1891 Mino-Owari Depremi: Yerin Yarıldığı ve Tuğlanın Çöktüğü Sabah
28 Ekim 1891 sabahı Japonya'nın karada bilinen en büyük depremi Gifu ve Nagoya'yı yıktı; ocaklardan çıkan yangınlar şehirleri yaktı, yaklaşık 7.270 kişi öldü. Neo vadisinde Midori'de 6 metrelik fay sarpı ortaya çıktı, Meiji döneminin tuğla fabrikaları ve demir köprüleri çöktü, Japonya depremi incelemek için devlet kurulu kurdu. Japon hükümeti raporu ve dönemin belgelerinden belgesel anlatım.
28 Ekim 1891, sabah 06.38. Japonya'nın ortasında, Mino ve Owari eyaletlerinin pirinç ovasında evlerde ocaklar yeni yakılmış, kahvaltı hazırlanıyor. Nagoya'daki pamuk fabrikasında gece vardiyası henüz bitmemiş. Birkaç saniye içinde Japonya'nın karada bilinen en büyük depremi başlıyor. Yer, kuzeydeki Neo vadisinde gözle görülür biçimde yarılacak, Batı'dan getirilen tuğla binalar ve demir köprüler yıkılacak, devlet ilk kez depremi incelemek için kalıcı bir kurul kuracak.
Depremden önce
1891'de Japonya, Meiji döneminin yirmi üçüncü yılındadır. Feodal düzen yıkılmış, yeni hükümet ülkeyi Batı bilimi ve sanayisiyle yeniden kurmaya çalışmaktadır. Demiryolları döşenir, tuğla fabrikalar, posta binaları, kışlalar yükselir. Tokaido demiryolu yeni açılmıştır; Gifu yakınında Nagara Nehri'nin üzerinden demir bir demiryolu köprüsü geçer.
Ülkeye çağrılan yabancı uzmanlar arasında İngiliz maden mühendisi John Milne de vardır. 1876'da Tokyo'daki İmparatorluk Mühendislik Koleji'nde ders vermeye başlar. 1880'de Yokohama'yı sarsan depremden sonra bütün dikkatini depremlere çevirir; meslektaşları James Alfred Ewing ve Thomas Gray ile birlikte Japonya Sismoloji Derneği'ni kurar, sismograf geliştirir. Milne'yi uzun zamandır kaygılandıran bir şey vardır: hafif ahşap evlerin yerini alan tuğla binalar ve demir köprüler depremde nasıl davranacaktır?
Japon öğrenciler de yetişmiştir. Sekiya Seikei 1886'da İmparatorluk Üniversitesi'nde dünyanın ilk tam zamanlı sismoloji profesörü olur; ülkede deprem gözlem noktalarının sayısı 600'ü geçer. Gifu ve Nagoya'daki meteoroloji istasyonlarında Gray-Milne-Ewing sismografları çalışmaktadır. Nagoya istasyonu yalnızca bir yıl önce, Temmuz 1890'da kurulmuştur.
Uyarılar da vardır. Japonca Vikipedi'nin aktardığı kataloglara göre 25 Ekim gecesi Ibi Nehri'nin aşağı kesiminde 6 büyüklüğünde, öncü olduğu düşünülen bir deprem olur. Nagoya'nın sismografı 27 Ekim'de iki sarsıntı daha kaydeder. Bölge halkı ayrıca son günlerde hayvanların tuhaf davrandığını, yerden uğultular geldiğini anlatacaktır; bu anlatılar sonradan derlenmiş tanıklıklardır.
Sabah 06.38
Deprem 28 Ekim sabahı saat 06.38'de başlar. Merkez üssü Gifu'nun kuzeyindeki dağlarda, bugünkü Motosu şehrine bağlı Neo vadisindedir. Büyüklüğü yüzey dalgasıyla 8,0, moment büyüklüğüyle 7,4-7,5 olarak hesaplanır. Eski bir hesap 8,4 verir; ancak Japon araştırmacılar o dönemin depremlerinin yarım birim kadar büyük ölçüldüğünü belirtir.
Nagoya istasyonunun sismografı ilk saniyelerden olağanüstü güçlü bir sarsıntı kaydeder. İstasyonun raporuna göre dikey hareket dört, yatay hareket altı saniye sürdükten sonra alet kırılır. Başka bir hesaba göre Gifu'daki kayıt 8,5 saniye, Nagoya'daki 13,5 saniye sonra ölçek dışına çıkar. Aletler susar, ama ova sallanmaya devam eder.
Sarsıntı Hokkaido ve güneydeki adalar dışında bütün Japonya'da hissedilir. Tokyo'da saatler durur, raflardan eşyalar düşer. John Milne Tokyo'daki evinde sarsıntıyla uyanır. Birkaç hafta sonra Nature dergisine yazdığı yazıda evin gıcırdamadığını, ama hareketin baş dönmesi ve mide bulantısı yaptığını anlatır.
Ovada ise evlerin çoğu birkaç saniyede çöker. Depremin bu saatte gelmesi felaketi büyütür: Gifu meteoroloji istasyonunun sonraki raporunun belirttiği gibi, o sırada evlerin ocaklarında kahvaltı için ateş yanmaktadır. Yıkılan evlerin altında kalan ocak ateşi enkazı tutuşturur.
Gifu ve Ogaki yanıyor
Gifu vilayetinin valisi Kozaki o gün Tokyo'dadır. Valilikte kalan bir yazman, ona ilk raporu yazar: kendi evinin nasıl yıkıldığından felaketin boyutunu tahmin ettiğini, kısa süre içinde şehrin pek çok yerinden yangın çıktığını, öğlene kadar sarsıntıların durmadığını not eder. Valilik binası ayakta kalmıştır, ama meteoroloji gözlem kulesi yıkılmış, posta binasında nöbetteki iki görevli enkaz altında ölmüştür.
Yangınla savaşmak neredeyse imkânsızdır. Kuyular kum ve çamur fışkırtıp kurumuştur, itfaiye araçları çöken binaların altında kalmıştır, itfaiyecilerin bir kısmı da yaralı ya da ölüdür. Polis, alevlerin önünü kesmek için evleri yıkarak yangın şeridi açmayı dener, ama yangın birkaç sokak genişliğinde ilerler. Gifu'nun 6.346 evinden 2.325'i yanar.
Kurtarma işine ilk sarılanlar polislerdir. Dönemin derlemesi Nobi Shinshi, polislerin çıplak elle kiremitleri kaldırdığını, kılıçlarıyla kirişleri kestiğini yazar. Öğretmen okulunun ve ortaokulun öğrencileri çağrılır. Gifu hapishanesindeki mahkûmlar da kurtarma ve söndürmeye gönderilir; elli kadarı enkazdan insan çıkarır, altmışı yangına koşar. Kitabın yazarı, kaçmak için fırsat varken kaçmayan mahkûmları övgüyle anlatır.
Gifu'nun batısındaki Ogaki kasabasında durum daha da kötüdür. Yer yarılıp su fışkırtır, her yerden yangın yükselir. Polis yetmeyince, tesadüfen bir gece önce kasabada konaklayan bir sumo güreşçisi grubu, kaynaklara göre seksen kadar kişi, kurtarmaya çağrılır; bu sayıdan şüphe eden araştırmacılar da vardır. Güreşçiler enkaz altındaki iki üç yüz kişiyi çıkarmaya yardım eder. Güreşçilerden Tateko'nun düşen bir kirişin altında öldüğü, kirişi tutarak yaşlı bir kadının kurtulmasını sağladığı anlatılır; Japon hükümetinin raporu bu tür hikâyelerin abartılmış olabileceğini de not eder.
Japonca kaynaklar, Gifu'dan dünyaya giden ilk gazeteci telgrafının "Gifu yok oldu" anlamına gelen iki kelimeden oluştuğunu anlatır. Telgraf hatlarının çoğu kopmuştur; Osaka Asahi gazetesi aynı gün çıkardığı ekte doğuya giden hatların kesildiğini bildirir. Tokyo'daki gazeteler felaketin boyutunu ancak iki gün sonra anlar ve onu 1855 Ansei depreminin tekrarı olarak yazar.
Çöken tuğla duvarlar
Nagoya, merkez üssünden yaklaşık 70 kilometre uzaktadır, ama şehirde yıkılmayan ev yok gibidir. Aichi'deki askeri inzibat birliği daha deprem günü Tokyo'ya raporlar göndermeye başlar. İlk rapora göre en çok can kaybı Owari Pamuk İplik Fabrikası'ndadır; fabrikada gece vardiyası sürmektedir. Akşam 20.00'de gönderilen üçüncü rapor 97 yaralı, otuz kadar ölü bildirir; yirmi otuz kişi daha kayıptır ve muhtemelen tuğla duvarların altındadır. Eylül 1890'da açılan bu tuğla fabrikanın enkazında ölenler arasında çok sayıda kadın işçi vardır.

Modernleşmenin simgesi olan binalar tek tek düşer: Nagoya Posta ve Telgraf Müdürlüğü, ordunun Üçüncü Tümen karargâhı, Atsuta çimento fabrikasının bacası, Nagoya elektrik şirketi. Osaka'da üç katlı yeni Naniwa pamuk fabrikası yıkılır. Tokaido demiryolu Hamamatsu'nun batısında kapanır; Nagara Nehri'nin üzerindeki demir demiryolu köprüsü çöker. Tokyo'da bulunan Aichi Valisi Iwamura Takatoshi, trenle ancak Hamamatsu'ya kadar gelebilir, oradan yoluna değiştirdiği çekçeklerle devam eder.
Mimar Ito Chuta aynı ay mimarlık dergisinde yıkılan tuğla binaları inceler. Ona göre suçlu tuğlanın kendisi değil, insan eliyle yapılan hatalardır: posta binasında masrafı azaltmak için ikinci kat özensiz yapılmış, iplik fabrikasında duvarlar açıklığa göre fazla ince tutulmuş, çimento fabrikasının bacasında harç kötü çıkmıştır. İstatistikler bir şey daha gösterir: merkez üssüne yakın yerlerde kalın duvarlı geleneksel ambar binaları, yani dozolar, öteki yapılardan daha az yıkılmıştır. Kiremit çatılı evler, saman çatılılardan daha çok çöker.
Midori'deki sarp
Merkez üssüne en yakın vadiye haber ulaşması günler sürer; yollar ve set duvarları yıkılmıştır, dağların yamaçları kaymıştır. Valiliğin raporlarında Neo vadisindeki köylerin ilk kayıp listesi 3 Kasım'da yer alır. Yerel polisin sayımına göre yalnızca Midori köyünde 14 kişi ölmüş, 30 kişi ağır yaralanmıştır. Depremden önce bu köyde 311 kişi yaşamakta ve ambarda yalnızca 23 çuval pirinç bulunmaktadır.
Midori'nin tarlalarında herkesin görebileceği bir şey ortaya çıkmıştır. Yer, uzun bir çizgi boyunca kırılmış; bir yaka öbürüne göre yaklaşık 6 metre yükselmiş, aynı zamanda 4 metre kadar yana kaymıştır. Yollar, tarla sınırları, ağaç sıraları bu çizgide kesilip kaydırılmıştır. Kırık, Fukui sınırından Aichi sınırına kadar 76-80 kilometre boyunca izlenir; bugün bu sisteme Neodani fay zonu denir. Neodani fayındaki yatay kayma 7,6 ile 8 metre arasında ölçülür.

Tokyo İmparatorluk Üniversitesi'nden jeolog Koto Bunjiro, depremden yaklaşık iki hafta sonra bölgeye gider. O dönemde birçok bilim insanı büyük depremlerin yer altındaki magma hareketlerinden ya da patlamalardan kaynaklandığını, yüzeydeki yarıkların depremin bir sonucu olduğunu düşünür. Koto, Midori'de gördüklerinden sonra tersini savunur: depremi yaratan, fayın aniden kaymasıdır. 1893'te yayımladığı makaledeki Midori fay sarpı fotoğrafı dünyanın deprem kitaplarına girer. Fotoğrafı kimin çektiği hâlâ tartışmalıdır; Ogawa Kazuma, Seko Yasutaro ve Kusakabe Kimbei'nin adları geçer.
Sarsıntılar haftalarca sürer. 31 Ekim'e kadar 720 sarsıntı sayılır; Gifu istasyonu sonraki 14 ayda üç binden fazla artçı kaydeder. Koto'nun genç meslektaşı Omori Fusakichi bu artçıları inceleyerek, sayılarının ana depremden bu yana geçen zamanla ters orantılı azaldığını gösterir. Bugün Omori yasası olarak bilinen bu kural hâlâ kullanılır.
Sokakta kurulan barakalar
Evini kaybedenler ya da yeni bir sarsıntıdan korkanlar açık alanlara çıkar. Kapı kanatlarından, hasırlardan barakalar kurulur; bazıları set yamaçlarında, ağaç altlarında yatar. Nagoya'da sokaklar ve Osu Kannon tapınağının avlusu barakalarla dolar; belediye kendi barakasını kuramayan yoksullar için elli noktada onar haneli barakalar yaptırır. Japon Kızılhaçı Aichi'de iki ayrı sağlık ekibi kurar ve 1.314 yaralıyı tedavi eder.
30 Ekim'de İmparator ve İmparatoriçe önce 3 bin, sonra 10 bin yen bağışlar. Başbakan Matsukata Masayoshi 1 Kasım'da Aichi ve Gifu'ya gelir. Ona eşlik eden İçişleri yetkilisi Omori, Tokyo'ya yazdığı mektupta Ogaki için gözün yanmış kiremitten başka bir şey görmediğini, sarsıntıların sürdüğünü, kimsenin evine girmediğini, insanların yol kenarındaki barakalarda dilenci gibi yaşadığını yazar.
Halkın öfkesi de büyür. Nagoya'daki Fuso gazetesi 10 Kasım'da, Gifu Valisi Kozaki'nin Ogaki'ye ancak 2 Kasım'da, başbakanın yanında gelebildiğini yazar ve kasabalıların öfkelendiğini bildirir. Vali depremde Tokyo'da olduğu için ancak 30 Ekim gecesi dönebilmiştir. Şehirde söylentiler dolaşır: yarılan yerden dev bir yayın balığının çıktığı, valiliğin taşınacağı, evsizlerin Hokkaido'ya göç ettirileceği.
11 Kasım'da çıkan bir imparatorluk kararnamesiyle Gifu'ya 1,5 milyon, Aichi'ye 750 bin yen ayrılır; Aralık'taki ikinci kararnameyle bayındırlık için 2,08 milyon yen daha verilir. Devletin acil yardımı toplam 3,58 milyon yen tutar. Saray, kereste fiyatlarının fırlaması üzerine kendi ormanlarındaki ağaçları depremzedelere satar. Gifu'da Budist Jodo Shinshu tarikatının Nishi Betsuin tapınağı on binden fazla kişiye pirinç dağıtır; Yokohama ve Kobe'deki yabancılar Neo vadisine battaniye ve giysi gönderir.
Bilançonun büyüklüğü
Japon hükümetinin 2006 tarihli raporunda ve Usami'nin deprem kataloğunda kayıp 7.273 ölü, 17.175 yaralı, tamamen yıkılan ev sayısı 142.177 olarak geçer. Kayıpların yaklaşık beş bini Gifu vilayetindedir; vilayetin kendi tablosu 4.990 ölü, 12.783 yaralı verir. Vilayetin en ağır vurulan ilçelerinden Nakashima'da evlerin yüzde 94'ü, Haguri'de yüzde 93'ü yıkılır ya da hasar görür.
Rakamlar kaynaktan kaynağa değişir. Iida Kumeji'nin farklı istatistikleri karşılaştırdığı çalışmasında konutlarda tam yıkım 93.421, konut dışındaki binalarda 71.190'dır; hasar 14 vilayete yayılmıştır. Bu rakamlar 142 binlik sayıyla birebir örtüşmez; o dönemin istatistikleri yapıları farklı biçimlerde sınıflandırır.
Kurul kuruluyor
Deprem, bilim insanlarını Tokyo'dan sahaya çeker. John Milne ve İngiliz su mühendisi William Kinninmond Burton bölgeyi gezer. Burton'ın çektiği, levhalarını fotoğrafçı Ogawa Kazuma'nın hazırladığı fotoğraflar, Milne'nin açıklamalarıyla 1892'de Yokohama'da "The Great Earthquake in Japan, 1891" adlı albüm olarak yayımlanır. Milne, Burton ve mühendis Mano Bunji 28 Kasım'da Tokyo'daki İmparatorluk Otelinde depremzedeler yararına sihirli fener gösterili bir konferans verir.
11 Aralık'ta Tokyo İmparatorluk Üniversitesi profesörü ve Lordlar Meclisi üyesi Kikuchi Dairoku, depremi araştıracak bir devlet kurulunun kurulmasını öneren tasarıyı meclise sunar. Gerekçede Japonya'nın her otuz kırk yılda büyük bir depremle sarsıldığını, depremin büyük bir savaştan daha büyük bir felaket olduğunu yazar. 17 Aralık'taki konuşmasında, bu büyüklükte bir deprem olmuşken iyice incelenmemesinin gelecek kuşaklara karşı sorumsuzluk olacağını söyler. Tasarı kabul edilir.
Haziran 1892'de Deprem Felaketlerini Önleme Araştırma Kurulu, Japonca adıyla Shinsai Yobo Chosakai, kararnameyle kurulur. Başkan İmparatorluk Üniversitesi rektörü Kato Hiroyuki'dir; üyeler arasında Kikuchi, Koto, Sekiya, Tanakadate Aikitsu, Nagaoka Hantaro ve Omori vardır. Kurulun görevi depremin nedenlerini araştırmak, dayanıklı yapı ve malzemeyi incelemek ve eski depremlerin tarihini derlemektir.
Milne'nin kuruldaki yeri kaynaklarda farklı anlatılır. Kikuchi, Nature dergisindeki duyuruda yabancı üye olarak Milne'nin katıldığını yazar; Japon hükümetinin raporundaki listede ise Milne'nin Temmuz 1892'de danışman olarak atandığı, ama görevi kabul etmediği kaydedilir. Kesin olan, kurulun Milne'nin 1880'de başlattığı çalışmanın üzerine kurulduğudur.
Neyi değiştirdi
Mino-Owari depremi, modern Japonya'nın yakaladığı ilk büyük depremdir ve bilim bunu ilk kez aletlerle kaydeder. Midori'deki sarp, fayın depremin nedeni olduğu fikrini dünyaya tanıtır; ama bu fikrin bilimde genel kabul görmesi yarım yüzyıldan fazla sürecektir. Omori'nin artçı sarsıntı yasası bu depremin verilerinden doğar.
Mühendislik de değişir. Tuğla binaların yıkılması, depreme dayanıklı yapı araştırmalarını başlatır. 1896'da tamamlanan Japonya Merkez Bankası binasının üst katları, bu depremin dersiyle hafifletilir. Araştırma kurulu 1923 Büyük Kanto depreminde etkili önlem alamadığı eleştirisiyle 1925'te kapatılır; yerini bugün de çalışan Tokyo Üniversitesi Deprem Araştırma Enstitüsü alır.
Bugün

Midori'deki fay sarpı Japonya'nın özel doğal anıtıdır. Mart 1992'de, sarpın üzerine yarı yeraltında bir gözlem binası açılır: ziyaretçiler, 8 metre derinliğe kazılmış hendekte fayın iki yakasını kesit hâlinde görür. Müze ilk yılında 80 bin ziyaretçi ağırlar. Nagoya Üniversitesi, fayın güney ucundaki Inuyama'da 1965'ten beri küçük depremleri izlemektedir.

Gifu'nun merkezinde, depremden iki yıl sonra yurt çapında toplanan bağışlarla yapılan Shinsai Kinendo anma salonu durur. Jodo Shinshu tarikatına bağlı salonda her 28 Ekim'de ölenler için tören yapılır. Gifu vilayeti de 28 Ekim'i Deprem Afetlerinden Korunma Günü ilan etmiştir.
Kaynaklar
- Japonya Kabine Ofisi, Merkezi Afet Yönetimi Konseyi, "1891 Nobi Jishin" afet dersleri raporu (2006), 1-3. bölümler: Gifu valiliği yazışmaları, Nobi Shinshi, Fuso Shinbun ve Shin-Aichi haberleri, askeri inzibat raporları, Ito Chuta'nın Kenchiku Zasshi makalesi
- Koto, B. (1893), On the cause of the great earthquake in central Japan, 1891, Journal of the College of Science, Imperial University
- Milne, J., Burton, W. K. (1892), The Great Earthquake in Japan, 1891, Yokohama
- Usami Tatsuo, Nihon Higai Jishin Soran (Japon Vikipedisi'nde aktarıldığı biçimiyle)
- Vikipedi (İngilizce ve Japonca): 1891 Mino-Owari depremi, Neodani fayı, Shinsai Yobo Chosakai, Jishin Danso Kansatsukan, Shinsai Kinendo, John Milne, Omori Fusakichi, Sekiya Seikei, Koto Bunjiro, W. K. Burton (başlangıç kaynağı)
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı
