İçeriğe geç
Cuma, 2 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Ortadoğu ve Kafkasya Depremleri

847 Musul Depremi: Kroniklerdeki 50 Bin, Kataloglardaki 70 Bin

846-847'de Abbasi Halifeliği'nde Musul ve Cezire'den Antakya'ya, oradan Şam'a uzanan bir dizi deprem yaşandı. 24 Kasım 847'de Şam'da Emevî Camii'nin minaresi çöktü, Guta köyleri yıkıldı. Musul için yazılan 50 bin ölü ve NOAA'daki 70 bin ise yüzyıllar sonra yazılmış, yer adı vermeyen anlatılara dayanıyor: ortaçağ kronikleri ve Ambraseys'in değerlendirmesiyle belgesel anlatım.

DepremleYasam 12 dk okuma

Hicri 232 ve 233 yılları, yani 846 sonbaharından 848 yazına uzanan iki yıl. Abbasi Halifeliği'nin başkenti Samarra'da bir halife ölüyor, yerine kardeşi geçiyor. Aynı aylarda Yukarı Mezopotamya'dan Antakya'ya, oradan Şam'a kadar yer defalarca sallanıyor. Yüzyıllar sonra yazılan kroniklere göre Musul'da 50 bin kişi ölüyor; bugünkü deprem kataloglarında bu sayı 70 bine çıkıyor. Ama Musul'da hangi binanın yıkıldığını anlatan tek bir satır yok.

Dicle kıyısında bir şehir

Musul'da Dicle nehri, 1919 tarihli resim
Richard Carline'ın Musul'da Dicle'yi gösteren resmi, 1919. Depreme ait değildir. Fotoğraf: Richard Carline · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (The River Tigris at Mosul Art.IWMART2673.jpg)

9. yüzyılın ortasında Musul, Dicle'nin batı kıyısında, eski Asur başkenti Ninova'nın kalıntılarının tam karşısında kurulu bir şehirdir. 7. yüzyılda Halife Ömer döneminde Müslümanların eline geçmiştir. Yukarı Mezopotamya'nın, Arapların el-Cezire dediği Fırat ile Dicle arasındaki geniş ovanın en önemli merkezlerinden biridir. Kervan yolları buradan geçer; şehir, Bağdat ile Anadolu ve Suriye arasındaki ticaretin duraklarından biridir.

Halifelik o sırada Bağdat'tan yönetilmez. Halife Mutasım, 836'da Dicle'nin kıyısında, Bağdat'ın yaklaşık 125 kilometre kuzeyinde yeni bir başkent kurmuştur: Samarra. Saraylar, ordugâhlar ve Türk asıllı askerlerin mahalleleri buradadır. 842'den beri tahtta Mutasım'ın oğlu Vâsık oturur. Kaynaklar onu şiiri, musikiyi ve bilginlerin sohbetini seven, eğitimli bir hükümdar olarak anlatır. Ama devlet, babasından kalan vezirlerin ve Türk komutanların elindedir.

Bir halife ölüyor

Ağustos 847'de Vâsık beklenmedik biçimde ölür. Küçük bir oğlu vardır ama veliaht belirlememiştir. Vezir İbnü'z-Zeyyat, başkadı Ahmed bin Ebî Duâd ve Türk komutanlar İtah ile Vasîf bir araya gelir. Vezir önce Vâsık'ın oğlunu önerir; çocuk çok küçük bulunur. Seçim, ölen halifenin 26 yaşındaki kardeşi Cafer'e düşer. Cafer, Mütevekkil adıyla tahta çıkar.

Samarra Büyük Camii kalıntıları
Mütevekkil döneminde yapılan Samarra Büyük Camii'nin kalıntıları, 2017. Fotoğraf deprem dönemine ait değildir. Fotoğraf: Mahdi Almasi · CC BY 4.0, Wikimedia Commons (Great Mosque of Samarra - Dec 27, 2017 15.jpg)

Yöneticiler yeni halifenin de kolay yönlendirilecek biri olacağını umar. Mütevekkil öyle çıkmaz: ilk iş, geçmişte kendisini aşağılamış olan veziri hedef alır. Sonraki yıllarda Samarra'yı saraylarla ve sarmal minaresiyle bilinen büyük camiyle donatacak olan da odur.

Vâsık'ın öldüğü hicri 232 yılı, 28 Ağustos 846 ile 16 Ağustos 847 arasına denk gelir. Kronikler, depremlerin büyük kısmını bu yıla ve hemen ardından gelen 233 yılına yerleştirir.

Cezire sallanıyor

12. yüzyılda Bağdat'ta yaşayan tarihçi İbnü'l-Cevzî, hicri 232 yılı için kısa ama geniş bir tablo çizer: dünyanın pek çok yerinde, özellikle Mağrib'de ve Şam bölgesinde çok sayıda deprem olur; Şam'ın ve Humus'un surları yıkılır. En şiddetli sarsıntılar Antakya'da ve Bizans sınırındaki kale bölgesi Avâsım'da yaşanır. Cezire harap olur, Musul da öyle. Ona göre sarsıntılar birkaç gün sürer.

Aynı yazara atfedilen bir başka pasaj daha ayrıntılıdır ve olayı bu kez hicri 230 yılına koyar. Burada Antakya ve Musul'da 2 binden fazla evin içindekilerin üzerine çöktüğü, Musul'da 20 bin kişinin öldüğü yazılır. Bir bahçede iki yüzden fazla hurma ağacının gövdeleriyle birlikte yerin içinde kaybolduğu anlatılır.

Bu anlatıda dikkat çeken bir boşluk vardır. Musul'un hangi mahallesinin, hangi camisinin, hangi suru ya da köprüsünün yıkıldığı söylenmez. Ne bir vali adı geçer ne bir kurtarma çalışması ne de ölülerin nereye gömüldüğü. Elde kalan, yalnızca büyük bir sayı ve bir hurma bahçesidir.

Avâsım ve Antakya

Deprem tarihçisi Nicholas Ambraseys'in derlemesine göre hicri 233'ün başında, 17 Ağustos 847'den sonra bir deprem daha gelir. Bu kez Avâsım bölgesi, Fırat kıyısındaki Bâlis ve Menbic ile Antakya etkilenir; geniş bir alanda hasar ve can kaybı olduğu bildirilir. Ayrıntılar yine eksiktir.

Antakya için en büyük sayı 14. yüzyılda Şam'da yazan Zehebî'den gelir: depremin Antakya'ya ulaştığını ve orada "söylendiğine göre" 20 bin kişinin enkaz altında kaldığını yazar. Zehebî sayıyı kendi gözlemi olarak değil, duyulmuş bir bilgi olarak aktarır. Antakya iki yıl sonra, hicri 235 yılında, yani 849-850'de bir kez daha güçlü bir depremle sarsılacaktır. Bugünkü araştırmacıların bir kısmı, kroniklerdeki Antakya rakamının bu sonraki depremle karıştığını düşünür.

24 Kasım 847, Şam'da şafak

Bu dizinin tarihi en kesin olan halkası Şam'dadır. 12. yüzyılda Şam'da yaşayan tarihçi İbn Asâkir, depremler üzerine yazdığı kitapta günü ve saati verir: hicri 233 yılı Rebiülâhir ayının 11'i, Perşembe, şafak vakti. Bu, 24 Kasım 847 Perşembe gününe denk gelir; gün ve haftanın günü birbirini tutar.

Şam Emevî Camii minaresi
Şam Emevî Camii'nin bugünkü minarelerinden biri, 2019. 847'de çöken minare değildir; fotoğraf deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Abd Alsattar Ardati · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Minaret of the Umayyad Mosque, Damascus, Syria.jpg)

İbn Asâkir'in anlatımına göre şehrin büyük camisinin dörtte biri yarılır, iri taş blokları yerinden fırlar, minaresi çöker. Metin caminin adını açıkça vermez, ama sonraki Şamlı yazarların Emevî Camii için anlattıklarıyla örtüştüğü için bu caminin kastedildiği düşünülür. Köprüler ve evler yıkılır. Sarsıntı şehrin çevresindeki bahçeler ve köylerden oluşan Guta'ya yayılır; Dârayyâ, Mezze ve Beyt Lahyâ köyleri yıkılır.

Halk evlerinden kaçar ve şehrin dışındaki açık hava namazgâhına, musallaya toplanır. İnsanlar öğleye kadar orada dua eder. İbn Asâkir'e göre öğle olunca her şey yatışır.

Üç saatlik sarsıntı

Zehebî, Şam'daki depremin üç saat sürdüğünü, duvarların yıkıldığını ve pek çok kişinin enkaz altında öldüğünü yazar. Bir sarsıntının üç saat sürmesi mümkün değildir; araştırmacılar bunu ana sarsıntı ile son güçlü artçı arasındaki süre olarak yorumlar. İbn Asâkir'in "şafaktan öğleye" ifadesi de bu yorumla uyumludur.

17. yüzyılda Şam'da yazan İbnü'l-İmâd tabloya yeni ayrıntılar ekler: evler yıkılır, kocaman taşlar yerinden oynar, çarşılardaki pek çok pencere kırılır. Emevî Camii'nin pek çok korkuluğu düşer, minarenin dörtte biri yıkılır. Guta'daki bir köy, içindekilerin üzerine çöker; köyden tek bir kişi sağ çıkar. Adı, yaşı, sonrası bilinmez. Bu tek cümle, depremin bütün anlatıları içinde bir insana en çok yaklaşan satırdır.

Ambraseys, Guta'daki barajların ve sulama kanallarının da harap olduğunu, hasarın Humus'a kadar uzandığını ve orada şehir surlarının çöktüğünü aktarır. Şam'ı besleyen bahçelerin suyu kesilmiştir; bu, depremden sonraki ayların geçimini de etkileyecek bir kayıptır. Ama yeniden yapıma, yardıma ya da halifenin bir emrine dair bir kayıt bulunmaz.

Üç yüzyıl sonra yazılan deprem

847 depreminin bütün anlatıları, olaydan en az üç yüz yıl sonra yazılmıştır. İbnü'l-Cevzî 1201'de Bağdat'ta, İbn Asâkir 1176 civarında Şam'da ölür. Zehebî 1274-1348 yılları arasında Şam'da yaşar. Süyûtî bu anlatıları 15. yüzyılda Kahire'de bir deprem kitabında toplar, İbnü'l-İmâd ise 1670 civarında Şam'da yazar. Her biri bir öncekinden alıntı yapar, bazen kaynağını söyler, bazen söylemez.

Tarihler de birbirini tutmaz. Aynı olaylar bir kaynakta hicri 230, birinde 231, birinde 232, ötekinde 233 yılında geçer. Bir pasajda Şam öğleden sonra sallanır, İbn Asâkir'de şafakta. Ölü sayıları da yer değiştirir: İbnü'l-İmâd 2 bin ev ve 20 bin ölüyü Antakya ile Musul'a birlikte yazar; İbnü'l-Cevzî'ye atfedilen pasaj 20 bini Musul'a verir; Zehebî Antakya'ya 20 bin, Musul'a "iddia edildiğine göre" 50 bin ölü yazar.

Bu kaynaklar arasında en güvenilir sayılan, Şam'ın büyük tarihini yazmış ve şehrin eski belgelerine erişebilmiş olan İbn Asâkir'dir. Onun anlatımında ise Musul hiç geçmez. Deprem yalnızca Antakya'ya "ulaşır"; orada bir hasar ya da ölü sayısı vermez.

70 bin nereden geliyor

ABD'nin Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'ne (NOAA) bağlı önemli depremler veritabanı, 847 yılı için Irak'ta Musul'u merkez gösteren bir kayıt tutar. Kayıtta şiddet 10, ölü sayısı 70 bin olarak yazılıdır. Veritabanı aynı yıl için 24 Kasım tarihli ayrı bir Şam kaydı da tutar. 70 bin, Zehebî'nin Antakya için verdiği 20 bin ile Musul için verdiği 50 binin toplamına eşittir. İngilizce Vikipedi de 847 depremini Şam'dan Antakya'ya ve Musul'a uzanan tek bir büyük olay olarak anlatır ve bu iki rakamı aktarır.

Ambraseys, 2009'da yayımlanan Akdeniz ve Ortadoğu deprem çalışmasında bu tabloya karşı çıkar. Ona göre bu kadar yıkıcı denen bir depremde, Musul ve Cezire'de adı verilerek hasar gördüğü söylenen tek bir şehir merkezi yoktur ve bu tuhaftır. Ambraseys, 20 bin ile 50 bin arasındaki ölü sayılarının büyük ölçüde abartılı, büyük olasılıkla tamamen uydurma olduğunu düşünür. Bu rakamların, o yıllardaki üç ayrı depremin toplam kaybı için verilmiş genel bir tahmin olabileceğini yazar.

Ambraseys'in ayırdığı üç olay şunlardır: hicri 232'de, 846-847'de Musul ve Cezire'yi etkileyen deprem; 17 Ağustos 847'den sonra Avâsım ve Antakya'yı sarsan deprem; 24 Kasım 847'de Şam ile Humus'u yıkan deprem. İtalyan sismolog Emanuela Guidoboni ve arkadaşlarının 1994 kataloğu ise bu üçünü 24 Kasım 847 tarihli tek bir depremde birleştirir. Ambraseys, birbirinden 300 ve 600 kilometre uzaktaki bölgelerin böylece tek olayda toplandığına dikkat çeker.

Ölü Deniz Fayı'nın deprem tarihini derleyen Jefferson Williams'ın kataloğu da aynı sonuca varır: Zehebî ile İbnü'l-İmâd'ın ölü sayıları abartılı görünür ve büyük olasılıkla 846 Musul ve 850 Antakya depremleriyle karışmıştır. 2005 tarihli Suriye tarihî depremler kataloğu (Sbeinati ve arkadaşları), kaynaklara dayanarak Şam ve Guta için VII-VIII şiddet tahmin ederken Musul için yalnızca V şiddet öngörür; yani hissedilmiş ama yıkıcı olmamış bir sarsıntı. Bir eski katalog depremin büyüklüğünü 6,2 olarak verir; bu tür tarihî büyüklükler kaba tahminlerdir.

Neyi değiştirdi

847 depreminin bugün bıraktığı en somut iz, bir sayıdır. Musul, pek çok uluslararası listede tarihin en ölümcül depremlerinden birinin yeri olarak görünür. Bu kaydın arkasında ise olaydan yaklaşık beş yüz yıl sonra "söylendiğine göre" diye yazılmış bir cümle vardır. Kronikler arasında dolaşırken 20 bin bir şehirden ötekine geçmiş, 50 bin eklenmiş, iki rakam bir veritabanında toplanmıştır.

Ambraseys gibi araştırmacıların yaptığı iş, bu yüzden önemlidir: her rakamı en eski kaynağına kadar izlemek, aynı yıla düşen olayları birbirinden ayırmak, yer adı vermeyen anlatılara temkinle yaklaşmak. 847'de Şam'ın yıkıldığı, Emevî Camii'nin minaresinin düştüğü, Guta köylerinin harap olduğu güvenilir bir kaynağa dayanır. Musul'da ne olduğu ise bilinmez. Bir deprem hissedilmiş, belki hasar vermiştir. 50 bin ve 70 bin ölü, doğrulanamayan sayılar olarak kalır.

Bugün

Musul bugün Irak'ın Bağdat'tan sonra en büyük şehri ve Ninova vilayetinin merkezidir. Şehrin eski dokusunu en çok yıkan şey bir deprem olmadı: 2014'te şehri ele geçiren IŞİD'i çıkarmak için 2016 Ekim'inde başlayıp Temmuz 2017'de biten muharebe, Dicle'nin batı yakasındaki eski şehri büyük ölçüde enkaza çevirdi. 12. yüzyıldan kalan Nuri Camii ve şehre "Hadba", yani kambur adını veren eğik minaresi 2017'de havaya uçuruldu.

Musul'da Hadba minaresi
Musul'da yeniden yapılan Nuri Camii'nin Hadba minaresi, 2025. Fotoğraf: الدبوني · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Hadba Minaret al-Nuri Mosque Mosul.jpg)

Cami, UNESCO ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin desteğiyle yeniden yapıldı ve 2024'te ibadete açıldı. Mütevekkil'in sarmal minareli camisinin kalıntıları ise Samarra'da duruyor; eski Abbasi başkenti 2007'den beri UNESCO Dünya Mirası listesinde. Şam'da Emevî Camii, 847'den sonra da defalarca onarılmış hâliyle ayakta.

Kaynaklar

  • İbn Asâkir, Kitâbü'z-Zelâzil (Süyûtî'nin Keşfü's-Salsale'sinde aktarıldığı biçimiyle)
  • İbnü'l-Cevzî, el-Muntazam; Zehebî, Târîhu'l-İslâm ve el-İber; İbnü'l-İmâd, Şezerâtü'z-Zeheb (Ambraseys 2009 ve Guidoboni 1994'te aktarıldığı biçimiyle)
  • Ambraseys, N. N. (2009). Earthquakes in the Mediterranean and Middle East: A Multidisciplinary Study of Seismicity up to 1900. Cambridge University Press.
  • Guidoboni, E., Comastri, A. ve Traina, G. (1994). Catalogue of Ancient Earthquakes in the Mediterranean Area up to the 10th Century. INGV, Roma.
  • Sbeinati, M. R., Darawcheh, R. ve Mouty, M. (2005). The historical earthquakes of Syria: an analysis of large and moderate earthquakes from 1365 B.C. to 1900 A.D. Annals of Geophysics.
  • Williams, J., Earthquake Catalog of the Dead Sea, "847 CE Damascus Quake" (deadseaquake.info)
  • NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt 211 (Musul) ve 216 (Şam)
  • Vikipedi (İngilizce): 847 Damascus earthquake, Al-Mutawakkil, Al-Wathiq, Samarra, Mosul, Great Mosque of al-Nuri (başlangıç kaynakları)

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları