1719 İzmit Depremi: Beşte Dördü Yıkılan Şehir
Mayıs 1719'da Lale Devri'nin ilk yılında Kuzey Anadolu Fayı İzmit Körfezi'nden Düzce'ye kadar kırıldı; İzmit'in beşte dördü yıkıldı, İstanbul'da surlar ve 40 cami harap oldu, ölü sayısı 4 bin ile 6 bini aşkın arasında verilir. Raşid ve Silahdar'ın tanıklıkları, Osmanlı'nın ilk deprem kitabı ve 1999'la aynı izi süren hendekler üzerinden belgesel anlatım.
Mayıs 1719, bir perşembe. Osmanlı'da sonradan Lale Devri diye anılacak barış yıllarının ilki yaşanıyor. İzmit Körfezi'nin iki yakasındaki kasabalar, birkaç gündür hasar veren sarsıntılarla tedirgin. Sonra Kuzey Anadolu Fayı'nın körfezden Düzce'ye uzanan kesimi kırılıyor. Yaklaşık üç dakika içinde İzmit'in beşte dördü yerle bir oluyor, İstanbul'un surlarından taşlar dökülüyor. Ölü sayısı için kaynaklar dört bin ile altı bini aşan rakamlar arasında gidip geliyor. Aynı fay, 280 yıl sonra 17 Ağustos 1999'da hemen hemen aynı yerleri bir kez daha yıkacak.
Depremden önce

1719'da Osmanlı tahtında III. Ahmed vardır; on altı yıldır padişahtır. Sadrazamı, kızı Fatma Sultan'la evli olan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'dır. Paşa, 9 Nisan 1718'de sadarete gelmiş, aynı yaz Avusturya ile Pasarofça Antlaşması'nı imzalamıştır. Uzun savaş yıllarının ardından gelen bu barış, İstanbul'da köşkler, çeşmeler ve bahçelerle anılacak bir dönemi başlatır. Döneme "Lale Devri" adı ise ancak iki yüz yıl sonra, Yahya Kemal ile Ahmet Refik'in sohbetlerinde verilecektir.
İzmit o yıllarda körfezin dibinde, kereste ve buğday ticaretiyle yaşayan orta büyüklükte bir liman şehridir. 1697 tahririne göre nüfusu 3.600 kişi kadardır; Müslümanların yanında 148 Hristiyan ve 20 Yahudi hanesi kayıtlıdır. On yedinci yüzyılda şehre uğrayan seyyah Tavernier, burada gemi yapımı için kereste hazırlandığını yazmıştır. Evliya Çelebi şehirde 23 cami saymıştır. Bunların en tanınmışı, Mimar Sinan'ın eseri olan Pertev Paşa Camii'dir.
Deprem habersiz gelmez. Ambraseys ve Finkel'in Osmanlı arşivine ve kroniklere dayanan kataloğuna göre ana sarsıntıdan önce bölgede hasar veren öncü depremler yaşanır. Körfez kıyısındaki halk, toprağın altında bir şeylerin kıpırdadığını bilmektedir; ne kadar büyük olduğunu bilmemektedir.
Perşembe günü, saat beşte
Dönemin vakanüvisi Raşid Mehmed Efendi, depremi kendi tarihine 1131 yılı Receb ayının beşi, perşembe günü, saat beş olarak kaydeder. Raşid'e göre sarsıntı tahminen üç dakika sürer. İstanbul ve çevresi, yakın ve uzak bütün nahiyeler titrer; halk korkuyla ne yapacağını bilemez.
Bu tarih ve saat bugüne çevrilirken kaynaklar ayrışır. Ambraseys'in kataloğu ve ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'nin (NOAA) veritabanı 25 Mayıs 1719'u verir; perşembe günü de bu tarihe denk gelir. Raşid'in metnini yayımlayan dil bilimci Lemi Akın ise 24 Mayıs yazar. Saat konusundaki ayrılık daha büyüktür. Akın, Raşid'in "saat beş"inin bugünkü saatle öğle vaktine denk gelmesi gerektiğini not eder; Avrupa tarihsel deprem arşivi AHEAD de depremi öğlen 12.00'ye yerleştirir. Tarihçi Erhan Afyoncu ise depremin sabah ezanı okunurken geldiğini yazar.
Raşid'e göre ilk sarsıntıdan bir saat sonra, biraz daha hafif bir ikincisi gelir. Yer iki üç gün boyunca durulmaz; halk evlerine güvenemez, kimsenin huzuru kalmaz.
İstanbul'da surlar ve kayıkhaneler

Başkentte en çok zarar gören, eskimiş ve zaten yıkılmaya yüz tutmuş yapılardır. Raşid'in sayımına göre pek çok ocak (baca) yıkılır. Topkapı Sarayı'nda, Yalı Köşkü'nün yakınındaki kayıkhanelerden bazıları çöker. Edirnekapı'da caminin karşısındaki kale duvarı düşer. Surların deniz tarafında, Yedikule'den Ahırkapı'ya kadar uzanan duvarların çoğu yer yer yıkılır; kara surlarında da bazı bölümler ve kuleler yerinde kalmaz. Edirnekapı'daki Mihrimah Sultan Camii'nin minaresinin merdivenlerinin bir kısmı da bu depremde yıkılır.
Ambraseys ve Finkel'in derlemesi tabloyu genişletir: İstanbul'da 40 cami ve surlardaki 27 burç harap olur. Hasar listesinde Fatih ve Beyazıt camileri, Sinan Paşa ve Bali Paşa camileri, Eski Saray, kara ve Haliç surları vardır. Şehrin dışında Çatalca, Çekmece ve Heybeliada'da da ciddi hasar görülür. Çemberlitaş Hamamı'nın yapısında da bu depremin izleri kalır.
O gün İstanbul'da olan saray tarihçisi Silahdar Fındıklılı Mehmed Ağa, Nusretname adlı eserinde iki küçük sahne bırakır. Galata zindanına bitişik hisar duvarı yıkılır; duvarın dibindeki bir kebapçı dükkânında dört kişi enkaz altında kalır. Üçü ölür, biri sağ çıkarılır. Silahdar'ın Bahçekapı'da, hisar duvarının üstündeki evinde ise bir pencere camı yerinden kopar ve yirmi adım öteye fırlar.
Osmanlı İstanbul'unun afetlerini inceleyen tarihçi Fatma Ürekli, Raşid'in ve Silahdar'ın yıkılan yerleri ayrıntıyla saydığını, ama İstanbul'daki can kaybından neredeyse hiç söz etmediğini belirtir. Silahdar'ın Galata'daki üç ölüsü, kaynaklarda başkentten kalan birkaç isimsiz kayıptan biridir.
Beşte dördü yıkılan şehir
Asıl yıkım doğudadır. Silahdar, İzmit'ten gelen haberi araştırıp doğruladığını yazar: şehrin beşte dördü yıkılmıştır. Enkazın altında kalan erkek, kadın ve çocuklardan dört bin kadar kişi ölmüştür. Altı cami çökmüş, içlerinde bulunan altı yüz kadar kişi hayatını kaybetmiştir.
Şehre su getiren eski kemerlerden beşi yıkılır. Silahdar, gözüyle görenlerden duyduğu bir ayrıntıyı da aktarır: su yolunun yirmi beş arşınlık bir parçası yerinden kopup on adım öteye savrulmuştur.

İzmit'in camileri de zarar görür. Tarihçi İdris Bostan'ın TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesine göre Mehmed Bey Camii tamamen yıkılır, Pertev Paşa Camii kısmen hasar görür. Aynı maddeye göre kıyıdaki gümrük binası denizin altında kalır.
Körfezin iki yakası
Silahdar'ın listesi körfez boyunca ilerler. Yalova kasabasının yarısı yıkılır. Güney kıyısındaki Karamürsel'in tamamı çöker. NOAA kaydında aktarılan katalog alıntısına göre Karamürsel'de mahkeme binası yıkılır, kasabanın naibi, yani kadı vekili, enkazın altında ölür; Karabali Camii'nde hasar yüzünden namaz kılınamaz. Karamürsel'in yaklaşık on beş kilometre doğusundaki Kazıklı kasabası ise Silahdar'ın deyişiyle "yere geçer".
Doğuda Sapanca ve Düzce kasabaları yıkılır; Silahdar iki kasabanın halkının da çoğunun öldüğünü yazar. Kayıtlarda Sevenit ya da Senemir diye geçen, Sapanca yöresinde olduğu düşünülen bölgede dört beş köy daha yok olur; burada bin kişinin öldüğü ya da yaralandığı bildirilir. Pazarköy'de, bugünkü Orhangazi'de, Sultan Orhan Camii de hasar görenler arasındadır.
Silahdar'a göre yıkım bu yerlerde toplanır; Rumeli ve Anadolu'nun geri kalanında hiçbir mahalle zarar görmez. Sarsıntı ise çok uzaklarda hissedilir. Edirne'de hafif hasar olur; Sakız, İzmir, Aynaroz ve Selanik'te de güçlü biçimde duyulur.
Kaç kişi öldü?
1719'un ölü sayısı, tek bir belgeden değil, birbirine eklenen rivayetlerden çıkar. Silahdar'ın rakamı yalnız İzmit içindir: dört bin kadar kişi. Camilerde ölen altı yüz kişinin bu dört binin içinde mi, dışında mı olduğu metinden tam anlaşılmaz. İdris Bostan ise dört bin rakamını Yalova'dan Düzce'ye kadar bütün bölge için verir.
Daha yüksek rakam Ambraseys ve Finkel'in 1991 tarihli kataloğundan gelir: "6000'den fazla" kişinin öldüğü söylenir. Katalog bu rakamın yanına bir soru işareti koyar, yani kesin saymaz. NOAA veritabanı ise 6 bin rakamını alır. Tarihçi Zafer Gölen'in Belleten'deki değerlendirmesi de 6 bin ölüyü ve İzmit'teki 4 bin ölüyü birlikte aktarır.
NOAA kaydındaki bir başka not, rakamlara neden temkinle bakılması gerektiğini söyler: deprem Avrupa basınında geniş yer bulmuş, ama bazı abartılarla. Osmanlı tanıklarının verdiği sayılar da çoğu zaman "kadar" ile biter. Kesin bir sayı yoktur; dört bin ile altı bin arası, kaynakların en çok buluştuğu aralıktır.
Bir ay süren artçılar
Yer bir ay boyunca sallanmaya devam eder. Gölen'in aktardığına göre bazı güçlü artçılar İzmir'den ve Selanik'ten bile hissedilir. Okuduğumuz kaynaklar, devletin yıkılan kasabalara ne gönderdiğini, kimi görevlendirdiğini ayrıntılı anlatmaz. Ambraseys'in kaynak listesinde Osmanlı arşivinin maliye defterlerinden belgeler vardır, ama katalog bunların içeriğini aktarmaz. III. Ahmed'in ya da İbrahim Paşa'nın deprem üzerine söylediği bir söz, bu yazıda kullanılan kaynaklarda yer almaz.
Depremin sarayda bıraktığı iz başka bir yerden görünür. Atik Ali Paşa Medresesi'nde müderrislik yapmış, sarayın Kiler-i Hassa görevlilerine ders veren âlim Ahmed bin Receb, depremin ardından şehirde dolaşan söylentilere kızar. Kimi, dünyayı taşıyan öküzün boynuzunu oynattığını, kimi öküzün altındaki balığın kıpırdadığını söylemektedir. Ahmed bin Receb, halkın bilmediğini öğrenmeye de yanaşmadığından yakınır ve bildiğini saklamayı bir günah sayarak oturup bir kitap yazar.
Risale-i Zelzele adlı bu eser, Osmanlı'da bütünüyle depreme ayrılmış, bilinen ilk kitaptır. İki bölümden ve bir sonuçtan oluşur. İlk bölüm öküz ve balık söylentisini çürütmeye çalışır; ikincisi depremin sebebini tefsir ve hadis kitaplarına dayanarak açıklar. Son bölüm, o günlerde herkesin aklındaki soruyu ele alır: deprem anında evden dışarı kaçmak dinen caiz midir? Kitap 1720'de tamamlanır ve III. Ahmed'e sunulur. Akın'ın belirttiği gibi, kitapta ne ölü sayısı ne de yıkılan binalar vardır; amacı korkuyu açıklamaktır.
Neyi değiştirdi
1719 depremi, Marmara'nın doğusunu sarsan bir dizinin ilk halkası olarak okunur. Otuz beş yıl sonra, 2 Eylül 1754'te İzmit Körfezi yeniden kırılır. 1766'da İstanbul iki büyük depremle sarsılır.
Bugün bilim insanları 1719'u bir de toprağın içinde arar. Jeolog Murat Ersen Aksoy, 2002'de İzmit ile Sapanca arasında açtığı hendeklerde, karbon-14 tarihlendirmesi ve yazılı kayıtları birleştirerek 1719 depreminin bu kesimde yüzeyde bir kırık oluşturduğunu gösterir; büyük depremlerin burada yaklaşık 250 yılda bir tekrarlandığını hesaplar. Rockwell ve arkadaşlarının 2009'daki çalışması, İzmit'in doğusundaki Köseköy'de son 400 yılda 1999 dahil üç yüzey kırığı bulur ve bunlardan birinin "neredeyse kesin olarak" 1719 olduğunu yazar. Gerekçeleri dikkat çekicidir: 1719'un tarihî hasar anlatımları, 1999'unkiyle hemen hemen aynıdır. Dikbaş ve arkadaşlarının 2018'deki çalışması da Sapanca-Akyazı kesiminde 1719, 1567 ve 1037 depremlerinin izlerini bulur, ortalama tekrarlanma süresini 273 ile 322 yıl arasında verir.
Depremin büyüklüğü için de tek bir rakam yoktur. AHEAD arşivi, Avrupa kataloğu EPICA'dan Mw 6,75 (artı eksi 0,3) değerini verir; Papazachos kataloğu 7,2 der. Meghraoui ve arkadaşlarının Ambraseys'e dayanan tablosu ise 7,4 yazar; bu, 1999 İzmit depreminin büyüklüğüyle aynı sınıftadır.
Bugün

1719'dan tam 280 yıl sonra, 17 Ağustos 1999'da Kuzey Anadolu Fayı aynı körfezde yeniden kırılır. Bu kez büyüklük 7,4 ile 7,6 arasında hesaplanır ve en sık anılan ölü sayısı 17.480'dir. Yalova, Karamürsel, Gölcük, İzmit ve Sapanca bir kez daha yıkımın ortasında kalır. Üç ay sonra, 12 Kasım 1999'da Düzce de yıkılır. Silahdar'ın listesindeki kasabaların neredeyse hepsi, iki yüzyılı aşkın bir aradan sonra yeniden aynı kaderi paylaşır.
İzmit'te Pertev Paşa Camii, bugün Yeni Cuma Camii adıyla ayaktadır. İstanbul'un deniz surları Yedikule'den Ahırkapı'ya kadar yer yer ayakta durur. 1719'un hikâyesi, fayın aynı yerleri hangi aralıklarla kırdığını gösterdiği için bugün de önemlidir. Aksoy'un hesabına göre İzmit-Sapanca kesiminde yeni bir yıkıcı deprem için 1999'dan sonra en az 200 yıl geçmesi gerekir. Asıl gözler, 1999'da kırılmayan Marmara Denizi altındaki fay parçasının üzerindedir.
Kaynaklar
- N. N. Ambraseys ve C. F. Finkel (1991), Long-term seismicity of Istanbul and of the Marmara Sea region, Terra Nova: 1719 kaydı (Raşid, Silahdar, Osmanlı arşivi ve Avrupa kaynaklarına dayanır)
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, 1212 numaralı kayıt (25 Mayıs 1719) ve içindeki katalog alıntıları
- Lemi Akın, "İlk Müstakil Deprem Kitabı: Risâle-i Zelzele", İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi (Raşid Tarihi ve Silahdar'ın Nusretname'sinden alıntılarla)
- Fatma Ürekli (2010), "Osmanlı Döneminde İstanbul'da Meydana Gelen Âfetlere İlişkin Literatür", TALİD 8(16)
- Zafer Gölen (2000), Ambraseys ve Finkel'in The Seismicity of Turkey and Adjacent Areas (1995) kitabının değerlendirmesi, Belleten
- İdris Bostan, "İzmit" maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi
- Erhan Afyoncu, Sabah gazetesindeki İstanbul depremleri yazıları (2018 ve 2025)
- AHEAD, Avrupa Tarihsel Deprem Verileri Arşivi, 25 Mayıs 1719 İzmit depremi kaydı
- M. E. Aksoy (2002), İzmit-Sapanca Arasının Genç Tektonik ve Paleosismolojik Özellikleri, İTÜ yüksek lisans tezi
- T. Rockwell ve diğ. (2009), Palaeoseismology of the North Anatolian Fault near the Marmara Sea, Geological Society Special Publication
- A. Dikbaş ve diğ. (2018), Paleoseismic history and slip rate along the Sapanca-Akyazı segment of the 1999 İzmit earthquake rupture, Tectonophysics
- M. Meghraoui, R. Toussaint ve M. E. Aksoy, The slip deficit on the North Anatolian Fault in the Marmara Sea (arXiv)
- Vikipedi (Türkçe ve İngilizce): Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, Lale Devri, Mihrimah Sultan Camii (Edirnekapı), Çemberlitaş Hamamı (başlangıç kaynağı)
