İçeriğe geç
Cuma, 2 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Türkiye Depremleri

1945 Van Depremi: Altı Ay Süren Sarsıntılar ve Kaynağı Belirsiz 300 Ölü

Haziran 1945'te başlayan sarsıntılar Van'ı aylarca salladı; Cumhurbaşkanı İnönü şehre geldi, bir bilim heyeti köyleri inceledi. Kasımda kar altında gelen deprem yıpranmış evleri yıktı. Uluslararası kataloğun 300 ölü kaydına karşılık dönemin gazeteleri ve jeolog raporu temmuzda can kaybı olmadığını, kasımda iki kişinin öldüğünü gösteriyor.

DepremleYasam 13 dk okuma

1945 yazı, Van. Haziranın sonunda başlayan sarsıntılar aylarca sürüyor. Kimi gece, kimi öğle vakti geliyor, her biri evlerin duvarlarını biraz daha çatlatıyor. Temmuzda Cumhurbaşkanı İsmet İnönü uçakla şehre iniyor, ardından bir bilim heyeti geliyor. Kasımda kar yağarken gelen deprem, yazdan beri yıpranan evleri yıkıyor. Uluslararası bir katalog bu dizi için bugün "300 ölü" yazıyor. Dönemin gazeteleri ve bölgeye giden jeologların raporu ise başka bir tablo çiziyor.

Depremden önce

1945'te Van yeni kurulmuş sayılır. Birinci Dünya Savaşı'nda harabeye dönen eski şehir, kalenin eteğinde terk edilmiş durumdadır. Yeni Van, eski şehrin dışında, Erek Dağı'nın eteğine doğru uzanan ovada kurulmuştur. Şehrin 1943'te açılan bir havaalanı vardır.

Van Kalesi ve Erek Dağı
Van Kalesi ve arkada Erek Dağı, 2021. Fotoğraf deprem dönemine ait değildir. Fotoğraf: SezerBaydar · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Van Kalesi Erek Dağına karşı.jpg)

Van'ın oturduğu yer, sekiz kilometre uzunluğunda, altı kilometre genişliğinde bir çukurdur. Tabanı göl kıyısının kum ve kilinden oluşan yumuşak bir zemindir. Çevresindeki tepeleri faylar keser; bir kısmı ovanın ortasından, kalenin oturduğu kireçtaşı sırtının çevresinden geçer. Güneydeki köyler, Yedikilise, Kurubaş, Pertik, Zevik ve Şosans, dağın eteğindeki taraçalara ve moloz yığınlarına kurulmuştur.

Bölge depremi tanır. Dört yıl önce, 10 Eylül 1941 gecesi gölün kuzeyindeki Erciş'te 5,9 büyüklüğünde bir deprem yüzlerce kişinin ölümüne yol açmıştır; tahminler 190 ile 430 arasında değişir. Van halkı ise şehrin son yıkıcı depremini yaklaşık elli yıl öncesine tarihler; o zaman da sarsıntıların aylarca sürdüğünü anlatır.

Haziranda başlayan sarsıntılar

İlk sarsıntılar 28 Haziran 1945'te başlar. Jeolog Dr. E. Lahn'ın raporunun Türkçe metni bu tarihi verir; aynı raporun Fransızca özeti ise 23 Haziran der. Sarsıntılar her yerde aynı anda hissedilmez. Bir gün güneydeki köylerde duvarlar çatlar, başka bir gün şehirde bacalar düşer.

21 Temmuz sabahı saat 4.30'da gelen deprem, o güne kadarkilerin en şiddetlisidir. Anadolu Ajansı'nın Van muhabirine göre yedi saniye sürer ve ardından yarım saat içinde beş sarsıntı daha gelir. Yaz olduğu için halkın önemli bir kısmı geceleri bahçelerde yatmaktadır; yine de büyük bir korku yaşanır. Halkevi ile vali konağının bacalarından bazıları yıkılır, resmî ve özel pek çok binada çatlaklar oluşur, bazı duvarlar çöker. Ajans, insan kaybı olmadığını bildirir.

Sarsıntılar durmaz. 23 Temmuz'da saat 1.20'de ve 4.30'da iki deprem daha olur. Depremler hakkındaki ilk kısa rapor, Fuat Baykal imzasıyla 22 Temmuz tarihinde hazırlanır.

Cumhurbaşkanı Van'da

İsmet İnönü
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün resmî portresi, 1938. Fotoğraf 1945 Van ziyaretine ait değildir. Fotoğraf: Unknown. Official photo of President. · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Inonu Ismet (cropped).jpg)

23 Temmuz'da Cumhurbaşkanı İsmet İnönü uçakla Van'a iner. Akşam gazetesinin Anadolu Ajansı'ndan aktardığı habere göre ilk işi validen deprem hakkında bilgi almaktır. Büyük hasar ve can kaybı olmadığını öğrenir, alınan önlemleri sorar. Havaalanından otomobillerle şehre geçer.

Şehirde onu binlerce kişi karşılar. İnönü halka "sıkıntınıza iştirak etmek üzere geldim, geçmiş olsun" diye seslenir. Orduevinde Millî Eğitim ve su işleri müdürlerini dinler, sonra şehri dolaşıp depremin izlerini görür.

İnönü, üniversitenin jeoloji profesörlerinden oluşan bir heyetin Van'a gidip incelemesini ister. 24 Temmuz akşamı Profesör Hamit Nafiz Pamir başkanlığındaki heyet Van'a doğru yola çıkar. Heyette Bayındırlık Bakanlığı Fen Heyeti Şefi Fikri Alpay ve jeolog Dr. E. Lahn da vardır.

Heyetin bulguları

Heyet temmuzun son günlerinde şehri ve köyleri dolaşır, 29 Temmuz'a kadar Ankara'ya döner. Akşam'ın Ankara muhabiri 30 Temmuz sayısında, Pamir'in bölgede tek bir can kaybı olmamasından memnuniyetle söz ettiğini yazar. Pamir'e göre tahribat en çok köylerdedir ama hiçbir binanın damı çökmemiş, hiçbir ev oturulamaz hâle gelmemiştir. En ağır hasar Pertik köyündedir. Şehirde doğumevinin ve bazı resmî binaların damları çatlamıştır, onarımlara hemen başlanmıştır.

Yedikilise manastırı kalıntıları
Erek Dağı yamacındaki Yedikilise (Varagavank) manastırının kalıntıları, 2019. 1945'te kilisenin kubbesi kısmen yıkılmıştı. Fotoğraf deprem dönemine ait değildir. Fotoğraf: Dosseman · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Van Yedi Kilise aka Varagavank 4150 Panorama.jpg)

Lahn'ın 1946'da MTA dergisinde yayımlanan notu daha ayrıntılıdır ve Pamir'in sözlerinden kısmen ayrılır. Lahn'a göre Pertik'teki evlerin neredeyse tamamı, halkın dikey bir sarsıntı gibi hissettiği ilk depremlerle oturulamaz hâle gelmiştir. Keşişoğlu'nun evleri ilk sarsıntılarda zarar görmüş, sonrakilerde oturulamaz olmuştur. Yedikilise'de evler ağır hasar almış, eski kilisenin kubbesi kısmen yıkılmıştır. Köylüler dağın yamacından duman gibi bulutlar yükseldiğini anlatır; Lahn bunu molozların kaymasına bağlar. Van şehrinde ise duvarlar, özellikle pencere köşelerinden çatlamış, birkaç baca yıkılmıştır.

Lahn'ın vardığı sonuç şudur: Sarsıntıların şiddeti Mercalli ölçeğinde 5'i, birkaç yerde 6'yı geçmez. En çok sarsılan Pertik'te bile sağlam örülmüş duvarlar ayakta kalmıştır. Hasarı büyüten, depremin gücü değil, aylarca tekrar etmesidir. Bir kez zarar gören bina, sonra gelen hafif bir sarsıntıya bile dayanamaz.

Öğleye beş kala

Heyet döndükten sonra da sarsıntılar sürer. 29 Temmuz sabahı saat 4.45'te orta şiddette, beş saniyelik bir deprem olur. Asıl sarsıntı aynı gün saat on ikiye beş kala gelir ve on iki saniye sürer. Uluslararası Sismoloji Özeti (ISS) bu depremi Greenwich saatiyle 08.56'da, Van bölgesinde kaydeder.

Anadolu Ajansı'nın aynı gün geçtiği haber kısadır: hasar ve kayıp yoktur, ama binaların dayanıklılığı "biraz daha gevşemiştir". Bu cümle, Van'daki yaz depremlerinin özetidir. Tek tek her sarsıntı hafiftir, ama birbirini izleyen her biri, bir öncekinin çatlattığı duvarı biraz daha zayıflatır.

20 Kasım sabahı

Sonbaharda sarsıntılar seyrekleşir ama bitmez. 20 Kasım 1945 sabahı saat beşte bir deprem hissedilir, ardından birkaç sarsıntı daha gelir. Saat 8.25'te gelen deprem çok şiddetlidir. İstanbul'daki Kandilli Rasathanesi onu 8.30'u 40 saniye geçe kaydeder ve merkezinin İstanbul'a 1.320 kilometre uzakta olduğunu hesaplar. Sonraki kataloglar bu depremin büyüklüğünü 5,5 ile 5,8 arasında verir.

Bu kez yaz depremlerinden farklı olarak evler yıkılır. Anadolu Ajansı'nın ilk haberinde bir kişi ölmüş, üç kişi yaralanmıştır; Pertek diye anılan yerde altı yaralı daha vardır. Akşam gazetesi ertesi gün haberi "1 ölü, 9 yaralı" başlığıyla verir. Van muhabiri bir kısım binanın yıkıldığını, diğerlerinin önemli bir kısmının oturulamayacak kadar hasar gördüğünü bildirir. Hava karlı, yağmurlu ve soğuktur.

Aynı gazete sayfasında, o sabah Nürnberg'de Nazi savaş suçlularının yargılanmasının başladığı haberi yer alır. Van'ın haberi dünyanın gündeminde küçük bir köşede kalır.

İkinci kattaki çocuk

Gazeteci Hıncal Uluç o sabah beş buçuk yaşındadır ve ailesiyle Van'da oturmaktadır. Yıllar sonra Sabah'taki köşesinde o günü anlatır. Babası işe, ağabeyi Öcal ilkokula gitmiştir. Kız kardeşi Serpil henüz kırk günlük değildir, kundaktadır. Annesi odada bir şeylerle uğraşırken o yerde oynamaktadır.

Annesinin çığlığıyla irkilir. Aile iki katlı bir evin üst katında oturmaktadır ve kapı sıkışmıştır, açılmaz. Anne çocukları kalın duvarın derin pencere girintilerine oturtur. Tavandan sıvalar dökülür, yarılan duvardan dışarısı görünür. Pencerenin altında ev sahipleri belirir. Uluç onu "babayiğit bir Kürt" diye anlatır. Adam bir balta bulur, yıkılmakta olan eve girip üst kata çıkar, kapıyı kırar ve aileyi aşağı indirir.

Ağabey de ağlayarak eve koşmaktadır. Okul yolunda, yol yapımı için getirilmiş sürücüsüz bir silindir sarsıntıyla yürümeye başlamış, üzerine gelmiştir. Biraz sonra baba da yetişir. Ailenin hepsi sağdır.

Kar altında çadırlar

İki gün sonra tablo netleşir. Anadolu Ajansı'nın 22 Kasım tarihli haberine göre şehirde biri ağır sekiz yaralı vardır. Çevre köylerden gelen bilgilere göre iki kişi ölmüş, on üç kişi yaralanmıştır. Kurubaş ve Pertek köyleri tamamen yıkılmış, Zivistan köyünde de hasar büyüktür. Şehir merkezinde yirmiden fazla ev çökmüş, pek çok bina oturulamaz hâle gelmiştir. Ajans, depremin gündüz olmasının ve önceki küçük sarsıntılar yüzünden halkın tetikte bulunmasının büyük bir kaybı önlediğini yazar.

Şehre yağan karın kalınlığı 18 santimi bulur. Açıkta kalanlar için Erzurum'dan 300 çadır gelir. Birinci Umumi Müfettiş Avni Doğan, Ankara'ya çektiği telgrafta şehirde hasar olsa da can kaybının fazla olmadığını bildirir. Kızılay, Erzurum deposuna çivi ve çadır göndermesini söyler. Diyarbakır'dan Kurtalan'a bir tren kalkar. Trende 200 metreküp kereste, bir sandık çivi, iki kamyon, 50 çadır ve bir marangoz ekibi vardır. Erzurum valiliği 10 kamyon malzeme, Siirt ve Bitlis valilikleri kamyon yollar. Bitlis'ten 1.500 kilo ekmek, 15 çadır ve 12 battaniye gelir.

Kızılay'ın gönderdiği önce 25 bin, sonra 10 bin lirayla kereste alınır ve baraka yapımına başlanır. Devlet daireleri için de barakalar kurulur. Karaköse'den Kızılay bin lira gönderir, Diyarbakır halkı 3.987 lira 50 kuruş toplar. Van valiliği yeniden yapım için İstanbul valiliğinden 4.000 kilo inşaat çivisi ister.

Hıncal Uluç'un hatırladığı da budur: Askeriye şehri yönetimine alır, çadırlar kurar, herkesi yerleştirir. Aile kışı çadırda geçirir. Sarsıntılar otuz günden fazla sürer ve çocuklar için oyuna döner. Yer sallanınca en yakın ağaca koşup tutunurlar. En sevdikleri oyunda halka olup otururlar, sırası gelen ona kadar sayar ve o sırada yer sallanırsa puan alır.

Sarsıntılar aralık başında bir kez daha şiddetlenir, sonra kesilir. Lahn'ın aktardığı 27 Aralık tarihli Ulus gazetesine göre bu dizinin sonunda Van'da ayakta tek bir iki katlı ev kalmamıştır. Yazın sağlam kalan kuzeydeki Zivandaris ve Kopanış köyleri de bu kez hasar görür.

300 ölü nereden çıktı

ABD'nin NOAA önemli depremler veri tabanı, bu dizi için 29 Temmuz 1945 tarihli tek bir kayıt tutar: 300 ölü, 2.000 yıkık ev. Kaydın kaynağı, 1970'te Tokyo'daki bir eğitim programında yayımlanan bir Türkiye depremselliği çalışmasıdır. Veri tabanının gösterdiği öteki kaynak, İTÜ'nün 1967 tarihli Türkiye deprem kataloğu, aynı depremde hasar sayar ama ölüm yazmaz.

Dönemin belgeleri bu rakamı desteklemez. 29 Temmuz depreminin günü Anadolu Ajansı hasar ve kayıp olmadığını bildirir. Ertesi gün bölgeden dönen Profesör Pamir tek bir can kaybı olmadığını söyler. Lahn'ın raporunda da ölümden söz edilmez. Ölüm haberleri yalnız 20 Kasım depreminden gelir ve resmî sayı birkaç kişide kalır: ilk haberde bir, iki gün sonra iki ölü.

Bu yazıda 300 ölü rakamı kullanılmadı. Bir yerel haber sitesinde geçen "10 Eylül 1945'te 5,9 büyüklüğünde deprem, 13 ölü" bilgisi de hiçbir kaynakta doğrulanamadığı için yazıya alınmadı. Bu tarih ve büyüklük, 10 Eylül 1941 Erciş depremiyle birebir örtüşmektedir.

Neyi değiştirdi

1945 Van dizisi, bölgeye bilim heyeti gönderilerek yerinde incelenir. Lahn, Muş'tan Van'a uzanan 200 kilometrelik çöküntü alanının bir deprem kuşağı olarak kabul edilmesi gerektiğini, ama bu kuşağın sıklık ve şiddet bakımından henüz çok az tanındığını yazar. En önemli gözlemi, küçük ama sık sarsıntıların bir şehri adım adım yıkabileceğidir.

Bir yıl geçmeden bölge yeniden sarsılır. 31 Mayıs 1946'da Muş'un Varto ilçesinde gelen deprem 839 kişinin ölümüne yol açar. Jeolog Cevat Eyüp Taşman, iki depremi ele aldığı yazısında Van Gölü çöküntüsünün kuzeyinde ve güneyinde sarsıntıların süreceği uyarısını yapar.

Bugün

Van Kalesi'nden şehir
Van Kalesi'nden Van şehri, 2011. Fotoğraf: Adam Jones from Kelowna, BC, Canada · CC BY-SA 2.0, Wikimedia Commons (Panorama from Van Castle (Van Kalesi) - Van - Turkey (5793911213).jpg)

Van bugün yarım milyonu aşkın nüfusuyla doğunun en büyük şehirlerinden biridir. Yedikilise'deki eski manastırın kalıntıları Erek Dağı'nın yamacında hâlâ görülebilir.

Bölge, 1945'ten çok daha büyük depremler yaşar. 23 Ekim 2011'de 7,2 büyüklüğündeki Tabanlı depremi 604 kişinin ölümüne yol açar. 9 Kasım'da Edremit merkezli 5,6 büyüklüğündeki ikinci deprem, ilk depremde hasarsız sanılan iki oteli yıkar; 40 kişi enkaz altında kalır. 1945'te Lahn'ın yazdığı ders bir kez daha yaşanır: Bir sarsıntının yıprattığı bina, sonrakine dayanamaz.

Kaynaklar

  • E. Lahn, "Van mıntakası yer sarsıntıları hakkında not (Temmuz-Kasım 1945)", Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü Mecmuası, 1946, sayı 1/35, s. 126-132
  • C. E. Taşman, "Varto ve Van Depremleri", Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü Mecmuası, 1946
  • Akşam gazetesi, 22, 23, 24, 25 ve 30 Temmuz, 21, 22 ve 23 Kasım 1945 sayıları (Anadolu Ajansı haberleri; Ankara Üniversitesi dijital arşivi)
  • Hıncal Uluç, "Bir Van anısı..Yıl 1945!..", Sabah, 28 Mayıs 2008 (ilk yayın 20 Ağustos 1999)
  • NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt 3805 ve kaynakları (Ergin, Güçlü ve Uz 1967; Tabban 1970)
  • Uluslararası Sismoloji Merkezi (ISC), ISS bülteni, 1945 Van bölgesi kayıtları
  • Doğu Anadolu'nun aletsel dönem depremleri tablosu, 23 Ekim 2011 Van depremi makalesi, DergiPark
  • JMO, Van (Tabanlı-Edremit) Depremleri Raporu, 2011
  • Vikipedi (Türkçe ve İngilizce), Van, 1941 Van-Erciş depremi, Varagavank (başlangıç kaynağı)

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları