İçeriğe geç
Cumartesi, 3 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Ortadoğu ve Kafkasya Depremleri

1202 Doğu Akdeniz Depremi: Haçlı Kıyısında Şafak Vakti Çöken Surlar

20 Mayıs 1202 şafağında Lübnan'daki Yammune Fayı'nda kırılan 7,6 büyüklüğündeki deprem Akka, Sur, Trablus, Nablus ve Şam'ı yıktı; Kahire'den Kıbrıs'a kadar hissedildi. Haçlı şövalye tarikatlarının mektupları, Abdüllatif el-Bağdâdî'nin aktardığı Hama ve Şam mektupları ve 30 bin ile 1,1 milyon arasında gidip gelen ölü sayısının tartışması.

DepremleYasam 15 dk okuma

20 Mayıs 1202, Pazartesi, şafaktan biraz önce. Doğu Akdeniz kıyısında iki dünya yan yana yaşıyor: kıyıda Haçlı şehirleri Akka, Sur ve Trablus, içeride Eyyubi şehirleri Şam, Hama ve Baalbek. Mısır üç yıldır kıtlıkta. O sabah yer, Kahire'den Kıbrıs'a kadar herkesi yatağından fırlatıyor. Bir Haçlı mektubu Sur'un yeniden kurulduğunu görmeye kimsenin ömrünün yetmeyeceğini yazıyor. Bu depremin ölü sayısı için verilen 30 bin ve 1,1 milyon rakamları ise bugün hâlâ tartışılıyor.

Depremden önce

1202'de Doğu Akdeniz kıyısı bölünmüş bir topraktır. Kıyı şeridi Haçlıların elindedir. Kudüs Krallığı'nın kralı, aynı zamanda Kıbrıs kralı olan Aimery'dir ve eşi Kraliçe Isabella ile birlikte hüküm sürer. Kraliyet sarayı Akka'dadır. Aimery, Eyyubi sultanı el-Âdil ile iki ateşkes imzalamıştır; ikincisi Akka'dan Antakya'ya kadar kıyıyı Hristiyanlara bırakır. Kuzeyde Trablus Kontluğu vardır. Kontluğun dağlarına Hastaneci ve Tapınakçı şövalyelerin kaleleri dizilir: Hısnü'l-Ekrad (Krak des Chevaliers), Markab, Safita'daki Beyaz Kale.

İçeride, Selahaddin'in kardeşi el-Âdil, yıllar süren aile kavgasından sonra 1200 şubatında kendini sultan ilan etmiştir. 1202 baharında yeğeni ez-Zâhir de onun üstünlüğünü kabul eder; böylece Mısır'dan Suriye'ye bütün Eyyubi toprakları tek elde toplanır. Ama hazine boştur ve Nil 1199'dan beri yeterince taşmamaktadır.

Mısır'da büyük bir kıtlık yaşanır. O yıllarda Kahire'de yaşayan Bağdatlı bilgin Abdüllatif el-Bağdâdî, açlığın insanları yamyamlığa kadar sürüklediğini yazar. Süryani tarihçi Bar Hebraeus da aynı yılı anlatırken insanların ölü hayvanları, hatta insan cesetlerini yediğini, kıtlığın ardından salgının geldiğini kaydeder.

Haçlı kıyısında da durum iyi değildir. Hastaneci Şövalyeler'in üstadı Geoffroy de Donjon, depremden bir ay kadar sonra yazdığı mektupta yiyeceğin çok pahalı olduğunu, hayvanları öldüren bir salgının yayıldığını, yeşeren ekinlerin bir sis yüzünden çürüdüğünü anlatır. Tapınakçıların üstadı Philippe du Plessis de mektubunda, Trablus bölgesindeki çiftçilerin kalelere ve şehirlere sığındığını, sisin ürünün dörtte üçünü mahvettiğini yazar.

Yerin altında ise Ölü Deniz Fayı'nın Lübnan'dan geçen kolu vardır. Bölge 11. ve 12. yüzyıllarda bir dizi büyük deprem yaşamıştır. Fayın tam üzerinde, Ürdün Nehri'nin Yakup Geçidi'nde, Haçlıların 1178 ekiminde temelini attığı Vadum Iacob kalesi durur. Kale, bitirilemeden 30 Ağustos 1179'da Selahaddin tarafından alınıp yıkılmıştır; harabesi fayın iki yakasına yayılmış hâlde beklemektedir.

20 Mayıs, şafaktan önce

Geoffroy de Donjon depremi, uykunun yorgun gözleri okşadığı saatte, ilk ışıktan biraz önce gelen bir felaket olarak anlatır. Tarihi de verir: mayısın yirminci günü, ayın adını taşıyan gün, yani pazartesi. Philippe du Plessis ve Fransız vakanüvis Robert d'Auxerre, şafakta gökten korkunç bir ses duyulduğunu, yerden de bir uğultu yükseldiğini yazar. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi'nin (NOAA) kataloğu ana sarsıntının saatini 02.40 olarak kaydeder.

Müslüman tarihçilerin çoğu depremi Hicrî takvimle 26 Şaban 598'e, yani 21 Mayıs'a koyar. Ama Abdüllatif el-Bağdâdî aynı günü Kıpti takvimiyle de verir ve bu 20 Mayıs pazartesiye denk gelir. Haftanın günü de 20 Mayıs'ı doğrular. Araştırmacılara göre aradaki bir günlük fark, o dönem kullanılan Hicrî takvimin bugünkü hesaptan biraz farklı olmasından kaynaklanır.

Depremin büyüklüğü, Ambraseys ve Melville'in 1988'de yaptığı analize göre yüzey dalgası ölçeğinde 7,6'dır. Fransız ve Lübnanlı jeologlar 2005'te Bekaa Vadisi'ni sınırlayan Yammune Fayı'nda açtıkları hendeklerde bu fayın 12. ve 13. yüzyıllar arasında kırıldığını gösterir ve depremin kaynağı olarak onu işaret eder. Bazı araştırmacılar ise kayıtların tek bir depremi değil, 1201 ve 1202'de fayın komşu iki parçasında olan iki ayrı depremi anlattığını düşünür.

Akka ve Sur

En ağır haberler Haçlı kıyısından gelir. Geoffroy de Donjon, "çok elverişli bir liman" dediği Akka'nın bazı kulelerinin, süslü kraliyet sarayının ve surlarının yıkıldığını, zengin fakir demeden insanların öldüğünü yazar. Philippe du Plessis'e göre Akka'nın surlarının ve evlerinin çoğu yerle bir olur, pek çok insan yıkıntıların altında kalır. Tapınakçı üstadı bir ayrıntıyı da not eder: tarikatın Akka'daki evleri hasarsız kalmıştır.

Sur, Hristiyanların sığınağı sayılan güçlü bir kaledir. Philippe du Plessis'e göre üç kule dışında bütün kuleleri, dış barbakan duvarları dışında bütün surları yıkılır; evler sakinleriyle birlikte çöker, çok az kişi kurtulur. Geoffroy de Donjon, Sur'un surlarının, kulelerinin, kiliselerinin ve evlerinin öyle yıkıldığını yazar ki bugün yaşayan hiç kimse şehrin yeniden kurulduğunu göremeyecektir. Ölüleri için ise kısaca, evlerinin yıkıntılarında sayısız insanın can verdiğini söyler.

Safita'daki Beyaz Kale
Safita'daki Beyaz Kale'nin (Chastel Blanc) kulesi. Fotoğraf 2008 yılına aittir, deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Dosseman · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Safita Chastel Blanc 3663.jpg)

Kuzeyde Trablus'un büyük bölümü yıkılır, halkın önemli bir kısmı ölür. Arka kalesi kuleleri, surları ve evleriyle birlikte yerle bir olur; Geoffroy'a göre burada hiç insan yaşamamış gibi bir ıssızlık kalır. Safita'daki Beyaz Kale'nin surlarının çoğu çöker. Tapınakçılar, olağanüstü sağlam sandıkları ana kulenin öylesine çatladığını yazar ki tümüyle yıkılsa daha iyi olacağını düşünürler. Hastanecilerin Hısnü'l-Ekrad ve Markab kaleleri ağır hasar alır ama düşman saldırısına dayanabilecek durumda kalır. Buna karşılık Tartus, kalesi, surları ve halkıyla birlikte neredeyse hiç zarar görmez.

Kahire'den Şam'a

Abdüllatif el-Bağdâdî depremi Kahire'de yaşar. Anlattığına göre o sabah herkes dehşet içinde yatağından fırlar ve Allah'a yalvarır. Sarsıntı uzun sürer; hareketi bir eleğin sallanmasına ya da kanat çırpan bir kuşa benzer. Toplam üç şiddetli sarsıntı olur, kapılar titrer, tavan kirişleri çatırdar. Öğleye doğru yeni sarsıntılar gelir ama zayıftır, az kişi fark eder. O gece olağandışı bir soğuk çöker; ertesi gün ise nefes kesen sıcak bir rüzgâr eser. Bağdâdî, Mısır'ın bu kadar şiddetli bir depremi nadiren yaşadığını yazar. Kahire'den ölüm ya da çöken bina haberi vermez.

Bağdâdî kitabına Hama'dan ve Şam'dan gelen iki mektubu kelimesi kelimesine aktarır. Hama'dan yazan kişi, herkesin bu sarsıntıyı kıyametin habercisi sandığını anlatır. İlk sarsıntı bir saat kadar sürer; ikincisi daha kısa ama daha şiddetlidir. Sağlamlığıyla bilinen Hama kalesi, Barin kalesi ve Baalbek kalesi hasar görür. Ertesi gün öğle namazı vaktinde herkesin hissettiği yeni bir deprem, ikindi vaktinde bir tane daha olur.

Emevi Camii İsa Minaresi
Şam'daki Emevi Camii'nin İsa Minaresi. Fotoğraf 2010 yılına aittir, deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Bernard Gagnon · CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons (Minaret of Jesus, Omayyad Mosque.jpg)

Şam'dan gelen mektup, sarsıntının Kehf suresini okuyacak kadar sürdüğünü söyleyen birinden söz eder. Şehrin en yaşlılarından biri ömründe böyle bir şey görmediğini anlatır. Emevi Camii'nin on altı mazgalı ve bir minaresi düşer, bir başka minare ve kurşun kubbe yarılır. Kallase denen yapı açılan toprağın içine göçer ve iki adam ölür; Ceyrun Kapısı'nda bir kişi daha hayatını kaybeder. Şehirde çok sayıda ev yıkılır.

Depremi Şam'da yaşayan Sibt İbnü'l-Cevzî, halkın meydana kaçtığını yazar. Yarım saatten bir saate kadar uzayan anlatımlar, büyük olasılıkla ana şokun ardından gelen güçlü artçıları da içine alır. Mektuplara göre sarsıntılar dört gün boyunca gece gündüz sürer.

Nablus, Safed ve dağlar

Şam'dan gelen mektup, Müslüman topraklarından duyulan haberleri de sıralar. Banyas ve Safed kısmen yıkılmıştır; Safed'de valinin oğlundan başka kimse kurtulmamıştır. Tibnin de aynı akıbete uğrar. Nablus'ta Samiriler'in mahallesi dışında ayakta tek bir duvar kalmaz. Havran bölgesindeki köyler öyle yıkılır ki eski hâllerini tanımak imkânsızdır. Beyt Cin de ağır yıkım görür.

En ürkütücü haberlerden biri dağlardan gelir. Mektuba göre Lübnan dağlarında iki dağın arasındaki bir boğaza yabani meyve toplamaya giden yaklaşık iki yüz kişinin üzerine iki dağ kapanır. Sibt İbnü'l-Cevzî ve Ebû Şâme bu insanların Baalbekli olduğunu yazar. Araştırmacılar bunu büyük bir heyelan olarak yorumlar.

Kudüs ise neredeyse hiç zarar görmez. Bağdâdî, Suriye'de bu depremden Kudüs kadar az etkilenen bir şehir bilmediğini yazar. Ona göre yıkım Frankların yaşadığı yerlerde Müslüman topraklarından çok daha büyüktür.

Ateret kalesinin surundaki fay kırığı
Yakup Geçidi'ndeki Vadum Iacob (Ateret) kalesinin kuzey surunda fay kırığı. Fotoğraf 2006 yılına aittir, deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: אסף.צ at Hebrew Wikipedia · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Ateret shever.JPG)

Depremin izi toprakta da kalır. 1998'de Ellenblum ve arkadaşları, Yakup Geçidi'ndeki Vadum Iacob kalesinin surlarının fay boyunca yana kaydığını yayımlar. 1179'dan sonra olan bu kaymanın 1,6 metresi, yazarlara göre 20 Mayıs 1202 sabahına aittir. Makalenin başlığı da bunu söyler: Haçlı kalesi, 20 Mayıs 1202 şafağında bir depremle parçalandı.

Denizin kabardığı gün

Bağdâdî depremin Kıbrıs adasında da hissedildiğini, denizin korkunç bir manzarayla kabardığını yazar. Sular yer yer ayrılır, dağ gibi dalgalar yükselir, gemiler karada kalır, kıyıya bol miktarda balık vurur. Sibt İbnü'l-Cevzî ve Ebû Şâme de denizin Kıbrıs'a doğru çekildiğini, yüksek dalgaların kıyıdaki tekneleri parçaladığını anlatır.

Bugünkü değerlendirmeye göre bu dalga büyük olasılıkla doğu Kıbrıs'ta ve Suriye ile Lübnan kıyılarında görülür. Fay kırılması denizin altında olmadığı için dalganın, depremin tetiklediği bir deniz altı heyelanından doğmuş olabileceği düşünülür.

Kaç kişi öldü?

Bu depremle ilgili en çok tekrarlanan rakam 1.100.000'dir. Bu sayıyı Sibt İbnü'l-Cevzî ve Ebû Şâme verir. Ama rakam, o yıl ölenlerin hepsini kapsar: Nil'in taşmaması yüzünden yaşanan kıtlıkta ve ardından gelen salgında ölenler de bu sayının içindedir. Ambraseys ve Melville bu yüzden rakamı deprem ölüsü olarak kabul etmez.

Daha gerçekçi görünen rakam 30 bindir. NOAA kataloğu da bu sayıyı kullanır. Ancak 30 bin rakamının nereye ait olduğu bile belirsizdir. Sibt İbnü'l-Cevzî, 30 bin kişinin yıkıntılar altına gömüldüğünü yazdıktan hemen sonra Akka ile Sur'un yıkıldığını anlatır. Ebû Şâme ise aynı rakamı Nablus'un yıkımıyla birlikte verir. Ambraseys ve Melville'e göre rakam daha çok Nablus bölgesine ait gibi durur ve bu tür sayılara hiç güvenilemez.

Yine de kayıp büyüktür. Deprem herkes yataktayken, belirgin bir öncü sarsıntı olmadan gelir; Ambraseys ve Melville bunun ölü sayısını artırdığını düşünür. Felaket depremle de bitmez. Philippe du Plessis, havanın bozulmasıyla gelen bir hastalığın depremden kurtulanların neredeyse üçte birini öldürdüğünü, yataktan kalkabilenlerin bile zar zor yaşadığını yazar. Deprem, kıtlık ve salgın aynı yıla düştüğü için hangi ölümün hangi felaketten geldiğini ayırmak bugün mümkün değildir.

Tarih de uzun süre karışık kalır. İbnü'l-Esîr depremi iki ayrı yerde, 1201 ve 1203-1204 yıllarında anlatır; Sibt İbnü'l-Cevzî de iki ayrı yıl verir. Eski kataloglar bu yüzden aynı depremi 1201, 1202, 1203 ya da 1204'e koyar, bazen birden fazla deprem gibi yazar. NOAA kayıtlarında bile Ege Denizi'nde 1201'de 100 bin kişinin öldüğü bir deprem notu geçer. Ambraseys ve Melville'in analizi, bu kayıtların hepsinin 20 Mayıs 1202'deki tek büyük depreme ve artçılarına ait olduğu sonucuna varır.

Surlar yeniden örülüyor

Haçlı şehirleri yardım için Avrupa'ya döner. Geoffroy de Donjon mektubunu Navarra Kralı VII. Sancho'ya yazar ve yaşadıkları felaketleri anlattıktan sonra kralın cömertliğinden yardım ister. Philippe du Plessis mektubunu Cîteaux Manastırı'nın başrahibine, Sistersiyen tarikatına gönderir ve dua ister.

Yardım Cîteaux üzerinden gelir. Eski Fransızca Eracles kroniğine göre rahip Fulk'un Kutsal Topraklar'a yardım için topladığı ve Cîteaux'ya emanet ettiği para Doğu'ya taşınır. Kronik, bu paranın hiç bu kadar yerinde kullanılmadığını, Sur ve Akka'nın yıkılan surlarının bu parayla yeniden örüldüğünü yazar. Ernoul kroniği de Sur, Beyrut ve Akka surlarının büyük kısmının yeniden yapıldığını kaydeder.

Müslüman tarafında el-Âdil'in reformları, Mısır'ın deprem ve kıtlıktan görece hızlı toparlanmasını sağlar. Sultan, üretimin sürmesi için askerlerini bile tarlada çalıştırır. Ama yaralar kolay kapanmaz. Venedik'in Suriye'deki balyosu Marsilio Zorzi, 1243'te şehirdeki Venedik mülklerini sayarken birkaç fırının, bir kule evin ve sur dibindeki evlerin "depremde yıkılmış" olarak durduğunu yazar; araştırmacılar bu notları 1202 depremine ait kayıtlar arasında sayar.

Neyi değiştirdi

1202 depremi, ortaçağ kayıtlarının nasıl okunması gerektiğini gösteren bir örnek oldu. Aynı olayın farklı takvimlerle, farklı yıllara ve abartılı ölü sayılarıyla yazılması, kataloglarda yüzyıllarca yanlış kayıtlar üretti. Araştırmacılar bugün depreme en yakın tarihte yazılan, yaşayanların tanıklığına dayanan mektupları esas alıyor; sonraki yazarlarda büyüyen yıkım alanına ve rakamlara temkinle yaklaşıyor.

Deprem bilimi için ise 1202 bir uyarı. Daeron ve arkadaşlarının 2005 çalışmasına göre Yammune Fayı 1202'den beri kilitli. Fayın bundan önceki sessiz dönemi en fazla 800 yıl kadar sürmüş; 1202'den bu yana da 800 yılı aşkın zaman geçti. Yazarlar, Lübnan'da 1202 benzeri yıkıcı bir depremin bu yüzyıl içinde olabileceğini, böyle bir depremin ortaçağa göre çok daha kalabalık bir bölgede büyük hasar yapacağını yazıyor.

Bugün

Sur'daki Haçlı katedrali kalıntıları
Sur'daki Haçlı katedralinin kalıntıları. Fotoğraf 2019 yılına aittir, deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: RomanDeckert · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (CrusaderCathedral TyreSourLebanon RomanDeckert07112019.jpg)

Akka ve Sur bugün de liman şehri. Sur'da Haçlıların taç giyme katedralinin kalıntıları, eski bir caminin temelleri üzerinde duruyor. Safita'daki Beyaz Kale'nin kulesi ayakta. Yakup Geçidi'ndeki kalenin fay boyunca kaymış surları bugün bir kazı alanı ve Ölü Deniz Fayı'nın hareketini ölçmek için bilim insanlarının gittiği yerlerden biri.

Kaynaklar

  • Abdüllatif el-Bağdâdî, Kitâbü'l-İfâde ve'l-İ'tibâr (Hama ve Şam mektuplarıyla birlikte; Ambraseys 2009 ile Guidoboni ve Comastri 2005'teki İngilizce çevirileriyle)
  • Geoffroy de Donjon'un Navarra Kralı VII. Sancho'ya ve Philippe du Plessis'in Cîteaux başrahibine mektupları, Haziran 1202 (Mayer 1972 baskısı)
  • Robert d'Auxerre, Chronicon (1202 yılı); Ernoul kroniği; Estoire d'Eracles (Recueil des historiens des croisades, 1859)
  • Sibt İbnü'l-Cevzî, Mir'âtü'z-Zamân; Ebû Şâme, ez-Zeyl ale'r-Ravzateyn; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil; Bar Hebraeus, Chronicon (Budge 1932 çevirisi)
  • Marsilio Zorzi'nin 1243 tarihli Sur mülk listesi (Guidoboni ve Comastri 2005'te aktarıldığı biçimiyle)
  • Ambraseys, N. N. ve Melville, C. P. (1988), An analysis of the eastern Mediterranean earthquake of 20 May 1202 (NOAA kaydında aktarıldığı biçimiyle)
  • NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, 440 numaralı kayıt
  • Daeron, M. ve diğ. (2005), Sources of the large A.D. 1202 and 1759 Near East earthquakes, Geology
  • Ellenblum, R. ve diğ. (1998), Crusader castle torn apart by earthquake at dawn, 20 May 1202, Geology
  • Jefferson Williams, Dead Sea Earthquake Catalog (deadseaquake.info), 1202 depremi sayfaları
  • Vikipedi (İngilizce), 1202 Syria earthquake, Aimery of Cyprus, Al-Adil I, Abd al-Latif al-Baghdadi (başlangıç kaynağı)

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları