İçeriğe geç
Cumartesi, 3 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Asya Depremleri

1856 Sangihe Depremi: Awu Yanardağı ve Kaynayan Deniz

2 Mart 1856 akşamı Endonezya'nın Sangihe Adaları'nda Awu Yanardağı patladı; kızgın akıntılar, kaynayan deniz, kül yağmuru ve kıyıyı basan bir tsunami Tahuna, Kendar ve Tabukan'da kayıtlara göre 2.806 kişiyi öldürdü. Deprem kataloglarına da giren felaketin aslında bir yanardağ felaketi olduğunu, tutmayan rakamları ve köy köy kayıpları kaynaklarla anlatan belgesel yazı.

DepremleYasam 13 dk okuma

2 Mart 1856, akşam. Sulawesi ile Mindanao arasındaki Sangihe Adaları'nın en büyüğü olan Sangir Besar'da, adanın kuzeyini kaplayan Awu Dağı'ndan saat 19.00 ile 20.00 arasında dayanılmaz bir uğultu yükseliyor. Birkaç saat içinde dağın yamaçlarından kızgın akıntılar denize iniyor, deniz kaynıyor, sonra kıyıyı basıyor. Kayıtlarda bu felaket bir deprem olarak da geçiyor; ama ölenlerin neredeyse tamamını yeri sarsan bir fay değil, patlayan bir yanardağ öldürüyor.

Depremden önce

Sangihe Adaları, Sulawesi'nin kuzeydoğusunda, Celebes Denizi ile Molucca Denizi'nin arasında uzanan volkanik bir zincirdir. Zincirin en büyük adası Sangir Besar'dır, yani "Büyük Sangir". Adanın kuzey yarısını tek başına Awu Dağı oluşturur: yaklaşık 1.320 metre yüksekliğindedir ve deniz tabanından ölçüldüğünde batı yamacında 3.300 metreyi aşar. Tepesinde 1,5 kilometre çapında, 380 metre derinliğinde bir krater vardır.

1677 tarihli Tahuna gravürü
Tahuna (Tarrona) koyu, kral sarayı ve kilise; 1677 tarihli Hollanda gravürü. 1856 felaketinden çok önceye aittir. Fotoğraf: Anonymous · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Tarona island (Tahuna, North Sulawesi) in 1677.jpg)

Adalar 1677'den beri Hollanda'nın denetimindedir, ama 19. yüzyılın ortasında Avrupa'nın etkisi büyük ölçüde ticaretle sınırlıdır. Hollanda ve İspanya topraklarının arasında kalan Sangirliler aracı tüccar, zaman zaman da kaçakçı olarak geçinir. Adada Tabukan, Kendar gibi yerel krallıklar vardır. Başlıca köy, bugün de adanın merkezi olan Tahuna'dır.

Awu'nun ne yapabileceğini ada halkı biliyor. 1711 Aralığı'nda dağ bir hafta boyunca patlamış, Tabukan'ın günlüğüne geçen kayda göre gece bütün dağ bir ateş tarlası gibi görünmüş, ardından "yanan su" denen kızgın çamur akıntıları inmişti. Dağın doğu eteğindeki Kendar'da (eski kayıtlarda Candahar) tek bir ev sağlam kalmamış, 2.030 kişi ölmüştü. Olanları görmeye gönderilen asker Thomas Justus ve yanındakiler, sıcaktan boğulmuş 400 ceset bulmuştu. Bu felaketin toplam bilançosu da kaynaktan kaynağa değişiyor: Endonezya Volkanoloji Merkezi yaklaşık 3.000, 2020'de yayımlanan bir bilimsel çalışma ise 2.508 ölü veriyor. 1812'de dağ yeniden, bu kez daha da büyük bir patlamayla uyanmıştı.

Awu'nun bu kadar ölümcül olmasının bir nedeni de kraterdir. Bölgeye yılda 2.500-3.000 milimetre yağmur düşer ve krater, zaman zaman bir göl tutar. Bilim insanlarına göre magma bu suyla buluştuğunda patlama çok daha şiddetli olur; göl suyu dağdan aşağı sıcak çamur olarak boşalır.

2 Mart akşamı

1856 patlamasının bilinen en ayrıntılı anlatımı, Sovyet bilim insanları S. L. Soloviev ile Ch. N. Go'nun 1974'te yayımladığı Batı Pasifik tsunami kataloğundadır; ABD'nin ulusal felaket veritabanı NOAA da olayı bu anlatıma dayanarak kaydeder. Kataloğa göre 2 Mart akşamı yerel saatle 19.00 ile 20.00 arasında, aniden yükselen ve "dayanılmaz" diye tarif edilen bir uğultunun ardından Awu patlamaya başlar.

Akkor hâlindeki kütleler dağın yamaçlarından karşı konulmaz bir hızla aşağı akar ve yolundaki her şeyi yok eder. Anlatımda bu akıntılara "lav" denir. Bugünkü volkanologlar ise Awu'nun ölümcül patlamalarını daha çok kızgın kül ve gaz bulutlarıyla (piroklastik akıntılar) ve volkanik çamur seli olan laharlarla açıklıyor; 1856 tanıklarının "lav" dediği şeyin bir kısmı da bunlar olabilir.

Dağın eteklerindeki köylerin çevresi bahçe ve tarladır. Akıntıların bir kısmı doğrudan bu tarım alanlarının üzerine iner.

Kaynayan deniz

Akıntılar kıyıya vardığı yerde deniz suyu kaynamaya başlar. Yamaçlardan güçlü sıcak su kaynakları fışkırır; taşan kaynar su, ateşin bıraktığını da süpürüp götürür.

Sonra deniz yükselir. Soloviev ve Go'nun aktardığına göre su, bir deniz altı depremindeki gibi kıyı kayalıklarına saldırır, korkunç bir gürültüyle sahili basar ve kurbanları "ateşin elinden kapar". NOAA bu dalgayı kesin olarak gerçekleşmiş bir tsunami sayar ve kaynağını yanardağ olarak kaydeder. Dalganın ulaştığı iki yer bilinir: dağın eteğindeki Kalongan (bugün Kolongan) ve Tariang köyleri. Dalganın yüksekliğine dair bir ölçüm yoktur.

Bir saat sonra yeri sarsan gök gürültüsü gibi patlamalar duyulur. Zirveden kara bir kül ve taş sütunu yükselir, gökyüzüne doğru çıkar ve kızgın akıntılarla aydınlanmış yamaçlara ateş yağmuru gibi geri düşer.

Karanlık gece

Ardından tam bir karanlık çöker. Anlatıma göre insanlar yanı başlarındaki nesneleri bile seçemez; karanlığı yalnızca ara ara çakan ışıklar böler. Büyük volkanik bombalar yere düşer. Akıntıların ulaşmadığı köyler ve tarlalar kül ve taş tabakasının altında kalır. Dağdan inen akıntılar bir engelle karşılaştıklarında yayılıp göl gibi birikir, sonra bu göller yeni bir yıkımın kaynağına dönüşür.

Bütün bunlar birkaç saat sürer. Gece yarısına doğru dağ susar. Patlamanın başından beri güneydoğudan kasırga şiddetinde bir rüzgâr eser ve külleri Filipinler'deki Mindanao Adası'na kadar taşır; rüzgâr daha sonra kuzeye döner.

Ertesi gün öğle saatlerinde patlama yeni bir güçle başlar. Kül yağışı bütün gün sürer ve o kadar yoğundur ki ışık geçmez; ada gündüz vakti yine neredeyse tam bir karanlığa gömülür.

Tahuna ve Kendar

Adanın ana köyü Tahuna, akıntıların doğrudan hedefinde değildir. Kül ve taş yağarken birkaç kişi yaralanır, evler yıkılır. Ama köyün önündeki tepeler akıntının yönünü değiştirir ve onu başka bir noktadan denize çevirir.

Tahuna ile Kendar arasındaki hafif eğimli yamaçtan yedi büyük akıntı denize iner ve bu tarım bölgesini harap eder. Akıntılardan biri Kalongan köyünün içinden geçer; geriye yalnızca birkaç yanmış direk kalır. Kalongan ile Kendar arasında kıyının geniş bir bölümü deniz seviyesinin altına çöker. Patlamadan önce dağın yamacı suya kadar yumuşakça iniyorsa, şimdi orada yaklaşık 60 metrelik dik bir yar vardır.

Kendar ise şanslıdır. Yamaçtaki bir sırt onu korur; köy yalnızca kül, taş ve sıcak su akıntılarından etkilenir. Katalogdaki bir ayrıntı, adanın o günkü hayatını da gösterir: Kendar halkı patlamadan önce korsanlardan korktuğu için eşyalarıyla birlikte köyün yukarısındaki çalılıklara saklanmıştır. Bu yüzden deniz kıyıyı bastığında sahilde değildirler.

Yıkım Kendar'dan adanın kuzey ucuna kadar uzanan kıyıda daha da büyüktür. İki akıntı dili, daha önce birkaç kulaç derinliği olan yerlere kadar denizin içine uzanır.

17 Mart

Dağ iki hafta sonra bir kez daha patlar. 17 Mart'taki bu patlama Tabukan kıyısındaki tarlaları ve ağaçları yok eder. Ondan sonra Awu sakinleşir; yalnızca sayısız çatlak ve yarıktan sürekli buhar yükselir. Akıntılar ise öylesine sıcaktır ki uzun süre yanlarına yaklaşılamaz. Ada halkına göre dağın zirvesi görünüşünü pek değiştirmemiştir.

NOAA'nın yanardağ kaydı da patlamayı 2-17 Mart arasına yerleştirir ve Volkanik Patlama Endeksi'ni (VEI) 3 olarak verir. Bu, Awu'nun en büyük patlamalarından (1812 ve 1966, VEI 4) bir derece küçük, ama yine de ağır bir patlama demektir.

Köy köy kayıp

Soloviev ve Go kataloğunda ölüler köy köy sayılır: Tahuna'da 722, Kendar'da 22, Tabukan'da 2.039 kişi. Toplam 2.806 olarak verilir. Bu üç sayının toplamı aslında 2.783'tür; aradaki 23 kişinin nereden geldiği kaynakta açıklanmaz.

Katalog insanların nasıl öldüğünü de anlatır. Çoğu, sıcaktan kaçmak için sığındıkları bahçelerde ölür. Kaçmaya çalışanlara akıntılar ya da su yetişir; bir kısmı devrilen ağaçların altında kalır, bir kısmı kül yağmurunda ve yangınlarda boğulur ya da yanar. Kalongan ve Tariang'da evlerine sığınanlar evlerin enkazı altında can verir. Deniz kıyısına kaçanlar da dalgalara yem olur.

Bu kayıtlarda tek bir kişinin adı geçmez. Ne bir köy reisinin, ne bir Hollanda memurunun, ne de kurtulan bir ailenin hikâyesi bugüne ulaşmıştır. Elimizde yalnızca köy adları ve sayılar vardır.

Rakamlar neden tutmuyor

2.806 sayısı Batı'daki kaynaklarda erkenden yerleşir. Fransız bilim yazarı Louis Figuier'nin 1870'te İngilizceye çevrilen "Yer ve Deniz" kitabı, Mart 1856'da Sangir'de iki bin sekiz yüzden fazla kişinin öldüğünü, çok sayıda köyün yıkıldığını ve dağın lav, su selleri, taş, kül, kum ve çamur fışkırttığını yazar. ABD Kongresi'nin 1888 tarihli "Büyük Depremler" derlemesi ise "yaklaşık 3.000" ölüden söz eder. Smithsonian kaynaklı veriler sekiz köyün kısmen yıkıldığını kaydeder. İngilizce Vikipedi ise ölü sayısının iki bini aştığını, 6.000'e kadar çıkmış olabileceğini yazar; bu üst sınırın dayanağı açık değildir.

Daha ilginç bir karışıklık da var. Endonezya Volkanoloji Merkezi'nin tarihçesine göre 2.806 ölü 1856'ya değil, 1812 patlamasına aittir; bu kayıtta da Tabukan, Kendar ve Kolongan'dan kurbanlar sayılır ve Tariang köyünün tamamen yok olduğu yazılır. Aynı köy adlarının ve aynı sayının iki ayrı patlamaya yazılması, iki felaketin kayıtlarının bir noktada birbirine karışmış olabileceğini düşündürüyor. Uluslararası kataloglar ise 1812 için 963 ölü verir ve 2.806'yı 1856'ya bağlar. Bu yazı NOAA ve Soloviev-Go kataloğunu izliyor, ama bu tartışma kapanmış değildir.

Deprem mi, yanardağ mı?

NOAA, 2 Mart 1856'yı "Önemli Depremler" veritabanına da almıştır. Kayıt, ABD Kongresi'nin 1888 derlemesine dayanır ve olayı "yanardağ patlaması ve deprem" diye tanımlar. Ama aynı kayıttaki yer adının yanında açıkça "volkanik" notu vardır; büyüklük, derinlik ya da fay bilgisi yoktur.

Okunan kaynakların hiçbiri, patlamadan ayrı bir tektonik depremden söz etmez. Soloviev ve Go'nun anlatımında yer, patlamalarla birlikte gelen gök gürültüsü gibi darbelerle sarsılır. Bu tür sarsıntılar büyük patlamalarda sıkça hissedilir ve kaynağı yanardağın kendisidir. Tsunami için de "bir deniz altı depremindeki gibi" ifadesi bir benzetmedir; NOAA dalganın kaynağını yanardağ olarak kaydeder.

Kısacası 1856 Sangihe felaketi bir deprem değil, bir yanardağ felaketidir. Ölenler kızgın akıntılarda, kaynar sularda, kül yağmurunda, çöken evlerde ve kıyıyı basan dalgada öldü. Sarsıntı bu zincirin yalnızca bir halkasıydı.

Neyi değiştirdi

1856 patlamasının etkisi adanın dışına da taşmış görünüyor. 2020'de Awu üzerine yayımlanan bir çalışmada volkanologlar Philipson Bani ve arkadaşları, daha önceki araştırmalara dayanarak bu patlamanın stratosfere büyük miktarda sülfat parçacığı püskürttüğünü aktarır. Aynı çalışmaya göre bu parçacıklar deniz yüzeyi sıcaklığını düşürmeye ve tropikal fırtınaların sayısını azaltmaya yetecek düzeydedir.

Felaket, Awu'yu dünyanın en ölümcül yanardağları arasına sokan zincirin de bir halkasıdır. Bani ve arkadaşları 1711'den bu yana Awu patlamalarında toplam 11.048 kişinin öldüğünü, ölümlerin çoğunun laharlardan kaynaklandığını hesaplar. Bu toplam, kaynakları birbirini tutmayan yılları da içerir; Smithsonian kaynaklı başka bir özet ise 8.000'den fazla ölüden söz eder. Hangi rakam alınırsa alınsın, küçük bir adanın kuzey yarısında yaşayan topluluk için korkunç bir bilançodur.

Awu Yanardağı'nın krater gölü
Awu'nun zirve kraterinde sığ bir göl. Fotoğraf 1995 yılına aittir, 1856 patlamasına ait değildir. Fotoğraf: Kristianto (Centre of Volcanology & Geological Hazard Mitigation, Volcanological Survey of Indonesia) · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Mount Awu Crater.jpg)

Bilim insanlarının bugünkü kaygısı da 1856'nın derslerinden besleniyor. Awu'nun kraterinde zaman zaman bir lav kubbesi, zaman zaman bir göl, kimi zaman ikisi birden bulunuyor. Bani ve arkadaşlarına göre en tehlikeli durum, soğuyan bir lav kubbesinin üstünde yağmurla yeniden bir göl oluşması ve yeni gelen magmanın bu suyla buluşmasıdır.

Bugün

Awu Dağı'nın zirvesi
Awu Dağı'nın zirvesi. Fotoğraf 2023 yılına aittir. Fotoğraf: R.Rahasia · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Puncak Gunung Awu.jpg)

Awu 1856'dan sonra da susmadı. 1892'deki büyük patlama 1.532 kişiyi öldürdü ve 7 Haziran'da bir tsunami daha yarattı; bu patlamanın 850 kilometreden uzaktaki Kuzey Borneo'da fark edildiği bildirilir. 1966'daki patlamada 39 kişi öldü; aralarında iki yanardağ gözlem görevlisi de vardı. Son patlama Haziran 2004'te oldu: 2 kilometre yüksekliğinde bir kül sütunu yükseldi ve kraterde bugün de duran, yaklaşık 370 metre çapında bir lav kubbesi oluştu.

Tahuna limanı
Tahuna limanında gün batımı. Fotoğraf 2016 yılına aittir. Fotoğraf: Mardiansyah Nugraha · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Senja di Pelabuhan Tahuna.jpg)

Sangihe Adaları bugün Endonezya'nın Kuzey Sulawesi eyaletine bağlı bir ilçedir; 2025 ortası tahminine göre nüfusu 136 bin civarındadır. 1856'da akıntıların yönünü değiştirdiği Tahuna, 35 bini aşan nüfusuyla adanın merkezi ve limanıdır. Awu'nun yamaçları, kraterden denize inen derin vadilerle yarılmış durumda; bu vadiler laharların yolu. 1856'da Kalongan'ı silen, Tabukan'ın tarlalarını yakan dağ, adanın kuzey ufkunu bugün de dolduruyor.

Kaynaklar

  • NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı (olay 1995), Tsunami Olayları Veritabanı (olay 859) ve Önemli Volkanik Patlamalar Veritabanı (olay 581)
  • Soloviev, S. L. ve Go, Ch. N. (1974), Batı Pasifik kıyılarında tsunami kataloğu (NOAA kaydında aktarıldığı biçimiyle)
  • U.S. Congress (1888), Great Earthquakes, cilt 1 (NOAA kaydında aktarıldığı biçimiyle)
  • Siebert, Simkin ve Kimberly (2010), Volcanoes of the World, 3. baskı (NOAA kaydında aktarıldığı biçimiyle)
  • Bani, P., Kristianto, Kunrat, S. ve Syahbana, D. K. (2020), Insights into the recurrent energetic eruptions that drive Awu, among the deadliest volcanoes on Earth, Natural Hazards and Earth System Sciences 20
  • Neumann van Padang, M. (1983), History of the volcanology in the former Netherlands East Indies, Scripta Geologica 71 (1711 patlaması, Valentijn 1724'e dayanarak)
  • Figuier, L. (1870), The Earth and Sea, İngilizce baskı, s. 437-438
  • Endonezya Volkanoloji ve Jeolojik Afet Azaltma Merkezi (PVMBG) Awu tarihçesi (Endonezce Vikipedi'de aktarıldığı biçimiyle)
  • Vikipedi (İngilizce ve Endonezce), Mount Awu, Sangir Island, Sangihe Islands, Sangihe Islands Regency, Sangir people, Tahuna (başlangıç kaynağı)

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları