Ortadoğu ve Kafkasya Depremleri
1139 Gence Depremi: Çöken Başkent, Doğan Göl ve Götürülen Kapı
30 Eylül 1139 gecesi Selçuklu Arran'ının başkenti Gence'yi yıkan deprem, Kapaz Dağı'nın yamacını vadiye indirip Göygöl'ü oluşturdu; ertesi gün Gürcü Kralı Demetre enkazı yağmalayıp şehrin demir kapısını götürdü. Mhitar Goş, Kirakos ve İbnü'l-Esir'in kayıtlarıyla belgesel anlatım ve 230 bin ölü rakamının tartışması.
Eylül 1139'un son gecesi. Küçük Kafkasya'nın eteğinde, Arran'ın başkenti Gence uykuda. Ermeni takvimine göre Areg ayının 18'i, Cuma'yı Cumartesi'ye bağlayan gece; ertesi gün Aziz Georgios bayramı. Gece yer yarılırcasına sallanıyor. Şehir çöküyor, dağdaki kaleler ve manastırlar sakinlerinin üstüne yıkılıyor, Kapaz Dağı'nın bir yamacı vadiye iniyor. Bugünkü Göygöl o gece doğuyor. Hayatta kalanları ise ertesi sabah başka bir felaket bekliyor.
Depremden önce
12. yüzyılda Gence, Kür Nehri ile Küçük Kafkas Dağları arasındaki Arran bölgesinin en önemli şehridir. Abbasiler döneminde bölgenin merkezi Berdea'dır; halifeliğin zayıflamasıyla Gence onun yerini alır ve Kürt kökenli Şeddadi hanedanının başkenti olur. Şehrin yün kumaşları uzak diyarlarda bilinir. Selçuklu veziri Nizamülmülk, Samanilerin Maveraünnehir'deki saray askerlerine, belli bir rütbeye yükseldiklerinde Gence kumaşından kaftan verildiğini yazar.
1063'te Şeddadi hükümdarı Şavur, şehrin çevresine sur yaptırır. Surların altı büyük kapısından biri dökme demirdendir; üzerindeki Kufi yazıda kapıyı demirci İbrahim bin Osman'ın yaptığı ve 1063 tarihi okunur. 1075'te Selçuklu komutanı Savtegin şehre girer; Gence o günden beri Selçuklu yönetimindedir.
1139'da Selçuklu tahtında Sultan Mesud oturur. Arran ve Gence, Ermeni kaynaklarının "dünya hâkimi" diye andığı emir Kara Sungur'un yönetimindedir. Kuzeydeki komşu Gürcistan Krallığı'nda ise Kral IV. David'in oğlu I. Demetre hüküm sürer. Gürcü ordusu sınır şehirlerine sık sık baskın yapar.
Bölge sarsıntılı bir dönemden geçmektedir. Bir yıl önce, Ekim 1138'de Kuzey Suriye'de Halep ve çevresindeki kaleler büyük bir depremle yıkılmıştır. Gence'nin altındaki yer de hareketlidir: şehir, Arap ve Avrasya levhalarının çarpıştığı kuşakta, Küçük Kafkasya'nın faylarla örülü kuzey eteğinde kurulmuştur.
Bir bayram yılı
1139, Gence'nin Hristiyanları için umutla başlayan bir yıldır. Ermeni hukukçu ve din adamı Mhitar Goş'un kısa kroniğine göre Albanya kilisesi yıllardır başsızdır. O yıl Ermeni katolikosunun gönderdiği piskopos Sahak bölgeye gelir. Haziran ayında, Pantekost bayramında, Tavuş kalesinde toplanan piskoposlar ve vardapetler, Grigoris adlı genç bir din adamını Albanya katolikosu seçer. Toplantıda Gence başpiskoposu Grigor da vardır.
Başkalaşım bayramında din adamları bir kez daha toplanır, iki yeni piskopos atanır, kutsal yağ dağıtılır. Goş'un yazdığına göre bu kutlama Haç bayramına kadar sürer. Eylül sonu yaklaşırken kilise yeni katolikosuyla yeniden düzene girmiştir.
Mhitar Goş'un kendisi Gence'de doğmuştur; doğum yılı genellikle 1130 olarak verilir. Deprem gecesi o da şehirdeki çocuklardan biridir. Olayı yıllar sonra, yetişkin bir din adamı olarak yazacaktır.
Areg ayının on sekizi
Goş tarihi açıkça verir: Areg ayının 18'i, Cuma akşamından Cumartesi şafağına uzanan gece, Aziz Georgios bayramı. Bugünkü takvimle 30 Eylül 1139'dur. Goş'a göre Tanrı'nın gazabı "şiddetli rüzgârlarla ve inanılmaz sarsıntılarla" yeryüzüne iner. Yazar olanı anlatmak için Eyüp ve Mezmurlar kitaplarından, yeri yerinden oynatan ve sütunlarını titreten Tanrı'dan söz eden ayetleri aktarır.
13. yüzyılda yazan Genceli tarihçi Kirakos, o gün dağları ve ovaları karanlıkla sisin kapladığını anlatır. Sarsıntı Paris ve Haçın bölgelerinde, ovada da dağda da büyük yıkım yapar.
Bugünkü kataloglar depremin büyüklüğünü farklı verir. NOAA'nın kullandığı Sovyet kataloğu 6,8 büyüklük ve 9 şiddet yazar; başka hesaplar moment büyüklüğünü 7,0-7,3, yüzey dalgası büyüklüğünü 7,5 olarak verir. Merkez üssü Gence'nin güneyinde, Göygöl çevresinde gösterilir. Araştırmacılar depremi, Ermenistan'dan Azerbaycan'a uzanan yaklaşık 490 kilometrelik Pambak-Sevan-Sünik Fayı'nın doğu ucundaki Mrav kesimine bağlar.
Yerin içine çekilen başkent
Gence yıkılır. Goş, başkentin "derinliklere çarpıldığını", yerin dört yandan sakinlerini koynuna alıp gömdüğünü yazar. Dağlık bölgede çok sayıda kale ve köy, manastır ve kiliselerle birlikte içindekilerin başına çöker. Goş ölü sayısı vermez; yıkılan yapıların ve kulelerin altında kalanların "hesaplanamayacak kadar" çok olduğunu söyler.
Ölenler arasında kilisenin önde gelenleri de vardır. Goş'a göre vardapet Sargis ve vardapet Grigor deprem günü aldıkları darbelerle ölür. Kirakos da büyük vardapet Grigor'un sayısız kadın, erkek ve çocukla birlikte üzerlerine çöken binaların altında kaldığını yazar. Haziran'da seçilen genç katolikos Grigoris ise kurtulur; Kirakos bunu Tanrı'nın lütfuna bağlar.
Musul'da yaşayan Arap tarihçi İbnü'l-Esir, depremi hicri 534 yılının olayları arasında anlatır. Ona göre deprem Gence'de ve Azerbaycan ile Arran'ın başka yerlerinde olur, en şiddetlisi Gence'dedir. Yıkılan binalar arasında Behruz adlı bir Selçuklu emirine ait bir kale de vardır; kalede büyük bir hazine ve mal yok olur. Ölenler arasında bölgenin hâkimi Kara Sungur'un iki oğlu da vardır.
Kapaz Dağı'nın düşüşü

Depremin en kalıcı izi şehrin güneyindeki dağlarda kalır. Kirakos'a göre Alharak (Algarak) adlı dağ çöker ve içinden geçen vadiyi kapatır; ortaya, kendi zamanında hâlâ duran bir "deniz" çıkar. Sovyet kataloglarında bu dağın bugünkü Kapaz (Kəpəz) olduğu yazılır.
Kapaz'ın bir yamacı vadiye kayar ve dağdan inen dereyi keser. Kaynaklar derenin adını farklı verir: kimi Ağsu Çayı, kimi Kürekçay der. Biriken su Göygöl'ü, yani "Mavi Göl"ü oluşturur. Aynı heyelanlar Maralgöl ve Ağgöl dahil başka küçük gölleri de doğurur. Azerbaycan kaynakları bu gölleri sekiz olarak sayar: Göygöl, Maralgöl, Ceyrangöl, Ördekgöl, Zeligöl, Ağgöl, Karagöl ve Şamlıgöl.

Göl bugün deniz seviyesinden yaklaşık 1.550 metre yüksekte, yaklaşık 2,8 kilometre uzunluğunda ve 93 metre derinliğindedir. Suyu o kadar berraktır ki dibi 8-10 metreye kadar görülür. Gölde yaşayan Göygöl alabalığının, göl oluştuktan sonra dere alabalığından türediği kabul edilir.
Enkazın üstünde yağma
Hayatta kalanlar için felaket bitmemiştir. Mhitar Goş'a göre Gürcü Kralı I. Demetre, depremin olduğu gün kalabalık bir orduyla Arran'a yürür ve komutanı İvane'nin önderliğinde Gence'ye girer. Goş'un anlatımında Gürcü askerleri sağ kalanları ya kılıçtan geçirir ya da esir alır. Bir zamanlar güzel olan şehrin cehenneme döndüğünü, altın yığınlarıyla ölülerin kemiklerinin birbirine karıştığını gördükleri hâlde acımazlar; altın ve gümüş hazineleri kazıp çıkarırlar. Goş'a göre halkı esaret ve işkenceyle "depremden daha çok" cezalandırırlar.

Demetre, Gence'nin demir kapısını da ganimet olarak alıp götürür. Kirakos da kralın şehrin malını yağmaladığını ve kapıları kendi ülkesine taşıdığını yazar. Kapı, Kutaisi yakınlarındaki Gelati Manastırı'na bağışlanır.
Kara Sungur şehri yeniden kuruyor
Birkaç gün sonra Kara Sungur ordusuyla İran'dan Arran'a gelir. Goş'a göre emir ülkeyi yeniden kurmaya ve tahkim etmeye başlar, Gence'nin yıkılan surlarını yeniden yaptırır ve bölgede düzeni sağlar. Ardından kendi topraklarına yapılan baskının öcünü almak için Gürcistan'a iki kez sefere çıkar ve bazı kaleleri alır. Encyclopaedia Iranica da şehrin, Gürcü baskını ve deprem sonrasında Selçuklu valisi Kara Sungur tarafından yeniden kurulduğunu yazar.
Kara Sungur bu işin sonunu göremez. Goş'a göre dönüş yolunda, Aras'ı geçip Azerbaycan sınırına vardığında, 1140'ta ölür. Gence'yi yönetmesi için bıraktığı adamı Huhtuğt sultana isyan eder; 1143'te Selçuklu komutanı Çavlı şehri bir aylık kuşatmayla alır. Gence, yeniden kurulduğu yıllarda da el değiştirmeye devam eder.
Kaç kişi öldü?
1139 Gence depremi, pek çok listede tarihin en ölümcül depremleri arasında 230 bin ölüyle yer alır. NOAA'nın Önemli Depremler Veritabanı da bu sayıyı kullanır. Rakamın en bilinen kaynağı İbnü'l-Esir'dir. Ama İbnü'l-Esir depremden sonra doğmuştur ve sayıyı kesin bilgi olarak değil, "denildiğine göre" diye aktarır.
Türkçe ve Azerbaycanca kaynaklar, Selçuklu tarihçisi el-Bundari'ye dayanarak 300 bin ölüden de söz eder. Daha geç kaynaklar efsaneye yaklaşır: NOAA'nın derlediği kayıtlardan birine göre şehir yere batar ve yerini on fersah boyunca kara su kaplar; bir başkası "Gansana" adlı bir şehirde 100 bin kişinin öldüğünü yazar. Olayın yaşandığı yıllara en yakın tanık olan Mhitar Goş ise hiçbir sayı vermez.
Bu sayılar, 12. yüzyılda bir ortaçağ şehri ve çevresi için çok yüksektir; bazı yazarlar o dönemin nüfusunu düşünerek rakamın abartılı olduğunu ileri sürer. Bir karışıklık daha vardır: 15. yüzyılda yazan Mısırlı tarihçi İbn Tağriberdi aynı 230 bin rakamını 1138 Halep depremine bağlar. Deprem tarihçisi Nicholas Ambraseys'e göre bu kayıplar aslında Gence depremine aittir; geç yazarlar 1137 Cezire, 1138 Halep ve 1139 Gence depremlerini birbirine karıştırmıştır. Kesin olan, Gence'nin yıkıldığı ve çok sayıda insanın öldüğüdür; gerçek sayı bilinmemektedir.
Neyi değiştirdi
Deprem, Gence'yi Selçuklu ile Gürcistan arasındaki savaşın tam ortasında savunmasız bıraktı. Yıkılan surlar, yağmalanan hazineler ve götürülen kapı, bir doğal afetin bir sınır şehrini nasıl siyasi bir ganimete dönüştürebileceğini gösterdi.
Encyclopaedia Iranica'ya göre yeniden kurulan şehir parlak bir dönemin merkezi oldu. Fars edebiyatının en büyük şairlerinden sayılan Nizami Gencevi, depremden yaklaşık iki yıl sonra, 1141 civarında bu şehirde doğdu ve hayatını Güney Kafkasya'da geçirdi. Gence ile anılan bir başka şair, rubaileriyle bilinen Mehseti ise kaynaklarda yarı efsanevi bir figürdür: Gence'de doğmuş olabileceği, Sultan Sencer'in sarayıyla ilişkilendirildiği anlatılır, ama onu 1139 depremine bağlayan bir kayıt yoktur.
Bilim açısından 1139 depremi, Küçük Kafkasya'daki fayların ne kadar büyük depremler üretebildiğinin en eski belgelerinden biridir. Aynı Pambak-Sevan-Sünik Fayı 1931'de bir deprem daha üretti; fay üzerindeki eski izler 7,5'e varan depremlere işaret ediyor.
Bugün

Gence bugün yaklaşık 335 bin nüfusuyla Azerbaycan'ın üçüncü büyük şehri. Şehrin kenarında Nizami Gencevi'nin türbesi yükseliyor.
Göygöl, 1925'te kurulan koruma alanının yerini alan ve 2008'de ilan edilen Göygöl Milli Parkı'nın içinde. Park ülkenin en çok ziyaret edilen milli parkı. Gölün üstünde, 1139'da yamacı vadiye inen Kapaz Dağı duruyor.
Gence'nin 1063'te dökülen demir kapısının tek kanadı ise sınırın öbür tarafında, Gürcistan'daki Gelati Manastırı'nın duvarında, Kral IV. David'in mezarının karşısında asılı. Kapının üstündeki Kufi yazı, demirci İbrahim bin Osman'ın adını hâlâ taşıyor.
Kaynaklar
- Mhitar Goş, Albanya Kroniği (Kolofon), R. Bedrosian İngilizce çevirisi; C. J. F. Dowsett, "The Albanian Chronicle of Mxit'ar Gosh", BSOAS 21 (1958)
- Kirakos Gencevi (Gandzaketsi), Ermeni Tarihi (Rusça Vikipedi'de aktarılan çeviri)
- İbnü'l-Esir, el-Kâmil fi't-Târîh, hicri 534 yılı (P. K. Juze'nin Rusça çevirisi, Bakü 1940, aktarıldığı biçimiyle)
- Ambraseys, N. (2004). The 12th century seismic paroxysm in the Middle East: a historical perspective. Annals of Geophysics 47(2-3).
- Bosworth, C. E. (2000). "Ganja", Encyclopaedia Iranica, X.
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı (olay no. 402) ve derlenen katalog notları
- Vikipedi (İngilizce, Türkçe, Azerbaycanca, Rusça): 1139 Gence depremi, Göygöl, Gence Kapısı, Nizami Gencevi, Mehseti Gencevi, I. Demetre (başlangıç kaynağı)
