İçeriğe geç
Cumartesi, 3 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Afrika Depremleri

1716 Cezayir Depremi: Mezarlıklarda Kurulan Çadırlar ve Kaynağı Belirsiz 20 Bin Ölü

3 Şubat 1716 sabahı Cezayir'i sarsan 7 civarındaki deprem evleri yıktı, Ulu Cami'yi yardı; halk kış yağmurunda mezarlıklara ve tarlalara kaçtı, 26 Şubat gecesi ikinci büyük sarsıntı geldi. Fransız konsolosunun mektupları, bir görgü tanığının el yazması notu ve sık tekrarlanan 20 bin ölü rakamının izi.

DepremleYasam 13 dk okuma

3 Şubat 1716, pazartesi sabahı. Akdeniz'in güney kıyısında, beyaz evleri tepeye doğru basamak basamak yükselen Cezayir şehri güne başlamış. Saat ona çeyrek kala yer sarsılıyor; evler çöküyor, Ulu Cami'nin duvarları yarılıyor, şehrin çevresindeki bahçe köşkleri yıkılıyor. Halk kışın ortasında, yağmur altında mezarlıklara ve tarlalara kaçıyor. Sarsıntılar aylarca sürecek. Bugün bu deprem için sık sık "20 bin ölü" deniyor; ama bu sayının nereden geldiği hâlâ belirsiz.

Depremden önce

1716'da Cezayir, Osmanlı'ya bağlı ama kendi işlerini büyük ölçüde kendisi yöneten Cezayir Dayılığı'nın başkentidir. Şehrin başında 1710'dan beri Ali Çavuş, kaynaklarda Baba Ali diye de geçen Ali Dayı vardır. Ali, yirmi yılı aşkın isyan ve darbelerin ardından yönetimi sert bir elle toparlamıştır. Yeniçeri ocağındaki karışıklıkları bastırmış, İstanbul'un gönderdiği paşaları şehre sokmamış, sonunda Sultan III. Ahmed'den paşalık unvanını da kendi üzerine almıştır. Fransız konsolosu Clairambault onu dürüst ve çok makul bir adam olarak anlatır.

1700 civarında Cezayir şehri gravürü
Cezayir'in denizden görünüşü, Pierre Alexander Aveline'in 1700 civarına tarihlenen gravürü. Depremden önceki şehri gösterir, deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Pierre Alexander Aveline · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Alger Ville Capitale d'Afrique dans la Barbarie.jpg)

Şehir, bugün Kasbah denen eski kentin içindedir: dar, merdivenli sokaklar, birbirine yaslanmış, iç avlulu taş ve tuğla evler. Limana yakın yerde 11. yüzyıldan kalma Ulu Cami (Camiü'l-Kebir) durur. Surların dışında, yamaçlarda ve ovada zengin ailelerin bahçe köşkleri vardır. Şehrin üstündeki tepede İmparator Kalesi yükselir; adını 1541'de şehri kuşatıp başaramayan Kutsal Roma İmparatoru Şarlken'den alır.

Cezayir deprem bilmeyen bir şehir değildir. Yerel kayıtlar 1365'te şehrin büyük bölümünün yıkıldığını yazar. 1716 depreminden sonra bir yeniçerinin "kırk yıl önce de böyle bir deprem gördüm" dediği aktarılacaktır. Bugünkü bilgimize göre şehrin hemen güneyinden, Sahel sırtları boyunca yaklaşık 60 kilometre uzanan bir ters fay geçer. Afrika levhası kuzeye, Avrasya levhasına doğru ilerledikçe bu fay sıkışır.

3 Şubat, sabah

Deprem, hicri takvimle 9 Safer 1128, miladi takvimle 3 Şubat 1716 pazartesi sabahı gelir. Saati bile tartışmalıdır. Fransız konsolosu Clairambault iki gün sonra Marsilya Ticaret Odası'na yazdığı mektupta saati "dokuz üç çeyrek", yani 09.45 diye verir; Sebaï ve Bernard ise konsolosun mektuplarını "dokuza çeyrek kala" diye okur. Bugünkü kataloglar 09.45'i kabul eder. 19. yüzyıl tarihçilerinin bir kısmı ise depremi gece saat ikiye koyar. Araştırmacılar Amal Sebaï ve Pascal Bernard'a göre bu karışıklık, birkaç hafta sonraki büyük artçının gece yarısı gelmesinden ve iki sarsıntının dönemin gazetelerinde birbirine karışmasından doğmuştur.

Cezayir Ulu Camii
1716 depreminde duvarları yarılan Cezayir Ulu Camii (Camiü'l-Kebir). Fotoğraf 2019 yılına aittir, deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Riad Hadjsadok · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Great Mosque of Algiers (Djamaa el Kebir).jpg)

Sonradan yapılan hesaplara göre depremin büyüklüğü 7,0 civarındadır; şehirdeki şiddeti Avrupa ölçeğine göre IX, yani "yıkıcı"dır. Pek çok ev çöker. Sağlam yapılmış binalar ayakta kalır ama baştan başa çatlar. Ulu Cami'nin duvarları yarılır. Kayıtlarda 204 evin ve dört cami ya da sarayın hasarı ayrıntılı olarak geçer. Kasbah'ın alt kesimindeki Dar Aziza sarayının üst katları çöker. Şehrin üç kilometre uzağına kadar evler zarar görür. Sarsıntının Sicilya'da, Katanya ve Siraküza'da da hissedildiği kaydedilir.

Felaketi en iyi anlatan, bir Arapça el yazmasının kenarına not düşen bir görgü tanığıdır. Adını bilmediğimiz bu kişi, Yahya İbn Haldun'un Tilimsan tarihini kopya ederken kitapta 1365 depreminin anlatıldığı sayfaya gelir ve kendi yaşadığını yazar. Ona göre en büyük yıkım şehrin içinde değil, çevredeki bahçe köşklerindedir; bazılarından geriye yalnızca hafif bir iz kalmıştır. Yerden yükselen toz, insanı neredeyse sürükleyip götürecek kadar yoğundur.

Mezarlıklarda çadırlar

Sarsıntı bütün gün ve ertesi gece kesilmez. El yazmasındaki nota göre şehirde kalmaya cesaret eden pek az kişi vardır. Halk, şehrin çevresindeki mezarlıklara, bahçelere ve hiç bina olmayan tarlalara çadır kurar.

Mevsim kıştır ve hava acımasızdır. Not yazarı, durmayan fırtınalar ve şiddetli soğuk altında insanların neler çektiğini hiç sormamayı söyler; neredeyse sel gibi yağan yağmurlarda boğulacak hâle gelirler. 19. yüzyılda Fransızca yazılmış bir Cezayir tarihi de halkın sağanak yağmura rağmen mezarlıklarda ve bahçelerde konakladığını anlatır.

Konsolos Clairambault da kırdadır. 5 Şubat'ta Marsilya'ya yazdığı kısa mektupta, deprem yüzünden kırda çadırlarda kalmak zorunda kaldığını, ayrıntıya girmeyeceğini söyler. Paris'e yazdığı bir başka mektup daha karanlıktır: şehirde içinde güvenle oturulacak tek ev kalmadığını, bir an enkazın altında kalacağını sandığını, yağmurun sıkıntıyı ikiye katladığını anlatır.

Yağma ve dayının kalesi

Yıkılan ya da terk edilen evler hırsızları çeker. 1887'de Cezayir tarihini yazan Henri-Delmas de Grammont gibi 19. yüzyıl yazarlarının anlatımına göre şehirde yangınlar da çıkar, ardından yağma başlar. Ali Dayı, çavuşlarının başında enkazın arasında durmadan dolaşır; suçüstü yakalananları oracıkta kılıçtan geçirtir. Arapça kaynaklara dayanan sonraki Cezayirli tarihçiler de dayının hırsızları cezalandırmakta ve kargaşayı bastırmakta kararlı olduğunu yazar.

Ali Dayı saraydan çıkar ve şehrin yukarısındaki, Yıldız Kalesi diye de bilinen Mevlay Muhammed burcuna sığınır. Burada bir de isyan çıkar. Grammont'a göre yaşlı bir yeniçeri çevresindekilere, kırk yıl önce benzer bir felakete tanık olduğunu ve o zaman depremin ancak hükümdar öldürülünce durduğunu anlatır. Bir grup hoşnutsuz, kaleyi birkaç gün kuşatır; dayının adamları güçlü bir çıkışla kuşatmayı kırar ve isyancılar ağır biçimde cezalandırılır.

Aynı olayın daha kısa bir anlatımı, o yıllarda Cezayir'de konsolosluk görevi de yürüten Lazarist rahiplerin hatıratındadır. Onlara göre 1676'da benzer bir deprem gördüğünü söyleyen bir Türk, o zaman depremin ancak hükümet başkanı öldürülünce bittiğini söylediği için boğularak idam edilir.

26 Şubat gecesi

Sarsıntılar yaklaşık yirmi dört gün sürer, kâh güçlü kâh hafif. Soğuk ve yağmur dayanılmaz hâle gelince insanlar yavaş yavaş şehre, ayakta kalan evlerine dönmeye başlar.

Sonra, el yazmasındaki nota göre Rebiülevvel ayının üçüncü gecesinin ortasında, yani 25'i 26 Şubat'a bağlayan gece, yeni ve çok güçlü bir sarsıntı gelir. Ardından iki tane daha gelir. Konsolosun bir sonraki mektubuna göre bu sarsıntı neredeyse ilki kadar güçlüdür. İlk depremde ayakta kalan evlerin çoğu bu kez hasar görür.

Gün ağarmadan halk yeniden şehirden kaçar. Not yazarına göre bu ikinci kaçış da yirmi gün kadar sürer; sarsıntılar özellikle geceleri hiç kesilmez. Kenar notunu 6 Rebiülahir 1128'de, yani mart sonunda yazar; bu kadar yakın tarihli bir tanıklık, bu depremin en değerli kaynaklarından biridir.

Konsolosun mektupları

Dar Aziza sarayının avlusu
Üst katları 1716 depreminde çöken Dar Aziza sarayının avlusu. Fotoğraf 2013 yılına aittir, deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: InesNines · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Patio de Dar Aziza.jpg)

Depremin Avrupa'daki izleri büyük ölçüde Fransız konsolosluğunun yazışmalarındadır. Bu mektuplar bugün Paris'teki Ulusal Arşiv'de ve Marsilya Ticaret ve Sanayi Odası arşivinde durur. Cezayirli sismolog Amal Sebaï ve Fransız sismolog Pascal Bernard, 2008'de yayımladıkları çalışmada bu belgeleri yeniden inceler.

10 Mart tarihli mektupta konsolos, herkesin sarsıntılar sürdüğü için hâlâ kırda çadırlarda yaşadığını yazar: 3 Şubat'taki ilk sarsıntı evini oturulamaz hâle getirmiştir, 26'sındaki ikincisi de neredeyse onun kadar güçlüdür, aradaki günler ise kesintisiz bir sarsıntıdır. Yine de sarsıntıların gitgide azaldığını fark eder.

4 Temmuz'daki mektup daha kişiseldir. Konsolos, yedi aylık hamile karısını hayatından korktuğu için Marsilya'ya göndermek zorunda kaldığını anlatır. Sarsıntılar 31 Mart'a kadar neredeyse sürekli olmuştur; o tarihten beri yalnızca küçük sarsıntılar vardır, ama her gün hissedilir. Kırda yaşamak ona alışılmışın üstünde masraf da çıkarmıştır.

Bir yıl sonra, 1 Nisan 1717'de yeni gelen konsolos hâlâ sık sık küçük depremler olduğunu yazar ve yaz sıcaklarında daha büyüklerinin gelmesinden korkar. Ona göre geçen yılki depremlerle sarsılmış evlerin çoğu böyle bir sarsıntıda yıkılacaktır. 1732'de yazılan bir metinde bile Cezayir ve çevresinde 1716 depreminin acı izlerinin hâlâ göründüğü söylenir.

Kaç kişi öldü?

NOAA'nın tarihî depremler veritabanı bu depremi Mayıs 1716 tarihiyle ve 20 bin ölüyle verir. İngilizce ve Fransızca Vikipedi de yaklaşık 20 bin ölü der. Cezayir'in deprem kataloğu da 3 Şubat depremi için "20 bin kurban haberleri" ifadesini kullanır. Ama bu rakamın izini sürünce sağlam bir kayda ulaşmak zordur.

Sayı, büyük olasılıkla 1847'de Alexis Perrey'nin derlediği Kuzey Afrika deprem listesine dayanır. Perrey bu listede ayrı bir kayıt olarak "mayıs ve haziranda Cezayir'de şiddetli sarsıntılar, 20 binden fazla kişi öldü, Sicilya'da da hissedildi" diye yazar. NOAA'daki "mayıs" tarihi muhtemelen buradan gelir. Oysa çağdaş Cezayir kaynakları mayıs ve haziranda yalnızca hafiflemiş artçılardan söz eder. Sebaï ve Bernard, Perrey'nin ayrıca 1715 yılına koyduğu ve "binlerce kurban" verdiği kaydın da aslında 1716 depreminin yanlış tarihlenmiş bir yankısı olduğunu gösterir.

Bazı modern Arapça tarih kitaplarında ise farklı bir anlatım vardır: depremde çok sayıda insanın öldüğü, yalnızca Blida şehrinde yaklaşık yirmi bin kişinin can verdiği yazılır. Cezayir'in 40 kilometre kadar güneyindeki Blida için verilen bu sayı hiçbir çağdaş kayıtla desteklenmez; Harbi ve arkadaşları bu kitapların hicri tarihleri miladiye çevirirken hata yaptığını da not eder.

Çağdaş tanıkların sözleri daha temkinlidir. Konsolosun mektupları evlerin yıkılmasını ve çadır hayatını anlatır ama bir ölü sayısı vermez. Lazarist rahiplerin hatıratına göre şehir içindeki evler birbirine yaslandığı için hasar korkulduğu kadar büyük olmaz; asıl yıkım kırdaki köşklerdedir. 19. yüzyılda Cezayir tarihini yazan bir Fransız yazar, bütün araştırmasına rağmen bu deprem serisinin çok sayıda insanın ölümüne yol açıp açmadığını öğrenemediğini açıkça söyler. Gerçek ölü sayısı bilinmemektedir: binlerce olabilir, çok daha az olabilir. 20 bin rakamı ise kaynağı belirsiz bir tahmin olarak kalır.

Neyi değiştirdi

Depremden sonra halk yavaş yavaş şehre döner ve evlerini onarır. Fransızca tarih kitabı, şehrin kısa sürede eski görünümüne kavuştuğunu, ama ortaya çıkan zararın bir kısmının Akdeniz'deki korsan seferleriyle kapatılmaya çalışıldığını, bundan en çok İngiliz ve Hollanda gemilerinin etkilendiğini yazar.

Bilim için 1716 depremi, tarihî kayıtların nasıl karıştığını gösteren bir örnektir. Tek bir deprem serisi kataloglara farklı tarih ve saatlerle birden çok kez girmiştir: 1715'te "binlerce kurbanlı" bir deprem, 3 Şubat 1716'da gece saat ikide bir deprem, mayıs ve haziranda "20 bin ölülü" bir deprem daha. Konsolosluk mektuplarının yeniden okunması bu karışıklığın büyük kısmını çözmüştür. Sebaï ve Bernard'ın taradığı arşivlerde 18. yüzyılda Cezayir'de hissedilen 50 deprem bulunur; bunların yaklaşık yüzde 64'ü daha önce hiçbir katalogda yoktur.

Depremin kaynağı da araştırılır. Sahel fayı boyunca açılan hendeklerde yapılan çalışmalar, 778 ile 1779 yılları arasında bu fayda üç büyük deprem olduğunu gösterir. Araştırmacılara göre 1365 ve 1716 depremleri bu kayıtlarla uyuşabilir; yani başkentin hemen altında, yüzyıllar arayla tekrarlayan bir fay vardır. Cezayir'in bölgesi bundan sonra da sarsılmaya devam eder: 1760'ta ve 1825'te Blida büyük depremlerle yıkılır; Cezayir kataloğu 1825 depremi için 7 bin ölü verir.

Bugün

Cezayir Kasbah'ı
Cezayir Kasbah'ı, 2018. Fotoğraf: SEBA Abdouellah · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (La casbah d'Alger.jpg)

Cezayir bugün milyonlarca insanın yaşadığı bir başkent. 1716'da yarılan Ulu Cami hâlâ Kasbah'ın aşağısında, limana yakın yerinde duruyor; şehrin en eski camisi. Üst katları depremde çöken Dar Aziza sarayı, Kasbah'ın en güzel eski konağı sayılıyor. Kasbah 1992'den beri UNESCO Dünya Mirası listesinde.

Fay da yerinde duruyor. 21 Mayıs 2003'te Cezayir'in doğusunda, Zemmouri'de 6,8 büyüklüğünde bir deprem oldu. Cezayir'in deprem araştırma merkezi CRAAG'daki sismologlar 1716 depremini, başkentin altındaki fayın geçmişini anlamak için bugün de inceliyor.

Kaynaklar

  • Sebaï, A. ve Bernard, P. (2008). Contribution à la connaissance de la sismicité d'Alger et de ses alentours au XVIIIe siècle, extraite des archives françaises. Comptes Rendus Geoscience 340, 495-512.
  • Harbi, A. ve diğ. (2015). The Algerian Homogenized Macroseismic Database (267-1989). Seismological Research Letters 86(6); ek belge: "The 3 February 1716 Algiers earthquake" (konsolos mektupları, Arapça el yazması kenar notu, Grammont ve Lazarist hatıratından alıntılar)
  • Ayadi, A. ve Bezzeghoud, M. (2015). Seismicity of Algeria from 1365 to 2013: Maximum Observed Intensity Map (MOI2014). Seismological Research Letters 86(1).
  • Perrey, A. (1847). Note sur les tremblements de terre en Algérie et dans l'Afrique septentrionale (Sebaï ve Bernard'da aktarıldığı biçimiyle)
  • Grammont, H.-D. de (1887). Histoire d'Alger sous la domination turque (Harbi ve diğ. ekinde aktarıldığı biçimiyle)
  • NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt 1203
  • Vikipedi (İngilizce ve Fransızca), 1716 Algiers earthquake; Baba Ali Chaouch; Djamaa el Kebir; Dar Aziza; Fort l'Empereur (başlangıç kaynağı)

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları