1903 Malazgirt Depremi: Kışlanın Enkazı ve Bir Ay Gecikmeyle Gelen Haber
28-29 Nisan 1903 gecesi Malazgirt'i yıkan deprem, garnizon komutanı Albay Halil Bey'i, ailesini ve askerlerini enkaz altında bıraktı; felaketi dünyaya karısını kaybeden yaralı bir telgrafçı duyurdu. Soğukta ve yağmurda bekleyen depremzedeler, İstanbul'dan gelen çadır ve kazma emirleri, konsolosların yardım çekişmesi ve 600 ile 3.560 arasında değişen ölü sayıları: Osmanlı arşivi, konsolos raporları ve dönemin Amerikan basınından belgesel anlatım.
Nisan 1903'ün son gecesi. Murat Nehri'nin kıyısında, Süphan Dağı'na bakan lav ovasında Malazgirt uykuda. Kasaba, eski surların taşlarıyla yapılmış tek katlı evlerden, bir kışladan, bir camiden, iki Ermeni kilisesinden ibaret. Gece yarısını geçince yer sarsılıyor. Sabah olduğunda kasabanın neredeyse hiçbir binası ayakta değil. Dünyanın bunu öğrenmesi bir ay sürecek.
Lav ovasında bir kasaba

1903'te Malazgirt, Osmanlı'nın Bitlis vilayetine bağlı bir kaza merkezidir. Kasaba, Murat'ın aktığı geniş ovada, eski bir lav akıntısının üzerine kurulmuştur. Kuzeyinde Patnos ovası, güneydoğusunda karlı Süphan Dağı uzanır. 1071'de Alparslan'ın Bizans ordusunu yendiği savaş bu ovada yapılmıştır; kasabanın kara bazalt surları Selçuklu döneminde yeniden yapılmıştır.
İngiliz gezgin H. F. B. Lynch, depremden beş yıl önce, Temmuz 1898'de Malazgirt'te iki gün kalır ve gördüklerini kitabına yazar. Akşam vardığında kışladan boru sesleri gelir. Kaymakam, Bitlisli, yetmiş beş yaşında beyaz saçlı bir adamdır; kasabada misafirleri ağırlayacak uygun bir ev olmadığı için çadırlarını eski iç kaleye kurmalarını rica eder. Lynch'e göre evlerin hepsi eski şehrin yıkıntılarından toplanan taşlarla yapılmıştır; küçük pencereler kâğıt ya da bez parçasıyla kapatılmıştır. Kasabada bir süvari bölüğü vardır, birkaç küçük dükkânın bir kısmını Ermeniler, bir kısmını Kürtler işletir.
Lynch, Yerek Horan (Üç Sunaklı) Meryem Ana Kilisesi'nin çatısının çökmüş olduğunu, hâlâ ibadete açık Surp Sarkis Kilisesi'ni ve iç kalenin hemen altındaki bakımlı camiyi anlatır. Kasabanın bir de Hamidiye Alayları'nın merkezlerinden biri olduğunu not eder: batı surlarındaki kulelerden birinde, Hasenan aşiretinden Rıza Bey oturmaktadır.
Kazanın nüfusu hakkında kaynaklar uyuşmaz. Fransız coğrafyacı Cuinet 1891'de kazada 21 bin kişi, bunların 9 bininin Ermeni olduğunu tahmin eder; çoğunluk Müslüman Kürtlerdir. Ovada Ermeni, Kürt ve Çerkes köyleri yan yanadır. Ermeni kilise kayıtları 1899-1912 arasında kazada 40 Ermeni köyü sayar.
Gece yarısından sonra
Bugünkü kataloglar depremin zamanını Greenwich saatiyle 28 Nisan 1903, saat 23.46 olarak verir (NOAA). Malazgirt'te bu saat, gece yarısını geçmiş, 29 Nisan'ın ilk saatleridir. Tarihin iki türlü yazılmasının sebebi budur: Osmanlı arşiv belgeleri 28 Nisan'ı esas alır, Erzurum'daki İngiliz konsolosu ise sarsıntının 29 Nisan sabahı hissedildiğini bildirir.
Konsolosun raporuna göre sarsıntı otuz saniye sürer. Van Gölü'nden Rus sınırına kadar bütün bölgede, batıda Harput'a kadar hissedilir. Büyüklüğü için de tek bir rakam yoktur: AFAD ve NOAA 6,3, Kandilli 6,7, bazı uluslararası kataloglar yüzey dalgası büyüklüğüyle 7,0 verir. Malazgirt'e otuz saatlik yol uzaklıktaki Erzurum'da sarsıntı öyle güçlüdür ki halk paniğe kapılır.
Malazgirt'te hükümet binaları, okul, cami ve evlerin hemen hepsi çöker. Eski surların kara taşlarıyla örülmüş ağır duvarlar, gecenin bu saatinde evlerinde olan insanların üzerine yıkılır. Depremden en çok zarar gören yerler Malazgirt ile Bulanık'tır; Ahlat'ta da 35 ev yıkılır, 2 kişi ölür, 4 kişi yaralanır.
Kışlanın enkazı
Kasabanın kışlası da yıkılır. İngiliz konsolosunun aktardığına göre Malazgirt garnizonunun komutanı Albay Halil Bey bütün ailesiyle birlikte, üç subay ve seksen askerle enkazın altında kalarak ölür. Ailesini kaybeden Yarbay Tayyib Bey'in aklını yitirdiği yazılır.
Osmanlı arşiv belgeleri de ilk haberlerde 80 askerin aileleriyle birlikte enkaz altında kaldığını bildirir. Tarihçi Cihat Tanış'ın aktardığı bir belgeye göre daha sonra 831 askerin daha hayatını kaybettiği anlaşılır. Kışlada sağ kalan askerler, yeni bir sarsıntıdan korkulduğu için silahları ve cephaneyi dışarı taşır.
Felaketi dış dünyaya bildiren kişi, kasabanın telgrafçısıdır. Batı basınına yansıyan habere göre telgrafçı, mesajı çektiğinde kendisi ağır yaralıdır; karısı ve kız kardeşi depremde ölmüştür.
Soğukta, yağmurda
Doğu Anadolu'da nisan sonu hâlâ soğuktur. Evini kaybeden halk, her an yeni bir sarsıntı olabileceği korkusuyla geceyi açıkta, sabaha kadar ayakta geçirir. Arşiv belgelerine göre depremden sonra yağmur başlar. Enkazın altındaki yakınlarını çıkarmaya çalışanlar bir yandan da çamurla uğraşır; insanlar ısınmak için kendi imkânlarıyla ateş yakar.
Sonraki günlerde artçı sarsıntılar sürer. 29 Nisan sabahı Erzurum üç kez daha hafifçe sallanır. Malazgirt'e yakın köylerden uzun süre haber alınamaz. Bitlis'ten askerî birlikler ve yardım ekiplerinden oluşan bir grup hemen bölgeye gider, inceleme yapar ve durumu İstanbul'a bildirir.
İlk incelemelere göre 2.166 kişi açıktadır ve acilen çadıra ihtiyaç vardır. Yaralıların tedavi edilmesi, ölülerin gömülmesi emredilir. Yerel yöneticiler bir yandan enkaz altında sağ kalan olup olmadığına bakar, bir yandan da ölüleri defnetmeye başlar.
İstanbul'dan gelen telgraflar
Haber İstanbul'a ulaşınca Bitlis vilayetine bir telgraf gider: enkaz altında kalanlar hemen kurtarılacak, barınma ve yiyecek ihtiyacı bir an önce karşılanacaktır. İlk yardımın vakit kaybetmemek için yerel mal sandığından yapılması istenir. Hava soğuk olduğu için Dördüncü Ordu'ya bölgeye hemen çadır göndermesi emredilir; yiyeceğin çevre vilayetlerden sağlanmasına karar verilir.
Hükümet 29 Nisan'da Van ve Erzurum vilayetlerine telgraf çekerek çadır ve yiyecek gönderiminde daha hızlı davranılmasını ister. Yapılan ilk tespitte 150 çadıra acil ihtiyaç olduğu anlaşılır. Enkazı kaldırmak için ilk partide 100 işçi, yanlarında kazma ve kürek gönderilmesi kararlaştırılır. Van'dan 100 çadır daha gelir. Bazı vilayetlerde depremzedeler için yardım kampanyası başlatılır.
Arşivde küçük ama insani bir ayrıntı da vardır. Deprem olduğunda işleri için İstanbul'da bulunan Şeyh Ömer ile arkadaşları Mehmet ve Ali'nin, depremden etkilenen yakınlarının yanına bir an önce dönebilmeleri için devlet vapurlarıyla ücretsiz yolculuk etmelerine izin verilir.
Konsoloslar ve yabancı basın
Malazgirt'in Avrupa için ayrı bir önemi vardır: bölgede Ermeni köyleri bulunur ve büyük devletlerin Erzurum'daki konsolosları buradaki gelişmeleri yakından izler. Deprem haberi bu konsolosluklar üzerinden yayılır. Batı'daki gazeteler, felaketten neredeyse bir ay sonra, 28 Mayıs tarihli haberlerle konuyu ilk sayfaya taşır.
ABD'nin Nebraska eyaletinde yayımlanan Omaha Daily Bee 29 Mayıs'ta, İstanbul çıkışlı habere dayanarak, kasabanın 700'ü Ermeni olmak üzere 2.000 kişilik nüfusu ve garnizonuyla birlikte tamamen yok olduğunu yazar; çevre köylerde 400'den fazla ev yıkılmıştır. Aynı sayfada İngiliz konsolosunun daha ölçülü raporu da vardır: Malazgirt 500 evlik bir kasabadır ve tamamen yıkılmıştır. Haberde, felaketzedeler için bağış çağrısı yapıldığı da yer alır.
Aynı gün Washington'dan bir haber daha gelir: ABD'nin Erzurum Konsolos Yardımcısı Ojalvo, Dışişleri Bakanlığı'na verdiği raporda Malazgirt'te yüzlerce kişinin öldüğünü ve kasabanın harabeye döndüğünü bildirir. Ojalvo, Erzurum'da insanların korkudan, zeminle aynı seviyede yapılmış ahırlarını yatak odasına çevirdiğini de anlatır. Columbus Journal'ın 3 Haziran sayısındaki aktarımda bu ölü sayısı 500 olarak okunur.

Fransa Milli Kütüphanesi'nde, Fransız gezgin ve diplomat Fernand Grenard'ın adıyla saklanan bir fotoğraf, depremden sonra Malazgirt'in yıkıntılarını gösterir. Grenard, Osmanlı topraklarında Sivas ve Erzurum'da Fransız konsolos yardımcısı olarak çalışmıştır. Kütüphane kaydına göre fotoğraf, onun verdiği bir konferans için çoğaltılmıştır; fotoğrafı kimin çektiği kesin değildir.
Yabancı yardımlar Osmanlı hükümetini rahatsız eder. Tanış'ın aktardığı belgelere göre İngiliz konsolosu bölgeye gidip yerel yöneticilerle hiç temas kurmadan halka doğrudan yardım dağıtmaya çalışır. Bunun üzerine İstanbul, konsolosların izinsiz olarak halkla doğrudan görüşmemesini, yardımlarını yerel idare aracılığıyla yapmasını talimat olarak gönderir.
Kaç kişi öldü?
Malazgirt depreminin ölü sayısı, aynı olay için verilen rakamların ne kadar farklı olabileceğinin iyi bir örneğidir. AFAD verisi 2.803 ölü ve kullanılamaz hale gelen 12 bin bina verir. NOAA'nın kataloğunda 3.560, İngilizce Vikipedi'de yaklaşık 3.500 ölü ve 20 bin ölü hayvan yazar. Kandilli Rasathanesi ise 600 ölü ve 450 hasarlı bina verir. Japonya'daki Uluslararası Sismoloji ve Deprem Mühendisliği Enstitüsü'nün (IISEE) kataloğu, farklı kaynaklarda 600, 2.200 ve 6.000 rakamlarının geçtiğini not eder.
Dönemin haberleri de birbirini tutmaz: İstanbul çıkışlı haber 2.000 kişilik nüfusun tamamının öldüğünü yazarken, ABD konsolos yardımcısı yüzlerce ölüden söz eder. Bir gazete depremin tarihini 29 Nisan yerine 23 Nisan diye basar. "Bütün nüfus öldü" ifadesi, ilk haberlerde sık görülen bir abartıdır; telgrafçının kendisi bile hayattadır.
Tarihçi Cihat Tanış, arşiv belgelerinde kesin bir rakam bulunmadığını, ama kayıpların Kandilli'nin 600 rakamının çok üstünde olduğunun anlaşıldığını yazar. Osmanlı Ermenilerinin yerel tarihini derleyen Houshamadyan projesi, depremde Malazgirt'te yaklaşık 700 Ermeni'nin öldüğünü, beş köyün yıkıldığını, on yedi köyün de etkilendiğini aktarır; ancak depremi yanlışlıkla Mayıs ayına tarihler.
Baraka, ahır ve öşür
Acil yardımın ardından Bitlis vilayeti, devletin yapacağı yardımın miktarını belirlemek için zararın kapsamlı biçimde tespit edilmesini ister. Raporlar gönderildikten sonra hasarlı binaların onarımı için vilayete 129.500 kuruş ayrılır. Yıkılan evlerin yerine baraka yapılması, ahırların yeniden kurulması, ölen çift hayvanlarının yerine yenilerinin verilmesi gerektiği yazılır. Kasabanın ve köylerin geçimi tahıla ve hayvana dayanır; tarlayı süren hayvan olmadan ertesi yılın ekini de yoktur.
Ağır hasar gören Malazgirt hükümet konağının hızla onarılması, sarsıntıda zarar gören Bulanık telgrafhanesinin de bir an önce tamir edilmesi istenir. Depremde ölen ya da yaralanan Hamidiye Alayları mensuplarına da aynı şekilde yardım yapılması emredilir.
Devletin en büyük yardımı vergidir: Malazgirt ve Bulanık halkı 1903 yılının öşür vergisinden muaf tutulur.
Bölge sakinleşmez. Malazgirt'ten tam bir ay sonra, 28 Mayıs 1903'te kuzeyde Ardahan'ın Göle yöresi sarsılır; orada da yaklaşık bin kişi ölür. AFAD verilerine göre 6 Ağustos 1903'te Bulanık'ta yeni bir deprem olur ve 54 kişi daha ölür. Doğu Anadolu, 1903'ün baharında ve yazında üst üste yıkımlar yaşar.
Neyi değiştirdi
1903 Malazgirt depremi, bölgede sismograflarla kaydedilen ilk büyük depremlerden biridir; arşivde küçük sarsıntıların bile hükümete bildirildiği görülür. Yine de 120 yıl sonra ölü sayısı hâlâ 600 ile 3.560 arasında tartışılmaktadır. Uzak bir sınır bölgesinde, telgraf hattına ve tek bir telgrafçıya bağlı haberleşme, felaketin boyutunun haftalarca anlaşılmamasına yol açar.
Deprem, Ermeni, Kürt ve Çerkes köylerinin iç içe olduğu, siyasi gerginliklerin yüksek olduğu bir bölgeyi vurdu. Yardım bile bu gerginliğin parçası oldu: yabancı konsolosların doğrudan yardımı İstanbul'da iç işlere müdahale olarak görüldü. Depremden on iki yıl sonra, 1915'te Malazgirt'in Ermeni nüfusu yerinden edildi; kasabanın 1903'teki karma yapısı bir daha geri gelmedi.
Bugün

Malazgirt bugün Muş'a bağlı bir ilçedir; 2024 sayımına göre ilçe nüfusu 42.135'tir. Tarihî Malazgirt Kalesi ilçenin başlıca gezi noktalarındandır; ekonomisinde yer altı sularından elde edilen tuzun önemli payı vardır. 1903 depreminin hatırası ise pek bilinmez.
Muş, 1996 tarihli Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası'nda birinci derece deprem bölgesinde yer alır. Bölge, Kuzey ve Doğu Anadolu faylarının birleştiği Karlıova'nın doğusunda, Arap ve Avrasya levhalarının doğrudan çarpıştığı alandadır. Süphan Dağı, 1903'te olduğu gibi bugün de ovaya bakmaktadır.
Kaynaklar
- Cihat Tanış, "Osmanlı Arşiv Belgelerinde 1903 Malazgirt Depremi", Anemon Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 6(1), 2018 (Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgeleri)
- H. F. B. Lynch, Armenia: Travels and Studies, cilt 2, 1901 (Temmuz 1898'deki Malazgirt ziyareti)
- The Omaha Daily Bee, 29 Mayıs 1903, ilk sayfa (İstanbul ve Washington çıkışlı haberler, İngiliz konsolosunun raporu)
- The Columbus Journal (Nebraska), 3 Haziran 1903, ilk sayfa
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt 2649
- IISEE (Japonya), Türkiye deprem kataloğu
- Houshamadyan, Malazgirt kazası nüfus sayfası
- Fransa Milli Kütüphanesi (Gallica), Grenard'ın Malazgirt yıkıntıları fotoğrafı
- Vikipedi (İngilizce ve Türkçe), 1903 Manzikert earthquake, 1903 Malazgirt depremi, Malazgirt (başlangıç kaynağı)
