2004 Doğubayazıt Depremi: Uykudaki Çocukları Alan Orta Büyüklükte Deprem
2 Temmuz 2004 gecesi 01.30'da Ağrı Doğubayazıt'ta 5,1 büyüklüğündeki deprem, taş ve çamurdan örülmüş toprak damlı evleri çökertti. Yığınçal köyü yerle bir oldu, çoğu çocuk 18 kişi öldü; köylülerin yaylada olması kaybı sınırladı. Cep telefonuyla gelen ihbar, helikopterle gelen bakanlar, soğuk çadır geceleri ve 'küçük depremin büyük acısı': dönemin gazeteleri, Kandilli ve saha araştırmalarından belgesel anlatım.
1 Temmuz 2004'ü 2 Temmuz'a bağlayan gece. Ağrı Dağı'nın batısında, Zor Dağı'nın eteğindeki Yığınçal köyünde erkeklerin çoğu hayvanlarla yaylada. Taş ve çamurdan örülmüş, toprak damlı evlerde kadınlar, yaşlılar ve çocuklar uyuyor. Saat 01.30'da yer sallanıyor. Deprem orta büyüklükte, 5,1. Ama köyde ayakta ev kalmıyor; ölen 18 kişinin çoğu uykudaki çocuklar.
Depremden önce

Doğubayazıt, Ağrı'nın İran sınırındaki ilçesidir. Ovanın kuzeyinde Ağrı Dağı yükselir, sınıra 35 kilometre kalır. İlçenin kuzeybatısında, Iğdır'a giden devlet yolunun batısında hayvancılıkla geçinen köyler sıralanır: Aşağı ve Yukarı Yığınçal, Sağlıksuyu, Karabulak, Kutlubulak, Kucak, Sazoba. Yaz aylarında köylülerin önemli bir kısmı sürüleriyle yaylaya çıkar.
Köy evleri genellikle tek katlıdır. Duvarlar tarladan toplanan doğal taşla örülür, taşların arasına harç yerine çamur konur; bazı evlerde boşluklu briket kullanılır. Evlerin altında temel yoktur. Damlar ahşap kirişlerin üzerine kat kat serilip sıkıştırılmış topraktır; akıtmasın diye kalın tutulur, bu da çatıyı çok ağırlaştırır. Bu yapım biçimi 1998 deprem yönetmeliğine aykırıdır, ama bölgede yaygındır.
Bölge Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay hatlarının dışındadır. Kandilli Rasathanesi'ne göre burada Balık Gölü, Doğubayazıt, Iğdır ve Ağrı fayları gibi diri faylar bulunur ve bu faylar zaman zaman 5,0-5,5 büyüklüğünde depremler üretebilir. Doğu Anadolu da üst üste depremler yaşamaktadır: Ocak 2003'te Pülümür, Mayıs 2003'te Bingöl, Mart 2004'te Erzurum Aşkale. Aşkale'de 5,1 ve 5,3 büyüklüğündeki iki deprem köy evlerini yıkmış; CHP raporu 9, AP ise 10 kişinin öldüğünü yazmıştır.
Türkiye'nin gündemi o hafta başkadır. İstanbul 28-29 Haziran'da NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapmış, 46 ülkenin lideri kentte ağırlanmıştır. Depremden iki gün önce, salı günü, Kandilli Rasathanesi'nin eski müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, Iğdır Belediyesi'nin düzenlediği bir konferansta Türkiye'de yakın zamanda büyük bir deprem beklendiğini anlatmıştır.
Gece 01.30
Deprem, Türkiye saatiyle 2 Temmuz 2004 Cuma günü 01.30'da gelir; Greenwich saatiyle hâlâ 1 Temmuz'dur. Kandilli Rasathanesi depremin büyüklüğünü Md 5,0, yerel büyüklüğünü Ml 5,1 olarak hesaplar; sonraki çalışmalar moment büyüklüğünü 5,1-5,2 olarak verir. Odak derinliği 5 kilometredir; yani sarsıntı yüzeye çok yakındır.
Dış merkez Doğubayazıt ile Iğdır arasında, ilçenin yaklaşık 13 kilometre kuzey-kuzeybatısındadır. Kandilli'nin raporunda en yakın yerleşimler Bozyayla, Bardaklı, Karabulak ve Sazoba olarak geçer. En ağır yıkım ise merkez üssüne en yakın olan Aşağı ve Yukarı Yığınçal'da yaşanır.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nden araştırmacılar daha sonra köyde bir talihsizlik daha saptar. Yığınçal, sert bazalt kayasının üzerine kuruludur. Bu zeminde deprem dalgaları kısa dalga boyunda ve yüksek frekansta ilerler. Tek katlı taş evlerin kendi salınımı da bu frekansa yakındır. Sarsıntı tam bu evleri en çok zorlayacak biçimde gelir.
Duvarların köşeleri ayrılır, çamur harçlı taşlar dağılır, ağır toprak damlar içeri çöker. Deprem Ağrı, Iğdır, Kars'ta ve İran'ın sınıra yakın kesimlerinde hissedilir; Ermenistan'ın başkenti Erivan'da da duyulur. Ağrı ve Iğdır'da halk geceyi sokakta geçirir.
Karanlıkta ilk haber
Yığınçal'dan bir kişi cep telefonuyla ihbarda bulunur. Milliyet'in aktardığına göre mesaj kısadır: köy yıkılmıştır ve çok sayıda ölü vardır. Bölgede görevli askerler ve ambulanslar köye yola çıkar; altı ambulans gönderilir. Türk Silahlı Kuvvetleri bölgeye bir Doğal Afet Yardım Kurtarma Bölüğü yollar.
Enkazdan çıkarılan yaralılar Doğubayazıt, Iğdır ve Ağrı'daki hastanelere götürülür. Deprem, Kandilli'nin bölgede orta şiddette bir deprem olduğunu açıklamasıyla basına yansır. Vikipedi'nin dönemin haberlerinden derlediği akışa göre Doğubayazıt Kaymakamı Nurullah Çakır depremden yaklaşık iki buçuk saat sonra 16 ölüden söz eder; birkaç saat içinde sayı 18'e çıkar.
Depremin ardından 2,8 ile 3,4 arasında beş artçı sarsıntı kaydedilir. Sonraki günlerde artçıların sayısı 80'e yaklaşır. Aynı gece saat 03.17'de, yüzlerce kilometre batıda Erzurum Aşkale de 3,3 büyüklüğünde bir sarsıntıyla uyanır.
Sabah: Yığınçal yerle bir
Gün ağardığında tablo ortaya çıkar. Milliyet'e göre 75 haneli Yığınçal'da yıkılmayan ev kalmamıştır; AP köyde 67 evin yıkıldığını, Reuters ise köyün yaklaşık 100 evden oluştuğunu yazar. Sağlıksuyu, Kucak ve Kutlubulak'ta da çok sayıda ev yıkılmıştır, ama bu köylerde ölen yoktur. Köy okulunun duvarlarında da çatlaklar açılmıştır.
Ağrı Valisi Hüseyin Yavuzdemir köye gelir. Reuters'ın CNN Türk'ten aktardığı açıklamasında arama-kurtarmanın bittiğini, enkaz altında kimse kalmadığını söyler. Yıkılan yapılar için de net konuşur: bunlar depreme dayanacak binalar değildir, topraktan ve taştan yapılmıştır. Vali, betonarme binalarda hasar olmadığına dikkat çeker.
Valinin verdiği bir bilgi, can kaybının neden daha yüksek olmadığını açıklar: 800 nüfuslu köyün yaklaşık 700'ü deprem gecesi yayladadır. Radikal'in haberine göre köyde kalanlar çoğunlukla kadınlar, çocuklar ve yaşlılardır.
Yaralı sayısı kaynaktan kaynağa değişir. Türk gazeteleri 32 yaralı yazar; AP, Reuters ve CHP raporu 27 der; VOA Türkçe'nin ilk haberinde "50'den fazla" ifadesi geçer. Kandilli, depremde yaklaşık bin binanın hasar gördüğünü açıklar.
On sekiz kişi
Ölenlerin kimlikleri sabah saatlerinde belirlenir. Radikal'in yayımladığı listeye göre ölenlerin hepsi Yığınçal'dandır ve çoğu çocuktur. Gazeteler 13'ünün çocuk olduğunu yazar; en küçüğü 3 yaşındadır.
Kayıp birkaç aileye yığılmıştır. Taşkıran ailesinden beş kişi ölür: 45 yaşındaki Halime Taşkıran ve 4 ile 12 yaş arasındaki dört çocuk. Akdağ ailesinden de beş kişi, 6 ile 18 yaş arasındaki çocuklar ve gençler hayatını kaybeder. Sökmen ailesinden 10, 13 ve 15 yaşlarında üç çocuk, Aydın ailesinden 3 ve 6 yaşlarında iki çocuk ölür. Kurt ailesinden 45 yaşındaki Mehmet Kurt ile 4 yaşındaki Nuri, Bozboğa ailesinden 30 yaşındaki Kudret Bozboğa da ölenler arasındadır.
Radikal'in haberi o gün köyde yalnızca yakınlarını kaybedenlerin ağıtlarının duyulduğunu anlatır. Ölülerin bir kısmı yaylada değil evde kalan, uykuda yakalanan çocuklardır.
Cuma günü köyde mezarlar kazılır. Depremzedeler hasarlı köy camisinin arkasındaki alanda cuma namazını kılar. Cenaze namazında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler ve Doğubayazıt Belediye Başkanı Mukaddes Kubilay da saf tutar. 18 kişi aynı gün toprağa verilir.
Bakanlar köyde

Hilmi Güler köye helikopterle gelir. AP'nin aktardığına göre köylülere acılarını paylaştıklarını ve yaraların kısa sürede sarılacağını söyler. Gazetecilerin sorusu ise başka bir yere, sınırın öte yanındaki Ermenistan'ın Metsamor Nükleer Santrali'ne yöneliktir. Güler, Radikal'in aktardığı sözlerinde depremin o bölgede etkili olmadığını, ancak teyakkuz hâlinde olduklarını, şimdilik bir tehlike görünmediğini söyler. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu da havadaki radyasyon seviyesinde bir değişiklik gözlenmediğini açıklar.
Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen de Yığınçal'da incelemelerde bulunur. Yıkılan ev ve ahırlar için paranın ve projenin hazır olduğunu söyler: "Çalışmalara en kısa sürede başlayacağız." Sağlık Bakanı Recep Akdağ da bölgeye gelen bakanlar arasındadır.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer validen bilgi alır ve bir mesaj yayımlar. Mesajında bu acı olayın, Türkiye'nin bir deprem kuşağında olduğunu unutmadan önlem almanın önemini bir kez daha hatırlattığını söyler. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Sezer'e dayanışma mesajı gönderir. Yunanistan, Ankara büyükelçiliği aracılığıyla, talep gelirse bir C-130 uçağıyla insani yardım ve kurtarma ekibi göndermeye hazır olduğunu bildirir.
Uzmanlar ne diyor
Ertesi gün Milliyet depremi "Öteki Türkiye yıkıldı" başlığıyla verir. Gazeteye göre aynı hafta dünya liderlerini ağırlayan ülkenin bir köşesinde, normalde sıva çatlatmayacak bir deprem bir köyü haritadan silmiştir.
Bilim insanları aynı noktada birleşir: fay olağandır, hasar değildir. İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Okan Tüysüz, bu büyüklükte bir depremde normalde hasar olmaması gerektiğini, ama çamurdan ve yuvarlak taştan yapılmış evlerin küçük depremlerde bile yıkılabildiğini söyler. Tüysüz'e göre Balık Gölü Fayı İran'a kadar uzanan, çok parçalı bir faydır ve bölgede her zaman 5 büyüklüğünde bir deprem beklenmelidir.
Prof. Dr. Ahmet Ercan yıkılan konutların bilimsel ölçülere göre ev sınıfına bile girmediğini söyler: "Yoksulluktan kurtulmadıkça deprem öldürür." KTÜ'den Prof. Dr. Osman Bektaş, aynı depremin Japonya ya da ABD'de gündeme bile gelmeyeceğini belirtir. İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Bahadır Acuner ise iki katı ve 200 metrekareyi geçmeyen yapıların yapı denetimi kapsamı dışında bırakılmasını eleştirir.
Çadırlarda soğuk geceler
Kızılay ilk gün Erzurum'daki deposundan çadır, battaniye ve iki seyyar mutfak gönderir. Rakamlar haberden habere değişir: 3 Temmuz'da açıklanan listede 340 çadır, 630 battaniye, 250 rulo yatak, 950 kumanya, su ve ekmek vardır. 4 Temmuz'da Kızılay, olası artçıları göz önünde bulundurarak 400 çadır ve 500 battaniye daha yollar. Yığınçal'da 1.600 kişiye sıcak yemek dağıtılır.
Temmuz olmasına rağmen geceler serindir; Sabah'ın haberine göre sıcaklık geceleri 6-8 dereceye kadar düşer ve ek battaniye dağıtılır. Evi az hasar gören aileler de geceyi çadırda geçirir. Köyde gelişigüzel kurulan çadırlar toplanır, iki ayrı çadır bölgesi oluşturulur. Su, Ağrı ve Doğubayazıt belediyeleriyle Köy Hizmetleri'nin tankerleriyle taşınır. TEDAŞ köyün bir kısmına yeniden elektrik verir, Telekom telefon bağlar.
Kaymakam Çakır, Yığınçal'ın yanı sıra Subeşiği, Kutlubulak, Karabulak, Sağlıksuyu, Bozkurt ve Günyolu'nda da ciddi hasar olduğunu açıklar. Yardım yalnız bir köyle sınırlı kalmaz.
Bir hafta sonra
9-11 Temmuz'da yedi CHP milletvekilinden oluşan bir heyet, İstanbul Milletvekili Ersin Arıoğlu başkanlığında Aşkale ve Doğubayazıt'ı gezer. Heyetin raporu "Unutulmuş ve Yoksul Doğu Anadolu'nun Küçük Depremlerinin Büyük Acıları" adını taşır.
Rapora göre Doğubayazıt'a bağlı 30 köy depremden zarar görmüştür; yaklaşık 160 konut tamamen yıkılmış, 400 konut kısmen hasar görmüştür. Depremden etkilenen 15 binden fazla kişinin yaklaşık 10 bini, 700'e yakın çadırda ağır koşullarda yaşamaktadır. Raporda yer seçimi, hasar tespiti ve hak sahipliği çalışmalarının sürdüğü, konutların kıştan önce bitirilmesinin olanaksız göründüğü yazılır. Yığınçal'da su sorunu vardır; bölge afet bölgesi ilan edilmemiştir. Heyet, askerî birliklerin ilk kurtarma ve çadır işlerindeki çalışmasını ise övgüyle anar.
Neyi değiştirdi
Doğubayazıt depremi, bilim açısından büyük bir olay değildir; yüzeyde fay kırığı bile oluşmaz, yalnızca yamaçlarda kaya düşmeleri görülür. Önemi, 5 büyüklüğünde bir depremin bile kırsal Doğu Anadolu'da 18 can alabileceğini göstermesidir. Aynı yıl Aşkale'de yaşanan benzer kayıplarla birlikte, köylerdeki yığma taş evler ulusal gündeme girer.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nden Mucip Tapan, Ali Özvan ve M. Alper Şengül, 2005'te Kocaeli'deki deprem sempozyumunda sundukları çalışmada Yığınçal'daki evleri tek tek inceler. Yönetmeliğin istediği betonarme temel yoktur, taşlar çamurla bağlanmıştır, deprem hatılı kullanılmamıştır, yasak olan boşluklu cüruflu briket duvarlarda taşıyıcı olarak kullanılmıştır. Araştırmacılar kırsal yapı stokunun elden geçirilmesini, okul ve sağlık ocaklarının öncelikle incelenmesini önerir.
Kalıcı konutlar yavaş gelir. Doğal Afet Sigortaları Kurumu bu deprem için yalnızca 18 hasar dosyası açar ve toplam 29.542 TL öder. Vikipedi'nin aktardığı Bayındırlık İl Müdürlüğü verilerine göre Karabulak köyünden 132 kişi hak sahibi olur ve bunlardan 39'unun konut ihalesi ancak 2007'de yapılır; Yığınçal'da 7 konut için başvuru yapılır.
Bugün

Doğubayazıt, Ağrı Dağı'nın eteğinde, İran yolunun üzerinde bir sınır ilçesi olmayı sürdürüyor. Bölgedeki faylar Kandilli'nin 2004'te yazdığı gibi 5 ile 5,5 arasında depremler üretebilecek durumda. Yığınçal'ın bugünkü hâline ilişkin güvenilir, yayımlanmış bir kaynağa bu yazı için ulaşılamadı. 2004 gecesinin dersi ise kayıtlarda duruyor: orta büyüklükte bir deprem, yoksul bir köyde, ağır toprak damların altında uyuyan çocukları öldürdü.
Kaynaklar
- Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, "Doğubayazıt - Ağrı Depremi" ön raporu (D. Kalafat, Y. Güneş, M. Çomoğlu), Temmuz 2004
- Tapan, M., Özvan, A. ve Şengül, M. A. (2005). "2 Temmuz 2004 Doğubayazıt Depremi Yer-Yapı İlişkisi ve Yaşanan Kayıplar", Deprem Sempozyumu Kocaeli 2005
- TBMM CHP Grubu İnceleme Heyeti, "Erzurum-Aşkale / Ağrı-Doğubeyazıt Depremleri ile İlgili Rapor", Temmuz 2004
- Milliyet, "Öteki Türkiye yıkıldı!", 3 Temmuz 2004
- Radikal, "Doğubeyazıt'ta 18 can kaybı" (AA, DHA), 3 Temmuz 2004; "400 çadır daha" (AA), 4 Temmuz 2004
- Sabah, "Depremin yaraları sarılmaya başladı" ve "Komşu'dan yardım teklifi", 4 Temmuz 2004
- Amerika'nın Sesi (VOA) Türkçe, "Ağrı'da Deprem: 18 Ölü", 2 Temmuz 2004
- Associated Press, "Quake Kills 18 in Eastern Turkey", 2 Temmuz 2004 (Fox News aracılığıyla)
- Reuters, 2 Temmuz 2004 (The Daily Star ve Al Jazeera aracılığıyla)
- Vikipedi (Türkçe), 2004 Doğubayazıt depremi; Vikipedi (İngilizce), 2004 Doğubayazıt earthquake (başlangıç kaynağı)
