1894 İstanbul Depremi Öğle Vakti Kapalıçarşı'yı Yıktı
10 Temmuz 1894 öğle saatinde Marmara'daki deprem İstanbul'u 17 saniye sarstı; Kapalıçarşı yıkıldı, Adalar harap oldu. Abdülhamid'in yardım komisyonu, Darüşşafaka'nın yazı ve Eginitis'in padişaha sunduğu bilimsel rapor.
10 Temmuz 1894, Salı. Saat 12:24. İstanbul'da yaz ortası, Kapalıçarşı'nın kubbeli sokakları öğle kalabalığıyla dolu. Yerin altından, sanki kaldırım taşları üzerinde koşan arabaların sesine benzeyen bir uğultu yükselir. On yedi saniye sonra şehirde hasar görmemiş tek bir ev kalmayacaktır. Halk bu güne "Zelzele-i Azîme", yani Büyük Deprem diyecektir.
Depremden önce

1894'te İstanbul, II. Abdülhamid'in başkentidir. Tramvaylar işlemekte, Sirkeci'de gar yeni kurulmuş, şehirde kâgir binalar artmaya başlamıştır. Ama İstanbul'un mahalleleri hâlâ büyük ölçüde ahşap evlerden oluşur. Kapalıçarşı, yüzyıllık kubbeleri, kemerleri ve hanlarıyla imparatorluğun ticaret kalbidir.
Şehrin bir de rasathanesi vardır. Mühendis Coumbary'nin girişimiyle 1868'de kurulan Rasathane-i Âmire, Osmanlı'nın ilk meteoroloji gözlemevidir. Rasathanenin müdürü hâlâ Coumbary'dir.
İstanbul, tarih boyunca defalarca depremle sarsılmıştır: 1509'daki "Küçük Kıyamet", 1766'daki büyük deprem, 1719'daki sarsıntı. Şehrin hafızası bu depremleri bilir, ama 1766'dan bu yana İstanbul böylesini yaşamamıştır.
12:24: Üç sarsıntı
Deprem, Marmara Denizi'nin altında, Yeşilköy'ün yaklaşık 8 kilometre açığında başlar. Atina Rasathanesi Müdürü Demetrios Eginitis'in birkaç hafta sonra padişaha sunacağı rapor, o anları saniye saniye anlatır.
Önce yerin altından bir uğultu gelir; kaldırım üzerinden hızla birçok araba geçiyormuş gibi. Ardından birinci sarsıntı başlar. Dört beş saniye sürer, şiddeti giderek artar ama evdeki hafif eşyaları bile devirmez. Hemen arkasından ikinci sarsıntı gelir: çok şiddetlidir, sekiz dokuz saniye sürer ve yıkımın büyük kısmını o yapar. Üçüncü sarsıntı beş saniye sürer; rapora göre o sırada yer, dalgalı bir denizin üzerindeymiş gibi sallanır.
Üç sarsıntı toplam 17-18 saniye sürer. Sarsıntı Yanya'dan Bükreş'e, Girit'ten Konya'ya kadar hissedilir; Paris'teki, Birmingham'daki ölçüm aletleri de onu kaydeder.
Kapalıçarşı'nın enkazı

En büyük felaket Kapalıçarşı'dadır. Raporun ifadesiyle "Çarşı-yı Kebir harabezara döner"; enkaz altında pek çok kişi ölür. Bitpazarı, Yağlıkçılar, Çadırcılar ve Mercan tarafı tamamen yıkılır. Mercan sokağında yerden kükürtlü su fışkırır. Sirkeci'de gar binası hasar görür.

Hükümetin gönderdiği görevliler, çarşının enkazından saatlerce sıkışıp kalan yaralıları çıkarır. Rapor, bu kurtarışlardan birini ayrıca kaydeder: küçük bir çocuk, saatlerce, enkaz altında ezilmiş annesinin kucağında kalmış ve sağ olarak bulunmuştur.

Dönemin gazeteleri başka kurtuluşları da anlatır. Kapalıçarşı'nın yıkıntıları arasından on iki yaşında bir çocuk üç gün sonra sağ çıkarılır. Ermeni bir sakanın, büyük bir küpün içinde, küpteki suyu içerek beş gün hayatta kaldığı yazılır.
İlk gün enkazdan 81 ceset ve 112 yaralı çıkarılır. Sayılar günler içinde artar.

Adalar ve kıyılar

Depremin en şiddetli hissedildiği yerler Heybeliada ve Kınalıada'dır. Heybeliada'daki Ruhban Okulu harap olur, duvarlarının çoğu yıkılır. Ayastefanos'ta (Yeşilköy), Büyükada'da, Katırlı'da (Esenköy) pek çok ev, cami ve kilise yıkılır ya da çatlar, minareler düşer. Yalova'da da evler yıkılır.


Halk korku içinde sokaklara kaçar. Pek çok kişi günlerce meydanlarda, bahçelerde, çadır ve barakaların altında yatar.
Kıyılarda tuhaf şeyler görülmüştür. Yeniköy'de depremden yarım saat önce denize giren iki kadın, suyun ılık olduğunu hissetmiş, hava sakin ve ortada vapur yokken birdenbire iki büyük dalga görmüştür. Bazı kuyulardan çekilen su ılınmıştır. Depremden önce kırlangıçların yuvalarından korkuyla uçup telgraf tellerine dizildiği, tavukların kaçıştığı anlatılır.
Saraydan gelen emirler

Sultan II. Abdülhamid, hasarı ve can kaybını öğrenince yaralıların hemen tedavi edilmesini, ihtiyacı olanlara yardım yapılmasını, çadırlar kurulmasını ve fırınlardan bol ekmek dağıtılmasını emreder. Şehremini'nin başkanlığında kurulan bir komisyon, açıkta kalanlara para, yiyecek ve çadır dağıtır.
Ardından "İâne-i Musâbîn Komisyon-u Âlisi", yani depremzedelere yardım komisyonu kurulur. Padişah kendi kesesinden 1.000 lira, şehzadeler ve devlet büyükleri 500 lira bağışlar. İhtiyaç büyüdükçe 5 bin lira daha ayrılır. Yurt içinde ve yurt dışında, Müslüman ve gayrimüslim halka yardım çağrısı yapılır. 28 Aralık 1894'e kadar toplanan bağış 8 milyon 287 bin kuruşu aşar. Deprem için bir "Hareket-i Arz Madalyası" da bastırılır.
Aynı günlerde saray, basına sıkı bir denetim uygular. İkdam gazetesi, deprem günü bir dizgi hatası yüzünden süresiz kapatılır. Sabah gazetesi doğrulanmamış haber yayımladığı için bir gün, Rumca Konstantinopolis gazetesi Askerî Okul'daki kayıplar hakkında yanlış haber verdiği gerekçesiyle bir hafta kapatılır.
Darüşşafaka'da bir yaz

Fatih'teki Darüşşafaka, yetim çocukların okuludur. Deprem okulun binasında ağır hasar bırakır: çatının bir yanı ve tavan tamamen yıkılır, çatıdaki kâgir korkuluğun büyük bölümü düşer. Okulun kayıtlarına göre okulun hizmetlilerinden Hüseyin ile çamaşırcı Konika Hanım hayatını kaybeder, okulun başmubassırı ve bir hizmetli ağır yaralanır.
Okul hemen tatil edilir. İstanbul'da evi ya da yakını olan öğrenciler gönderilir. Okul müdürlüğü, 100 öğrenci ile 60 hizmetlinin açıkta kaldığını bildirip çadır ister; çadırda eğitim yapılamayacağı gerekçesiyle bu istek kabul edilmez. Abdülhamid'in isteğiyle öğrenciler yakındaki Hüseyin Paşa Konağı'na taşınır. Padişah onarımın yaz tatilinde bitmesini ister, ama öğrenciler okullarına ancak Ocak 1895'te dönebilir.
Bilim insanları İstanbul'da


Abdülhamid, depremin bilimsel olarak incelenmesini ister. Atina Rasathanesi Müdürü Demetrios Eginitis İstanbul'a davet edilir. Eginitis, Rasathane-i Âmire Müdürü Coumbary ve yardımcısı Emil Lacoine'la birlikte, padişahın tahsis ettiği bir vapurla hasar gören bütün bölgeleri gezer.
Hazırladıkları rapor 15 Ağustos 1894'te padişaha sunulur. Rapor, depremin etkisini beş bölgeye ayıran bir harita içerir; en ağır hasar alanı Çatalca'dan Adapazarı'na, İzmit Körfezi boyunca 175 kilometre uzanır. Rapor, depremin "tektonik" olduğunu, yani yerkabuğunun hareketinden kaynaklandığını yazar.
Raporun en dikkat çekici gözlemleri yapılarla ilgilidir. Ahşap evler depreme "hayret verici derecede" dayanmıştır; kötü yapılmış eski ahşap evler bile ayakta kalırken yanlarındaki yeni, hatta demirle bağlanmış kâgir binalar yıkılmıştır. Zemin de belirleyicidir: Katırlı köyünün çamurlu zemin üzerindeki yarısı yıkılmış, sağlam zemindeki yarısı ayakta kalmıştır.
Depremin ardından şehirde başka söylentiler de dolaşır. Bir Avrupa gazetesi, Marmara'da sondaj yapan bir geminin depreme yol açtığını yazar. Saray haberi ciddiye alır ve soruşturma başlatır; soruşturma, haberin yalnızca okuyucu çekmek için uydurulduğunu ortaya koyar.
Yardım ve yeniden yapılanma
Hasar tespitleri tamamlandıkça felaketin boyutu netleşir: İstanbul'da 20 binden fazla sivil yapı ve yaklaşık 1.500 kamu binası hasar görmüştür. Hasar devlet bütçesini aşınca, bazı kamu binalarının onarımı için Osmanlı Bankası'ndan kredi alınır. Yüzün üzerinde sıbyan ve ilkokul, rüştiyeler, idadiler ve yüksek okullar onarılır.
Kapalıçarşı'nın onarımı en uzun işlerden biridir. Darüşşafaka'nın fotoğraf hocası Hilmi Efendi, çarşının yıkık hâlini, onarımını ve yeni hâlini gösteren bir albüm hazırlar ve albümü padişaha sunar. Çarşının bugünkü kapılarının bir kısmı, bu onarımda yeniden yapılmıştır.
Neyi değiştirdi
Resmî kayıtlara göre İstanbul sınırları içinde 474 kişi hayatını kaybetti, 482 kişi yaralandı, 387 kâgir yapı, 1.087 ev ve 299 dükkân büyük hasar gördü. Bu rakamlar yalnızca tespit edilebilenlerdi; Yalova gibi yerlerde ölü ve yaralı sayısı bilinmiyordu. Bazı kaynaklar, Marmara kıyılarındaki kayıplarla birlikte çok daha yüksek rakamlar verir.
1894 depremi, Osmanlı'da bir depremin ilk kez bilimsel bir heyet tarafından, ölçüm ve haritalarla incelendiği olaydır. Eginitis raporunun ahşap ve kâgir yapılar, zemin ve hasar ilişkisi üzerine söyledikleri, bugünkü deprem mühendisliğinin temel bilgileriyle örtüşür. Deprem, İstanbul'da yeni bir rasathane kurulması tartışmasını da başlatır.
Bugün

1894 depremini üreten fay, bugün de İstanbul için en büyük tehlike sayılan Marmara Denizi'ndeki fay sisteminin bir parçasıdır. Kapalıçarşı'nın sokaklarında yürüyenler, farkında olmadan 1894'ten sonra yeniden kurulan kemerlerin ve kapıların altından geçer.
Kaynaklar
- Sezer, H. 1894 İstanbul Depremi Hakkında Bir Rapor Üzerine İnceleme (Eginitis raporunun Osmanlıca metni ve günümüz Türkçesi; Yıldız Esas Evrakı). DergiPark.
- Öztin, F. (1994). 10 Temmuz 1894 İstanbul Depremi Raporu. Ankara.
- Küçükalioğlu Özkılıç, S. 1894 Depreminin İstanbul Üzerindeki Etkileri (Deprem Sonrası İmar Faaliyetleri). Doktora tezi, Marmara Üniversitesi.
- Darüşşafaka Cemiyeti, "10 Temmuz 1894 İstanbul Depremi ve Darüşşafaka'daki Büyük Yıkım" (B. Özmen, arşiv belgeleri ve 1894 tarihli anonim günlük)
- Gazete Duvar, "Toplumsal ve siyasal açıdan 1894 İstanbul depremi"
- Ambraseys, N. N. (2002). The seismic activity of the Marmara Sea region over the last 2000 years. Bulletin of the Seismological Society of America.
