İçeriğe geç
Cumartesi, 3 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Amerika Depremleri

1692 Port Royal Depremi: Denize Gömülen Korsan Şehri

7 Haziran 1692'de Jamaika'yı sarsan deprem, suya doymuş kum üzerine kurulu Port Royal'in üçte ikisini birkaç dakikada denize gömdü; yaklaşık 2 bin kişi öldü, ardından gelen salgın binlercesini daha aldı. Rahip Emmanuel Heath'in mektupları, toprağın yutup denize attığı Lewis Galdy, hayatta kalanların kurduğu Kingston ve 11.43'te durmuş cep saatini bulan su altı arkeolojisi.

DepremleYasam 13 dk okuma

7 Haziran 1692, salı. Jamaika'nın güneyinde, ince bir kum dilinin ucundaki Port Royal, Karayipler'in en zengin ve en kalabalık İngiliz limanı. Korsanların, tüccarların, meyhanelerin şehri; çağdaşları ona "dünyanın en günahkâr şehri" diyor. Saat on bire geliyor. Kilisede sabah duası yeni bitmiş, iskelelerde gemiler yük boşaltıyor. Birkaç dakika sonra şehrin üçte ikisi, içindeki insanlarla birlikte denizin altında olacak.

Korsanların limanı

17. yüzyılda Port Royal çizimi
Denizci Edward Barlow'un çiziminde 17. yüzyılda Port Royal; depremden önceki şehri gösterir, deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Edward Barlow · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Port Royal, Jamaica, in the 17th century, before the devastating earthquake in 1692.jpg)

İngilizler Jamaika'yı 1655'te İspanyollardan alır. Kingston Limanı'nın ağzını kapatan Palisadoes kum dilinin ucundaki küçük yere önce Cagway derler, sonra adını Port Royal yaparlar. İngiltere'nin adayı savunacak yeterli askeri yoktur. Vali Edward D'Oyley 1657'de korsanları şehre davet eder; onlara İspanyol gemilerine saldırma izni veren mektuplar verilir. Henry Morgan Panama'ya, Portobelo'ya ve Maracaibo'ya seferlerini buradan düzenler.

Ganimet şehri büyütür. Tarihçi Nuala Zahedieh'nin hesabına göre 1668'deki Portobelo baskınından gelen 75 bin sterlinlik yağma, adanın o yılki şeker ihracatının yedi katından fazladır. 1692'ye gelindiğinde Port Royal'de yaklaşık 6.500 kişi, 2 bine yakın binada yaşar; bazı kaynaklar yirmi yıllık dönemde nüfusun 10 bine yaklaştığını yazar. Şehirde 44 meyhaneci, dört kuyumcu kayıtlıdır; 1688'de limana 213 gemi uğrar. Morgan'ın vali yardımcılığıyla birlikte köle ticaretinin önemi artar, korsanlara eskisi kadar ihtiyaç duyulmaz.

1687'de korsanlığa karşı yasalar çıkar; Morgan ertesi yıl ölür ve Palisadoes mezarlığına gömülür. Ama şehrin ünü yerindedir.

Kum üzerine kurulan şehir

Port Royal'in asıl tehlikesi altındaki zemindir. Şehir, yaklaşık 20 metre kalınlığında, suya doymuş gevşek bir kum tabakasının üzerine kurulmuştur; yeraltı suyu yüzeyin yalnızca 60 santim kadar altındadır. Arsa daraldıkça sığ kıyılar doldurulup üstüne bina yapılır, evler yukarı doğru büyür. İngilizler memleketlerindeki gibi çok katlı tuğla evler yaparlar. Bazıları, İspanyolların alçak ahşap evlerinin örnek alınmasını önerir; dinleyen az olur.

Jamaika, Karayip levhası ile Gonâve mikrolevhasının sınırında yer alır. Ada sık sık sallanır; şehir halkı küçük sarsıntılara alışkındır.

Bir kadeh pelin şarabı

O sabah Port Royal'in Anglikan rahibi Emmanuel Heath, St. Paul Kilisesi'ndeki duayı bitirip kilisenin yakınındaki, tüccarların buluştuğu bir yere uğrar. Orada adanın yönetimine o sırada vekâlet eden Konsey Başkanı John White vardır ve rahibe bir kadeh pelin şarabı ısmarlar. Heath öğle yemeğine Kaptan Ruden'in evine gidecektir. Bu kısa mola hayatını kurtaracaktır.

1692 Port Royal depremini gösteren Hollanda gravürü
Jan Luyken ve Pieter van der Aa'nın 1692 depremini canlandıran gravürü; olaydan sonra Hollanda'da hayal gücüyle yapılmıştır, tanık çizimi değildir. Fotoğraf: Jan Luyken · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Port Royal earthquake 1692 by Jan Luyken and Pieter van der Aa.jpg)

Heath'in iki hafta sonra yazdığı mektuba göre yer saat on biri yarım saat geçe dalgalanmaya başlar. White, rahibi adada bu tür sarsıntıların sık olduğunu, birazdan geçeceğini söyleyerek yatıştırır. Ama sarsıntı büyür. Önce kilise ve kulesinin çöktüğünü duyarlar. Heath sokağa koşar, toprağın açılıp bir kalabalığı yuttuğunu ve denizin şehre doğru yükseldiğini görür.

Bugünkü tahminlere göre deprem art arda gelen, her biri bir öncekinden şiddetli üç sarsıntıdan oluşur; büyüklüğü 7,5 olarak tahmin edilir. Kaynağın, adanın doğusundaki Plantain Garden Fayı olabileceği düşünülür.

Kum suya dönüyor

Sarsıntıyla birlikte suya doymuş kum sıvı gibi davranmaya başlar. Bilim insanları buna sıvılaşma der. Tanıkların anlattığına göre kum dalga dalga hareket eder, yarıklar açılıp kapanır, açılan yarıklara düşen insanlar toprak kapanınca sıkışarak ölür. Sarsıntı durduğunda kum yeniden sertleşir ve içine düşenleri hapseder. Heath'in mektubunda, bazı insanların başları dışarıda kalacak biçimde gömüldüğü yazılıdır.

Port Royal'in deprem öncesi ve sonrası haritası
Port Royal'in depremden önceki planı; noktalı alan depremden sonraki durumu gösterir. 1890'larda Popular Science Monthly'de yayımlanmıştır. Fotoğraf: Unknown authorUnknown author · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (PSM V40 D802 Port royal before the 1692 earthquake and the dotted area after.jpg)

Şehrin yaklaşık üçte ikisi, 13 hektar kadar bir alan, birkaç dakika içinde denize kayar ya da olduğu yerde dibe çöker. Kuzey kesimi neredeyse tamamen kaybolur. Beş kaleden Fort Charles ayakta kalır; Fort James ve Fort Carlisle denize gömülür, Fort Rupert'in yeri suyla kaplanır. Henry Morgan'ın mezarının bulunduğu Palisadoes mezarlığı da denize kayanlar arasındadır; Morgan'ın naaşı bir daha bulunmaz.

Limandaki yirmiden fazla gemi alabora olur. Kraliyet donanmasının Swan fırkateyni, dalgalar ve çöken iskele yüzünden evlerin damları üzerinden sürüklenir. 1807'de yazan tarihçi Robert Renny, iki dakika içinde şehrin onda dokuzunun suyla kaplandığını, en yüksek evlerin çatılarının suyun içinde gemi direklerinin arasında göründüğünü aktarır.

Yutulan ve geri atılan adam

Bu anın en çok anlatılan hikâyesi, Fransız asıllı Protestan tüccar Lewis Galdy'nin hikâyesidir. Mezar taşındaki yazıya göre Galdy büyük depremde toprak tarafından yutulur, ardından gelen başka bir sarsıntıyla denize fırlatılır, bir tekne onu alana kadar yüzerek kurtulur.

Galdy depremden sonra 47 yıl daha yaşar; tüccarlık yapar, kilise mütevelliliği gibi görevler üstlenir. 22 Aralık 1739'da 80 yaşında ölür. Hikâyesi bugün yalnızca mezar taşından ve sonraki yazarların aktarımlarından bilinir; ayrıntıları başka bir tanıkla doğrulanmış değildir.

Gemilerde geçen gece

Heath, düşen evlerin arasından dar sokaklarda koşarak kaldığı eve ulaşır; yer bu sırada da, kendi benzetmesiyle denizin dalgaları gibi kıpırdamaya devam eder. Sokakta insanlar ona sarılır, dua etmesini ister. Heath yaklaşık bir saat sokakta onlarla birlikte dua eder.

Sonra bazı tüccarlar onu bir kanoyla ve bir filikayla limandaki Siam-Merchant adlı gemiye götürür. Konsey Başkanı White da oradadır, sağ salimdir. Hayatta kalanların çoğu geceyi gemilerde geçirir. Artçı sarsıntılar neredeyse her saat gelir; Heath gemideki topların sarsıntıyla takırdadığını yazar. Ertesi günlerde gemiden gemiye geçip yaralılarla ilgilenir, ölmek üzere olanlar için dua eder. Şehrin ucundan sulara karışan cesetler gemilerin yanından geçer.

Felaket henüz bitmeden yağma başlar. Heath, korsan diye anılan bir grubun terk edilmiş depolara ve evlere girip komşularını soyduğunu yazar. Ölülerin üzerindeki eşyalar alınır; yüzüklerini çıkarmak için parmakları kesilen cesetlerden söz edilir.

Adanın geri kalanı

Deprem yalnız Port Royal'i vurmaz. Bugünkü Kingston'ın bulunduğu Liguanea'da bütün evler yıkılır, 12 metre derinliğindeki kuyulardan su fışkırır. Eski İspanyol başkenti St. Jago'da (Spanish Town) evlerin neredeyse hepsi çöker. Heath, adanın her yerinden gelen haberlerde yüzlerce yarığın aynı anda açıldığını, denizden kilometrelerce uzakta yerden su fışkırdığını aktarır.

Deniz Liguanea kıyısında yaklaşık 270 metre, Yallahs'ta 1,6 kilometre çekilir, sonra yaklaşık iki metrelik bir dalga olarak geri gelir. Adanın her yanında heyelanlar olur. En büyüğü Judgement Cliff heyelanıdır ve 19 kişinin ölümüne yol açar; ancak bu heyelanın asıl tetikleyicisinin aylar sonraki şiddetli yağmurlar olabileceği de tartışılır. Bazı nehirler geçici olarak tıkanır; birkaç gün sonra bu doğal setlerden biri yıkılınca liman kabuğu soyulmuş ağaçlarla dolar.

Depremden sonra gelen ateş

Asıl ölüm dalgası depremden sonra gelir. Evsiz kalan binlerce kişi, çadırlarda ve barakalarda, temiz su ve ilaç olmadan yaşamaktadır. Ölüler sulardan toplanmaya ya da batırılmaya çalışılır ama hepsine ulaşılamaz. Kısa süre içinde ağır bir humma yayılır; bugünkü kaynaklar bunu sivrisineklerin taşıdığı hastalıklarla ilişkilendirir.

Heath 28 Haziran tarihli ikinci mektubunda, Port Royal'den kurtulanların neredeyse yarısının o güne kadar öldüğünü yazar. Hastalığın kurbanlarından biri de depremin sabahı rahibe şarap ısmarlayan John White'tır; 22 Ağustos 1692'de ölür.

Ölü sayısı kesin değildir. Yaygın kabul gören rakam, depremde ve dalgada yaklaşık 2 bin kişinin öldüğüdür; Heath'in mektuplarında önce 1.500, sonra 2 bin rakamı geçer. Bazı kaynaklar 1.000 ile 3.000 arasında bir aralık verir. Sonraki aylarda hastalık ve yaralardan ölenler için 2 bin ile 3 bin arasında rakamlar yazılır. Bu rakamlar, kayıtların büyük kısmı da denize gömülmüş bir şehirde, sonradan yapılan tahminlerdir.

Kingston'ın doğuşu

Depremden altı hafta sonra, 22 Temmuz 1692'de, limanın karşı kıyısında, Liguanea ovasının alt ucunda yeni bir kasaba kurulmasına karar verilir: Kingston. Hayatta kalanlar önce Albay Barry'nin domuz çiftliği olarak bilinen arazide kurulan bir çadır kampında yaşar.

Kasabanın planını kadastrocu John Goffe çizer: kuzey, doğu, batı ve liman caddeleriyle çevrili bir ızgara. Ana caddeler, liman ile iç kesimlerdeki plantasyonlar arasında yük taşınabilsin diye 20 metre genişliğinde tutulur. Hükümet arsaları, alıcıların Port Royal'de sahip oldukları kadarını geçmemek şartıyla satar.

Port Royal'in batmayan üçte biri yeniden kurulmaya çalışılır, ama şehir bir türlü toparlanamaz. 1703'te büyük bir yangın yeniden kurulanı da yakar; Kingston asıl o zaman büyümeye başlar. 1716'da adanın en büyük kasabası ve ticaret merkezidir. 1722'de bir kasırga, 1750'de bir yangın Port Royal'i yeniden vurur. 1872'de başkent resmen Kingston'a taşınır.

Neyi değiştirdi

Dönemin insanları depremi bir ceza olarak okur. Jamaika Konseyi üyeleri, yaşananların Tanrı'nın ağır hükmünün bir örneği olduğunu ilan eder. Boston'da vaiz Cotton Mather, amcasına yazdığı mektupta olayı bütün İngiliz Amerikası'na seslenen bir uyarı olarak görür. Heath'in mektupları unutulmaz; Mart 1756'da bir İngiliz gazetesi onları bölüm bölüm yeniden yayımlar.

Bilim açısından Port Royal, sıvılaşmanın bir şehri nasıl yok edebileceğinin bilinen en eski ve en çarpıcı örneklerinden biridir. Tanıkların "denize akan şehir" diye anlattığı şeyin büyük kısmı, gevşek kumun taşıma gücünü yitirmesiyle yapıların olduğu yere çökmesidir. Aynı ders 1907'de yeniden yaşanır: 14 Ocak 1907 depreminde kum dili yine sıvılaşır, yeniden kurulan binaların çoğu yıkılır, bazı kısımlar daha suya gömülür ve Kingston'da yaklaşık bin kişi ölür.

Su altındaki şehir

Denize gömülen Port Royal, sonraki yüzyıllarda bir zaman kapsülüne dönüşür. İlk büyük kazıyı 1959'da Amerikalı mucit Edwin Link, National Geographic Society ve Smithsonian ile birlikte yapar; Fort James, bir meyhane ve kralın deposu çevresinde çalışır. Bu kazıda, 1686 dolaylarında Hollanda'da yapılmış bir cep saati bulunur. Saatin akrep ve yelkovanı 11.43'te durmuştur; bu, Heath'in "on biri yarım saat geçe" anlatımıyla birlikte depremin saatini belirleyen en önemli kanıttır.

1965-1967 arasında Robert Marx, Fisher's Row denen kıyı şeridinde en geniş kazıyı yürütür. 1981'den 1990'a kadar ise Texas A&M Üniversitesi, Denizcilik Arkeolojisi Enstitüsü (INA) ve Jamaika Ulusal Miras Vakfı adına Donny Hamilton yönetiminde on yıllık bir proje yapılır. Çalışma, doğrudan dibe çöktüğü için az hasar görmüş ticaret merkezine odaklanır.

Oksijenin çok az olduğu çamurun içinde, normalde çürüyüp yok olacak ahşap ve organik malzeme korunmuştur. Beş bina ayrıntılı incelenir: pipo atölyesi, meyhane ve kunduracı dükkânı olarak kullanılan işyerleri ve evler. Soğan biçimli şişeler, kalay kaplar, seramikler, tütün pipoları, cam kadehler, demir aletler, Çin porseleni çıkar. Bazı binaların çöken tuğlalarının altında iskeletler bulunur. Bir binanın altında, depremde onun altında kalmış bir geminin kalıntıları ortaya çıkar.

Bugün

Port Royal'de yan yatmış Giddy House
1907 depreminde yan yatan Giddy House, Port Royal, 2011; 1692 depremine ait değildir. Fotoğraf: Raychristofer · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Giddy House.jpg)

Port Royal bugün, 2022 verisine göre 3.144 kişinin yaşadığı küçük bir balıkçı kasabasıdır. Fort Charles hâlâ ayaktadır. 1880 dolaylarında yapılan bir cephanelik, 1907 depreminde yan yatmış hâliyle duran "Giddy House" ziyaretçilerin uğrak yeridir. Lewis Galdy'nin mezar taşı, 1953'te Green Bay'den taşınarak St. Peter Kilisesi'nin önüne konmuştur.

12 Temmuz 2025'te UNESCO Dünya Miras Komitesi, "17. Yüzyıl Port Royal Arkeolojik Topluluğu"nu Dünya Mirası Listesi'ne alır. Alan, karadaki kalıntılarla birlikte su altındaki şehri ve 1692'de şehri çevreleyen altı tahkimatın düzenini kapsar. Jamaika Kültür Bakanı Olivia Grange, karada ve su altında kalan bu eşsiz alanın adaylığının kabul edilmesinden gurur duyduğunu söyler.

Tehlike geçmiş değildir. Jamaika'daki güncel deformasyon ölçümleri, 1692'dekine benzer, 7,0-7,3 büyüklüğünde bir deprem üretecek kadar gerilim biriktiğini gösteriyor; ancak bu tahmin pek çok varsayıma dayanıyor. Kingston bugün o gün kurulan ızgaranın üzerinde, aynı limana bakarak yaşıyor.

Kaynaklar

  • Emmanuel Heath'in 22 ve 28 Haziran 1692 tarihli mektupları (jamaicaportroyal.com'daki metinden)
  • Lewis Galdy'nin mezar taşı yazıtı; Mary Draper, "The Man Who Was Buried Twice", The Appendix, Ekim 2014
  • Institute of Nautical Archaeology / Texas A&M Üniversitesi, Port Royal Liman Kazısı (1981-1991) proje sayfası
  • Jamaica Information Service, "Port Royal now a World Heritage Site", 12 Temmuz 2025
  • Vikipedi (İngilizce): 1692 Jamaica earthquake, Port Royal, Kingston, Jamaica, John White (colonial administrator), Henry Morgan (başlangıç kaynağı)

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları