1911 Taal Depremi: Sarsıntıların Haber Verdiği Patlama
27 Ocak 1911'de Luzon'da başlayan yüzlerce volkanik deprem, 30 Ocak gecesi Taal Yanardağı'nın patlamasıyla sona erdi; kraterden yamaçlara inen sıcak çamur ve buhar, Yanardağ Adası'ndaki ve gölün batı kıyısındaki köyleri yok etti. Resmî rapora göre 1.335 kişi öldü. Manila Gözlemevi'nin kayıtları, jeolog Pratt'ın saha notları ve Amerikan sömürge yönetiminin tepkisiyle belgesel anlatım.
Ocak 1911, Luzon adasının güneyi. Manila'nın 60 kilometre kadar güneyindeki Bombon Gölü'nün (bugünkü Taal Gölü) ortasında, içinde yanardağ olan bir ada var. Üç gün boyunca yer neredeyse durmadan sallanıyor; insanlar bu sarsıntıların neyin habercisi olduğunu bilmiyor. 30 Ocak gecesi saat ikiyi biraz geçe yanardağ patlıyor. Ölenleri depremler değil, kraterden yamaçlara inen sıcak çamur ve buhar öldürüyor. Sabah olduğunda adadaki ve gölün batı kıyısındaki köyler gri bir çamurun altında kalmış.
Göldeki ada

Taal Yanardağı, Batangas eyaletinde, kenarları alçak tepelerle çevrili büyük bir gölün ortasında yükselen bir adadır. 1911'de yazan jeolog Walter E. Pratt'ın ölçülerine göre ada yaklaşık 25 kilometrekare, göl 320 kilometrekare, ortadaki krater ise 3 kilometrekare kadardır. Kraterin tabanı deniz seviyesinin hemen üzerindedir ve içinde renkli küçük göller bulunur: yeşil göl, sarı göl, ara sıra ortaya çıkan kırmızı bir göl ve kaynar su dolu çukurlar. Turistler ve bilim insanları kraterin kenarına çıkıp bu manzarayı izler.
Yanardağın eski bir sicili vardır. Manila Gözlemevi'nin müdür yardımcısı Cizvit rahip Miguel Saderra Masó, 1911 raporunda İspanyol rahiplerin tuttuğu kayıtları sıralar. En büyüğü 1754 patlamasıdır: altı ay sürer, Taal, Lipa ve Tanauan kasabaları bugünkü yerlerine taşınır. Ama 1754'te çok az kişi ölmüştür; Saderra Masó'ya göre o zamanlar adada neredeyse kimse yaşamıyordu, gölün batı kıyısındaki tarlalara da insanlar yalnızca ekim ve hasat zamanı gidiyordu.
1911'de durum farklıdır. Pratt, adada yedi küçük köy olduğunu, gölün kıyısının balıkçı ve şeker kamışı çiftçilerinin evleriyle çevrili olduğunu yazar. Saderra Masó, on altı yıl önce adayı ilk ziyaret ettiğinde orada ancak yarım düzine aile bulduğunu hatırlar. Evler bambu ve nipa yaprağından yapılmıştır. Yanardağın son büyük patlaması 1754'tedir, en son kayda değer hareketliliği ise 1904'te kraterde açılan yeni bir ağızdır.
Filipinler o yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nin sömürgesidir. Ülkeyi Genel Vali W. Cameron Forbes yönetir; İçişleri Bakanı Dean Conant Worcester'dır. Bilimsel gözlemler Manila Gözlemevi'ndeki Cizvitlerin yönettiği Hava Durumu Bürosu'nun elindedir.
Üç gün süren sarsıntılar
27 Ocak 1911 Cuma akşamı saat 20.20'de Manila Gözlemevi'nin sismografları küçük titreşimler kaydetmeye başlar. Saat 23.06'da ilk deprem Manila'da hissedilir. Gece yarısına kadar dört deprem daha hissedilir, aletler yirmiden fazla küçük sarsıntı yazar. Adanın kuzeydoğu kıyısında kalan J. D. Ward adlı bir Amerikalı, gece yanardağın güçlü gürültüsüyle uyanır; dışarı çıktığında kraterden koca bir duman sütunu yükseldiğini ve yerin neredeyse durmadan titrediğini görür.
28 Ocak'ta sarsıntılar artar. Gözlemevi o gün 197 sarsıntı kaydeder; bunlardan 62'si Manila'da hissedilir. Kentte korku başlar. Gözlemevi, Batangas'taki istasyondan gelen telgraflar sayesinde sarsıntıların merkezini Taal bölgesine yerleştirir ve halka Manila'nın tehlikede olmadığını duyurur. Öğleden sonra gelen telgraflar, sabahtan beri yanardağdan kara bir duman sütunu yükseldiğini ve göl kıyısındaki kasabalarda uğultular duyulduğunu bildirir.
Saderra Masó'nun hesabına göre Manila'da IV şiddetinde hissedilen sarsıntılar, göl çevresinde VI-VII, adada ise muhtemelen VIII-IX şiddetindedir. Göl kıyısındaki insanlar altı gün boyunca yaklaşık on dakikada bir yerin sallandığını hisseder. Gazeteler depremlerin verdiği zararı abartır, yanardağın durumuyla pek ilgilenmez.
Adadaki son pazar
29 Ocak Pazar sabahı bazı kâşifler ve meraklılar hâlâ adaya çıkar. Kraterin üstünü yeni düşmüş çamur ve kül kaplamıştır; yeşil gölün çevresindeki onlarca delikten buhar yükselir, zaman zaman çamur ve taş fışkırır. Grup geceyi adada geçirmeyi düşünür, ama patlamalar ve depremler gittikçe sertleşince göl kıyısına döner. Saderra Masó'ya göre hükümetin fotoğrafçısı Charles Martin adada kalmak ister, fakat fotoğraf plakaları bitince yenilerini almak için ayrılır. Bu tesadüf hayatını kurtarır.
Pratt'a göre o gün öğleden sonra saat 15.30 sularında Taal ve Lemery kasabalarının yakınında toprakta büyük yarıklar açılır. Bazı yarıklarda yer 3 metreye kadar çöker. Yöre halkı, büyük yarıklardan biri açıldığında yerden gaz fışkırdığını anlatır. Akşam karanlıkla birlikte yanardağ yeniden canlanır. Saat 23.00 sularında çok şiddetli bir depremin hemen ardından kraterden kara bir bulut yükselir; bulut sık sık şimşeklerle yarılır.
Gece 02.20
30 Ocak sabaha karşı saat 1'de bir patlama daha olur. Pratt'ın derlediği tanıklıklara göre asıl patlama saat 02.20'de gelir, hem de şiddetli bir deprem olmadan. Kara bulut her seferkinden yükseğe çıkar ve tepede bir şemsiye gibi açılır. Bulutun içinde yarım saatten uzun süre şimşekler çakar. Patlamanın sesi 500 kilometreden uzak yerlerden duyulur. Manila'da uyanan insanlar önce gök gürültüsü sanır; pencereler ve kapılar titrer. Manila'nın 240 kilometre kuzeyindeki Dagupan'da bile insanlar bir gürültüyle uyandıklarını söyler.
Saderra Masó bir noktanın altını çizer: patlamanın sürdüğü saat ikiyle üç arasında Manila'daki sismograflar tek bir gerçek deprem kaydetmez. Aletlerin yazdığı, tayfun sırasında görülen türden yavaş salınımlardır. Gerçek depremler ancak 03.57'den sonra eski sıklığıyla geri döner.
Ölümü getiren şey kraterden yükselen bulutun yere doğru da yayılmasıdır. Pratt, buhar, çamur ve kükürt dioksitten oluşan bu kütlenin yanardağın yamaçlarından aşağı ve dışarı doğru büyük bir hızla aktığını yazar. Kogon otları yere yapışır, ağaçlar devrilir, gövdeleri kum püskürtülmüş gibi soyulur, ama pek azı yanar. Saderra Masó da benzer bir şey anlatır: bu öldürücü karışım, kraterin doğusunda 5-6 kilometre, batısında 15 kilometreyi aşan bir alanda canlıların neredeyse hepsini öldürür. Bugün volkanologlar bu tür yere yayılan patlama bulutuna "taban dalgası" (base surge) diyor.
Çamurun altındaki köyler
O gece köylerde neler yaşandığını yalnızca birkaç kurtulan anlatabilir. Saderra Masó'nun aktardığı bir tanıklıkta, bir baba ile oğlu kulübelerinde uyurken şiddetli patlamalar ve parlamalarla uyanır. Oğul kapıya gider ve orada ölür. Baba bir köşeye büzülür, her aralıktan içeri dolan kaynar çamurun altında fırtınanın geçmesini bekler. Hayatta kalır ama vücudunun her yeri yanmıştır. Adanın kuzeydoğu ucunda yaşayan bir başka adam, çamur palmiye yaprağından çatıdan içeri akmaya başlayınca kendini göle atarak kurtulur.
Ölenlerin bir kısmı kaçarken, bir kısmı çöken kulübelerinin altında ölür. Bazıları ise hasırlarının üzerinde, uyur gibi yatarken bulunur. Gölün batısındaki Guilot köyünde ölenlerin ne bedenlerinde ne giysilerinde ne de topladıkları pamukta yanık izi vardır. Talisay'a bağlı, yanardağdan 10 kilometreden uzaktaki bir köyde insanlar çamurdan korunmak için üstlerine hasır örter; en kötüsü geçtikten sonra mutfakta bir patlama olur ve teneke çatı 18 metre öteye savrulur.
Hemen ardından göl kabarır. Pratt'a göre su, asıl patlamadan hemen sonra kıyılarda 2,5-3 metre yükselir; evleri sürükler ve bazı köylerde can alır. Pratt bu dalgayı bir depreme değil, gölün üzerine çöken patlama bulutunun suyu itmesine bağlar. Bosoboso, Banaga, Bilibinang ve Manalao köylerinden geriye hiçbir iz kalmaz; dalgalar evlerin kalıntılarını, insan ve hayvan cesetlerini göle taşır.
Sabah olduğunda ada, Pratt'ın benzetmesiyle, güneşte bembeyaz parlayan büyük bir kar yığınına benzer. Gölün batı kıyısında, kraterden 10 kilometre uzakta bile çamur tabakası 80 santimetre kalınlıktadır.
Ölüleri saymak
Filipinler Polis Teşkilatı'ndan (Philippine Constabulary) Albay William C. Rivers, ölülerin gömülmesi ve kurtulanlara yardım için bölgeye gönderilir. 5 Şubat'ta yazdığı rapor, gölün batı kıyısındaki köyleri tek tek sayar. Bugaan'da 168 ölü vardır ve hiç kurtulan bulunamaz. Banaga'da 300, Bilibinang'da 200, Guilot ve Bosoboso'da yüzer kişi ölmüştür. Manalao'da 48 ölü listelenir; gömme ekibi bunlardan 38'ini toprağa verir, kurtulan iki kişi çamurun altında kalmış olması gereken on çocuğun adını söyler. Rivers'a göre adada yaşayan 300 kişiden yalnızca on beş kadarı kurtulmuştur.
Rivers'ın ilk tahmini 1.295 ölüdür. Manila'ya döndükten sonra verdiği son raporda sayı 1.335 ölü ve 199 yaralıdır; 543 nipa ev yıkılmış, 702 baş hayvan telef olmuştur. NOAA'nın kayıtları da bu rakamları kullanır. Pratt, toplam 732 cesedin bulunup gömüldüğünü yazar.
Gerçek sayı bilinmiyor. Saderra Masó bunun nedenlerini sıralar: dalgalar birçok cesedi göle taşımış, bazılarını devrilen ağaçlar ve çamur gömmüştür; ormana kaçarken ölenlerin kemikleri külün altında kalmıştır. Üstelik bölgede kimin yaşadığı tam bilinmemektedir, çünkü insanlar ekin işine göre köyden köye taşınır, kamu arazisine yerleşen en yoksullar her yıl yer değiştirir. Tarihçi Theresa Ventura ölü sayısını 1.200 ile 2.000 arasında veriyor.
Baguio'dan Taal'a

Felaket olduğunda Genel Vali Forbes ve Bakan Worcester, sömürge yönetiminin yazları çekildiği dağ kenti Baguio'dadır. Ventura'nın aktardığına göre Worcester sonradan, korkunç bir felaket yaşandığının "anlaşılmasından önce birkaç gün geçtiğini" kabul eder. Saderra Masó da o gün Baguio'dan Manila'ya trenle dönmektedir; gün batarken gökyüzünün koyu kırmızıya boyandığını fark eder ve yol arkadaşlarına gösterir.
Bölgedeki tek düzenli devlet gücü Polis Teşkilatı'dır. Ventura'ya göre halk bu teşkilatı bir baskı aracı olarak tanıdığından, memurlar gelince kurtulanlar kaçar; Amerikalı subaylar da kaçanların "ölüleri soyduğunu" düşünür ve vaktinin bir kısmını hırsızlık soruşturmalarına ayırır. Kızılhaç'ın yardım işini üstlenen, eski asker ve Taal rehberi Ward'dır; Ventura, onun tekneleri için yüksek ücret istediğini ve dönemin Filipin gazetelerinin bunu sert dille eleştirdiğini anlatır.
31 Ocak'ta sarsıntılar yeniden artar; gözlemevi o gün 199 sarsıntı sayar ve yetkililere yanardağa gezilerin yasaklanmasını önerir. 1 Şubat'ta Saderra Masó yanardağa yaklaşır ve onu sakin bulur: krater on-otuz saniyede bir beyaz buhar mantarları çıkarmaktadır. Pratt'a göre yanardağ 6-8 Şubat'a doğru normal dinginliğine döner.
Meclis ve Komisyon
Felaket, sömürge yönetimiyle Filipinliler arasındaki gerilimi de açığa çıkarır. Çoğunluğu Filipinlilerden oluşan seçilmiş Filipin Meclisi yardım için 100 bin peso ayırır. Ama yasaları veto yetkisi Amerikalıların çoğunlukta olduğu Filipin Komisyonu'ndadır ve Komisyon bu kararı veto eder. Ventura'nın aktardığına göre milliyetçi gazeteler El Ideal, La Democracia ve La Vanguardia, Amerikan yönetimini kayıtsızlıkla suçlar. Felaketin ABD anakara basınında da çok az yer bulduğunu belirtir.
Meclis yine de bir şey kazanır: yanardağın eteğine bir deprem gözlem istasyonu kurulması için para ayırtmayı başarır.
Deprem mi, yanardağ mı
NOAA'nın deprem kataloğu bu olayı 27 Ocak 1911 saat 23.06'daki sarsıntıyla, IX şiddetiyle kaydeder; büyüklük verilmez. Ama 1911'in ölüleri bir fay depreminin değil, bir yanardağ patlamasının kurbanlarıdır. Depremler patlamanın habercisidir ve onunla birlikte sürer.
Saderra Masó ve Pratt, depremlerin çok yerel olduğunda birleşir: merkez yanardağın hemen altındadır ve sarsıntı uzaklaştıkça hızla zayıflar. Yanardağdan 250 kilometre uzaktaki Baguio'da aletler hepsini kaydeder, ama ancak en güçlü iki üçü hissedilir. Çin'deki Zikawei gözlemevinin aletleri hiçbir şey kaydetmez.
Depremlerin doğrudan verdiği zarar azdır. Bölge mühendisinin incelemesine göre Taal'da eski bir köprünün kemeri çatlar, belediye binasında çatlaklar görülür, kilisenin vaftizhanesinin bir köşesi yarılır. Caysasay Kilisesi cephesinin bir kısmını ve kulelerini kaybeder, Lemery kilisesi yıkılacak hâle gelir. Saderra Masó, bu yapıların zaten yaşlı ve yıpranmış olduğunu not eder. Lemery'de deniz kıyısındaki alüvyon toprakta açılan yarıklar birkaç evi yıkar. Pratt'a göre yarıkların bir kısmı Pansipit Nehri vadisi boyunca kuzeydoğu doğrultusunda uzanır; bu doğrultu, yanardağdan geçen bir zayıflık hattına işaret eder.
Neyi değiştirdi

Patlama yanardağın kendisini de değiştirir. Kraterin içindeki renkli göller yok olur; yerlerinde tek ve derin bir göl oluşur. Pratt 17 Şubat'ta yeni gölün yüzeyini deniz seviyesinin yaklaşık 70 metre altında ölçer; kraterin duvarlarından içeri sıcak su akmaktadır. Göl zamanla yükselir. Adanın tamamı 1 ila 3 metre çöker; Longos Burnu ikiye ayrılır, kıyıdaki şeker kamışı tarlaları suyun altında kalır.
Bilim için de bir dönüm noktasıdır. Saderra Masó, adanın batısına doğru uzanan yıkımı açıklamak için 1902'de Martinik'teki Pelée Yanardağı'nın Saint-Pierre kasabasını yok eden "ateşli bulutlarını" örnek gösterir. Pratt ise patlamanın asıl öldürücüsünün sıcak, çamurlu ve kükürtlü buharın yamaçlardan aşağı patlarcasına yayılması olduğu sonucuna varır. 1965'te Taal yeniden patladığında, bölgeyi gezen bir Amerikalı jeolog aynı türden yere yayılan patlama bulutunu "taban dalgası" olarak tanımlar; kavram volkanolojiye buradan yerleşir.
1911, Filipinler'de 20. yüzyılda bin kişiden fazlasının öldüğü son yanardağ felaketidir. Ventura'ya göre Meclis'in kurdurduğu gözlem istasyonu, bağımsız Filipinler'in 1982'de diğer istasyonlarla birleştirerek kurduğu PHIVOLCS'un (Filipin Volkanoloji ve Sismoloji Enstitüsü) temellerinden biridir.
Bugün

Taal, Filipinler'in en etkin ikinci yanardağıdır. 12 Ocak 2020'de yeniden patlar; kül Manila'ya kadar ulaşır, PHIVOLCS en yüksek seviyelerden biri olan 4. alarm seviyesini ilan eder. 1911'de oluşan krater gölü patlama sırasında geçici olarak kurur, birkaç ay içinde yeniden dolar.
PHIVOLCS bugün Yanardağ Adası'nın tamamını kalıcı tehlike bölgesi sayar ve adada sürekli yerleşimi yasaklar. Yine de bazı insanlar, çoğu göldeki balık kafeslerinin bekçisi olarak, adada yaşamaya devam ediyor. Gölün çevresindeki Talisay, Laurel, Agoncillo ve San Nicolas kasabaları ise 1911'de yıkılan köylerin yakınında, yanardağa bakarak yaşamayı sürdürüyor. 1998'de ulusal jeolojik anıt ilan edilen Taal, 2018'de ulusal park oldu.
Kaynaklar
- Saderra Masó, M. (1911). The Eruption of Taal Volcano, January 30, 1911. Department of the Interior, Weather Bureau, Manila: Bureau of Printing. (Albay W. C. Rivers'ın 5 Şubat 1911 tarihli raporundan alıntılar ve Manila Gözlemevi deprem listesiyle)
- Pratt, W. E. (1911). The Eruption of Taal Volcano, January 30, 1911. The Philippine Journal of Science, cilt 6, sayı 2, s. 63-83 (Bulletin of the American Geographical Society, cilt 43, s. 903-916'daki kısaltılmış hâliyle)
- Ventura, T. Lessons from 1911: Taal Volcano, American Colonialism, and Philippine Disaster Nationalism. SHGAPE (Society for Historians of the Gilded Age and Progressive Era) blogu
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı (kayıt 8391) ve Önemli Volkanik Patlamalar Veritabanı (Taal, 30 Ocak 1911)
- Vikipedi (İngilizce), Taal Volcano ve 2020 Taal Volcano eruption (başlangıç kaynağı)
