1653 Ege Depremi: Güzelhisar'ı Yıkan Büyük Menderes Sarsıntısı
23 Şubat 1653'te Büyük Menderes vadisini sarsan deprem, bugünkü Aydın olan Güzelhisar'ın binalarının çoğunu yıktı; Naima'ya göre 3 bin kişi öldü, bir o kadarı yaralandı. Tire'den Denizli'ye uzanan yıkım, tartışmalı büyüklük ve ölü rakamları, Evliya Çelebi'nin 18 yıl sonra gördüğü minaresiz camiler: Osmanlı kronikleri ve deprem kataloglarından belgesel anlatım.
Şubat 1653. İstanbul'da tahtta on bir yaşındaki IV. Mehmed oturuyor, imparatorluk Girit için Venedik'le savaşıyor. Batı Anadolu'da Büyük Menderes'in geniş ovası kışın ortasında. Bir gün yer, Aydın'ın o zamanki adıyla Güzelhisar'ı yıkacak kadar sarsılıyor. Saray tarihçisi Naima, şehirde 3 bin kişinin öldüğünü, bir o kadarının yaralandığını yazıyor. Yıkım vadi boyunca Tire'den Denizli'ye uzanıyor. Bu deprem bugün kataloglarda "İzmir depremi" adıyla da geçiyor, ama asıl yıkım vadide oluyor.
Depremden önce
Büyük Menderes, Denizli'nin batısından Ege'ye doğru akan, iki yanı dağlarla çevrili uzun ve verimli bir ovadan geçer. Jeologlar bu çöküntüye Büyük Menderes grabeni der: yaklaşık 140 kilometre uzunluğunda, yer yer 14 kilometre genişliğinde, bugün de genişlemeye devam eden bir çukurdur. Ovanın kuzey kenarında, dağların eteğinden faylar geçer.
17. yüzyılın ortasında bu ova Osmanlı'nın Aydın sancağıdır. Sancağın merkezi Güzelhisar'dır, bugünkü Aydın. Doğusunda Köşk, Sultanhisar, Nazilli ve Kuyucak, ovanın ucunda Denizli, kuzeybatıda ise eski bir Selçuklu ve Aydınoğulları merkezi olan Tire vardır. Güzelhisar'ın ileri gelenleri arasında, 1568'de şehrin bugün de ayakta duran en eski camisini yaptıran Üveys Paşa'nın soyundan gelenler de bulunur.
Ova sarsıntıya yabancı değildir. Naima'nın kaydına göre 1645'te Nazilli ile Güzelhisar'da ve Kuyucak ile Yenice köylerinde bir ay tutulmasının ardından gelen günlerde yer sallanmıştır. Ambraseys ile Finkel'in derlediği kayıtlarda Nazilli'nin adı 1645 depremiyle birlikte de geçer.

İstanbul ise karışıktır. IV. Mehmed 1648'de, babası bir darbeyle tahttan indirildiğinde altı yaşında padişah olmuştur. 1645'te başlayan Girit Savaşı sürmektedir; Venedik donanması Çanakkale Boğazı'nı kapatmaya çalışır. Sadrazam Tarhuncu Ahmed Paşa, devletin ilk yıllık bütçesini önceden hazırlayarak harcamaları kısmaya uğraşmaktadır. Bu reformlar ona düşman kazandırır; 21 Mart 1653'te, yani depremden yaklaşık bir ay sonra idam edilecektir.
Rebiülevvel'in yirmi beşi
Deprem, hicri takvimle 25 Rebiülevvel 1063'te olur. Bu tarih miladi takvimde 23 Şubat 1653'e denk gelir. Kataloglar arasında bir günlük fark vardır: Ambraseys ile Finkel'in çalışması ve onu izleyen Avrupa kataloğu SHEEC, depremi 22 Şubat'a yazar; ABD'nin NOAA veritabanı, Türk tarihsel deprem kataloğu ve Türkçe kaynakların çoğu 23 Şubat'ı verir. Depremin saati kayıtlarda yoktur.
Sarsıntının en şiddetli olduğu yer Güzelhisar'dır. Bugünkü bilim insanları depremin merkezini Aydın'ın hemen doğusuna, ovanın kuzey kenarına yerleştirir. Avrupa'nın tarihsel deprem kataloğu SHEEC'in hesabında merkez yaklaşık 37,88 kuzey, 28,17 doğudadır; bu, Aydın ile Köşk arasında bir noktadır. En yüksek şiddet IX ile X arasında tahmin edilir: yani binaların büyük kısmının yıkıldığı, sağlam yapıların bile ağır hasar gördüğü bir sarsıntı.
Ambraseys ve Finkel'in derlemesine göre deprem neredeyse bütün Batı Anadolu'da hissedilir. Bu, sarsıntının yalnızca bir vadiyi değil, yüz kilometrelerce uzaktaki kasabaları da uyandırdığı anlamına gelir.
Güzelhisar yıkılıyor
Olayın en önemli Osmanlı kaynağı Mustafa Naima'nın tarihidir. İlk resmî Osmanlı vakanüvisi sayılan Naima (ölümü 1716), eserinde 1592 ile 1660 arasındaki olayları anlatır; taşrada yaşanan depremleri ve olağanüstü olayları da kaydeder. Eserin Mehmet İpşirli'nin 2007'de yayımladığı baskısında 1653 depremi kısa bir kayıt olarak yer alır.
Naima'nın anlattığına göre Güzelhisar'da şiddetli bir deprem olur ve şehrin binalarının çoğu yıkılır. Pek çok ev ve yapı çöker. Aşağı yukarı 3 bin kişi hayatını kaybeder, bir o kadar insan da yaralanır. Yıkılan yapılar arasında şehrin ayanı, yani yerel ileri geleni Üveys Paşazade'nin sarayı da vardır; saray, şehrin birçok mahallesi gibi büyük zarar görür.
Güzelhisar, Evliya Çelebi'nin birkaç on yıl sonra anlatacağı gibi, kiremit çatılı evleri, bağ ve bahçeleriyle büyük bir şehirdir. Bir sancak merkezinde binaların çoğunun yıkılması, kışın ortasında binlerce ailenin evsiz kalması demektir. Naima'nın kaydı bu günlerin ayrıntısını, yani kurtarma çalışmalarını, yaralıların nereye taşındığını ya da yardımın nasıl geldiğini anlatmaz. Elimizdeki kaynaklar da bu boşluğu dolduracak belge sunmuyor.
Vadi boyunca

Yıkım Güzelhisar'la sınırlı kalmaz. Naima'nın kaydını inceleyen tarihçi İlker Yiğit'in aktarımına göre Güzelhisar dışında Tire, Nazilli, Köşk, Denizli, Sultanhisar ve Kuyucak kazalarında da korku hâkim olur, binalar yıkılır ve birçok insan ölür. Bu kasabaların çoğu bugün de aynı vadide, aynı fay hattının yakınında durur.
Ambraseys ve Finkel'in derlemesini aktaran tarihçi Zafer Atar, depremin özellikle Aydın, Güzelhisar, Köşk, Sultanhisar, Kuyucak, Nazilli ve Denizli'yi etkilediğini yazar. ABD'nin NOAA veritabanı ise etkilenen yerler arasında İzmir, Alaşehir, Denizli ve Aydın'ı sayar.
Depremin bıraktığı iz yalnız yazılı kaynaklarda değildir. Jeolog Erhan Altunel, 1999'da yayımladığı arazi çalışmasında, ovanın kuzey kenarında 1899 Menderes depreminde açılan yüzey kırığının daha eski bir kırığın üzerinden geçtiğini gösterir. Altunel'e göre bu eski kırık büyük olasılıkla milattan önce 26 ya da 25 yılındaki depremle ve 22 Şubat 1653 depremiyle oluşmuştur; 1653'te fayın güney yakası en az bir buçuk metre aşağı düşmüştür. Yani 1653'te ovanın kenarında toprak gözle görülür biçimde kırılmış ve bir yakası çökmüştür.
Kaç kişi öldü
1653 depreminin ölü sayısı için kaynaklar birbirine yakın, ama aynı değildir. Naima 3 bin ölü ve 3 bin yaralı verir. Ambraseys ve Finkel de yaklaşık 3 bin ölüden söz eder. NOAA'nın kaydında ise 2.500 ölü yazılıdır; aynı kaydın açıklamasında "Smyrna (İzmir), 2 bin ile 3 bin arası ölü" ifadesi yer alır. 2.500, bu aralığın ortasıdır.
Depremin büyüklüğü konusunda fark daha fazladır. NOAA büyüklüğü 7,5 olarak verir; Türkçe kaynakların ve haber sitelerinin çoğu bu rakamı tekrarlar. Oysa tarihsel kayıtlardaki hasar dağılımından hesaplanan bilimsel tahminler daha düşüktür: Avrupa kataloğu SHEEC 6,7, 1981 tarihli Türk tarihsel deprem kataloğu 6,8, Yunan sismologlar Papazachos ve Papazachou 7,1 verir. 17. yüzyıldan kalma bir depremin büyüklüğü ölçülmez, tahmin edilir; bu yüzden tek bir rakam kesin bilgi gibi okunmamalıdır.
Bir de adlandırma sorunu vardır. Deprem İngilizce kaynaklarda "1653 Smyrna", Türkçe Vikipedi'de "1653 Doğu İzmir" depremi olarak geçer. Ama kayıtların gösterdiği yıkım alanı İzmir'in değil, Menderes vadisinin içindedir; bilimsel kataloglar da depremi "Aydın" adıyla listeler. Ayrıca tarihsel kataloglarda İzmir'i vuran ayrı bir deprem, 20 Mayıs 1654 tarihiyle kayıtlıdır. İngilizce Vikipedi depremin bir tsunami yarattığını da yazar, ancak bu iddia için kaynak göstermez ve NOAA'nın kaydında tsunamiden söz edilmez. Merkezi iç kesimde, denizden kilometrelerce uzakta olan bir deprem için bu bilgi şüphelidir ve bu yazıda kullanılmamıştır.
Evliya Çelebi'nin gördükleri
Evliya Çelebi deprem sırasında bölgede değildir. Seyahatname'nin dokuzuncu cildinde anlattığı hac yolculuğunda Aydın'dan, Nazilli'den ve Denizli'den geçtiğinde, takvim 1671'i göstermektedir; aradan on sekiz yıl geçmiştir. Bu yüzden Seyahatname 1653'ün bir tanık anlatımı değildir. İnternette Evliya'ya atfedilen deprem cümleleri dolaşsa da, Seyahatname'nin Nazilli ve Denizli bölümlerinde bu depremden söz eden bir anlatım bulunmuyor.
Evliya'nın yazdıklarında yine de depremlerin izi görülür. Güzelhisar'ı anlatırken şehrin 26 mahalleden ve 6.770 kiremit çatılı evden oluştuğunu yazar; şehir yeniden kalabalıklaşmıştır. Şehrin Göllüce adlı semtinde üç cami saydıktan sonra, bunların minarelerinin depremden yıkıldığını ve camilerin hâlâ minaresiz durduğunu not eder. Selçuk'taki İsa Bey Camii'nin avlusunda da bazı sütunların depremde devrildiğini yazar.
Evliya bu yıkımların hangi depremde olduğunu söylemez. Göllüce'nin minaresiz camileri 1653'ün izi olabilir, ama bunu kesin olarak bilmek mümkün değildir. Kesin olan şu: 1653'ten on sekiz yıl sonra Güzelhisar yeniden canlı bir şehirdir, bazı yaralarını ise hâlâ taşımaktadır.
Neyi değiştirdi

1653 depremi, Büyük Menderes ovasının ne kadar büyük depremler üretebileceğini gösteren en eski ayrıntılı kayıtlardan biridir. 246 yıl sonra, 20 Eylül 1899'da aynı vadi yeniden kırılır ve 1.100'ü aşkın kişi ölür. Tarihçi Zafer Atar, iki depremin birbirine çok benzediğini vurgular: ikisi de neredeyse bütün Batı Anadolu'da hissedilmiş, ikisi de Aydın'dan Denizli'ye uzanan aynı kasabaları yıkmıştır. Altunel'in arazi çalışması da 1899 kırığının 1653'te kırılan hattın üzerinden geçtiğini gösterir.
Bu benzerlik, bugünkü deprem tehlikesi hesapları için önemlidir. Bir fayın birkaç yüzyılda bir aynı yeri kırdığını bilmek, bir sonraki büyük depremin nerede olabileceğine dair en güçlü ipuçlarından biridir.
Tarih açısından da 1653, Osmanlı vakanüvislerinin taşradaki felaketleri kaydettiğini gösterir. Naima'nın birkaç satırı olmasa, Güzelhisar'da kaç kişinin öldüğünü bugün hiç bilmeyecektik. İlker Yiğit gibi araştırmacılar, Batı Anadolu'da 17. yüzyılda kaybolan köylerin bir kısmında depremlerin de rol oynamış olabileceğini düşünür; ama arşiv belgelerinde bir köyün doğrudan depremle ortadan kalktığını gösteren kayıt bulunmadığının da altını çizer.
Bugün

Aydın'ın en eski camisi olan Üveys Paşa Camii, 1568'den bu yana ayaktadır. Yapı 1899 depreminde ağır hasar görür, ardından onarılır; Yunan işgali sırasında yakılır, 1947-1948'de yeniden restore edilir. Naima'nın sözünü ettiği Üveys Paşazade sarayından ise bugüne bir iz kalmamıştır.
Güzelhisar artık Aydın'dır; Nazilli, Köşk, Sultanhisar ve Kuyucak ovanın içinde büyümüş ilçelerdir. Büyük Menderes grabeni hâlâ etkindir. 1653'ün kırdığı fay, 1899'da yeniden kırılmıştır; bir sonraki kırılmanın zamanı bilinmiyor.
Kaynaklar
- Naima, Tarih-i Naima (haz. Mehmet İpşirli, Türk Tarih Kurumu, 2007), s. 1071 ve 1140; İlker Yiğit, "İskândaki Kararsızlık: Doğal Afetler ve Kaybolan Yerleşmeler (XVI-XX. Yüzyıl Manisa-Konya Çevresi Örneği)", Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 26 (2017) içinde aktarıldığı biçimiyle
- N. N. Ambraseys ve C. F. Finkel, The Seismicity of Turkey and Adjacent Areas: A Historical Review, 1500-1800 (1995; Türkçesi TÜBİTAK, 2003), Zafer Atar, "Alman Belge ve Fotoğraflarında 1899 Aydın-Denizli Depremi", Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, XIII/27 (2013) içinde aktarıldığı biçimiyle
- E. Altunel (1999), Geological and geomorphological observations in relation to the 20 September 1899 Menderes earthquake, Western Turkey, Journal of the Geological Society, 156
- Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, 9. Kitap (Güzelhisar ve Ayasuluk bölümleri)
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt 986
- INGV, AHEAD Avrupa Tarihsel Deprem Arşivi ve SHEEC 1000-1899 kataloğu, 22 Şubat 1653 Aydın depremi kaydı (Papazachos ve Papazachou 2003; Soysal ve diğ. 1981 değerleriyle)
- Feridun Emecen, "Aydın", TDV İslâm Ansiklopedisi
- Vikipedi (İngilizce ve Türkçe): 1653 Smyrna earthquake, Büyük Menderes Graben, IV. Mehmed, Tarhuncu Ahmed Paşa, Girit Savaşı (başlangıç kaynağı)
