içine girmek ne de kapısına çıkmak mümkündür. İbn Battûta, Sultan en-Nâsır Muhammed'in eskisinin yanına yeni bir fener yaptırmak istediğini de yazar; sultan 1341'de ölür ve plan gerçekleşmez.
Kaynaklar fenerin son darbeyi hangi depremde aldığı konusunda ayrışır. Bazı anlatımlar fenerin 1303'te yıkıldığını söyler; Kayıtbay Kalesi'nin tarihçesinde ise 1303 ve 1323'te iki ağır depremin feneri tamamen yok ettiği yazılıdır. İbn Battûta'nın 1326'da fenerin içine girebilmesi, yapının 1303'ten sonra harap ama ayakta olduğunu gösterir.
Kahire, Akka ve Nil
Sarsıntı Kahire'de de ağır hasar yapar. Pek çok caminin minaresi yıkılır. El-Ezher, Amr bin As ve Fatımi Halifesi el-Hâkim'in camileri onarım gerektirir. İngilizce Vikipedi, depremin Büyük Piramit'in beyaz kireçtaşı kaplamasının büyük bir kısmını yerinden oynattığını da yazar; bu bilgi okuduğumuz çağdaş kaynak aktarımlarında geçmez.
Nil de tuhaf davranır. Yukarı Mısır'daki Minye'den anonim bir kaynak, nehrin sularının ikiye ayrılır gibi olup yatağını açtığını, sonra yeniden birleştiğini, çevredeki dağlarda toprak kaymaları olduğunu anlatır. Başka bir anlatıma göre nehrin ortasında ya da demirde duran tekneler kıyıya, karaya fırlatılır.
Levant kıyısında da deniz çekilir. Memlük tarihçisi Nüveyrî, Akka'da suyun Dayan kulesine kadar yükseldiğini, kıyıda 1291 kuşatmasından kalma eşyaların bulunduğunu yazar. 15. yüzyıl tarihçisi Makrizî ise denizin Akka'da yaklaşık iki fersah çekildiğini, deniz dibinin açıldığını, sonra suyun yıkıcı biçimde geri döndüğünü aktarır. Suriye, Lübnan ve Filistin limanlarında deniz yüzlerce metre geri çekilir.
Dalga Rodos'ta ve Mora'nın güneydoğu kıyısında da görülür. Adriyatik'te, İtalyan kroniklerine göre, denizde olağandışı hareketler olur ama ciddi zarar kaydedilmez. Kıbrıs ise dalgadan etkilenmiş görünmez.
Kaç kişi öldü?
NOAA'nın Önemli Depremler Veritabanı 1303 depremi için 4.000 ölü kaydeder. Ancak bu sayı tek bir çağdaş sayıma dayanmaz. Medievalists.net'te 2026'da yayımlanan değerlendirme, yalnız Girit'te 4.000 kişinin öldüğünü söyleyen sonraki dönemden ve doğrulanmamış tek bir kaynak olduğunu, kesin bir sayının çıkarılamayacağını yazar. Çağdaş kaynaklar Girit'te, İskenderiye'de, Kahire'de ve Rodos'ta çok sayıda kurbandan söz eder, ama rakam vermez.
Bazı modern yayınlarda İskenderiye'de "binlerce" kişinin dalgada boğulduğu, büyük gemilerin evlerin damlarına, kimilerinin kıyıdan iki mil içeriye fırlatıldığı yazılır. 2002'de Mısır'da yayımlanan bir tsunami modellemesi bu sahneyi 1303'e ait gibi anlatır. Oysa bu cümleler, Romalı tarihçi Ammianus Marcellinus'un 21 Temmuz 365 tsunamisi için yazdığı ünlü anlatımla neredeyse birebir aynıdır: şafaktan önce gök gürültüsü, çekilen deniz, binlerce boğulan, damlara oturan gemiler. Büyük olasılıkla iki olay karıştırılmıştır; bu yüzden bu ayrıntılar burada 1303'e mal edilmedi. İskenderiye için elimizdeki somut rakamlar 46 ve 70'tir; gerçek kayıp büyük olasılıkla bunlardan fazla, binlerden ise azdır, ama bunu kesin bilmek mümkün değildir.
Kandiye'yi yeniden kurmak
Venedik kayıtları depremin Girit'teki uzun süreli etkisini adım adım izlemeye izin verir. Depremden üç hafta sonra, 28 Ağustos 1303 tarihli bir Venedik kançılarya mektubu, vergi gelirlerinin çok düştüğünü yazarak büyük mali yardım ister. Kırsaldaki Rum halkı karışıklıktan yararlanıp Venedik yönetimine karşı ayaklanır ve yağmaya girişir. Kırsaldaki askerler ve kale bekçileri derin bir yoksulluğa düşer. Balık ve ekmek satışları sert biçimde azalır; hasar gören fırınlara bir yıl vergi muafiyeti tanınır.
Eylül 1303'te Venedik'ten Kandiye'ye 28 duvarcı ve marangoz gönderilir. Mart 1304'te Venedik Senatosu surların ve kulelerin yeniden yapımı için para ayırır. 1307'den 1362'ye kadar San Marco kilisesi, tersane, liman tahkimatı ve kaleler için yeni ödenekler çıkar. 1363'te, depremden altmış yıl sonra, Senato hâlâ surların onarımını görüşmektedir.

Mısır'da yeniden yapımın başında Baybars el-Câşnigîr vardır. Sultan vekili, el-Hâkim Camii'ni onartır; caminin minarelerinin bugün görünen sekizgen üst kısımları onun yaptırdığı, erken Memlük üslubundaki yapılardır. Makrizî, Kahire'de yapı malzemesine talep o kadar artar ki fiyatların çok yükseldiğini yazar.
Neyi değiştirdi
1303 depremi, bir felaketin yalnızca yıkılan binalarla ölçülemeyeceğini gösterir. Girit'te vergi gelirleri çöker, isyan çıkar, onarım altmış yıl sürer. Mısır'da İskenderiye antik çağdan kalma simgesini yitirir.
Deprem bilimi açısından 1303, tarihî kayıtların ne kadar dağınık olabileceğinin örneğidir. Olay Arapça, Yunanca, Latince ve Venedik kayıtlarında, her biri kendi şehrine bakarak anlatılmıştır. Guidoboni ve Comastri bu kayıtları birleştirerek 41 yerden bilgi toplar; Venedik Devlet Arşivi, Marciana Kütüphanesi ve Correr Müzesi Kütüphanesi'ndeki resmî belgeleri Arap, Bizans ve İtalyan kronikleriyle karşılaştırır. Çalışmanın sonucu, büyük Akdeniz depremlerinin ancak bugünkü ulusal kataloğların sınırlarını aşan bir araştırmayla anlaşılabileceğidir.
Jeologlar da yazılı kayıtları yerde aramaya başlar. 2018'de Natural Hazards and Earth System Sciences dergisinde yayımlanan bir çalışma, Mısır kıyısında El Alameyn yakınlarındaki tsunami çökellerini bu depremle ilişkilendirir. Mısırlı bilim insanları da 1303 dalgasının İskenderiye'ye yolculuğunu bilgisayarda modelleyerek kentin bugünkü tsunami tehlikesini hesaplamaya çalışır. Helen yayında 365 ve 1303'te kırılan türden büyük bir depremin yeniden olması, bugün milyonlarca insanın yaşadığı Mısır kıyısı için ciddi bir risk olarak görülür.
Bugün

İskenderiye Feneri'nin kalan son kalıntısı 1480'de ortadan kalkar. Memlük Sultanı Kayıtbay, fenerin eski yerine, yıkılan taşlarını da kullanarak bir kale yaptırır. Kayıtbay Kalesi bugün Doğu Limanı'nın girişinde durur. 1994'te Fransız arkeologlar limanın dibinde fenere ait kalıntılar bulur; dalgıçlar bugün de bu kalıntıların arasında yüzebilir.
Kahire'deki el-Hâkim Camii'nin minareleri, 1303 depreminden sonra Baybars'ın yaptırdığı başlıklarıyla hâlâ ayaktadır. Heraklion'da Venedik döneminden kalan surlar ve liman kalesi bugün de ayaktadır. Girit, 1303'ten sonra da büyük depremler yaşar; ama dalgasının Kandiye'den İskenderiye'ye, Akka'dan Adriyatik'e kadar izlendiği bu sabah, Doğu Akdeniz'in hafızasında ayrı bir yerde durur.
Kaynaklar
- Guidoboni, E. ve Comastri, A. (1997). The large earthquake of 8 August 1303 in Crete: seismic scenario and tsunami in the Mediterranean area. Journal of Seismology (AHEAD Avrupa Tarihî Deprem Verileri Arşivi özetiyle)
- Chevalier, L. (2026). 1303 depremi ve tsunamisi üzerine değerlendirme, Medievalists.net (Venedik belgeleri, Nüveyrî ve Makrizî aktarımları)
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı (kayıt 5940) ve Küresel Tarihî Tsunami Veritabanı (olay 111) ile oradaki kaynak notları
- Salama, A. ve diğ. (2018). Paleotsunami deposits along the coast of Egypt correlate with historical earthquake records of eastern Mediterranean. Natural Hazards and Earth System Sciences
- Hamouda, A. Z. (2002). Numerical computations of 1303 tsunamigenic propagation towards Alexandria, Egyptian coasts. Bulletin of the National Institute of Oceanography and Fisheries, Mısır
- İbn Battûta, Seyahatname (İskenderiye Feneri'ne ilişkin 1326 ve 1349 gözlemleri, Vikipedi'de aktarıldığı biçimiyle)
- Vikipedi (İngilizce): 1303 Crete earthquake, Lighthouse of Alexandria, Citadel of Qaitbay, Al-Hakim Mosque, Baybars II, Kingdom of Candia, Battle of Marj al-Saffar (1303), Hospitaller conquest of Rhodes (başlangıç kaynakları)
