1881 Sakız Depremi: Kazmasız İlk Gece ve Batacağı Söylenen Ada
3 Nisan 1881 pazar öğleden sonra Sakız-Çeşme boğazında kırılan fay, Osmanlı yönetimindeki Sakız Adası'nın merkezini ve güney köylerini yıktı; Çeşme ve Alaçatı'da binlerce ev çöktü. Kurtarma ancak bir gün sonra başlayabildi, adanın batacağı söylentisi göçü hızlandırdı, vali iki ay sonra görevden alındı. Ölü sayısı 3.550 ile 7.866 arasında değişen kaynaklarla, Osmanlı arşivi ve dönemin gazetelerinden belgesel anlatım.
3 Nisan 1881, pazar. Sakız Adası'nda öğle yemeği yeni bitmiş, Çeşme'de halk kıyıya inmiş, açıktan geçen büyük bir yolcu gemisini seyrediyor. Saat 13.40 sularında, adayla Anadolu kıyısı arasındaki boğazın altında fay kırılıyor. Birkaç saniye içinde Sakız şehrinin dar sokakları taş yığınına dönüyor. Bu yazı, Osmanlı arşiv belgeleri, dönemin gazeteleri ve bilimsel çalışmalar üzerinden o pazar gününü ve sonraki iki ayı anlatıyor.
Depremden önce

Sakız, Çeşme'nin tam karşısında, kıyıdan yaklaşık 13 kilometre açıkta, 841 kilometrekarelik bir adadır. 1566'dan beri Osmanlı yönetimindedir; 1880'den bu yana da Cezâyir-i Bahr-i Sefîd, yani Akdeniz Adaları vilayetinin merkezidir. Rodos, Midilli, Sisam ve Kıbrıs bu vilayete bağlıdır. Adada en az 70 bin kişi yaşar ve bunların büyük çoğunluğu Rum'dur. Merkez şehrin dışında 59 köy vardır: güneyde sakız ağacı yetiştiren Mastaki köyleri, kuzeyde dağ köyleri, bir de ova köyleri.
Ada 19. yüzyılda iki büyük felaket yaşamıştır. 1822'deki Sakız katliamı nüfusu kırmış, 1833'te portakal ürünü elden gitmiştir. Sakızlı tüccar aileler ise İstanbul'dan Londra'ya kadar ticaret, gemicilik ve bankacılıkta güçlüdür.
Şehrin sokakları dardır; genişlikleri çoğu yerde 2 ile 4 metre arasındadır. Evler taştandır. Vilayetin başında Sadık Paşa vardır. Maliye, Evkaf ve Nafia nazırlığı yapmış, 1878'de kısa bir süre sadrazamlıkta bulunmuş deneyimli bir devlet adamıdır; Sultan II. Abdülhamid onu İstanbul'dan uzaklaştırmak için bu valiliğe göndermiştir. Boğaz, depremlerin bilindiği bir yerdir; bilim insanları bölgede eski çağlardan 1949'a kadar 20 kadar orta büyüklükte deprem sayar.
Pazar öğleden sonra
Deprem yerel saatle 13.40 civarında gelir; Osmanlı belgeleri "saat 14.00 sularında" der. Merkez üssü adanın güneydoğusundadır. Büyüklüğü için farklı hesaplar vardır: NOAA kataloğu 7,3 verir, bölge üzerine çalışan Türk bilim insanları 6,5 kabul eder. Adanın güneyinde şiddet IX'a ulaşır.

Birkaç dakika sonra gelen güçlü bir artçı, ilk sarsıntıda ayakta kalan binaları da yıkar. Sonraki saatlerde artçılar neredeyse her on beş dakikada bir tekrarlanır. Sakız şehri harabe hâline gelir. Güneydeki Nenita, Vuno, Flatsia, Kalamoti, Kini, Kallimasia ve Didima köyleri en ağır darbeyi alır. Kiliselerin hemen hepsi çöker, minareler yıkılır. Adanın ortasındaki 11. yüzyıldan kalma Nea Moni Manastırı'nın ana kilisesinin kubbesi göçer.
Toprakta birbirini kesen yarıklar açılır. Şehrin 4 kilometre güneyinde, Aya Eleni burnunda zemin yaklaşık 50 metre boyunca yarılır ve çöker. Kale'nin yakınında yer altı suyu kaynar gibi yüzeye fışkırır. Halkios'ta bir hayvan sürüsü heyelan ve kaya düşmesinin altında kalır. Telgraf hatları kopar.
Valinin kırk beş dakikası

Sarsıntı anında Vali Sadık Paşa, şehre 15 dakika uzaklıktaki konağında, mal kalemi memuru Muhammed ve gazete müdürü Nikolaki efendilerle iş konuşmaktadır. Paşa, Kale Meydanı'na yetişmek ister ama sokaklar enkazla kapanmıştır. Bahçe duvarlarını aşarak yola çıkar. Yolda, enkaz altından yardım isteyen Yunan konsolosuyla eşini çıkarırlar.
Meydana karadan ulaşılamayınca denize iner, sandalla Karantina tarafına geçer. Kıyıdaki binalar hâlâ yıkılmaktadır; vali liman üzerindeki Karantina İskelesi'ne çıkar. Buraya varmaları 45 dakika sürer. Telgraf memurları, artçılar sürdüğü için binaya girmeye cesaret edemez. İstanbul'a ve İzmir'e haber ancak bir saat kadar sonra gidebilir.
Vali, limandaki ticaret gemilerinin kaptanlarına evsiz ailelerin gemilere alınması emrini verir. Kadınlar ve çocuklar gemilere taşınır; gemilerin yelkenleri meydandaki ağaçların arasına gerilerek çadır yapılır. Limandaki bütün vapurlar ve kayıklar kısa sürede insanla dolar. Sadık Paşa ancak depremden iki buçuk saat sonra Kale Meydanı'na ulaşır. Alaybeyi İbrahim Bey ve askerler, yıkılan hapishanedeki mahkûmları kurtarmış, onları limandaki bir tarak dubasına yerleştirmiştir.
Kazmasız, küreksiz bir gece
O akşam enkazın altında hâlâ yaşayan çok insan vardır, ama kurtarma başlamaz. Valinin sonradan yazdığına göre kaledeki topçu bölüğü cephaneyi korumakla uğraşmaktadır. Askerlerin çoğu adalıdır; kimi ailesini kaybetmiş, kimi yakınlarının peşine düşmüştür. Artçılar sürdükçe korku büyür. Kazma kürek bulunamaz; kale ambarının kapısı yıkılmıştır.
Sadık Paşa akşam 20.47'ye kadar meydanda kalır, sonra Süreyya Vapuru'na çekilir. İzmir'den Aydın Valisi Mithat Paşa'nın gönderdiği Hanya Vapuru aynı gün 3 bin kıyye ekmek ve 100 çadırla gelir. Ekmekler kalabalığın arasında güçlükle dağıtılır; kadınlar ve çocuklar çadırlara yerleştirilir.
İzmir'e haber önce Çeşme'den değil, adadan ulaşmıştır. Mithat Paşa çarşıdan ekmek, kışladan çadır toplatır. Yükleme sürerken Çeşme'nin de yıkıldığı haberi gelir, oraya da ayrı yardım hazırlanır. Yardım vapurundaki Mühürdar Hasan Faiz Efendi iki saat kadar Sakız'da kalır. Ekmeğin üçte ikisini adaya, üçte birini Çeşme'ye bırakır ve hiçbirinin yetmediğini İzmir'e telgrafla bildirir.
Enkaz açılıyor
4 Nisan pazartesi sabahı vali vapurdan iner, denizci ve topçu askerlerini toplar. Ancak öğleye doğru, artçılar biraz durulunca kale ambarı ve kırılan dükkân kapılarından alet çıkarılabilir. Kurtarma çalışması, depremden tam bir gün sonra başlar.
Dışarıdan ilk gelen ekip, İzmir'den yola çıkan bir Fransız korvetinin mürettebatıdır; girilebilen sokaklardan cesetler ve bir iki canlı çıkarırlar. Arkasından İzmir'den 100 kadar işçi ve bir bölük asker gelir. Yunanistan, küçük bir vapurla 50 kadar istihkâm askeri gönderir. Vali bunların üniformayla karaya çıkmasına izin vermez; askerler bez iş elbiseleri ve hasır şapkalarla çalışır. İtalya konsolosuyla birlikte 70 işçi yollar.
Canlı çıkanların sayısı her gün azalır. Mithat Paşa'nın 7 Nisan tarihli raporuna göre enkazdan yeni çıkarılanların önemli bir kısmı kısa süre sonra ölmektedir. Yine de uzun süre enkaz altında kalan sekiz aylık hamile bir kadın ve iki çocuk kurtulur. Sakız defterdarı 24 saat sonra sağ çıkarılır. 8 Nisan'a kadar şehirde enkazdan 131 kişi sağ, 442 kişi ölü olarak çıkarılmıştır. En şaşırtıcı kurtuluş depremden 14 gün sonradır: genç bir hizmetçi kız, sarsıntıda sığındığı dolaptaki peksimet ve portakallarla hayatta kalmıştır.
Enkazın açılması uzun sürer. Bazı yerlerde ölüler sokaklarda yığılı kalır, toplu mezarlar kazılır. Köylerden ise günlerce sağlıklı haber alınamaz. Depremin dördüncü günü İstanbul'dan gelen hekimler, köylerin durumunun vilayetçe bile bilinmediğini yazar. Vali, her biri bir doktor, iki cerrah ve bir eczacıdan oluşan üç sağlık heyetini köylere yollar; Rumca bilen atlı jandarmalar istenir.
Çeşme ve Alaçatı
Boğazın öbür yakasında yıkım daha azdır ama küçük değildir. Dönemin basınına dayanan bir çalışmaya göre Çeşme'deki yaklaşık 2.600 evin 1.000'i yıkılır, 1.600'ü hasar görür. Alaçatı'da 1.800 evin 800'ü yıkılır. Çiftlikköy'de 900 ev yıkılır. Çeşme'nin güney mahalleleri daha çok etkilenir.
Can kaybı düşüktür: Çeşme'de 50, Alaçatı'da 26, Çiftlikköy'de 25 ölü bildirilir. İngiliz konsolos yardımcısı Anamassaki'nin raporu, Çeşme ve çevresi için 55 ölü ve 145 ağır yaralı verir. Kayıp az olur, çünkü sarsıntı anında halkın çoğu kıyıdadır; açıktan geçen büyük yolcu gemisi Aya Evangelistra'yı seyretmektedir. Daha geniş sokaklar ve ahşap çatkılı evler de etkili olmuştur.
Saraydan ve dünyadan yardım
İstanbul'da Sadrazam Said Paşa haberi padişaha iletir. II. Abdülhamid, İzmir ve Çanakkale'den kazma ve kürekle asker ve işçi, çadır, erzak ve para gönderilmesini emreder. Aynı gece İstanbul'dan yola çıkan Batum Vapuru 5 Nisan'da adaya varır. Getirdiği 5 bin çuvaldan fazla unun iki hafta yeteceği hesaplanır. Gemide padişahın yaverleri Kaymakam Ahmed Bey ile Binbaşı Hüsnü Bey ve bir doktor heyeti vardır. Yaverlerin görevi, saraya yerinde ne gördüklerini bildirmektir.
Said Paşa'nın padişaha yazısı, işin siyasi yanını da gösterir. Halkın çoğu Hristiyan olduğu için Avrupa'dan ve imparatorluktaki Hristiyanlardan çok yardım geleceğini öngörür ve devletin bu konuda geri kalmaması gerektiğini yazar. Padişah başkanlığında bir Sakız'a İane Komisyonu kurulur; Alman ve İngiliz büyükelçileri fahri üyedir. Saraydan 2.330 lira toplanır, bunun 1.500 lirasını padişah verir. İstanbul'da muhtarlar ve imamlar ev ev dolaşıp bağış toplar.
Vali 5 Nisan'da kendi başkanlığında Sakız Merkez Yardım Komitesi'ni kurar. İngiliz Bittern gemisi gelir; İngiliz ve Fransız gönüllüler Kale Meydanı'nda çadır hastaneler açar. Yunan Kızılhaçı bir hastane kurar. İzmir'deki yabancılar bir yardım komitesi oluşturur, İzmir'den gelen bir grup iki üç gün boyunca kazanlarda 30 bin tabak et suyu dağıtır. 6 Nisan'da bir İngiliz ve bir Amerikan korveti, sonra Avusturya, İngiltere ve Almanya elçiliklerinin vapurları adaya ulaşır.
Tercüman-ı Hakîkat gazetesine göre ilk 22 günde komiteye 6.281 çuval un, 39.129 kıyye ekmek, 8.842 parça çadır ve yatak takımı ve 57.757 kereste gelir. Barakalar yapılır. Çalışabilecek durumdaki depremzedelere, yolları açıp yıkılmak üzere olan duvarları indirmeleri için yevmiye verilir. Vergiler bir yıl alınmaz, Sakızlı gençler o yılın askerlik bedelinden muaf tutulur.
Adanın batacağı söylentisi
Artçılar haftalarca sürer. 5 Nisan'da, 11 Nisan'da iki kez, 12, 13 ve 18 Nisan'da güçlü sarsıntılar olur; 11 Nisan akşamı şehirde ayakta kalan kısım da büyük ölçüde yıkılır. Gazeteler deniz tabanının değiştiğini, boğazın derinliğinin 40-45 kulaçtan 15 kulaca indiğini yazar. Bu iddia, bugünkü bilim insanlarına göre olağanüstüdür ve belki bir denizaltı heyelanıyla açıklanabilir.
Bu korku ortamında, 12 Nisan'da Patrinus adlı bir rahip adanın tamamen batacağını söyler. Göç hızlanır. Ertesi gün kalabalıklar İzmir'e gitmek için kıyıda toplanır. Söylentinin hemen ardından 700-800 kişi yabancı vapurlar ve kayıklarla adayı terk eder. Yönetim, metropolitin rızasıyla rahibi İzmir'e gönderir. Bir kalabalık hükümet barakasının önünde toplanıp rahibin geri getirilmesini ister; vali askeri silah başına çağırınca dağılırlar. Mayıs ortasına gelindiğinde adadan göç edenlerin sayısı 10 bini bulmuştur. Artçılar azaldıkça bir kısmı geri döner.
Valinin düşüşü
Sadık Paşa'ya eleştiriler her yönden gelir. Bâbıâli, enkaz altındakileri bırakıp vapura çekilmesini "affolunmaz" hatalardan sayar. Avrupalılar onu yardımı önce Müslümanlara vermekle ve yabancı yardımı dışlamakla suçlar. Vali, İzmir'deki yabancı komitenin üyelerini Merkez Komitesi'ne almamış, yabancı çadır hastanelerin üzerine çekilen bayrakları indirtmiştir.
Vali 14 Nisan'da her saatini anlattığı uzun bir savunma yazar, iki gün sonra istifasını verir. İstifası kabul edilmez. 4 Haziran 1881'de, depremden 63 gün sonra görevden alınır ve Limni'de oturmakla görevlendirilir. Yerine gelen Mehmed Said Paşa, selefinin kötü yönetimini eleştirir ve yardım komitesinin başkanlığını Sakız mutasarrıfına bırakır. Olayı inceleyen tarihçi Selahattin Satılmış, kurtarmanın ancak bir gün sonra başlamasını göz önüne alarak Bâbıâli'nin eleştirisini haklı bulur.
Kaç kişi öldü?
Ölü sayısı, kaynağa göre değişir. Dönemin İngiliz konsolos yardımcısı Anamassaki, Sakız'da 5.003 ölü ve 1.439 ağır yaralı sayar. İstanbul'da yayımlanan The Constantinople Messenger 5.478 ölü yazar. Fransız ve Osmanlı basınından derlenen bir tabloda adanın toplamı 3.550'dir; başka bir katalog 4.181 verir. Bugünkü kaynakların çoğu ise 7.866 rakamını kullanır.
NOAA kataloğunda bu 7.866'nın nereden geldiği görülebilir: adada 4.181 ölüye, Çeşme bölgesi için verilen 3.685 ölü eklenmiştir. Ancak dönemin konsolos raporu ve gazeteler Çeşme ve çevresi için 50 ile 100 arasında ölü bildirir; Çeşme için 3.685 rakamı bu kaynaklarla bağdaşmaz. Bu yüzden 7.866 büyük olasılıkla abartılıdır. Ada ve kıyı birlikte 5 bin civarında ölü daha güçlü dayanaklara sahiptir. Evsiz kalanlar en az 30 bin, bazı tahminlere göre 50 bindir.
Neyi değiştirdi
Deprem Sakız'ın nüfusunu ve ekonomisini bir kez daha kırar. 1822 katliamı ve 1833'teki ürün felaketinden sonra gelen bu üçüncü darbeyle göç uzun yıllar sürer. Sakız şehri eski hâline hiç dönemez. Kale onarılmadığı için Osmanlı yönetimi adada güvenlikten endişe eder. 1883'te köylerin daha kolay yönetilmesi için kuzeyde Kardamila, güneyde Kalamoti merkezli iki nahiye kurulur.
Felaket, Osmanlı afet yönetimini sınar. Yardım vapurlarla birkaç saatte yola çıkar, saray bir komisyon kurar, vergiler affedilir. Ama ilk gece alet olmadığı için kurtarma başlayamaz, yerel askerler kendi ailelerinin peşine düşer, yardım komiteleri ayrı ayrı çalışır. İki yıl sonra, 1883 Çeşme-Urla depreminin ardından İzmir'deki İngiliz konsolosları raporlarında 1881'deki yardım dağıtımını yeniden eleştirir.
Bugün

Sakız 1912'de, Birinci Balkan Savaşı sırasında Yunanistan'a geçer. Şehir, 1881 yıkımından sonra yeniden kurulmuş, eski dokusunu yalnızca kısmen koruyabilmiştir. Nea Moni Manastırı yeni bir kubbeyle onarılmıştır; 1990'dan beri UNESCO Dünya Mirası listesindedir. Güneydeki Mastaki köyleri hâlâ sakız üretir.
Karşı kıyıda Çeşme ve Alaçatı bugün birer tatil beldesidir; Çeşme Kalesi limanın üzerinde durur. İki kıyıyı ayıran boğaz, 1949'da yeniden sarsılır ve hâlâ depremlerin bilindiği bir yerdir.
Kaynaklar
- Satılmış, S. "1881 Sakız Depreminde Osmanlı Afet Yönetimi ve Vali Sadık Paşa'ya Yönelik Eleştiriler". Belleten, Türk Tarih Kurumu, cilt 80, sayı 288 (Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgeleri, Tercüman-ı Hakîkat ve The Constantinople Messenger gazeteleri, İngiliz konsolos raporlarına dayanır).
- Altınok, Y., Alpar, B., Özer, N. ve Gazioğlu, C. (2005). "1881 and 1949 earthquakes at the Chios-Cesme Strait (Aegean Sea) and their relation to tsunamis". Natural Hazards and Earth System Sciences, 5, 717-725.
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, 3 Nisan 1881 Sakız-Çeşme depremi kaydı.
- Vikipedi (İngilizce), 1881 Chios earthquake; Chios; Nea Moni (başlangıç kaynağı).
- Vikipedi (Almanca), Erdbeben von Chios 1881 (başlangıç kaynağı).
