1902 Andican Depremi: Sisli Bir Sabah Yıkılan Pamuk Şehri
16 Aralık 1902 sabahı Fergana Vadisi'nde 6,4 büyüklüğündeki deprem, Rus Türkistanı'nın pamuk merkezi Andican'ı yarım saat arayla gelen iki sarsıntıyla yıktı; kaynaklara göre 4.500 ile 4.880 arasında insan öldü. Kışlada son askeri çıkaran teğmen, enkaz üstünde çalışan telgraf, vagonlarda yaşayan kazazedeler: dönemin Niva dergisinden belgesel anlatım.
16 Aralık 1902 sabahı, Fergana Vadisi'nin doğu ucu. Rus Türkistanı'nın pamuk şehri Andican sisin içinde uyanıyor. Dükkânlar açılıyor, çocuklar okula, memurlar işe gidiyor. Saat dokuza doğru yerin altından bir uğultu geliyor; yarım saat sonra gelen ikinci sarsıntı şehri bir moloz yığınına çeviriyor. Ramazan ayındayız, kış kapıda.
Depremden önce
Andican, Fergana Vadisi'nin en eski şehirlerinden biridir; Babür Şah'ın doğduğu yer olarak bilinir. Hokand Hanlığı'na bağlıyken 1876'da Rus ordusu tarafından alınır ve Rus İmparatorluğu'nun Türkistan Genel Valiliği'ne katılır. Encyclopaedia Iranica'ya göre Rus fethi sırasında şehirde 30 bin kadar insan yaşar, çoğu tarımla geçinir.
Ruslar Semerkant'tan Fergana'ya bir demiryolu döşer ve Andican bu hattın doğudaki son durağı olur. Şehir hızla pamuk ticaretinin merkezine dönüşür. Dönemin Rus dergisi Niva'ya göre Andican'da on pamuk fabrikası vardır ve bunlar Moskova'nın dokuma fabrikalarına büyük miktarda ham madde gönderir. Fergana'ya o yıllarda "Orta Asya'nın Lombardiya'sı" denir.
Şehir iki parçadan oluşur. Yeni Rus mahallesinin ana caddesi Nikolay Bulvarı'dır: iki yanında kavaklar, tek katlı beyaz evler, dükkânlar, otel, eczane ve subay kulübü. Bulvarın bir ucunda 1896'da yapılmış istasyon, öbür ucunda pişmiş tuğladan Radonejli Sergiy Kilisesi durur. Biraz ötede, tepenin üstünde, 1875-76'da Hokandlılarla savaşılan eski kale ve altında kışlalar vardır. Eski yerli şehir ise düz damlı evler, dar sokaklar ve kalabalık çarşıdan ibarettir. Evlerin çoğu kerpiçtir.
Dört yıl önce, 1898'de, Andican bir isyana sahne olmuştur: Sufi şeyhi Madali İşan'ın müritleri Rus kışlasına saldırmış, 22 askeri öldürmüştür. Ardından 18 kişi asılmış, 360 kişi sürgüne gönderilmiştir. Şehirde 11. Türkistan Avcı Taburu konuşludur.
Sisli bir sabah
Niva'nın 1903 başında yayımladığı uzun yazıya göre felaketten bir gün önce, akşam saat sekizde, Taşkent rasathanesi hafif bir yer sarsıntısı kaydeder. Andican'da da çevre köylerde de bunu fark eden olmaz; gece sakin geçer.
Rusya o yıllarda Jülyen takvimini kullanır; Rus kaynaklarında tarih 3 Aralık'tır, bizim takvimimizle 16 Aralık 1902. Sabah soğuk ve nemlidir, bütün vadiyi yoğun bir sis kaplamıştır. Andican'da sıradan bir iş günü başlar: dükkânlar açılmakta, çocuklar okullarına, memurlar dairelerine yürümektedir.
Niva'nın deprem haftasında çıkan ilk haberine göre ilk sarsıntı sabah 8.45'te gelir. Önce yerin altından güçlü bir uğultu duyulur. Sonra toprak yukarı fırlar; kaldırımdan yürüyenler iki üç adım öteye, yola savrulur. Her yerden tuğla yağar, duvarlar sallanır, çatılar ve bahçe duvarları yıkılır. İnsanlar kapılardan, pencerelerden kendilerini dışarı atar. Panik o kadar büyüktür ki postanede ve bankada çalışan memurlar önlerindeki büyük paraları bırakıp kaçar.
Yarım saat sonra
Birkaç dakika süren sarsıntılardan sonra ortalık durulur; şehrin üzerinden kısa ama sert bir fırtına geçer. Yarım saat dolmadan ikinci ve daha şiddetli sarsıntı gelir. Niva'ya göre Andican'ı asıl bitiren budur. İnsanlar ayakta duramayıp yere düşer; binalar "iskambil kâğıdından evler gibi" yıkılır. Sokağa çıkmaya fırsat bulamayanlar enkazın altında kalır.
Dergi sarsıntının güneyden kuzeye ilerlediğini yazar. Pişmiş tuğladan yapılan duvarlar kerpiç duvarlardan daha dayanıklı çıkar, ama bunlardan bile tuğlalar kopup uzağa fırlar. Demiryolu hattındaki lokomotifler ve vagonlar havaya kalkıp kuzeye doğru savrulur, geri düştüklerinde raylara oturmaz. Raylar ince tel gibi bükülür.
Bugünkü kataloglar depremin büyüklüğünü 6,4 olarak verir. Odağı yerin yalnızca 9-10 kilometre altındadır; bu yüzden merkez üssünde şiddet IX'a ulaşır. Sarsıntı bütün Fergana'da, Semerkant'ta ve Buhara'da hissedilir.
Kışlada son bakış
Yıkılan kışlada 11. Avcı Taburu'nun askerleri dışarı koşar. Niva'nın anlattığına göre Teğmen Gertsulin son asker çıkana kadar binada kalır, sonra dönüp içeri bakar ve "Herkes çıktı mı?" diye sorar. O anda tepeden düşen enkaz onu oracıkta öldürür. Gertsulin aynı zamanda Taşkent'te çıkan Turkestanskiye Vedomosti gazetesine yazı yazmaktadır.
Teğmenin karısı iki gün önce ikiz doğurmuştur. Sarsıntıyla yataktan kalkıp kaçmaya çalışır ve düşer. Ebe onu kucaklayıp dışarı çıkarır, ama telaşla bebekleri unutur. Bunun üzerine Gertsulin'in emir eri yıkılmakta olan eve girer ve iki bebeği sağ salim sokağa çıkarır. Niva, erin içeri girerken "Onlar da kaybolmasın" anlamına gelen bir söz söylediğini yazar.
Başçavuş Yelantsev, askerlerin böyle bir günde silahsız kalmaması için çökmekte olan kışlaya girip tüfekleri dışarı taşır; başkaları da onu izler. Er Saşuk, üstüne düşen tuğlalardan yaralandığı hâlde sancak ve para sandığının başındaki nöbetini bırakmaz. Taburun kaybı üç ölü, on dokuz yaralıdır. Silahlarına kavuşan askerler aynı gün devriyeye ve nöbete çıkar.
Enkazın ortasında telgraf
Posta ve telgraf binası da ağır hasar görür. Memurlar telgraf makinesini enkazdan kurtarıp dışarı, yıkıntıların üstüne kurar ve Andican'ın yıkıldığı haberini hemen geçerler. Niva'ya göre haber hat boyunca önce hiç ciddiye alınmaz; bir şaka sanılır.
Sonraki günlerde telgrafhane, yıkılan binanın bahçesine kurulan iki yurt çadırına taşınır. Birinde makine çalışır, öbüründe memurlar dinlenir. Açık havada iki masa üzerinde mektuplar ayıklanır; yanı başında yanan ateşte memurlar ısınır, alelacele pişirilen yemeği yer. Bir günde 500'den fazla telgraf gelir. Bu arada soğuklar bastırır, termometre eksi 5-7 dereceye iner.
Deprem anında hava yağmurlu, soğuk ve rüzgârlıdır. Bir anda evsiz kalan binlerce insan için bu, felaketin ikinci yüzüdür.
Yıkılan şehir
Niva'ya göre şehir, sanki günlerce bombalanmış gibidir. Rus mahallesinde ayakta kalan birkaç bina da baştan aşağı çatlamıştır. Rus-Çin Bankası şubesi, hazine dairesi, subay kulübü ve askeri hastane tanınmaz hâldedir; hastanede üç hasta ölmüştür. İstasyon binası yıkılmış, istasyondaki su kulesinin tepesi yamuk takılmış bir şapka gibi yana yatmıştır. Kalenin güney duvarı bir mayın patlamış gibi çökmüştür; sarsıntıyla yere düşen top hemen yerine konur.
Yerli şehir temelinden yıkılmıştır. Brockhaus-Efron Ansiklopedisi Rus mahallesinin, binaları daha sağlam olduğu için daha az zarar gördüğünü yazar. Niva'nın ilk haberine göre yerli şehirdeki cami ayakta kalır ama kubbesi çöker. Pamuk fabrikalarının neredeyse tamamı yıkılır; ilk haber yalnızca Poznanski ailesinin çırçır fabrikasının kurtulduğunu bildirir.

Rusça Vikipedi, Avrupa tarzı binalardan yalnızca üçünün ayakta kaldığını yazar: Ortodoks kilisesi, hapishane ve şehir bankası. Aynı ansiklopedinin Andican maddesi ise istasyonu ve subay kulübünü kurtulan yapılar arasında sayar. Bu son bilgi, istasyonun ve subay kulübünün yıkıldığını yazan dönemin Niva haberleriyle çelişir.
Genel vali Andican'da

Türkistan Genel Valisi Korgeneral Nikolay Aleksandroviç İvanov, depremden iki gün sonra, 18 Aralık'ta Andican'a gelir. Rus ve yerli mahalleleri tek tek dolaşır, yapı malzemesi ve erzak getirilmesi için ilk emirleri verir. Yola çıkmadan önce Çar II. Nikolay'dan bir telgraf almıştır: Çar, bölgeye varınca felaketin ayrıntılarını, ölü sayısını ve hemen ne kadar yardım parası gerektiğini telgrafla bildirmesini ister. Çar depremzedeler için 50 bin ruble bağışlar.
İvanov, bölgedeki demiryolunun başındaki mühendis Osipov'la birlikte şehre yapı malzemesi, demir sobalar, seyyar mutfaklar ve sargı malzemesi getirtir. Barakalar ve keçe çadırlar kurdurur; enkazı kazmak için bir istihkâm bölüğü gönderilir. Kazazedeler ve istasyon çalışanları vagonlara yerleştirilir; Andican istasyonunda başka yerlerden getirilenlerle birlikte 500'den fazla vagon ev olarak kullanılır.
Andican'a ilk yardım çevre köylerden gelir: köylüler aynı gün yiyecek ve giyecek getirir. Hokand'dan 18, 19 ve 20 Aralık'ta sekiz vagonluk üç sevkiyatla 150 bin lepyoşka (yassı ekmek), erzak ve kışlık giysi gönderilir. Andican'da ve Taşkent'te yardım komiteleri kurulur. Doktor Barankin ve Doktor Kolyago hemen bir pansuman yeri açar; birkaç gün sonra bir Kızılhaç ekibi gelir. Kaçmak isteyenlere demiryolu Fergana'nın bütün şehirlerine bedava yolculuk hakkı tanır. Rus sakinlerin çoğu şehri terk eder.
Çarşı yeniden kuruluyor
Artçı sarsıntılar haftalarca sürer; 23 Aralık'ta bile güçlü sarsıntılar hissedilir. Niva'nın aktardığına göre şehrin Müslüman halkı her yeni sarsıntıda inleyerek "Allahu Ekber" ve "Hudodan" (Allah'ın takdiri) diye dua eder. Ramazan'dır; gezgin vaizler, meddahlar, kalabalığı şeriatı ve orucu unutmakla suçlayıp tövbeye çağırır.
Rus dergisinin muhabiri yerli halkın kısa sürede yeniden hayata tutunmasına şaşırır. İnsanlar enkazın üstüne, yıkıntıdan çekip çıkardıkları kerestelerle iki eğimli kulübeler kurar, üstlerini keçeyle örter. Toprak barınaklarda ve arabalarda yaşarlar. Çay çadırları açılır, lepyoşka ve tatlı satılır. Caminin ve medresenin kapısında ak sakallı yaşlılar Kuran okur.
Ama durum kolay değildir. Kış daha bitmemiştir, sıcak barınak yetmez. Petersburg'daki bir resmî gazete, 2 Ocak 1903'te, Taşkent'ten bölgeye dört hemşire ve iki doktor gönderildiğini, halka barınak için hasır ve keçe dağıtıldığını, toprak ocaklar yollandığını yazar. Kazazede memurlara ve subaylara 100'er ruble yardım verilir. Bu memurların çoğu arsalarını borçla almış, evlerini kendi elleriyle kurmuştur; şimdi evleri yıkılmış, borçları kalmıştır.
Niva, bir annenin hikâyesini de anlatır: altı çocuğuyla sokağa sağ çıkan kadın, gözlerinin önünde bütün eşyası yok olurken çocuklarına sarılıp "Varsın hepsi gitsin!" der. Demiryolu ancak 3 Ocak 1903'te yeniden kullanılabilir hâle getirilir.
Kaç kişi öldü
Ölü sayısı kaynaktan kaynağa değişir. Niva'nın deprem haftasındaki ilk haberi 4 bine kadar ölüden, yalnız yerli şehirde 800'den fazla ölüden söz eder. Dergi, 1903 başında, Andican ve çevresinde 4.500 kişinin öldüğünü ve 30 binden fazla evin yıkıldığını yazar; Brockhaus-Efron da aynı rakamları verir. Rusça Vikipedi ölü sayısını 4.602 olarak verir. ABD'deki NOAA veritabanı 4.880 ölü ve 41.704 yıkık ev kaydeder.
Gerçek sayı daha yüksek olabilir. Niva, yerli halkın ölülerine otopsi yapılacağından korkup bazı cesetleri yetkililerden sakladığını yazar.
Maddi zarar Rusça Vikipedi'ye göre 12 milyon altın rubledir. Orta Asya demiryolu kendi kaybını 106 bin rublenin üzerinde hesaplar.
Neyi değiştirdi
Andican depremi, 20. yüzyılda bugünkü Özbekistan topraklarında yaşanan en ağır depremdir. Şehrin eski yapılarının çoğu yok olur; Andican bugün Fergana Vadisi'nin öbür şehirlerine göre çok daha az tarihî yapıya sahiptir.
Felaket Türkistan'da deprem güvenliği kavramının da başlangıcı olur. Türkistan'daki devlet yapılarından sorumlu mimar Vilgelm Geynselman, depremde yıkılan binaları inceler ve 1906'da deprem bölgelerinde yapılaşma için ilk kuralları yazar. Pişmiş tuğlanın kerpiçten dayanıklı olduğu görülmüştür; deprem sonrası bölgede yapılan Ota-Kuzi Hoca Camii gibi binalar bu malzemeyle yükselir.
Deprem bir anda bitmez. Artçı sarsıntılar uzun süre devam eder; en güçlüsü 25 Mayıs 1904'te gelir.
Bugün

Andican bugün Özbekistan'ın en yoğun nüfuslu şehridir; 2024'te 747.800 kişi yaşar. Sovyet döneminde sanayi şehrine dönüşür, pamuk yine ekonominin merkezindedir. Cuma Camii ve medrese külliyesi şehrin en önemli tarihî yapıları arasındadır. Fergana Vadisi bugün de deprem bölgesidir.
Kaynaklar
- "Zemletryaseniye v Andijane", Niva, 1902, sayı 51, s. 1024-1028
- "Andijanskaya katastrofa", Niva, 1903, sayı 2, s. 35-39 (Halle Üniversitesi Zerrspiegel arşivi)
- D. Kislov, "Listaya starıye jurnalı: Svidetelstva andijanskogo zemletryaseniya 1902 goda", Fergana.Ru, 13 Temmuz 2007 (Niva yazıları, Brockhaus-Efron maddesi ve Aralık 1902 Rus gazetelerinden alıntılar)
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı (kayıt 2640)
- Encyclopaedia Iranica, "Andejān"
- Vikipedi (İngilizce ve Rusça), 1902 Andijan earthquake, Andijan, Vilgelm Geynselman, Ota-Kuzi Hoca Camii, Nikolay Aleksandroviç İvanov (başlangıç kaynağı)
