1883 Çeşme Depremi: 59 mu, 15 Bin mi? Yıkılan Köyler ve Barakalar
15 Ekim 1883'te Sakız Adası'nın karşısındaki Çeşme yarımadasını vuran deprem, Çeşme ile Urla arasındaki köyleri taş yığınına çevirdi; binlerce ev yıkıldı, on binlerce kişi açıkta kaldı. Osmanlı arşivi 59 ölü sayarken bir uluslararası veritabanı 15 bin yazıyor. Öncü sarsıntılar, padişahın yaveri, 20 günde biten barakalar ve elçi eşlerinin kermesi: arşiv ve dönemin gazetelerinden belgesel anlatım.
15 Ekim 1883, pazartesi. Sakız Adası'nın tam karşısındaki Çeşme yarımadasında köylülerin çoğu bağlarda, üzümler kurumaya serilmiş. İki buçuk yıl önceki büyük Sakız depreminin artçıları uzun süre sürmüş, halk hâlâ tedirgin. Öğleden sonra Alaçatı'nın arkasındaki dağlardan bir uğultu yükseliyor, ardından yer önce hafif, sonra çok sert sallanıyor. Çeşme ile Urla arasındaki köylerde ayakta pek az ev kalacak. Kaç kişinin öldüğü ise bugün hâlâ kaynağa göre değişiyor: Osmanlı arşivi 59 diyor, bir Amerikan veritabanı 15 bin.
Depremden önce

1883'te Çeşme ve Urla, Aydın vilayetine bağlı İzmir sancağının iki kazasıdır. 1890 tarihli vilayet salnamesine göre Çeşme kazasında yaklaşık 34 bin, Urla kazasında 16 bin kişi yaşar. Bölgede Müslümanların yanında Rum, Ermeni ve Yahudi aileler yaşar; Alaçatı'nın nüfusu ise neredeyse tamamen Rum'dur. Köylülerin çoğu üzüm bağlarında çalışır.
Yarımadanın hafızası tazedir. 3 Nisan 1881'de, 13 kilometre açıktaki Sakız Adası'nda binlerce kişinin öldüğü büyük deprem Çeşme'yi de vurmuştur. Resmî kayıtlara göre Çeşme, Alaçatı ve Çiftlikköy'deki 5.300 evden 2.700'ü yıkılmış, 50 kişi ölmüştür. O depremin artçıları aylarca sürer. İngilizlerin çıkardığı The Eastern Express gazetesine göre o sırada Sidney Smith adında biri, bölgede yakında yeni bir büyük deprem olacağını söylemekte, halk da bu sözden tedirgin olmaktadır.
Köy evlerinin çoğu taştandır ve taşlar harç yerine çamurla bağlanmıştır. İngiliz konsolosluk raporları, bölgede ahşap evlerin daha dayanıklı olduğunu, ama köylülerin en kolay buldukları malzemeden vazgeçmediğini yazar.
Önce uyarı, sonra yıkım
Ana sarsıntıdan önce daha hafif öncü sarsıntılar gelir. Tercüman-ı Hakikat gazetesi, Alaçatı'ya yakın dağların altından sürekli ve şiddetli sesler duyulduğunu yazar. Bu sesler ve öncü sarsıntılar, insanların çoğunun evlerinden çıkmasına yetecek kadar güçlü bir alarm olur.
Saat konusunda kaynaklar ayrılır. Türk deprem katalogları ana sarsıntıyı 15.30 olarak verir; The Eastern Express'e konuşan bir tanık 16.00'ya doğru olduğunu anlatır. İngilizce Vikipedi ise 12.30 yazar. Gazeteye göre en uzun sarsıntı 15 saniye sürer, yönü kuzeyden güneyedir.
Büyüklük için de iki rakam vardır. ABD'nin NOAA veritabanı yüzey dalgası büyüklüğünü 7,3 olarak verir; Vikipedi'deki moment büyüklüğü 6,8'dir. Şiddet IX ile X arasında gösterilir. İngiliz konsolosluk belgelerine göre depremin merkezi, tamamen yıkılan Reisdere köyüdür. En ağır yıkım, Reisdere'nin batısındaki Çeşme ile doğusundaki Urla arasında yaklaşık 48 kilometrelik bir şerittedir. Sarsıntı Karaburun'da, Foça'da, Kuşadası'nda, İzmir'de ve karşı kıyıdaki Sakız, Sisam, Midilli adalarında hissedilir.
Reisdere'den Ilıca'ya
The Eastern Express'in özel muhabiri Forton, padişahın temsilcisiyle birlikte köyleri tek tek dolaşır ve gördüklerini yazar. Ona göre en ağır yıkım Reisdere ve Ilıca'dadır. Reisdere'de bütün binalar çökmüş, köy büyük bir taş yığınına dönmüştür. Kaplıcalarıyla bilinen Ilıca'da küçük yalıların hepsi yıkılmış, yollar taş duvarların enkazıyla kapanmış, kaplıca binaları çökmüş, demirli ve kükürtlü su kaynakları kesilmiştir. Köyde ayakta kalan tek ev, İzmir'deki İngiliz yardım komitesinin üyesi Whittall'ın evidir; o da ağır hasarlıdır.

Yaklaşık 2.000 evi olan Alaçatı'da evlerin yarısından fazlası yıkılır, sokaklar enkazla tıkanır, köy çevresinde zemin gözle görülür biçimde çöker. Bin kişilik Ildırı'da, muhabirin anlatımıyla kayalık tepe üzerindeki evleri adeta silkip denize doğru savurmuştur; köyde taş üstünde taş kalmamıştır.
Urla kasabası görece az etkilenir: merkezde ölen yoktur, ama 750 ev oturulamaz hâle gelir, bir kilise yıkılır, iki cami ağır hasar görür. Urla'ya bağlı 350 haneli Rum köyü Gülbahçe'de ise evlerin hepsi ya yıkılmış ya da kullanılamaz durumdadır. Özbek, Kuşçular, Kocadere, Güvendik, Devedere, Kızılca gibi en az 14 köyde evler oturulamaz hâldedir.
Çeşme kasabasında yıkılan ev sayısı Aydın Valisi'nin raporunda 2.314'tür. Canını kurtaran köylüler eşyalarını, kış erzaklarını ve kurumak üzere serilmiş üzümlerini enkazın altında bırakır. Yine de köylerde 45 bin liralık kuru üzüm telef olmaktan kurtarılır; gazeteler İzmir ve İstanbul tüccarlarını bu üzümü hemen satın almaya çağırır.
İlk geceler
Depremin ilk günlerinde sorun yiyecekten çok barınaktır. On binlerce kişi açıkta kalmıştır ve çadır azdır. The Eastern Express'in 24 Ekim tarihli haberinde, kadınların ve çocukların sığınacak yeri olmadığı, birkaç kadının üzerine bir örtü bile örtülemeden açıkta doğum yaptığı yazılır. Aynı gazeteye göre 18 Ekim perşembeye kadar enkazın altından dört kişi sağ çıkarılır.
Artçılar korkuyu uzatır. İlk üç hafta çok sık gelirler; 22 Ekim'deki sert artçı Çeşme ve Urla'da birkaç evi daha yıkar, 29 Ekim'dekinde Urla'da beş ev çöker. Evi sağlam kalanlar bile içeri girmeye korkar, açıkta yatar. 24 Ekim'de Çeşme'den çekilen bir telgraf, havanın sisli, kapalı ve sıcak olmasını halkın kötüye yorduğunu anlatır. Artçılar Kasım'dan sonra seyrekleşir, Mart 1884'e kadar sürer.
Yıkılan evlerin önünde başka bir tehlike de vardır: Her şeyini enkazda bırakan bazı köylüler eşyalarını kurtarmak için yıkıntılara girmeye çalışır. Yetkililer bu girişimleri yasaklar, yıkıntıların çevresine nöbetçi koyar.
Kaç kişi öldü?
Bu depremin en tartışmalı sorusu budur. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi'nin (NOAA) önemli depremler veritabanı 15 bin ölü verir. Bu rakam iki eski katalogdan alınmıştır; aynı kaydın açıklamasında başka bir kaynak "120'den fazla kurban" der. Vikipedi de 53 ile 90 arasında, bazı yazılarda 120 ve üstünde ölü olduğunu yazar.
Osmanlı arşivi, İngiliz konsolosluk raporları ve dönemin gazetelerini karşılaştıran tarihçi Selahattin Satılmış'ın tablosunda ölü sayısı 53 ile 90 arasında kalır. Padişahın bölgedeki temsilcisi Miralay Süleyman Bey'in 20 Ekim tarihli resmî raporuna göre 59 kişi ölmüştür: 57'si Çeşme köylerinde, 2'si Urla'ya bağlı Gülbahçe'de. Hastanede 169 yaralı tedavi edilir, 40 hafif yaralıya da bir kez bakılır. The Eastern Express 53 ölü ve 244 yaralı, Aydın gazetesi 55 ölü ve 227 yaralı yazar. İngiliz Amirali Lord John Hay, Urla hariç 90 ölü ve 200 yaralı bildirir.
Evsiz kalanların sayısı ise kaynağa göre 17 binden 35 bine çıkar. Süleyman Bey'in raporu ile valinin Çeşme kasabası rakamları toplandığında 6.153 yıkık ev ve 25.488 açıkta kalan kişi çıkar. İzmir'deki İngiliz Konsolosu George Dennis, resmî 30 bin rakamını abartılı bulur, evsizlerin 17 bini geçmeyeceğini yazar. Satılmış ise konsolosun kendi verdiği hasarlı ev sayısının bile bu tahmini aştığını hesaplar.
Rakamlar bir de siyasi tartışmaya döner. İngiliz muhabir Forton'un köy köy hazırladığı istatistik, İstanbul'da abartılı bulunur; bir telgrafta bu tutumun siyasi bir mesele çıkarmaya yönelik olabileceği kuşkusu dile getirilir. Süleyman Bey de muhabirin ölüleri fazla gösterdiğini savunur: kendi sağlık kayıtlarında Kadıovacık'ta 3 ölü vardır, muhabirin listesinde 14.
Ölü sayısının, yıkılan ev sayısına göre bu kadar düşük olmasının iki açıklaması kaynaklarda geçer: öncü sarsıntıların halkı evlerinden çıkarması ve depremin, köylülerin çoğunun bağlarda olduğu gündüz saatinde gelmesi. Bu tablo karşısında 15 bin rakamını destekleyen bir arşiv belgesi ya da dönemin bir haberi bulunmuyor.
Paşalar ve padişahın yaveri

İstanbul hızlı davranır. Sultan II. Abdülhamid, bölgeye yakın birliklerin ambarlarından çadır toplanıp özel vapurla gönderilmesini emreder; Tophane'den marangoz ve kereste yüklü bir vapur yollar, 15 bin okka bisküvi gönderilmesini ister.
Yardımın başında üç kişi vardır. İzmir askerî kumandanı Ferik Salih Paşa, Yardım Dağıtma Komisyonu'nu yönetir; yanında Dr. İshak ve Dr. Mehmed Beyler çalışır. Merkez olarak hem ortada hem denize yakın olan Reisdere'yi seçer; İzmir'den, İstanbul'dan gelen yardım önce buraya iner, sonra köylere dağıtılır. Aydın Valisi Naşid Paşa çadır, erzak, ilaç, sonra kereste, kiremit ve usta tedarik eder; vapurla getirdiği ekmek, peksimet ve pirinci köylerde kendi eliyle dağıtır.
Üçüncüsü padişahın yaveri Miralay Süleyman Bey'dir. En az beş ay bölgede kalır, köylere en az dört kez gider. Her köyde toplanan kalabalığa padişahın taziye ve yardım sözü içeren mesajını okur. The Eastern Express muhabirine göre bu konuşmalar halkın bezginliğini dağıtır; Tercüman-ı Hakikat, köylülerin "Padişahım çok yaşa" diye karşılık verdiğini yazar. Süleyman Bey'in ekibindeki mühendis Vitalis hasarlı binaları tek tek inceler; raporuna göre tehlikeli yapılar ya güçlendirilir ya yıktırılır. Ekipteki doktor Erendiropoulos yaralılarla ilgilenir, çadırdaki hastalar için bazı köylerde baraka hastaneler yapılır.
Yabancı yardımı da gelir. 21 Ekim pazar sabahı Lord John Hay komutasındaki Temeraire, Monarch ve Helikon zırhlıları Çeşme'ye ulaşır. Yunan hükümeti 29 Ekim'e kadar 193 çadır, ekmek, peksimet, kereste ve doktor gönderir. İzmir'deki İngiliz tüccarların komitesi köylere ekmek ve battaniye taşır.
Çadırdan barakaya
29 Ekim'e kadar İzmir'den 517, Yunanistan'dan 193 çadır gelir; toplam 700 civarındaki çadır on binlerce kişiye yetmez. Salih Paşa'nın komisyonu 5 bin baraka planlar. İstanbul Şehremaneti 150 marangoz, 100 bin tahta ve 20 bin direk gönderir; Aydın vilayeti 100 kadar marangoz bulur. Tophane ve Bahriye'nin sanayi alaylarından marangozluk bilen 75 subay ve er de çalışır.
En büyük sorun kerestedir. Naşid Paşa 31 Ekim'de İstanbul'a, kış yaklaşırken çadırdaki insanların barakaya geçebilmesi için istenen kerestenin hiç değilse yarısının hemen gönderilmesini yazar. Barakalar yolu olan yerlerde Menemen'den alınan 300 bin, Midilli'den gelen 60 bin kiremitle, ulaşımın zor olduğu köylerde çinkoyla örtülür.
29 Ekim'de Urla'da 621 baraka bitmiş, kazadaki bütün afetzedeler yerleşmiştir. Reisdere'nin tamamı ve Çeşme'deki afetzedelerin çoğu da barakalardadır. Kasım'ın ikinci haftasında, depremden 20-25 gün sonra, barakaların hepsi tamamlanır. Aydın gazetesi bu hızın herkesi şaşırttığını yazar. İskân masrafı 374.516 kuruş tutar; büyük kısmı, 1881 Sakız depremi için toplanıp kasada duran 224.183 kuruşluk yardım parasından karşılanır.
Konser, kermes ve üç dağıtım
Yardım toplama İstanbul'da bir sosyete olayına dönüşür. Abdülhamid'in teşvikiyle Avusturya, İngiltere, Fransa, Almanya ve Rusya büyükelçileri ile Yunanistan ve İspanya elçilerinin eşleri bir komite kurar. Kasım'da belediye salonunda verilen konser sabah dokuzda saray bandosuyla başlar, gece üçe kadar sürer ve 195.961 kuruş toplar; bunun 50 bini padişahın bağışıdır. 20 Kasım'da Rus elçiliğinin Galatasaray'daki binasında açılan üç günlük kermes ise resmî kayıtlara göre 300 bin, The Eastern Express'e göre 332.299 kuruş getirir. Londra, Manchester ve Atina'dan da para gelir.
Para üç kez dağıtılır. İlki padişahın verdiği 2.500 liradır; Süleyman Bey 4 Kasım'dan itibaren 8-10 günde köyleri dolaşıp dağıtır. İkincisi konser hasılatıdır: Osmanlı Bankası'ndan La Fontaine, Aralık başında 3.879 kişiye 60'ar kuruş verir. Üçüncüsü kermes parasıdır; bir bölümü ilkbaharda evini yapamayanlar için bankada bekletilir, Şubat 1884'te 5.936 kişiye 40'ar kuruş dağıtılır. Dağıtım listesinde Karaburun'un 12 köyünden 1.300 kişi de vardır; bu, yarımadadaki hasarın ilk raporlara yansıyandan geniş olduğunu gösterir. Alaçatı'daki Aya Nikola Manastırı'na ve Çeşme'deki hasarlı bir Rum okuluna da pay ayrılır.
Neyi değiştirdi
1883 depremi, Çeşme ve Urla'nın bilinen tarihindeki en büyük depremdir. Osmanlı yönetimi açısından da bir sınavdır: iki yıl önceki Sakız depreminde yabancı yardım komiteleriyle gerginlik yaşayan devlet, bu kez askerî ve mülki yöneticileri aynı masada çalıştırır, barakaları kış gelmeden bitirir. Tarihçi Satılmış, merkezî ve yerel yönetimin uyum içinde çalıştığını, ama hazineden olabildiğince az para çıkarılmaya çalışıldığını not eder.
Deprem, rakamların nasıl büyüyebileceğini de gösteriyor. Arşivde 59 olan ölü sayısı, uluslararası bir veritabanına 15 bin olarak girmiştir. Bölgenin deprem riskini anlamak için bu tür kayıtların arşivle karşılaştırılması gerekiyor. Sakız-Karaburun hattı bugün de Ege'nin en hareketli bölgelerinden biri sayılıyor.
Bugün

1883'te yarısından fazlası yıkılan Alaçatı, taş evleri ve yel değirmenleriyle 2000'lerden bu yana Ege'nin en popüler turizm merkezlerinden biri oldu. Ildırı, antik Erythrai kalıntılarının yanında küçük bir kıyı köyü olarak yaşıyor. Ilıca'nın kaplıcaları, Çeşme'nin kalesi ve Sakız'a bakan kıyıları, 1883'te enkazla kapanan yolların bugünkü hâli.
Kaynaklar
- Selahattin Satılmış, "Osmanlı'da Bir Afet Yönetimi Örneği: 1883 Çeşme ve Urla Depremi", History Studies, cilt 4/1, 2012 (Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgeleri, İngiliz Dışişleri arşivi FO 78/3539 ve FO 195/1453 konsolosluk raporları, Tercüman-ı Hakikat ve The Eastern Express gazetelerinin Ekim 1883-Mart 1884 sayıları)
- Selahattin Satılmış, "1881 Sakız Depreminde Osmanlı Afet Yönetimi ve Vali Sadık Paşa'ya Yönelik Eleştiriler", Belleten (İngiliz konsolosluk raporlarına ilişkin bölüm)
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, 15 Ekim 1883 kaydı (no. 2331)
- Vikipedi (İngilizce), 1883 Çeşme earthquake; Vikipedi (Türkçe), 1883 Çeşme depremi, Alaçatı, Ildır (başlangıç kaynağı)
