İçeriğe geç
Cumartesi, 3 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Türkiye Depremleri

1840 Ağrı Dağı Depremi: Kanyonun Yuttuğu Köy ve Manastır

2 Temmuz 1840'ta Ağrı Dağı'nı sarsan deprem, kuzey yamaçtaki Ahora kanyonundan kaya ve buz kopardı; Akori köyü ve Parrot'un 1829'da zirveye çıkmadan önce kaldığı Aziz Hagop Manastırı toprak altında kaldı. Günler sonra inen çamur seli Aras ovasına ulaştı. Parrot, Bryce ve sağ kalanların tanıklıklarıyla belgesel anlatım; ölü sayısı neden 1.000 ile 10.000 arasında değişiyor.

DepremleYasam 13 dk okuma

2 Temmuz 1840, akşamüstü. Ağrı Dağı'nın kuzeydoğu yamacında, dağın kalbine doğru açılan derin bir kanyonun ağzında Akori köyü, biraz yukarısında küçük Aziz Hagop Manastırı. On bir yıl önce Ağrı'nın zirvesine bilinen ilk tırmanış buradan yapıldı. Birazdan yer sallanacak, kanyonun duvarlarından kaya ve buz kopacak. Köy de manastır da bir daha görülmeyecek.

Dağın eteğindeki köy

Akori, Ağrı Dağı'nın kuzeydoğu yamacında, yaklaşık 1.700-1.800 metre yükseklikte kurulmuş bir Ermeni köyüdür. Adı kaynaklarda Akori, Ahura, Arguri ya da Ahuri diye geçer; bugünkü adı Yenidoğan'dır. Köy, dağın içine kadar uzanan ve bugün Ahora Vadisi diye bilinen büyük bir yarığın ağzında durur. Yarığın dibinde dağın tek gerçek buzulu vardır; yazın eriyen suyu bağları ve bahçeleri sular.

Köylüler ovanın sıcağından uzakta yaşar. Kayısı bahçeleri, bağlar, birkaç tarla ve yukarıdaki yaylalarda sürüler vardır. Yöre halkı, Nuh'un tufandan sonra ilk asmayı burada diktiğine inanır. 1829'da köye gelen Friedrich Parrot, köyde 175 kadar hane olduğunu yazar. 1876'da bölgeyi gezen İngiliz yazar James Bryce ise köyü iki yüz kadar evli, huzurlu bir yer olarak anlatır.

Aziz Hagop Manastırı, 1829 çizimi
Aziz Hagop (Aziz Yakup) Manastırı, Friedrich Parrot'un 1829 tarihli çizimi. 1840 depreminde yok olmuştur; çizim deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Dr. Friedrich Parrot of St. Jacob Monastery at Ahora and Mount Ararat, 1829 · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (St.Jacob armenian monastery (Akhоri).jpg)

Köyün biraz yukarısında, kanyonun içinde Aziz Hagop (Aziz Yakup) Manastırı vardır. Gelenek, manastırı 4. yüzyılda Nusaybinli Yakup'a bağlar. Kubbeli, haç planlı, siyah lav taşından küçük bir kilisedir; çevresine kerpiç duvarlı hücreler yapılmıştır. Rivayete göre içinde Nuh'un gemisinden kalma bir tahta parçası saklanır. Kanyonun öbür yakasında, Erivan'ın eski İranlı serdarının yazları sıcaktan kaçtığı bir köşk durur.

Bölge yeni el değiştirmiştir. 1826-1828 Rus-İran Savaşı'ndan sonra Türkmençay Antlaşması'yla Ağrı Dağı'nın kuzey yamaçları İran'dan Rusya'ya geçmiştir. Küçük Ağrı, Osmanlı, İran ve Rus sınırlarının buluştuğu nokta olur. Akori artık Rus yönetimindeki Ermeni bölgesinin bir köyüdür.

Parrot'un manastırı

Haçatur Abovyan portresi
Haçatur Abovyan, 1840'lar. Parrot'un 1829 tırmanışında rehberi ve tercümanıydı; portre deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Unknown authorUnknown author · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Abovian.jpg)

1829'da Dorpat Üniversitesi'nden fizik profesörü Friedrich Parrot, yanında öğrencileri, Kazaklar ve askerlerle Akori'ye gelir. Amacı Ağrı'nın zirvesine çıkmaktır. Çar I. Nikolay keşfi onaylamış, yanına askeri muhafız vermiştir. Ekip Eçmiyazin'de Ermeni Katolikosu'nun görevlendirdiği genç diyakon Haçatur Abovyan'ı tercüman ve rehber olarak yanına alır.

Parrot, kitabında köye girdikleri günü anlatır. Bölgede veba salgını vardır, köylüler karantinadan korktukları için tehlikeyi küçük gösterir. Köyün ileri geleni Stepan Ağa, yükleri taşımak için öküz gönderir, yolculara bağında gölge ve üzüm ikram eder. Ekip sonra yukarıdaki Aziz Hagop Manastırı'na yerleşir. Parrot, manastırın 6.350 fit (yaklaşık 1.940 metre) yükseklikte, dere yatağının 25 fit kadar üzerinde olduğunu ölçer. Yaşlı başrahip bir hücresini boşaltır, avluya ölçüm aletleri için bir çadır kurulur.

İki deneme başarısız olur. Üçüncüsünde, 9 Ekim 1829 öğleden sonra Parrot, Abovyan, iki Rus askeri ve iki Akorili köylü zirveye ulaşır. Bu, Ağrı Dağı'na bilinen ilk tırmanıştır. Parrot kitabında başka bir ayrıntı da verir: yazın kar suyu yüklenen dere, öyle ani taşar ki yaşlı başrahip her yıl sürüsünden birkaç buzağıyı bu sele kaptırır. Kanyonun ne taşıyabileceğini köylüler biliyordur; ama 1840'ta geleni kimse beklemez.

Akşamüstü gelen sarsıntı

Deprem, bugünkü takvimle 2 Temmuz 1840'ta olur. Rusya'da o yıllarda kullanılan eski takvimde bu gün 20 Haziran'dır; bu yüzden Bryce ve Parrot'un kitabının ekleri tarihi "20 Haziran" diye verir. Saat konusunda kaynaklar ayrışır: NOAA kataloğu yerel saatle 16.00 yazar. Parrot'un kitabının 1845 İngilizce baskısına eklenen anlatıma göre ilk sarsıntı akşam altıyı kırk beş geçe hissedilir ve dalgalanarak iki dakika sürer. Bryce "gün batımına doğru" der.

Büyüklüğü de tartışmalıdır. NOAA depreme 6,7 büyüklük verir. Yulu'nun 2024 tarihli çalışması ve Vikipedi ise 7,4 yazar ve dağın yamacı boyunca yaklaşık 72 kilometrelik bir yüzey kırığından söz eder.

Bölgeye inceleme için gönderilen ilk uzmanlardan maden mühendisi Binbaşı M. Voskoboynikov, sağ kurtulanların anlattıklarını kaydeder. Ermeni yerbilimci R. A. Harutyunyan'ın 2005 tarihli makalesinde aktarılan bir anlatı, köyden birkaç kilometre ötede meyve bahçesinde çalışan bir köylü ailesine aittir. Ayaklarının altındaki toprak sarsılır, hepsi yere düşer. Gök gürültüsü gibi bir uğultu duyulur, yarılan yerden fırtına gibi bir rüzgâr eser. Kanyonun üstünde büyük bir toz bulutu, onun altında kara bir duman hortumu yükselir. Bir dakika sonra her şey yeniden olur; bu kez köy tarafından koyu bir kütle hışırtıyla onlara doğru iner, köye doğru koşan insanları yutar, bahçe duvarlarını yıkar.

Ailenin babası üstünden kaya parçası geçmiş hâlde yerden kalkar, baygın yatan karısını ve kızını kaldırır. Komşu bahçelerden kaçanlarla birlikte Aralık'a doğru yürürler; vardıklarında sabah olmuştur.

Kanyondan inen kaya ve buz

Sarsıntıyla birlikte kanyonu çevreleyen yüksek duvarlardan dev kaya kütleleri, üstlerindeki buzla birlikte kopar. Bryce'ın 1877'de yazdığına göre bu kaya yağmuru köyü, manastırı ve yukarıdaki yaylada konaklayan Kürt obasını bir anda örter. Parrot'un kitabındaki ek de manastırın etrafındaki çayırlarda otuz Kürt ailenin hayatını kaybettiğini yazar. Serdarın yazlık köşkü de enkazın altında kalır.

O gün kanyonda gerçekte ne olduğu 180 yıldır tartışılır. Ermeni Apostolik Kilisesi'nin Ararat piskoposluğu arşivine dayanan anlatımlar, kanyonun üstünde duman sütununa benzeyen bir bulut, içinde kırmızı ve mavi ışıklar, keskin bir kükürt kokusu ve fırlatılan büyük taşlardan söz eder. Bazı araştırmacılar bunu buhar patlaması (freatik patlama) ve yamaçtan inen sıcak bir bulut olarak yorumlar. Bryce ise volkanik patlama haberinin temelsiz olduğunu, uzaktan bakanların düşen kayaların tozunu duman sandığını, rüzgârın da kaya kütlelerinin düşüşüyle oluştuğunu düşünür. 1843'te bölgeyi inceleyen Alman coğrafyacı Moritz Wagner kanıtlanabilir bir lav çıkışı bulamaz.

Aras ovasında yarılan toprak

Sarsıntı yalnız Akori'yi vurmaz. Parrot'un kitabının ekine göre deprem en çok Aras vadisinde, Karasu ile Arpaçay'ın Aras'a karıştığı yerlerde şiddetli hissedilir. Aras'ın kıyıları nehre paralel, üç dört metre genişliğinde yarıklarla açılır; yarıklardan kumla karışık su fışkırır. Nehir yatağı bazı yerlerde kurur, bazı yerlerde su kaynar gibi çalkalanır.

Aynı kaynağa göre Nahçıvan şehrinde 800'e yakın ev ve yapı yıkılır; Erivan da benzer zarar görür. Köylerde yıkılan konut sayısı 6.000 ile 7.000 arasındadır. dağın doğusunda, Aras kıyısındaki Şarur bölgesinde 3.000'den fazla ev yıkılır. Dağın güneyinde, İran'a bağlı Maku'da ve Osmanlı'ya bağlı Bayezid'de pek çok bina çöker; sarsıntı Tebriz'e kadar ulaşır. Kuzeyde Gümrü ve Tiflis'te hissedilir ama yıkıcı olmaz.

Kaynak, dağın üzerindekiler dışında ölenlerin elli kişiyi geçmediğini yazar ve bunu saatle açıklar: deprem, halkın akşam serinliğinde evlerinden çıkıp açık havaya geçtiği saatte gelmiştir. Vikipedi de Rus topraklarında 49 ölü ve 30 yaralı bildirir.

Dört gün sonra: çamur seli

Aralık'tan Ağrı dağları
Aralık'tan Büyük ve Küçük Ağrı dağları, 2012. Fotoğraf deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: yeşilgüzelığdır · CC BY 3.0, Wikimedia Commons (KÜÇÜK VE BÜYÜK AĞRI DAĞLARI ARALIK - panoramio.jpg)

Asıl felaketin ikinci yarısı birkaç gün sonra gelir. Kanyona yığılan kar ve buz erimeye başlar, kaya ve buz yığını dengesini yitirir. Parrot'un kitabının ekine göre eski takvimle 24 Haziran sabahı saat dokuz civarında bu kütle büyük bir hızla dağdan aşağı akmaya başlar. Bryce da selin depremden dört gün sonra indiğini yazar.

Lav kırıntıları suyu emerek mavi bir çamura dönüşür. Çamur bazı yerlerde 30 metreye yakın derinlikte akar, Aras ovasına doğru 12-14 mil (yaklaşık 20 kilometre) ilerler, tarlaları ve bahçeleri örter. Vikipedi'deki anlatıma göre kanyonda oluşan doğal set, 6 Temmuz'daki bir artçı sarsıntıyla yıkılır ve yığılan enkazı 21 kilometreye kadar taşır. Bu akıntı Aralık köyünü, birkaç köyü ve Rus askeri tesislerini de yok eder; Karasu Çayı ve Metsamor Irmağı bir süre tıkanır.

Voskoboynikov'un raporu selin bıraktığı tabloyu kısa bir cümleyle anlatır: çamur akıntıları 5 Temmuz'a doğru azalır ve sonunda kesilir; ama Karasu Çayı'na o kadar çok insan cesedi ve hayvan leşi taşınmıştır ki derenin suyu uzun süre kullanılamaz.

Kaç kişi öldü

Akori'de ölenlerin sayısı kaynaktan kaynağa değişir. Parrot'un kitabının 1845 baskısındaki ek, köy nüfusunu bin kişi olarak verir ve "bir tanesi bile kurtulmadı" der. Bryce de kimsenin sağ kalmadığını yazar, ama hemen ardından o sırada köyün dışında olan birkaç Ermeni'nin kurtulduğunu ekler. Harutyunyan'a göre genel kabul gören görüş, köyden 107 ile 114 arasında kişinin kurtulduğu yönündedir. Karakhanian ve arkadaşlarının 2004 çalışması Akori'deki ölü sayısını 1.900 olarak verir. İngilizce Vikipedi'nin köy maddesi ise nüfusu 1.600 Ermeni olarak yazar.

Depremin toplam bilançosu daha da belirsizdir. NOAA'nın Önemli Depremler Veritabanı 1.049 ölü kaydeder. İngilizce Vikipedi'nin deprem maddesi ise 10.000'e varan ölüden söz eder. Bu yüksek rakam dönemin kaynaklarıyla örtüşmez: Akori ve çevresindeki Kürt obası dışında, ova köylerinde ölenler kırk-elli kişi düzeyindedir. Aynı Vikipedi maddesi bir yerde Akori için 1.000, başka bir yerde 1.900 ölü yazar. Bu yüzden 10.000 rakamı ihtiyatla okunmalıdır; belgelerle desteklenen aralık bin ile iki bin arasıdır.

Neyi değiştirdi

Felaket Avrupa'da ve Rusya'da büyük yankı uyandırır. Rus yönetimi, nedenlerini araştırmak için Kafkasya jeolojisinin öncülerinden Hermann Abich'i Ağrı Dağı'na gönderir. Abich 1844 ve 1845'te dağa birkaç kez çıkar; ona göre köy, depremin ardından gelen bir buhar patlaması ve sıcak akıntıyla yok olmuştur. Sonuçlarını 3 Mart 1851'de Fransa Jeoloji Derneği'nde sunar.

Tartışma bugün de sürer. İtalyan araştırmacı Azzoni ve arkadaşlarının 2019'da yayımlanan çalışması, uydu görüntüleri ve saha çalışmasıyla vadiyi yeniden inceler. Onlara göre deprem ani bir patlamayı tetikler, patlama buzulu ve karı hızla eritir, oluşan çamur akıntısı (lahar) dağın eteğinde geniş bir yelpaze bırakır. Ahora Vadisi'nde bugün görülen uzun yapı, bu felaketten sonra oluşmuş, üstü molozla örtülü bir buzuldur. 2006 tarihli bir çalışma, vadiden inen malzemenin 300 milyon metreküp olduğunu hesaplar.

Felaket dağın adına da iz bırakmış olabilir. Dil tarihçisi Sevan Nişanyan, Türkçe "Ağrı" ve Kürtçe "Agirî" adlarının, 1840'ta toprağın altında kalan Ağori köyünün adından gelebileceğini öne sürer. Bu bir görüştür, kesinleşmiş değildir.

Zirveye ilk tırmanışın kahramanları için de bir dönem kapanır. Parrot, manastırın yok oluşundan birkaç ay sonra, Ocak 1841'de Dorpat'ta ölür.

Bugün

Yenidoğan köyü
Yenidoğan (eski Akori) köyü, 2000. Fotoğraf: Sabri76 · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Yenidoğan Köyü.jpg)

Bryce 1876'da geldiğinde eski köyden neredeyse iz kalmamıştır: bağlar, söğütler, kilise toprağın altındadır. Eski yerin biraz aşağısında, kanyon ağzının dışında birkaç kulübe yükselmiştir; buraya Ermeniler dönmemiş, birkaç Tatar aile yerleşmiştir. Rus kayıtlarına göre 1886'da köyde 51 hanede 376 kişi yaşar.

Köy, 1926-1930 Ağrı isyanından sonra 1930'da boşaltılır; yasaklar 1950'de kalkar. 1965'te Yenidoğan adını alır. Bugün Iğdır'ın Aralık ilçesine bağlı, çoğunluğu Kürt bir köydür; 2022'de nüfusu 367'dir. Köyün girişinde 1840'ta dağdan kopan dev kaya blokları durur, eski köyden geniş bir alana yayılan mezarlık kalmıştır.

Coğrafyacı Adem Yulu, 2022-2024 arasında köyde görüşmeler yapar. Köylüler 1840'ı depremden çok dağdan inen kaya ve çamur selinin felaketi olarak hatırlar. Son yıllarda eriyen buzullardan inen çamur ve taş akıntıları köyde yeniden endişe yaratır. Yulu'nun görüştüğü 79 yaşındaki bir köylü, eski köyün kendisine ne hatırlattığı sorusuna şöyle karşılık verir: "Zelzele ile harap olmuş bir yer insana hiç iyi şey hatırlatır mı?"

Kaynaklar

  • Friedrich Parrot, Journey to Ararat (çev. W. D. Cooley, Harper & Brothers, 1846): Akori ve Aziz Hagop Manastırı anlatımı; "Partial Fall of Ararat" başlıklı ek (1840 depremi)
  • James Bryce, Transcaucasia and Ararat (1877/1878), Ararat bölümü
  • Adem Yulu, "Ahura'dan Kalanlar: Ağrı Dağı'nda Yok Olan Bir Köyün Etnografik İzleri", Doğu Coğrafya Dergisi 29(52), 2024 (Voskoboynikov raporu ve Harutyunyan 2005 aktarımları dahil)
  • Azzoni ve diğ. (2019), Geomorphological effects of the 1840 Ahora Gorge catastrophe on Mount Ararat (Eastern Turkey), özet
  • NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt 1823
  • Vikipedi (İngilizce): 1840 Ararat earthquake, Mount Ararat, Friedrich Parrot, Saint Hakob of Akori Monastery, Yenidoğan, Aralık; Vikipedi (Türkçe): Yenidoğan, Aralık (başlangıç kaynağı)

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları