İçeriğe geç
Cumartesi, 3 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Türkiye Depremleri

1754 İzmit Depremi: Yedikule'nin Yarıldığı Ay Işıklı Gece

2 Eylül 1754 gecesi İzmit Körfezi'nde kırılan 6,8 büyüklüğündeki deprem körfez köylerini yıktı, İstanbul'da Yedikule'yi, Fatih Camii'nin revaklarını, hanları ve Galata zindanını çökertti. İstanbul'da 60, bölgede 800 ile 2 bin arasında ölü: İngiliz elçisi Porter'ın ve hekim Mackenzie'nin mektuplarından, Ambraseys'in kataloğundan ve 1999'u da kapsayan fay araştırmalarından belgesel anlatım.

DepremleYasam 13 dk okuma

2 Eylül 1754, salı gecesi. Rüzgâr dinmiş, gökyüzünde parlak bir ay var. İstanbul'da saatler on'a yaklaşırken yer önce aşağıdan yukarı itiyor, sonra yana yana sallanıyor. Yedikule'nin kuleleri yarılıyor, Fatih Camii'nin revak kubbeleri çöküyor, Galata zindanı mahkûmlarının üstüne yıkılıyor. Asıl yıkım ise doğuda, İzmit Körfezi'nin köylerinde. Ölü sayısı için kaynaklar altmış ile iki bin arasında gidip geliyor; bu belirsizlik de hikâyenin bir parçası.

Depremden önce

Sultan I. Mahmud portresi
Sultan I. Mahmud, Jean Baptiste Vanmour'un 1730'larda yaptığı portre. Deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Jean Baptiste Vanmour · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Sultan Mahmud I – Jean Baptiste Vanmour.jpg (cropped).jpg)

1754'te Osmanlı tahtında I. Mahmud vardır. 1730'da Patrona Halil isyanı bastırıldıktan sonra tahta çıkmış, yirmi dört yıldır hüküm sürmektedir. Saltanatı İran'la savaşlar ve Avrupa'daki çatışmalarla geçmiştir; padişah devlet işlerini büyük ölçüde vezirlerine bırakır, şiir yazar. Elli sekiz yaşındadır ve saltanatının son yılını yaşamaktadır.

Marmara'nın doğu ucu deprem nedir bilir. Otuz beş yıl önce, 25 Mayıs 1719'da sabah ezanı okunurken gelen deprem İzmit'i neredeyse yok etmiştir. Tarihçi Erhan Afyoncu'nun aktardığına göre yalnız İzmit'te 4 bin kişi ölmüş, İstanbul'da 40 cami ve surlardaki 27 burç yıkılmıştır. Ambraseys ve Finkel'in derlediği kayıtlara dayanan bir tablo, 1719'un toplam ölü sayısını 6 bin olarak verir.

Yakın geçmişte başka sarsıntılar da olmuştur. İstanbul'daki İngiliz elçisi James Porter, 1752 Mayısı'nda şafak vakti İstanbul'da güçlü bir sarsıntı hissettiğini, aynı yıl yaz aylarında Edirne'yi sarsan depremin İstanbul'da da güçlü biçimde hissedildiğini yazar. Ambraseys'in kataloğuna göre 1754 depreminin kendisinden önce de İzmit Körfezi'nde bir süre öncü sarsıntılar yaşanır.

İstanbul'un evleri çoğunlukla ahşaptır, aralarına güneşte kurutulmuş kerpiç konur. Halk bu hafif yapının depreme karşı daha güvenli olduğuna inanır. Taştan ve tuğladan yapılmış olanlar ise eski yapılardır: camiler, hanlar, surlar ve kuleler.

Salı gecesi, saat onda

Osmanlı tarihçisi Hakim'in Vekayiname'si depremi 15 Zilkade 1167, salı gecesi, alaturka saatle 3.30 olarak kaydeder. Güneşin batışından sayılan bu saat, bugünkü saatle akşam 21.30 dolaylarına denk gelir. İstanbul'daki İskoç hekim Murdock Mackenzie saati 21.45, elçi Porter ise tam 22.00 olarak yazar. Porter'ın evindeki sarkaçlı saat sarsıntıyla tam onda durmuştur.

Porter o gece evinde, iç duvarın yanında bir sandalyede oturmaktadır. Gün boyu doğudan esen rüzgâr akşam tamamen kesilmiştir, ortalık sütliman ve aydınlıktır. Uyarı olmadan gelen ilk darbe ona dümdüz aşağıdan yukarı gelir gibi gelir: ev büyük bir çatırtıyla temelinden kalkar, geniş odanın zemini bir eğik düzleme döner. Pencereler yükselmiş, oturduğu sandalye alçalmış gibidir; ayağa kalktığında eğimi hâlâ hisseder. Ardından birkaç yatay sallantı gelir.

Hizmetkârları ahırdaki atların yattıkları yerden fırlayıp uzun süre sakinleşmediğini, tavukların kanat çırpıp gıdakladığını, kedi ve köpeklerin korkuyla oraya buraya koştuğunu anlatır. Porter'ın evindeki üç kuyudan biri tamamen kurur, öbür ikisi de neredeyse boşalır.

Süre konusunda anlatılar birbirini tutmaz. Kimileri iki dakika, kimileri aralıklarla on dakika sürdüğünü söyler. Porter kendi gözlemine göre sarsıntının birkaç saniye, olsa olsa 30 saniye sürdüğünü yazar. Yüksek katlarda oturanlar sarsıntıyı daha şiddetli hisseder; sokakta yürüyenler ya da tarlada olanlar fark etmez bile.

Yedikule'den Galata'ya

Yedikule Hisarı
Yedikule Hisarı, 2025. Deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Antoloji · CC0, Wikimedia Commons (Yedikule Hisarı.jpg)

On dört gün sonra, 16 Eylül'de yazdığı mektupta Mackenzie yalnızca kendi gözüyle gördüklerini sıralar. Yedikule'nin yedi kulesinden dördü ağır hasarlıdır. Sekizgen olanın iki yüzü tepeden aşağı yıkılmıştır; orada nöbet tutan bazı yeniçerilerin öldüğü söylenir. Yedikule'den Edirnekapı'ya kadar surların üzerindeki burçlar çatlamış ama hiçbiri yıkılmamıştır.

Küçük Ayasofya Camii
1754'te ağır hasar gören Küçük Ayasofya Camii, 2023. Deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Loresue · CC0, Wikimedia Commons (Küçük Ayasofya Camii.jpg)

Fatih Camii'nin revaklarındaki kubbelerin hepsi çökmüştür. Caminin yakınındaki, Mackenzie'nin "Sickergee Han" diye yazdığı sağlam taş han tamamen yıkılmıştır. Vezir Hanı ağır hasar görür, bir başka hanın duvarları kısmen düşer, bir han daha tümüyle çöker. Mackenzie'nin "bagnio" dediği bir yapı (sözcük hem hamam hem de esir zindanı anlamına gelebilir) tamamen yıkılır; içindekilerin birçoğunun öldüğü konuşulur. Küçük camilerin yedi minaresi devrilir, Küçük Ayasofya Camii ciddi hasar görür.

Belki de gecenin en ağır sahnesi Galata'dadır. Mackenzie'ye göre Galata zindanı tamamen çöker ve mahkûmların hepsi enkazın altında kalır. Balat'ta, Üsküdar'da ve Boğaz kıyısında da çok hasar vardır.

Bugünkü tarihçilerin derlemeleri listeye Bayezid Camii'nin kubbesini, Topkapı Sarayı'nı, Galata Kulesi'ni ve Ayasofya'yı da ekler. Porter'ın gözlemi ise yıkımın kimi seçtiğini anlatır: zarar gören, eski taş ve tuğla yapılardır. Ahşap evlerin yalnızca çok eskileri ve birkaçı yıkılır; bakımlı olanlar ya hiç zarar görmez ya da birkaç çatlakla kurtulur.

Körfezdeki köyler

İstanbul'dakiler İzmit'ten gelen haberleri kaygıyla dinler. Mackenzie, Nicomedia'dan, yani İzmit'ten kötü haberler geldiğini, ama hiçbirinin doğrulanmadığını yazar. Sonradan derlenen kayıtlar tabloyu biraz netleştirir: deprem İzmit Körfezi'nde ve daha doğusunda köyleri tamamen yıkar, yer yarılır. İzmit şehrinde de maddi hasar vardır.

Ambraseys ve Finkel, 1750-1754 yılları arasında İzmit'te bir depremde Hristiyanların can ve mal kaybına uğradığından söz eden çağdaş bir belgenin bu depreme ait olması gerektiğini belirtir; ama belgede ayrıntı yoktur. Onların vardığı sonuç açıktır: İzmit yöresi İstanbul'dan daha çok acı çekmiştir.

Sarsıntının etkisi körfezle sınırlı kalmaz. Afyoncu Bursa, İznik ve Karadeniz Ereğlisi'nin de etkilendiğini yazar. Kayıtlara göre Ereğli'deki deniz feneri yıkılır. Deprem İzmir'de ve muhtemelen Ankara'da da hissedilir.

Bir Venedik raporu depremin ardından denizin kıyıdan kalıcı olarak çekildiğini bildirir. Bunun nerede olduğu, bir dev dalga mı yoksa kıyıdaki bir toprak kaymasının sonucu mu olduğu bilinmez. Bazı kataloglar İstanbul'da denizin geri çekildiğini yazar, bazıları ise tsunamiyi şüpheli sayar. Hasar yaptığına dair bir kayıt yoktur.

Kaç kişi öldü?

Daha deprem gecesi şehirde rakamlar dolaşmaya başlar. Mackenzie üç rivayeti birlikte aktarır: şehirde ve banliyölerde 2 bin, 900 ya da altmış kişi. Kendi gördüklerine göre altmış gerçeğe en yakın olanıdır. Porter da aynı kanıdadır: önce yüzlerce kişinin öldüğü söylenmiş, ama ona göre gerçekte ölenler "altmışı geçmez". Afyoncu'nun aktardığına göre dönemin Osmanlı tarihçileri de İstanbul'daki ölü sayısını 50-60 olarak verir.

Bölgenin tamamı için rakamlar büyür. Venedik temsilcisi toplam ölü sayısını 800 dolayında tahmin eder. Ambraseys'in kataloğunda körfez çevresi için "yaklaşık 2 bin kişinin öldüğü söylenir" kaydı vardır; ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'nin (NOAA) veritabanı da 2 bin rakamını alır. 1756'da yazan bir Avrupalı yazarın verdiği 50 bin ise Ambraseys ve Finkel'e göre açıkça büyük bir abartıdır.

Abartının bir kaynağı da coğrafyadır. Ekim 1754'te Kahire'yi yıkan ayrı bir deprem, uzun süre bu depremle karıştırılır; böylece İzmit depreminin etkisi yanlışlıkla Mısır'a kadar uzatılır. Mackenzie'nin 1 Ekim tarihli bir başka mektuba dayanarak aktardığı haber de benzer bir soru işareti taşır: Ermenistan'dan yirmi günde gelen bir ulak, Sivas'ın aynı gece bir depremle tamamen yıkıldığını ve şehrin battığı yerde bir göl oluştuğunu bildirir. Bu haberi doğrulayan bir kayıt, bu yazıda kullanılan kaynaklarda yoktur.

Haftalarca süren artçılar

Yer o gece durulmaz. Porter gece yarısı yeni sarsıntılar hisseder. Ertesi gün sabah onda ve öğlende iki sarsıntı daha gelir. 4 Eylül'de iki, 5 Eylül'de gün ağarırken ve sabah dokuzu kırk geçe birer, 6 Eylül sabahı dörtte iki sarsıntı daha olur. Porter yalnızca kendi hissettiği ya da güvendiği kişilerden duyduğu sarsıntıları not eder; halk ise yerin neredeyse hiç durmadan sallandığını söyler. Ambraseys'in bir kaydına göre İstanbul'da hasar yapan artçılar haftalarca sürer; Mackenzie ise 16 Eylül'de, o güne kadarki küçük sarsıntıların zarar vermediğini yazar.

6 Eylül akşamı İstanbullular bir şey daha görür. Güneşin battığı noktada kara, yoğun bir bulut belirir. Saat tam dokuzda içinden boğuk bir gürültü gelir, bulut bütün kuzey göğünü boydan boya geçer. Önce dolu yağar, sonra sağanak başlar. Mackenzie bir buçuk saat boyunca bir dakika bile kesilmeyen gök gürültüsü gibisini hiçbir ülkede duymadığını yazar. Gece on buçukta bulut dağılır, gökyüzü yeniden yıldızlarla dolar. Porter, o çağın bilgisiyle, toprağın altındaki "yanıcı buharların" bu bulutla dışarı atılıp atılmadığını merak eder.

Sarsıntılar 8, 10, 11 ve 13 Eylül'de de sürer. Porter'ın deyişiyle depremler neredeyse unutulmuşken, 6 Ekim akşamı birkaç güçlü sarsıntı daha gelir. Kasım'da iki hafif sarsıntı olur. Ocak 1755'te, kar ve fırtına arasında, Porter iki sarsıntı daha kaydeder. 15 Şubat 1755'te mektubunu bitirirken vardığı sonuç yalındır: depremi önceden haber veren güvenilir bir işaret yoktur; sarsıntılar sıcakta da soğukta da, rüzgârda da durgunlukta da gelir.

Sarayın son kışı

Bu yazıda kullanılan yabancı tanıklıklar, devletin depremden sonra ne yaptığına dair bir şey söylemez; Porter'ın mektubunda ne padişahtan ne de yetkililerden söz edilir. Bu yazıda kullanılan derlemeler de Osmanlı kroniklerinden yalnızca depremin tarihini, saatini ve ölü sayısını aktarır.

I. Mahmud depremden üç ay sonra, 13 Aralık 1754'te ölür. Yıkılan kubbeler, çatlayan surlar ve çöken hanlar yeni bir saltanata devredilir. On iki yıl sonra, Mayıs 1766'da İstanbul çok daha büyük bir depremle yeniden yıkılacaktır.

Neyi değiştirdi

1754 depremi, 18. yüzyılda Marmara'yı sarsan bir zincirin halkasıdır. 1719'da İzmit Körfezi'nde başlayan seri, 1754'ten sonra Mayıs ve Ağustos 1766 depremleriyle batıya ilerler; Barka ve arkadaşlarının 2002 tarihli çalışmasına göre bu dört deprem, Kuzey Anadolu Fayı'nın kuzey kolunu Adapazarı'ndan Saros Körfezi'ne kadar parça parça kırar.

Depremin tam yeri hâlâ tartışmalıdır. Ambraseys büyüklüğü 6,8 olarak hesaplar ve merkezi İzmit Körfezi'nin batısındaki Çınarcık Çukuru'na koyar. Barka ve arkadaşları kırılmanın Yalova kesiminde ya da Çınarcık Çukuru'nda olduğunu düşünür ve 1754'ü yer ve büyüklük olarak 1894 İstanbul depremine benzetir. Marmara tabanından alınan çökel karotlarını inceleyen Çağatay ve arkadaşları, 1754'ün izini İzmit Körfezi'nin batı havzasında bulur, ama körfezin ortasındaki Karamürsel havzasında bulamaz. Bu da sarsıntının körfezin içine fazla uzanmadığını düşündürür.

17 Ağustos 1999'da İzmit'i yıkan fay kesimiyle ilişkisi de açık bir soru olarak kalır. Rockwell ve arkadaşları, İzmit'in doğusundaki hendek kazılarında 1999'dan önceki bir kırılmanın büyük olasılıkla 1719 depremi olduğunu, bir diğerinin ise 1754, 1878 ya da 1894 depremlerinden birine ait olabileceğini yazar. 1754 gerçekten İzmit kesimini kırdıysa, bu kesimdeki iki büyük deprem arasındaki süre 35 yıla kadar kısalabilir. Aynı çalışmaya göre ise kesim genel olarak yaklaşık bir buçuk yüzyılda bir kırılır.

Porter'ın gözlemi de bugün için bir ders taşır: 1754'te İstanbul'da en çok zarar gören, bakımsız ve eski taş yapılardı; bakımlı yapılar çoğunlukla ayakta kaldı.

Bugün

İzmit Körfezi
İzmit Körfezi, 2024. Fotoğraf: Zafer · CC BY 4.0, Wikimedia Commons (Gulf of İzmit from North to South 20240511.jpg)

Yedikule Hisarı'nın kuleleri ve Küçük Ayasofya Camii bugün de ayakta. İzmit ise 1754'ten 245 yıl sonra, 17 Ağustos 1999'da gece saat üçte, resmî rakamlara göre 18.373 kişinin öldüğü depremle yeniden yıkıldı. Barka ve arkadaşlarına göre 1999 depremi, 1939 Erzincan depreminden bu yana Kuzey Anadolu Fayı boyunca batıya doğru ilerleyen yedinci büyük depremdi.

1999'dan sonraki araştırmalar, İstanbul'un yakınında Marmara Denizi'nin altında büyük bir gerilim biriktiğini ve şehri büyük bir depremin beklediğini gösteriyor. 1754 gecesi altmış kişinin öldüğü bildirilen İstanbul'da bugün yaklaşık on beş milyon insan yaşıyor.

Kaynaklar

  • Murdock Mackenzie, Extract of a Letter from Constantinople, of the 16th September 1754, concerning the late Earthquake there, Philosophical Transactions, cilt 48
  • James Porter, An Account of the Several Earthquakes of Late Felt at Constantinople (15 Şubat 1755 tarihli mektup), Philosophical Transactions
  • NOAA NCEI, Önemli Depremler ve Tsunami Veritabanı, olay 10755 (Ambraseys ve Finkel 1995, Ambraseys 2009 aktarımlarıyla; Hakim Efendi, Vekayiname)
  • Ambraseys, N. N. ve Finkel, C. F. (1995), The Seismicity of Turkey and Adjacent Areas: A Historical Review, 1500-1800 (Zafer Gölen'in Belleten 64/240 tanıtımı ve İTÜ şiddet tablosu aracılığıyla)
  • Barka, A. ve diğ. (2002), The Surface Rupture and Slip Distribution of the 17 August 1999 İzmit Earthquake, BSSA 92(1)
  • Rockwell, T. K. ve diğ. (2009), Palaeoseismology of the North Anatolian Fault near the Marmara Sea, Geological Society Special Publications 316
  • Çağatay, M. N. ve diğ., Long-term sedimentary earthquake records along the northern branch of the North Anatolian Fault in the Sea of Marmara (arXiv 2601.09335)
  • Şimşek, P. ve Gündüz, A. (2021), A Big Earthquake Awaits Istanbul: Mini Review, Afet ve Risk Dergisi 4(1)
  • Erhan Afyoncu, Sabah gazetesi köşe yazıları (3 Eylül 2023 ve 27 Nisan 2025)
  • Vikipedi (İngilizce), Mahmud I; 1999 İzmit earthquake; 1766 Marmara earthquake (başlangıç kaynağı)

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları