1914 Burdur Depremi: Savaşın Eşiğinde Yıkılan Göl Kıyısı
4 Ekim 1914 gecesi Burdur Gölü çevresinde kırılan 7 büyüklüğündeki deprem Burdur, Keçiborlu, Kılıç ve Isparta'yı yıktı; arşive göre 2.344, uluslararası kataloglara göre 4 binden fazla kişi öldü. Valinin telgrafı, Hilâl-i Ahmer'in imdat heyeti, Keçiborlu'nun dulları ve 25 gün sonra gelen savaş: Kızılay arşivi ve akademik çalışmalardan belgesel anlatım.
3 Ekim 1914'ü 4 Ekim'e bağlayan gece. Burdur Gölü'nün kıyısındaki Burdur, kuzeydoğudaki Keçiborlu ve Kılıç, biraz ötede gül kenti Isparta uykuda. Avrupa'da savaş iki aydır sürüyor; Osmanlı henüz savaşa girmemiş. Gece yarısını birkaç dakika geçe yer sarsılıyor. Sabah Burdur'un evlerinin çoğu, Isparta'nın yarıdan fazlası yıkık; Isparta'da bir handa çıkan yangın ayakta kalanı da yakıyor. Ölü sayısı kaynağa göre iki bin ile dört bin arasında değişiyor.
Depremden önce
1914'te Burdur ve Isparta, Konya vilayetine bağlı iki sancak merkezidir. Isparta'nın kaza nüfusu o yılın Osmanlı istatistiğine göre 54 bin 465'tir: 46 bin 698 Müslüman, 6 bin 648 Rum ve 1.119 Ermeni. Şehir gül yağı üretimiyle tanınmaya başlamıştır. Sancakta onlarca medrese, bir idadi ve yetmiş kadar okul vardır; Rumların ve Ermenilerin de altı okulu bulunur. Halkın bağışlarıyla 1900'de kurulan Gureba Hastanesi şehrin ilk yataklı sağlık kurumudur.
Burdur, adını verdiği gölün yakınındadır. Şehrin merkezinde 21 cami ve 1830'larda dikilmiş, yaklaşık 20 metrelik bir saat kulesi vardır. Saden Camii gibi bazı yapılar taş temel üzerine kerpiç duvarlıdır, üstleri toprak damdır. Bölgeden Dinar-Eğirdir demiryolu geçer; Isparta'nın istasyonu Kuleönü'dedir.
Bölge yeni değildir depreme. Isparta çevresinde 1875'te 6,9, 1890'da 5,2, 1901'de 6,4 büyüklüğünde depremler kayıtlıdır. Burdur Gölü'nü yaratan fay sistemi, Fethiye'den Burdur'a uzanan 400 kilometrelik bir kırıklar kuşağıdır.
Ekim 1914'te imparatorluk tarafsızlığını ilan etmiş ama savaşa hazırlanmaktadır. Gençlerin önemli bir kısmı askerdedir. O gece Konya Valisi Azmi Bey de Burdur'dadır.
Gece yarısı
Dönemin belgelerini inceleyen tarihçi Bayram Çakıcı, depremin 4 Ekim 1914 gecesi saat 00.05'te olduğunu yazar. Bugünkü kataloglar ise ana sarsıntıyı yerel saatle 00.07 civarına koyar. Büyüklüğü yüzey dalgası ölçeğiyle 7,0 olarak verilir; bazı kataloglar 7,1 der. Merkez üssü Burdur Gölü'nün çevresindedir, en yüksek şiddet IX'dur.
Sarsıntı Konya, Ilgın, Akşehir, Bolvadin, Kütahya, Denizli, Çivril, Alaşehir, Seydişehir ve Antalya'da hissedilir, ama bu şehirlerde ciddi bir hasar bırakmaz. Asıl yıkım, kuzeydoğuya uzanan yaklaşık 90 kilometre uzunluğunda ve 30 kilometre genişliğinde bir şerittedir. Duvar, Yassıköy, İlyas, Kılıç, Gönen ve Barla bu şeridin içindedir.

Gölün güneydoğu kıyısında 23 kilometre boyunca kara kalıcı olarak suya gömülür. Depremden hemen sonra yapılan gözlemlere göre göl tarafı 150 santimetreye kadar çöker. Yer bilimciler bunu, kıyı boyunca kuzeydoğu yönünde uzanan normal bir fayın kırıldığının işareti sayar. Bugün Burdur'daki kum ocaklarında 1914 kırılmasından kalmış olabilecek bir fay yüzeyi görülür. Artçı sarsıntılar en az altı gün sürer.
Yıkılan şehirler

Burdur'da evlerin büyük çoğunluğu çöker. NOAA'nın kaydına göre evlerin yüzde 90'ı yıkılır; yerel tarihçilerin aktardığına göre ayakta kalan evler de oturulamayacak durumdadır. Tarihî yapıların çoğu, saat kulesiyle birlikte yere iner. Şehir merkezindeki 21 camiden 20'si yıkılır. Ayakta kalan tek cami, 1862'de taş temel ve kerpiç duvarlarla yapılmış, içinde dört ahşap direk bulunan Saden Camii'dir.
Keçiborlu'da evlerin yüzde 85'i yok olur. Kasabadaki 700 evden 304'ü tamamen, 276'sı kısmen yıkılır. Kılıç köyü yerle bir olur. Hasar Eğirdir'e, Dinar'a ve 60 kilometre çapındaki köylere kadar uzanır; Dinar-Eğirdir demiryolu da zarar görür.

Isparta'da yıkımın ardından yangın gelir. Pamuk Hanı diye bilinen Kundakçıoğlu Hanı'nda çıkan ateş, depreme dayanmış evleri, dükkânları ve fırınları da yakar. Şehirdeki 5 bin 100 evden 4 bin 175'i oturulamaz hale gelir; 2 bin 242'si tamamen, 1.933'ü kısmen yıkılmıştır. Isparta'nın en eski camisi olan Kutlubey (Ulu) Camii ağır hasar görür, Firdevs Bey Camii de zarar görür. Gureba Hastanesi kullanılamaz durumdadır. Üç katlı idadi binası kısmen yıkılır; Halil Hamid Paşa'nın vakfı olan cami, medrese ve kütüphane harabeye döner. Halk korku içinde yakınlarını güvenli bir yere taşımaya çalışır.
Valinin telgrafı
Depremi Burdur'da yaşayan Vali Azmi Bey, sabah şehri dolaşır ve aynı gün İstanbul'a, Dahiliye Nezareti'ne telgraf çeker. Şehrin dörtte üçünün harap olduğunu, yüzlerce kişinin öldüğünü, gece barınacak hiçbir şey kalmadığını bildirir. Akşama kadar çadır ve ekmek beklediklerini, yaraları saracak doktorun ve ilacın yetmediğini yazar. Kendi cümlesiyle: "Felaketin derecesini tasvir edemem." Isparta'nın da aynı durumda olduğunu, köylerden de benzer haberler geldiğini, kazalardan ise henüz bilgi alamadığını ekler. Telgrafı yazarken yer hâlâ sallanmaktadır.
Aynı gün Dahiliye Nazırı Talat Bey, Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti'ne yazar. Hükümetin depremzedelere yardım etme kararı aldığını bildirir; ihtiyaçların hemen belirlenmesini, bir miktar para ayrılmasını ve cemiyet görevlilerinin bölgeye hızla gönderilmesini ister.
Azmi Bey iki gün Burdur'da kalır, 6 Ekim'de Isparta'ya geçer. 7 Ekim'de şehrin ileri gelenlerini toplar. Kararlar şunlardır: yardım kampanyası açılacak, askerdeki Ispartalı ve Burdurlu gençler ailelerine yardım etmeleri için izne gönderilecek, depremzedeler beş yıl emlak vergisinden muaf tutulacak, barakalar hemen yapılmaya başlanacak, binalar incelenip ya onarılacak ya yıkılacak, şehrin imarı yeniden düzenlenecek. Ziraat Bankası borçları üç yıl, vergi borçları iki yıl ertelenir.
İstanbul'dan imdat heyeti
Hilâl-i Ahmer yöneticileri talimatın geldiği 4 Ekim'de toplanır ve bir İmdat Heyeti kurar. Başında Doktor Nâfiz Bey vardır; yanında operatör bir doktor, bir memur, hastabakıcılar, bir hademe ve bir aşçı bulunur. Cemiyetin belgelerinde operatör doktorun adı bir yerde Mehmet Emin Bey, başka bir yerde Hulki Bey olarak geçer. Heyete muhtaç ailelere dağıtılmak üzere 500 lira verilir.
Heyet aynı akşam cemiyetin hastane gemisi Edremit'e biner ve Bandırma'ya gider. Oradan trenle İzmir'e, İzmir'den yine trenle Isparta'nın Kuleönü İstasyonu'na ulaşır. Yanlarında ameliyat aletleri, ilaç, çadır, yorgan, çamaşır ve erzaktan oluşan 60 balya yük vardır. Isparta'ya varınca İstanbul'a çektikleri telgraf kısadır: felaket büyüktür, "ölüm çok, yaralı sayısı azdır."
Heyet 5-25 Ekim arasında 20 gün bölgede kalır. Burdur ve Isparta'nın yanı sıra Bügnüs, Korne, Kılıç, Bayındır, Sinir, Çerçin, Kuleönü, Gölbaşı, Keçiborlu, Eskiyer, Çaraviz, Kışla ve Lonkomo'ya yardım taşır. Yaralılar cemiyetin kurduğu çadır hastanelerde tedavi edilir. İzmir'den ve Konya'dan da sağlık görevlisi ve ilaç gelir. Ölüler birkaç kişi bir arada gömülür. Enkaz altında kalan hayvan leşleri salgına yol açmasın diye önlem alınır. 14 Ekim'de Dahiliye Nezareti Müsteşarı Ali Münif Bey hasarı yerinde görmek için bölgeye yola çıkar.
Keçiborlu'nun dulları
Heyet parayı kişi başına değil, aile başına dağıtır: her haneye 100 kuruş. Görevliler evleri tek tek gezer; dağıtım belediye, zabıta ve köy ihtiyar heyetinin onayıyla yapılır. Parayı alan imza atar, atamayan parmak basar. Öncelik dullar ve yetimlerdir.
12 Ekim'de Keçiborlu'da evi yıkılmış 80 aileye para verilir. Kızılay arşivindeki listede adlar ve yaşlar yazılıdır. Satırların neredeyse hepsinde kadın, yaşlı ya da çocuk adı vardır. 90 yaşındaki Yörük Halil, 85 yaşındaki Esma ve 15 yaşındaki Emine aynı hanede yazılıdır. Deli Kadir'in yetimleri olarak 15 yaşındaki Ayşe ile 3 yaşındaki Emine kaydedilmiştir. Börekçi oğlu İsmail 85 yaşındadır; yanında "yetim" diye not düşülmüş Mehmed Ali vardır. Semerci Osman'ın 60 yaşındaki kızı Ayşe, 1, 8 ve 10 yaşlarındaki üç torunuyla listededir. Listede bir buçuk yaşında bir bebek, Havva da vardır.
14 Ekim'de Kılıç köyünde dul kalmış 40 aileye ve Sinir köyünde 13 aileye para verilir. Aynı gün Burdur'un mahallelerinde 138 aileye, Isparta'da 16 Ekim'de 140 aileye 100'er kuruş dağıtılır. Isparta'daki listede gayrimüslim aileler de vardır. Toplamda 413 aile yardım alır. Heyetin bir kısmı kalan parayı da ailelere dağıtmak ister; Vali Azmi Bey buna karşı çıkar ve paranın iskân ve iaşe komisyonlarına verilmesini ister.
Isparta'daki Ermeni cemaatinin papazı Kapriyel de yetkililere yazar. Evlerinin yıkıldığını, süren sarsıntılar yüzünden ailelerin sokakta kaldığını anlatır; mektubunda "yağmur, soğuk ve açlıktan muzdaribiz" der.
Çadırlar ve barakalar
Havalar soğurken en acil sorun barınmadır. Dahiliye Nezareti'nin 12 Ekim tarihli yazısına göre açıkta 8 ila 10 bin aile vardır. Harbiye Nezareti'nden ya da başka yerlerden bu kadar çadır bulunamaz; savaş kapıdadır. Çözüm barakadır, ama baraka zaman ister. Bu arada Haydarpaşa'dan Afyon'a 50 çadır yollanır, geri verilmek şartıyla. Cemiyet, Doktor Nâfiz Bey'e çadırların özenle kullanılması için ayrıca uyarı gönderir. Isparta'ya 16, cemiyet depolarından 18 çadır daha gelir. Isparta halkı kendi bahçelerine de çadır kurar.
Dağıtılan eşyanın dökümü yoksulluğu da gösterir: 297 yorgan, 295 gömlek, 255 don, birkaç battaniye, yastık ve yatak. Erzak olarak pirinç, şeker, fasulye, börülce, patates, çay ve iki teneke gaz yağı verilir. Amerikan Kızılhaçı 672 lira gönderir; cemiyetin Kastamonu şubesi 10 lira yollar.
Isparta'da Kadı İsmail Efendi'nin başkanlığındaki inşaat komisyonu 100'e yakın baraka yaptırır. Barakaları yaşlılar ve askere gitmemiş erkekler çatar, çünkü izinli gelen gençler kısa süre sonra birliklerine geri çağrılır. Baraka bulamayanlar akrabalarının yanına gider.
Vali, Isparta'yı istasyonun bulunduğu Kuleönü'ne taşımayı da düşünür. Halk istemez; yerel tarihçiye göre daha önce o civarda kurulan yerleşim seller ve hastalıklar yüzünden terk edilmiştir. Savaşın maliyeti karşısında plandan vazgeçilir. 16 Ekim'de Isparta Mutasarrıfı Sırrı Bey, Hilâl-i Ahmer'e tüm şehir adına teşekkür telgrafı çeker. Heyet 25 Ekim'de kalan 4.794 kuruşu cemiyetin veznesine iade ederek döner.
Kaç kişi öldü
1914 depreminin kesin bir bilançosu yoktur. Çakıcı'nın arşiv belgelerine dayanan çalışmasında Burdur ve Isparta'daki toplam ölü sayısı 2 bin 344, yaralı sayısı 681'dir. İngilizce Vikipedi de aynı rakamı verir. Burdur için yerel tarih kitaplarında 1.500'den fazla ölü yazılır. Isparta için bir kaynak 500, başka bir kaynak 1.500 ölüden söz eder. Bir milletvekilinin 2024 tarihli Meclis önergesinde "2 binden fazla" ölü ve 10 bin civarında evsiz aile geçer.
ABD'nin NOAA kataloğu ve AFAD'ın verileri ise 4 binden fazla ölü, 700 yaralı ve 17 binden fazla yıkık ev verir. Hangi köylerin hesaba katıldığı kaynaklarda açık değildir. Bu yazı iki rakamı birlikte verir: arşive dayalı en düşük sayım 2.344, uluslararası katalogdaki tahmin 4 binin üzerindedir.
Neyi değiştirdi
Depremden 25 gün sonra, 29 Ekim 1914'te Osmanlı donanması Karadeniz'de Rus limanlarını bombalar ve imparatorluk Birinci Dünya Savaşı'na girer. Yeniden yapılanma savaşın gölgesinde kalır. Burdur'un yeniden imarı için 1915'te Avusturya'dan uzmanlar getirilir. Isparta'daki idadinin hasarlı üçüncü katı yıkılır, okul iki katlı olarak devam eder. Halil Hamid Paşa'nın vakıfları yıllarca harap kalır. Seferberlik öğretmenleri ve öğrencileri de alınca birçok okul kapanır.

Burdur Ulu Camii 1919'da ahşap karkasla yeniden yapılır. Isparta'nın Kutlubey Camii 1922'de onarılır. Burdur'un saat kulesi ancak 1937'de aynı yerde yeniden yükselir. Saden Camii'nin bitişiğindeki ve salnamelere göre 3 bin 500 yazma eser bulunan kütüphane depremden sonra kapanır; kitapların nereye gittiği bilinmez.
Hilâl-i Ahmer için 1914 depremi, cemiyetin savaş dışında da sivil halka yardım ettiğini gösteren bir görevdir. Cemiyetin 1914-1918 raporu bu çalışmayı birkaç cümleyle anar: evsizler çadırlara yerleştirilmiş, hastalar tedavi edilmiş, yoksulların iaşesi sağlanmıştır. Rapor olayı 1330 yılının Eylül ayına yazar; o dönemde resmî yazışmalarda kullanılan rumi takvim, miladi takvimin 13 gün gerisindedir.
Bugün
Burdur 1914'ten sonra bir kez daha yıkıldı. Aynı fay kuşağının Burdur bölümü 1971'de yeniden kırıldı. Jeoloji Mühendisleri Odası, Fethiye-Burdur fay kuşağının yaklaşık 50 yılda bir 6 civarında depremler ürettiğini hatırlatıyor ve bölgede 6'nın üzerinde bir deprem beklendiğini söylüyor. Isparta nüfusunun yüzde 90'dan fazlası birinci derece deprem bölgesinde yaşıyor.
Burdur'un Değirmenler Mahallesi'ndeki Saden Camii 1862'den beri ayakta; on yıl kadar önce Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edildi. 1914 depremini hatırlatan şey şehirlerin kendisi: Burdur'da ve Isparta'da pek az eski yapı kaldı.
Kaynaklar
- Cemal Sezer, "1914 Isparta-Burdur Depreminde Hilâl-i Ahmer Cemiyeti'nin Yapmış Olduğu Yardımlar", Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, sayı 19 (2014), s. 17-34: Kızılay Arşivi belgeleri; Bayram Çakıcı, "1914 Isparta ve Burdur Depremi" (2001); Nedim İpek, "Burdur-Isparta Depremi (1914)" (1995); Böcüzade Süleyman Sami, Isparta Tarihi aktarımlarıyla
- Kerim Sarıçelik, "Millî Mücadele Yıllarında Isparta Sancağında Eğitim", Millî Mücadele'nin Yerel Tarihi 1918-1923, TÜBA
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, 3 Ekim 1914 Burdur kaydı
- Paleoseismological features and tectonic setting of the Fethiye-Burdur Fault Zone (SW Turkey), Geološki anali Balkanskoga poluostrva, 84/2 (2023)
- TBMM, Isparta milletvekilinin 30 Temmuz 2024 tarihli yazılı soru önergesi
- Jeoloji Mühendisleri Odası Burdur İl Temsilciliği açıklaması
- Haber 7, Burdur Saden Camii haberi; eski Burdur Belediye Başkanı Sebahattin Akkaya'nın anlatımı
- Vikipedi (İngilizce ve Türkçe): 1914 Burdur earthquake, Isparta, Burdur Saat Kulesi, Burdur Ulu Camii, Ottoman entry into World War I (başlangıç kaynağı)
