İçeriğe geç
Cumartesi, 3 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Afrika Depremleri

1825 Blida Depremi: Küçük Gül'ün Yıkılışı ve Hiç Taşınılmayan Yeni Şehir

2 Mart 1825 sabahı 7 büyüklüğündeki deprem, Osmanlı Cezayir Dayılığı'nın portakal bahçeleriyle ünlü şehri Blida'yı birkaç saniyede yıktı; ölü sayısı kaynaklara göre 3.000 ile 8.000 arasında. Kuruyan çeşmeler, yağmacılara karşı darağacı kuran Yahya Ağa, yağmurda çöken yeni şehir surları ve beş yıl sonra gelen Fransız ordusu: konsolosluk mektupları, Arapça hatırat ve Trumelet'nin kitabından belgesel anlatım.

DepremleYasam 13 dk okuma

2 Mart 1825, Çarşamba sabahı. Cezayir'in güneyinde, Atlas Dağları'nın eteğindeki Blida portakal bahçelerinin arasında uyanıyor. Cezayirliler bu şehre "küçük gül" diyor. Birkaç saniye içinde evlerin neredeyse tamamı yıkılıyor. Kurtulanlar şehri yarım saat ötede yeniden kurmak için sur örüyor, ama yağmur, artçılar ve eski evlerine duydukları bağlılık bu planı bozuyor. Beş yıl sonra Fransız ordusu geldiğinde Blida hâlâ yarı yarıya harabedir.

Küçük gül

Mitica ovası
Mitica ovası, 2005. Fotoğraf deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Yelles · CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons (Mitidja.JPG)

Blida, Cezayir şehrinin yaklaşık 45-50 kilometre güneybatısında, verimli Mitica (Mitidja) ovasının güney kenarında, Atlas'ın eteğinde kurulmuş bir kasabadır. 16. yüzyılda marabut Sidi Ahmed el-Kebir'in önderliğinde, İspanya'dan kaçan Endülüslü Müslümanların yerleşmesiyle büyür. Dağdan inen Vadi'l-Kebir'in suyu çeşmeleri besler, bahçeleri sular. Şehrin çevresi portakal ve limon korularıyla çevrilidir.

1825'te Cezayir, adı Osmanlı'ya bağlı ama pratikte kendi başına yönetilen bir eyalettir: Cezayir Dayılığı. Başında 1818'den beri İzmir ya da Urla doğumlu Dayı Hüseyin Paşa vardır. Blida, dayının doğrudan yönettiği başkent bölgesine bağlıdır ve Cezayirli Türk yöneticilerin dinlenmeye gittiği bir sayfiye şehridir. Halkı Endülüslü ailelerin torunları, Mağribiler, Yahudiler ve Mozabitlerdir. Dönemin bir Fransız mektubu Blida'yı Cezayir'in "vaat edilmiş toprağı" diye anlatır: Başkentin yediği meyve ve sebze buradan gelir.

Evler alçak, avlulu, sıkıştırılmış topraktan (kerpiç benzeri pise) yapılmıştır. Şehir, Mitica havzasını güneyden sınırlayan bindirme faylarının hemen üzerindedir. Bölge, Afrika ve Avrasya levhalarının çarpıştığı kuşağın içindedir; yerel kayıtlar daha önce de 1716 ve 1760'ta Blida'yı yıkan depremlerden söz eder. Son yirmi yılda Mitica'nın batısındaki Koléa ve daha uzaktaki Maskara da depremle harap olmuştur.

Kuruyan çeşmeler

Depremden önceki saatler sonradan hep aynı ayrıntıyla anlatılır. Blida'nın zenginliği sularıdır; ama o sabah, sarsıntıdan yaklaşık yarım saat önce, şehrin kaynakları ve çeşmeleri birden kurur. Cezayir'deki konsolosluk kayıtlarına ve dönemin Fransız dergilerine göre, depremden sonra şehrin iki üç mil çevresinde akan tek bir kaynak bile kalmaz.

Cezayir'de yaşayan bir İngiliz, oğluna yazdığı ve Avrupa gazetelerinde yayımlanan mektubunda, barometresinin günlerdir hava değişmediği hâlde yavaş yavaş düştüğünü, deprem günü ise termometresinin birden yükseldiğini not eder. Hava güzeldir, gökyüzü açıktır, iç kesimden sert bir rüzgâr eser.

Bir çarşamba sabahı

Depremin saati kaynaklarda farklıdır, çünkü o dönemde ortak bir saat yoktur. Bugünkü kataloglar ve NOAA yerel saatle 07.00'yi verir. Cezayir'deki bir konsolosluğun günlüğü sarsıntıyı sabah dokuz buçuk sularında kaydeder; İngiliz mektubu iki büyük sarsıntıdan, saat 10.02 ve 10.42'den söz eder. Cezayirli Hacı Ahmed eş-Şerif ez-Zehhar ise hatıratında depremin bir çarşamba günü öğleye doğru geldiğini yazar. Sonraki bazı kaynaklar ise depremi yanlışlıkla ocak ya da şubat 1825'e koyar.

Ana sarsıntı kısa ve yıkıcıdır. Bir yerel şair, şehrin yıkılmasının İhlas suresini iki kez okuyacak kadar sürdüğünü yazar; bu da on, on iki saniye eder. Bugünkü hesaplar büyüklüğü 7,0 olarak verir; en yüksek şiddet X'tur. Toprak duvarlar kayar, düz damlar içeri çöker. Kuru dere yatağının üzerine kurulmuş güney ve batı mahalleleri en ağır yıkımı görür.

Dönemin raporlarına göre sarsıntı bir namaz vaktine denk gelir; pek çok kişi toplandığı camilerin yıkıntıları altında kalır. Bahçelerdeki köşkler de çöker. Yarım yüzyıl sonra bir Fransız yazar, o sırada Cezayir'in arkasındaki tepelerde bulunan bir hemşerisinden duyduğunu aktarır: adam sarsıntıyı hissetmez, ama Blida yönünden gelen derin bir uğultuyu duyar, dönüp baktığında ovanın öbür ucundaki şehrin bir toz bulutunun içinde kaybolduğunu görür. Yazar bu anlatıyı bellekten aktardığını kendisi söyler.

Dayının uykusuz geceleri

Sarsıntı 50 kilometre ötede, Cezayir'de de hissedilir. Kasbah'ta bazı duvar parçaları yıkılır, evler çatlar, ama başkentte büyük bir yıkım olmaz. Asıl korku sonraki günlerde gelir. 3 Mart akşamı saat dokuz sularında yeni ve sert sarsıntılar başlar. Cezayir'in evleri Blida'nınkilerden yüksektir; halk, Blida'da olanın başkentte daha kötüsünü yapacağından korkar.

İnsanlar evlerini bırakıp bahçelere, tarlalara kaçar. Yağmura rağmen kapılardan kadınlar, çocuklar, yaşlılar çıkar; şehrin çevresindeki en küçük bahçeye yirmi otuz kişi sığınır. Avrupalı konsoloslar bir hafta boyunca bahçelerde kurulan çadırlarda yaşar. Zehhar, Cezayir'de sarsıntıların on sekiz gün sürdüğünü, bir gece kendisinin on kereden fazla saydığını yazar; dayının o gece uyumadığını ve sekiz sarsıntı saydığını da ondan duyduğunu ekler.

Dayı Hüseyin Paşa'nın portresi
Cezayir'in son dayısı Hüseyin Paşa; Fernel'in 1830 tarihli portresi. Deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Fernel · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Hussein Pacha, par Fernel.jpg)

Hüseyin Paşa, felaketi Tanrı'nın öfkesi olarak görenleri yatıştırmak için zincirdeki köleleri ve borç yüzünden hapsedilenleri serbest bırakır, askerlere şarap satılan meyhaneleri kapattırır, toplu dualar yapılmasını emreder. Camiler ve havralar dua edenlerle dolar.

Ağa Blida'da

Haber Cezayir'e ulaşınca dayı, "Arapların ağası" unvanıyla ordunun başında bulunan Yahya Ağa'yı Blida'ya gönderir. Avrupalı konsoloslar onu dayılığın savaş bakanı sayar. Fransız subay ve tarihçi Corneille Trumelet'nin 1887'de yayımlanan Blida kitabına göre Yahya Ağa çadır, giysi, yiyecek ve kazma kürek toplar, yük hayvanlarına el koyar ve aynı gece yola çıkar; 3 Mart sabahı şafakla Blida'nın Cezayir kapısına varır. İngiliz konsolosluğunun bir mektubu ağanın yanında 3.000 asker olduğunu yazar.

Ağa geldiğinde yağmacılar da gelmiştir. Çevre dağların kabileleri yıkıntıları kazmaya başlamıştır; İngiliz mektubuna göre asker ile dağlılar arasında çatışma çıkar, iki taraftan ölenler olur. Yahya Ağa ölülerin soyulmasını ve enkazın izinsiz kazılmasını yasaklar; yasağa uymayanın sorgusuz asılacağını ilan eder. Dönemin bir başka anlatısı, bir günde 104 hırsızın asıldığını yazar. Bu rakamı doğrulayan ikinci bir kaynak yoktur.

Kurtarma işi zordur: artçılar sürer, 3 Mart'tan itibaren yağan yağmur ayakta kalan duvarları da yıkar. Ağa, enkazı kaldırmak için çevre kabilelerden adam tutar; her birine çeyrek budju ve et, pirinç tayını verir. Trumelet'ye göre yalnızca 3 Mart günü 1.400 ölü çıkarılır. Müslümanlar şehrin üç mezarlığına, Yahudiler Koléa yolu üzerindeki kendi mezarlıklarına gömülür.

Enkazın altındakiler

Enkazdan sağ çıkanların sayısı azdır. Dönemin bir anlatısında, kurtarıcıların çığlık duyulan yerlere yöneldiği, ama yalnızca birkaç kişiyi canlı çıkarabildiği yazılır. Bunlardan biri dört aylık bir bebektir: annesiyle ablasının cesetlerinin arasında, parmağını ağzına almış hâlde bulunur.

Trumelet, bir damın tesadüfen kemer gibi durduğu boşluklarda 4 Mart akşamı hâlâ canlı insanlar bulunduğunu, ama her artçının bu boşlukları mezara çevirdiğini yazar. Yaralıların pek çoğu tedavi edilemediği için ilk günlerde ölür. Gece boyunca yıkıntıların altından gelen sesler, artçılarla birlikte azalır.

En ağır haberlerden biri bir Yahudi okulundan gelir. İngiliz mektubuna göre okul olduğu sanılan bir yerin enkazından 280 çocuğun cesedi çıkarılır. Hayatta kalanlar şehrin dışındaki bahçelere, dallardan ve sazdan yapılmış kulübelere sığınır. Ağa çadırlar kurdurur, battaniye ve para dağıtır. Cezayir kapısının önüne büyük kazanlar yerleştirilir; dövülmüş buğday ve etten yapılan çorba, dinine bakılmadan herkese verilir.

Kaç kişi öldü

Blida'nın ölü sayısı, depremin en tartışmalı yanıdır. NOAA kataloğu 7.000 ölü verir. Bu rakam, Cezayir'deki İngiliz mektubundan gelir: "7.000 ceset şimdiden çıkarıldı." Aynı mektup, 15.000 kişilik nüfustan ancak 300 kişinin kurtulduğunu yazar; bu, sonraki bütün kaynaklarla çelişen bir abartıdır.

Fransız konsolosluğunun 31 Mart tarihli raporu nüfusu 12.000, ölüleri 8.000 olarak verir. Temmuz 1825'te Fransız dergileri 10.000 kişiden 6.000'inin öldüğünü yazar. Arapça bir başka kaynak en az 7.000 ceset sayar. Trumelet ise daha düşük bir tablo çizer: Blida'nın 1.300 evinden yalnızca yirmi kadarı ayakta kalır, ilk sarsıntıda yaklaşık 3.000 kişi ölür, ilk sekiz günde yaklaşık 3.000 ceset çıkarılır.

Farkın bir nedeni nüfusun kendisidir: kaynaklar Blida'nın deprem öncesi nüfusunu 6-7 bin ile 20 bin arasında verir. Ölü sayısının bir kısmı Koléa ve çevre köyleri de kapsıyor olabilir. Bugünkü değerlendirmeler en az 6.000 ölüden söz eder.

Yeni şehir: Bled el-Cedide

Yahya Ağa, şehrin aynı yerde yeniden kurulmasını istemez. Çevredeki çiftliklerin daha az hasar gördüğünü fark eder ve yaklaşık iki kilometre kuzeybatıda, Grumellal denen yeri seçer. Zehhar'a göre yeni şehrin eski şehirden yarım saat uzakta, eski bahçelerin altında kurulması, eski şehirden inen suyun oraya akıtılabilmesi içindir. Dayı onay verir, arazi sahiplerinden satın alınır.

Sur için kireç ve tuğla yaptırılır, kereste dağlardan getirilir, ustalar her yerden toplanır. Trumelet'ye göre surlar yaklaşık 517'ye 705 metrelik bir dikdörtgen çizer. Ama yağmurlar ve artçılar her gün işin bir kısmını yıkar. Zehhar, sur bitmek üzereyken bastıran kış yağmurlarının duvarı yer yer, caminin de bir yanını çökerttiğini anlatır.

Blidalılar taşınmak istemez. Zehhar'a göre ağaya, yeni yerde ev kuracak güçleri olmadığını, eski evlerinin sağlam kalan kısımlarını onarmayı tercih ettiklerini söylerler. Trumelet'nin aktardığı bir efsaneye göre ağa, Blida'daki evinde geçirdiği bir gece rüyasında şehrin kurucusu Sidi Ahmed el-Kebir'i görür; ermiş ona yeni yerde ısrar etmemesini, yıkılan şehrin duvarlarını yeniden kaldırmasını söyler. Sur bir yılı aşkın sürede tamamlanır, ortasında caminin temeli atılır, ama yeni şehir boş kalır.

Harabelerin arasında

Bu arada eski şehirde yeni bir felaket olur. Trumelet'ye göre şehrin kuzeyindeki Tazemmurt'ta kurulan kulübe kampı, bir kadının dikkatsizliğiyle çıkan yangında, enkazdan kurtarılan eşyalarla birlikte yanar. Kulübeler bu kez yıkık evlerin üzerine kurulur.

Blida'nın müftüsü Sidi Belkasım, Zehhar'ın anlatımına göre kendisi yoksul olduğu hâlde büyük caminin onarımına başlar; Müslümanlar ellerinden geldiği kadar yardım eder, durumu duyan dayı da para gönderir. Trumelet, Hüseyin Paşa'nın Blida camilerini 1827'de onartıp ibadete açtığını, bunun Türk Camii'nin kapısındaki bir kitabede yazdığını ve halkın dört yıl vergiden muaf tutulduğunu aktarır. Evler yeniden yapılır, ama artık tek katlıdır. Artçılar yaklaşık üç yıl, neredeyse her gün sürer.

1830 tarihli Cezayir ve çevresi haritası
Boutin'in keşiflerine dayanan Cezayir ve çevresi planı, 1830. Deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Unknown authorUnknown author · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Plan D'Alger Et Ses Environs d'après Boutin.png)

1827'de Yahya Ağa saray entrikalarının kurbanı olur: görevden alınır ve kısa süre sonra Blida'daki inzivasında dayının emriyle öldürülür. Aynı yıl dayı ile Fransız konsolosu arasındaki "yelpaze olayı" Fransa'ya savaş bahanesi verir. Temmuz 1830'da Cezayir'i alan Fransız ordusu, General Bourmont komutasında Blida'ya geldiğinde şehri ayakta ve kısmen yeniden yapılmış bulur; ama bazı mahalleler hâlâ enkaz yığınıdır.

Neyi değiştirdi

Deprem, Blida'nın nüfusunu yarı yarıya ya da daha fazla azalttı ve şehri Fransız işgali öncesindeki son yıllarına zayıf girdirdi. Bir Fransız monografisine göre 1830'da şehre giren Fransız garnizonuna saldıran dağlılar, depremde harap olmuş iki metrelik surları kolayca aşar; deprem, şehrin savunmasını da yıkmıştı. Fransızlar 1839'da şehre yerleştiğinde enkazın büyük kısmı hâlâ kaldırılmamıştı; Trumelet, temizlik sırasında kaç Fransız askerinin hayatını kaybettiğini kimsenin bilmediğini yazar. Şehir daha sonra Fransızlar tarafından dik açılı sokaklarla, ızgara planla yeniden kuruldu.

Deprem, Kuzey Cezayir'in deprem tarihinin de en iyi belgelenmiş olaylarından biri oldu: Araştırmacılar konsolosluk mektuplarını, Avrupa gazetelerini ve Arapça hatıratları bir araya getirerek bu depremi yeniden inceledi. Aynı fay kuşağının denizdeki devamının, 2003'teki Boumerdès depremine yol açtığı düşünülüyor. Blida 1867'de bir depremle yeniden hasar gördü.

Bugün

Blida şehir merkezi
Blida şehir merkezi, 2006. Fotoğraf: filtran from Edinburgh, Scotland (UK) · CC BY 2.0, Wikimedia Commons (Blida centre.jpg)

Blida bugün aynı adlı ilin merkezi, Cezayir'in kalabalık şehirlerinden biri. Endülüslü atalarından kalan "gül şehri" lakabını ve portakal bahçelerini koruyor. Eski Türk dönemi kapılarının hiçbiri ayakta değil, ama adları sokakları ve mahalleleri tarif etmek için hâlâ kullanılıyor. 1825'te kuzeyde örülen Bled el-Cedide surlarından Trumelet'nin zamanında yalnızca birkaç duvar parçası kalmıştı; 1924'te bir Cezayir gazetesi bu "Yeni Blida" surunun izlerinin hâlâ görüldüğünü yazar.

Kaynaklar

  • Harbi ve diğ., "The 2 March 1825 Blida earthquake and its aftershocks" (ICTP, belge derlemesi): Cezayir'deki İngiliz ve Fransız konsoloslukların yazışmaları, 1825 tarihli Avrupa gazete ve dergileri, Hacı Ahmed eş-Şerif ez-Zehhar'ın hatıratı ve 19. yüzyıl Fransız yazarları
  • Harbi ve diğ. (2015), The Algerian Homogenized Macroseismic Database (267–1989), Seismological Research Letters
  • C. Trumelet, Blida: récits selon la légende, la tradition et l'histoire, Cezayir, 1887 (yukarıdaki derlemede aktarıldığı biçimiyle)
  • NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt 1692
  • Vikipedi (İngilizce, Fransızca, Arapça): 1825 Blida earthquake, Blida, Hussein Dey, Yahia Agha, Expédition d'Alger (başlangıç kaynağı)

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları