İçeriğe geç
Cuma, 2 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Ortadoğu ve Kafkasya Depremleri

893 Dvin Depremi: Ermeni Başkentini Yıkan ve Başka Bir Şehrin Adıyla Anılan Deprem

Aralık 893'te bir ay tutulmasının ertesi gecesi gelen deprem Ermenistan'ın başkenti Dvin'i yıktı; surlar, saraylar ve katolikosluk katedrali çöktü, ayakta yüz kadar ev kaldı. Çağdaş tanık Draskhanakerttsi'nin anlatımı, Sevan'dan gelen teselli mektubu ve Arapça Dabil adının Erdebil diye okunmasından doğan 150 bin ölülük hayalet deprem: kroniklerden ve akademik çalışmalardan belgesel anlatım.

DepremleYasam 14 dk okuma

Aralık 893. Ararat ovasında, bugünkü Erivan'ın 35 kilometre güneyinde, Ermenistan'ın başkenti Dvin kış gecesinde uykuda. Kral I. Smbat şehri iki yıllık bir kuşatmanın ardından yeni almış, krallığın sınırlarını genişletiyor. Bir ay tutulmasının ertesi gecesi yer sarsılıyor. Surlar, saraylar, Ermeni Kilisesi'nin merkezi olan katedral yıkılıyor; ayakta yalnız yüz kadar ev kalıyor. Bu depremin bugün en çok bilinen rakamı, 150 bin ölü, üstelik çoğu katalogda başka bir şehrin adıyla anılıyor: Erdebil. Oysa Erdebil'de böyle bir deprem büyük olasılıkla hiç olmadı.

Depremden önce

Eski Dvin kalıntıları
Eski Dvin'in kalıntıları. Fotoğraf 2018 yılına aittir, deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Carole Raddato from FRANKFURT, Germany · CC BY-SA 2.0, Wikimedia Commons (Dvin, the capital of early medieval Armenia (45701311762).jpg)

Dvin, Metsamor Irmağı'nın kıyısında, eski başkent Artaşat'ın kuzeyinde bir tepenin üzerinde kurulmuştur. Şehri 4. yüzyılın başında Ermeni kralı III. Hüsrev Kotak kurar; adının Orta Farsça "tepe" anlamına gelen bir sözcükten geldiği düşünülür. Yüzyıllar boyunca Ermeni krallarının, sonra Sasani, Bizans ve Arap valilerinin oturduğu yerdir. Araplar 640'larda şehri alır ve ona Dabil der; Dvin, Halifeliğin Arminiya eyaletinin merkezi olur.

Şehir aynı zamanda Ermeni Kilisesi'nin başı olan katolikosun makamıdır. Merkez meydanda Aziz Grigor Katedrali yükselir; inşa edildiği dönemde Ermenistan'ın en büyük kilisesidir. Dvin ipek, baharat ve değerli taşların, at, tahıl, şarap ve dokumaların el değiştirdiği bir ticaret şehridir. Kazılarda çömlek atölyeleri, cam ve demir işliklerinin izleri bulunmuştur. Nüfusu için verilen rakamlar tartışmalıdır: bazı tahminler 8. ve 9. yüzyıllarda 100 bin kişiden söz eder, bir Ermeni araştırmacı 100-150 bin önerir. Ama surların içindeki şehrin alanı yalnızca bir kilometrekare civarındadır; Asya'nın büyük şehirlerinin yanında küçük kalır.

9. yüzyılın sonunda Ermenistan, Arap egemenliğinden yeni çıkmaktadır. 890'da Bagratuni hanedanından I. Smbat tahta geçer. Amcasıyla yaptığı taht kavgasından ancak 892'de galip çıkar. Halife onu kral olarak tanır, ama güneydoğudaki Azerbaycan'ı yöneten Sacoğulları emiri Muhammed bin Ebi's-Sac, Ermeni kaynaklarındaki adıyla Afşin, Ermenistan üzerinde söz sahibi olmak ister. Smbat'ın Bizans imparatoru VI. Leon ile anlaşma yapması Afşin'i kızdırır; Smbat onu diplomasiyle geri çevirir.

Kapıları kapalı başkent

Dvin bu sırada hâlâ Arap komutanların elindedir. Dönemin tanığı Hovhannes Draskhanakerttsi, daha sonra katolikos olacak ve olayları kendi "Ermenistan Tarihi"nde anlatacak olan din adamıdır. Onun anlatımına göre Smbat, Afşin'le barıştıktan sonra Dvin'e döner, ama şehir halkı vergilerini eksik ödemiştir ve kapıları yüzüne kapatır.

Kral şehri kuşatır. İki yıl boyunca çevredeki ormanlar kesilir, yağma ve yangınlar sürer. Sonunda şehrin başındaki iki kardeş, Mahmet ve Umayi, bir gece kaçmaya çalışır; yakalanıp krala getirilir. Smbat onları zincire vurdurup İmparator Leon'a gönderir. Dvin, Ermeni kralının eline geçer. Draskhanakerttsi, bu zaferden hemen sonra, "aşağı yukarı bu sıralarda" diye başlayan bir bölümde depremi anlatacaktır.

Dvin depremi ilk kez yaşamayacaktır. Otuz yıl kadar önce, 863 kışında, başka bir sarsıntı şehrin evlerini, surlarını ve saraylarını hasara uğratmıştır. Draskhanakerttsi'ye göre o gün kimse çatı altında kalmaya cesaret edemez; halk çarşılara ve sokaklara kaçar, kış ayazında pek çok kişinin elleri ayakları donar. Yeni yapılar bu yıkıntıların üzerinde yükselmiştir.

Ay tutulmasının ertesi gecesi

Ermeni kaynaklarına göre deprem, 27 Aralık 893'teki bir ay tutulmasının ertesi gecesi, gece yarısı sularında olur. Bugünkü kataloglarda tarih 24 ya da 28 Aralık 893 olarak geçer; Arap takvimiyle 280 yılının Şevval ayının ortasına denk gelir. Bazı modern kaynaklar ise depremi 892'ye, bazıları 894'e koyar. Draskhanakerttsi kesin bir gün vermez; yalnızca beklenmedik biçimde, gece vakti geldiğini yazar.

Deprem büyük olasılıkla Ermenistan'ın güneyinden geçen Sardarapat-Nahçıvan fay sisteminin Paraçkar-Dvin kesiminde olur. Bu bölge Arap levhasıyla Avrasya levhasının çarpıştığı karmaşık bir kuşaktadır; 9. yüzyılın ikinci yarısında aynı kesimde art arda büyük depremler yaşanmıştır. Büyüklüğü için 5,3 ve 6 gibi değerler verilir, bazı araştırmacılar 7 ya da daha fazlasını önerir. Şiddetin en az IX olduğu, bazı sismologlara göre X'a ulaştığı düşünülür. Ana sarsıntının ardından beş gün boyunca yıkıcı artçılar sürer.

Taş yığınına dönen şehir

Dvin katedralinin temelleri
Dvin'deki katedralin temelleri. Fotoğraf 2017 yılına aittir, deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: CC0, Wikimedia Commons (Dvin cathedral foundations.jpg)

Draskhanakerttsi yıkımı ayrıntılı anlatır. Deprem şehrin bütün surlarını yıkar. Soyluların sarayları da halkın evleri de "göz açıp kapayıncaya kadar" ıssız bir taşlığa döner. Katolikosluk katedrali ve sağlam temelli öteki kiliseler çöker; tanığın deyişiyle bakanlara "taşla dolu çukurlar" gibi görünürler. İnsanların çoğu kendi damlarının ve toprak yığınlarının altında boğularak ölür.

Ölülerin yakınlarının, eşlerinin ağıtları gökyüzüne yükselir. Draskhanakerttsi siyahlar giymiş kadınları, yaslı erkekleri ve ağıt yakan çalgıcıları anlatır. Ölü sayısı o kadar büyüktür ki hepsini mezara gömmek mümkün olmaz; cesetlerin çoğu uçurumlara, vadilere ve dere yataklarına bırakılır. Hayatta kalanları ilahi bir öfke korkusu sarar.

Modern kataloglar Ermeni ve Arap kaynaklarını birleştirerek tabloyu şöyle çizer: şehirde yüz kadar ev dışında hepsi yıkılır, katolikosun sarayı ve büyük kilise de yerle bir olur. Hasar Dvin'in güneyindeki Artaşat düzlüğüne kadar uzanır; orada heyelanlar yıkımı büyütür. Rştunik piskoposu Grigor, dağdaki bir inzivada bulunduğu sırada yanındaki birkaç kişiyle birlikte ölür. Uzmanlara göre bu, dar ama çok kalabalık bir bölgeyi vuran yerel bir depremdir.

2015'te yayımlanan bir arkeosismoloji çalışması, Dvin kalıntılarında bu yıkımın izlerini arar. Araştırmacılar duvarlarda eğilmiş ve dışa itilmiş kesimler, dönmüş taş bloklar ve birkaç taşı boydan boya kesen çatlaklar bulur. Hasarın yönlerine bakarak 9. yüzyılın sonundaki depremin merkezinin şehre çok yakın olduğu, büyük olasılıkla şehrin kuzeyindeki bir fayın batı ucunun kırıldığı sonucuna varırlar.

Sevan'dan gelen mektup

Sevanavank manastırı
Sevan Gölü kıyısındaki Sevanavank manastırı; 9. yüzyılda burası bir adaydı. Fotoğraf 2023 yılına aittir, deprem dönemine ait değildir. Fotoğraf: Anastasiya Lvova · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Sevanavank on 1.09.23, 36.jpg)

Haber, Sevan Gölü'ndeki adada inzivada yaşayan keşiş Maştots'a ulaşır. Maştots, birkaç yıl sonra katolikos olacak ve Draskhanakerttsi'nin öğretmeni olarak bilinen bir din adamıdır. Hayatta kalan Dvinlilere bir teselli mektubu yazar; Draskhanakerttsi bu mektubu tarihine olduğu gibi alır.

Mektupta felaketin bir yemek sırasında geldiği anlatılır: insanlar daha sofralarında, ağızlarında lokmayla otururken sarsıntıya yakalanmıştır. Anne babalar çocuklarını, çocuklar anne babalarını geride bırakmıştır. Maştots'un sözleriyle evler sahiplerine mezar olmuştur. Mektupta ateşin her şeyi yuttuğundan da söz edilir; bunun gerçek bir yangını mı, yoksa felaketin dinî bir tasvirini mi anlattığı metinden kesin anlaşılmaz.

Maştots, depremi günahların bedeli olarak yorumlar ve hayatta kalanlardan acıyı sabırla kabul etmelerini ister. Ölenlerin şehitler gibi anılmasını diler. Draskhanakerttsi'ye göre mektup büyük bir kalabalığın önünde okunur, duymayanlar da kulaktan kulağa öğrenir ve teselli bulur. Ama halk kendini de suçlu görür: Hıristiyanların, birlikte yaşadıkları Müslümanlardan öğrendikleri âdetler yüzünden bu cezayı hak ettiklerini konuşurlar.

Savunmasız başkent

Deprem şehrin surlarını yıkmış, Dvin'i savunmasız bırakmıştır. Kaynakların bir kısmına göre bu boşluğu Afşin değerlendirir. Draskhanakerttsi'nin anlatımında Afşin, Smbat'ın kuzeydeki başarılarından ve vergiyi tam ödemeyeceğinden kuşkulanarak ordusunu gizlice toplar. Smbat haberi aldığında Afşin çoktan Nahçıvan'ı geçmiş, Dvin'e ulaşmıştır.

Ermeni soyluları ve kuzeyden gelen okçular Aragats Dağı'nın eteğinde toplanır. Katolikos Georg, Afşin'in yüreğini yumuşatmak umuduyla emirin yanına gider. Afşin onu Smbat'ı tuzağa çekmek için elçi olarak kullanmak ister; Smbat gitmeyince katolikosu zincire vurdurur. Doğk köyü yakınlarındaki savaşta Afşin'in ordusu ağır yenilir ve barış ister. Ama dönerken zincirli katolikosu da yanında götürür. Georg iki ay tutsak kalır ve ancak fidye ödenince serbest bırakılır; fidyeyi toplamakla görevlendirilenlerden biri, katolikosun yanındaki piskopos olarak Draskhanakerttsi'nin kendisidir.

Afşin'in Dvin'i ne zaman ve kaç kez aldığı konusunda kaynaklar tam örtüşmez. Bir kısmı onun depremden hemen sonra şehri alıp askerî üs yaptığını yazar; Afşin'in hayatını anlatan kaynaklar ise Dvin'in 895 sonrasında ve 890'ların sonunda onun eline geçtiğini söyler. Kesin olan, depremin ardından Dvin'in uzun yıllar Ermeni kralları ile Sacoğulları arasında el değiştirdiğidir.

150 bin ölü nereden çıktı

Dvin depremi için verilen ölü sayıları birbirinden çok farklıdır: tarihî kaynaklarda ve kataloglarda 20 bin, 30 bin, 70 bin, 82 bin, 150 bin ve 180 bin rakamları geçer. Ambraseys ve Melville'in İran depremleri tarihine dayanan kayıtlar 30 bin ölüden söz eder. Bazı kaynaklar 70 bin der. ABD'nin NOAA veritabanı ise 150 bin rakamını verir.

NOAA kaydına bakınca bu rakamın kaynağı görülür. Kayıttaki bir notta, Hicri 280 yılında İran'daki Erdebil'de altı deprem olduğu ve bunların sonucunda 150 bin kişinin öldüğü yazılıdır. Aynı kayıtta Dvin için 30 bin, Erdebil için 70 bin gibi ayrı rakamlar da yer alır. Kısacası 150 bin, Dvin'den çok, Erdebil adına yazılmış bir rakamdır.

Sorun da burada başlar. Araplar Dvin'e Dabil der; bu ad, kuzeybatı İran'daki Erdebil'e çok benzer. Depremi çağdaş Ermeni ve Arap kronikçiler kaydeder, aralarında İbnü'l-Cevzî de vardır. 14. yüzyılda İbn Kesir, Dabil adını Erdebil olarak okuyup depremi Azerbaycan'daki Erdebil'e koyar. 15. yüzyılda Süyûtî ondan aktarır. Sonraki yazarlar Erdebil'i tekrarlar, suların çekildiği gibi yeni ayrıntılar ekler, ay tutulmasını da güneş tutulmasına çevirir.

Karışıklık bununla da bitmez. Bir kaynak aynı depremi "Dış Hindistan"da adı verilmeyen bir başkente yerleştirir ve 180 bin ölüden söz eder; sonraki yazarlar bu yeri bugünkü Karaçi yakınındaki Daybul olarak okur. Sismolog Nicholas Ambraseys 2004'teki bir çalışmasında Hindistan ya da Pakistan'da böyle bir deprem olmadığını gösterir. Bugün araştırmacıların vardığı sonuca göre, pek çok katalogda ve başvuru kitabında yer alan "893 Erdebil depremi" bir hayalettir: tek bir Dvin depreminin yanlış okunmuş yankısıdır. NOAA kaydındaki tarihlerin 893'ten 895'e, marttan aralığa kadar dağılması da bu karışıklığın izidir.

Dvin'in ölü sayısı da tartışmalıdır. Bir kilometrekare civarındaki bir şehirde 150 bin kişinin ölmesi akla yatkın görünmez. Modern katalogların benimsediği 30 bin rakamı bile kesin değildir; çağdaş tanık Draskhanakerttsi sayı vermez, yalnızca ölülerin gömülemeyecek kadar çok olduğunu yazar.

Neyi değiştirdi

Deprem Dvin'in sonu olmaz, ama bir dönüm noktası olur. Arkeologlar için 893 depremi kazılarda açık bir katman sınırıdır. Dvin'de 2023'te, yapılacak bir müzenin alanında yapılan kazıda deprem izleriyle dolu bir katman ve 9. yüzyıla ait sırsız çömlekler bulunur. Depremden önce taş ve kireçle yapılmış, sütunlarla süslü olan büyük çarşı, depremden sonra pişmiş kare tuğlayla yeniden kurulur. Bu, şehrin ekonomisinin hızla toparlandığını gösterir.

Dvin 10. yüzyılda yeniden zenginleşir. Ama katolikosluk makamı depremden sonra bir süre şehirden taşınır; sık depremler ve bitmeyen savaşlar 10. yüzyılın başından itibaren şehrin gerilemesine yol açar. 961'de Ermenistan'ın başkenti Ani'ye taşınır. Dvin 11. yüzyılda Şeddadilerin, sonra Selçukluların, 12. ve 13. yüzyıllarda Gürcülerin eline geçer. 1236'da Moğollar şehri tamamen yıkar ve Dvin bir daha toparlanamaz.

893 depremi, tarihî deprem kayıtlarının nasıl çoğalıp yer değiştirebildiğini gösteren bir örnek olarak da kalır. Tek bir felaket, adların benzerliği ve yüzyıllar boyunca yapılan aktarmalarla üç ayrı ülkede üç ayrı deprem gibi kataloglara girer.

Bugün

Eski Dvin tepesi ve Verin Dvin
Eski Dvin'in bulunduğu tepe ve Verin Dvin köyü. Fotoğraf 2009 yılına aittir, deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Liveon001 ©Travis Witt · CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons (Dvin and Verin Dvin.JPG)

Eski Dvin'den bugün geriye büyük bir tepe kalmıştır. Tepe, Ermenistan'ın Ararat ilinde, Hnaberd ile Verin Dvin köyleri arasındadır. 1937'den beri süren kazılar, 5. ile 13. yüzyıllar arasındaki Ermeni kültürüne dair zengin bir malzeme ortaya çıkarmıştır. Aziz Grigor Katedrali'nin temelleri ve sütun başlıkları, katolikosluk sarayının kalıntıları ve iç kalenin katmanları görülebilir. Buluntuların çoğu Erivan'daki Ermenistan Tarih Müzesi'nde saklanır.

Bölge bugün de deprem kuşağındadır. Dvin'in kuzeybatısında, Ararat ovasında Ermenistan'ın Metsamor nükleer santrali bulunur. Bölgedeki Ararat-Aras fay sistemini ve santralin güvenliğini tartışan bilimsel çalışmalar, 893 depremini de ele alır; bu çalışmalardan birine göre depremin şiddeti X olarak değerlendirilmelidir.

Kaynaklar

  • Hovhannes Draskhanakerttsi (Katolikos V. Hovhannes), Ermenistan Tarihi, özellikle XXXI.-XXXIII. bölümler; K. H. Maksoudian'ın İngilizce çevirisi (Scholars Press, 1987)
  • Ambraseys, N. N. ve Melville, C. P. (1982/2005). A History of Persian Earthquakes. Cambridge University Press.
  • Ambraseys, N. N. (2004). Three little known early earthquakes in India. Current Science, 86(4).
  • Korzhenkov, A., Avanesyan, M., Vardanyan, A., Vergino, E. (2015). Dvin kalıntılarında 9. yüzyıl depremlerinin izleri üzerine. Problems of Engineering Seismology, 42(1). (Özeti)
  • Karakhanian, A. S. ve diğ. (2004). Active faulting and natural hazards in Armenia, eastern Turkey and northwestern Iran. Tectonophysics, 380. (Vikipedi'de aktarıldığı biçimiyle)
  • Mkrtchian, H. K. (2000). Ararat-Araks fay sistemi ve Metsamor nükleer santrali üzerine bölüm, Earthquake hazard and seismic risk reduction, Springer. (Vikipedi'de aktarıldığı biçimiyle)
  • Hasrat'yan, M. (1995). The medieval earthquakes of the Armenian Plateau and the historic towns of Ayrarat and Shirak. Annali di Geofisica, 38(5-6). (Vikipedi'de aktarıldığı biçimiyle)
  • NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, 268 numaralı kayıt ve yorumları
  • World History Encyclopedia, Dvin maddesi
  • Vikipedi (İngilizce), 893 Dvin earthquake, Dvin (ancient city), Smbat I of Armenia, Muhammad ibn Abi'l-Saj; Vikipedi (Rusça), Двин (başlangıç kaynakları)

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları