İçeriğe geç
Cuma, 2 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Ortadoğu ve Kafkasya Depremleri

1042 Tebriz Depremi: Bir Şairin Gördüğü, Bir Gezginin Yazdığı

Kasım 1042'de yatsı namazından sonra gelen deprem Revvâdî başkenti Tebriz'in kalesini, surlarını, çarşılarını ve emirlik sarayını yıktı. Saray şairi Katran gördüklerini kasidelere döktü; dört yıl sonra şehre gelen Nâsır-ı Hüsrev kendisine anlatılan kırk bin ölüyü Sefername'sine yazdı. İki tanık, iki rakam ve bir müneccim efsanesi.

DepremleYasam 12 dk okuma

Kasım 1042. Azerbaycan'ın başkenti Tebriz, Revvâdî emiri Vehsûdân'ın yönetiminde zenginleşen, surlarla çevrili bir şehir. Yatsı namazı yeni kılınmış, insanlar evlerinde. Yer birden sarsılıyor; kale, surlar, çarşılar ve emirin sarayı çöküyor. Sarsıntıyı yaşayan bir saray şairi gördüklerini şiire döküyor. Dört yıl sonra şehre gelen bir gezgin ise kendisine anlatılanları kayda geçiriyor: kırk bin ölü.

Depremden önce

Eynali dağları
Tebriz'in kuzeyindeki Eynali dağları. Fotoğraf 2009 yılına aittir, deprem dönemine ait değildir. Fotoğraf: داود مجتهدی · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Eynali mountain 01.JPG)

11. yüzyılın ortasında Tebriz, Urmiye Gölü'nün doğusunda, Eynali ve Sehend dağlarının arasındaki verimli bir ovada kurulu bir şehirdir. Onuncu yüzyılın sonlarından beri şehri yerel bir hanedan yönetir: Arap kökenli olup zamanla Kürtleşen Revvâdîler. 1042'de tahtta Ebû Mansûr Vehsûdân vardır ve dönemin kaynaklarına göre şehir onun zamanında büyüyüp genişlemiştir.

Tarihçi İbn Miskeveyh Tebriz'i güçlü bir surla çevrili, etrafı ağaçlık bahçelerle dolu bir şehir olarak anlatır; ona göre halkı cesur ve varlıklıdır. Şehir depremi ilk kez yaşamıyordur. Sonraki dönem yazarı Hamdullah Müstevfî'ye göre 858 yılında, Abbasi halifesi Mütevekkil zamanında bir deprem Tebriz'i yıkmış, halife şehri yeniden imar ettirmiştir.

Son yıllar savaşla geçmiştir. Horasan'dan batıya göç eden Oğuz grupları Azerbaycan'a gelmiş, 1037-1038'de Merağa'yı yağmalamıştır. Vehsûdân önce onlarla anlaşma yolunu dener, sonra 1040-1041'de Urmiye'de kalan Oğuz beylerini bir ziyafete çağırıp öldürtür. 1041-1042'de Serab çölünde Oğuzlarla büyük bir savaş daha yapılır. Emirin oğlu Memlân, babasının adına Erdebil'e sefer düzenler.

Sarayda bir şair vardır: Tebriz yakınlarındaki Şâdîâbâd'da doğan Katrân. Vehsûdân ve oğlu için yazdığı kasideler, bu savaşların bugün bilinen ayrıntılarının önemli bir kısmını taşır. Birkaç ay sonra yazacağı şiirler ise depremin tek görgü tanıklığı olacaktır.

Yatsıdan sonra

Depremin tarihini en yakından veren kaynak, olaydan dört yıl sonra Tebriz'e gelen İranlı gezgin Nâsır-ı Hüsrev'dir. Sefername'sinde, kendisine anlatılana göre depremin 434 yılının Rebiülevvel ayının on yedisinde, perşembeye bağlanan gece, yatsı namazından sonra olduğunu yazar. Bu tarih bugünkü takvimle 4 Kasım 1042'ye denk gelir; ABD'nin NOAA kataloğu da depremi bu güne koyar. Nâsır bir ayrıntı daha ekler: deprem, eski İran takviminde yılın sonuna eklenen beş "artık gün"den birinde olmuştur.

Bütün kaynaklar aynı tarihi vermez. Sonraki dönem yazarlarından Rükneddin Hoyî ve Ahmed Gaffârî depremi 14 Safer gecesine, yani 1042 Ekim'inin başına koyar; Encyclopaedia Iranica'daki deprem maddesi de bu tarihi kullanır. Aradaki bir aylık fark bugün kesin olarak çözülebilmiş değildir. Katran'ın şiirlerinde ise artçıların uzun süre devam ettiği anlatılır; sonraki kaynaklara göre şehir bir ay boyunca sallanır.

Depremin büyüklüğü için de iki rakam vardır. NOAA kataloğu 7,6 büyüklük ve 9 şiddet verir. Nicholas Ambraseys ile Charles Melville'in 1982'de yayımlanan İran depremleri tarihine dayanan jeoloji çalışmaları ise 7,3 değerini kullanır ve depremde yeryüzüne ulaşan bir fay kırılması olduğunu kaydeder. Kırılmanın, şehrin hemen kuzeyinden geçen Kuzey Tebriz Fayı'nda olduğu düşünülür.

Kale, surlar, saray

Yıkımın en ayrıntılı listesi Bağdat'tan gelir. Tarihçi İbnü'l-Cevzî, el-Muntazam adlı yıllığında 434 yılı olayları arasında Musul'dan gelen bir mektubu aktarır. Mektuba göre Tebriz'de kale, surlar, evler, hamamlar ve çarşılar yıkılmış, emirlik sarayının da büyük bölümü çökmüştür.

Emir Vehsûdân kurtulur. İbnü'l-Cevzî'nin aktardığına göre o gün şehrin dışında bir bahçededir. Askerleri de zarar görmez, çünkü emir onları kardeşiyle savaşmaya göndermiştir. Hükümdarın ve ordunun kurtulması, savaş yıllarının ortasında yönetimin çökmesini önler. Ama surları yıkılmış bir şehir, Oğuzların dolaştığı bir bölgede açıkta kalmıştır.

Nâsır-ı Hüsrev'e anlatılanlar daha ölçülüdür: şehrin bir kısmı yıkılmış, bir kısmı ise hiç zarar görmemiştir. Bu iki anlatım birbirini tutmaz değildir; taş surlar, kale ve saray gibi büyük yapılar çökerken bazı mahalleler ayakta kalmış olabilir.

Şairin gözünden

Katran Tebrizî, depremi iki uzun kasidede anlatır. İkisi de sonunda saray şiirinin kurallarına uyarak emiri ve oğlu Memlân'ı över; ama ilk yarıları bir tanığın ağzından yazılmıştır. Birinde, gördüklerini "kendi gözümle, kıyamet günü gibi" gördüğünü söyler.

Şiirlere göre depremden önce Tebriz dünyanın en güzel şehridir: güvenli, zengin, eğlenceli. Herkes kendi işindedir; kimi ibadette, kimi ticarette, kimi avda. Sonra her şey bir anda tersine döner. Katran, iki yüz yılda göğe yükselen şehrin bir saat içinde yıkıldığını, iki yüz yılda yapılan evlerin bir saatte toprağa gömüldüğünü yazar. Damı göğe değen saraylardan yalnızca harabe kalmıştır.

Hayatta kalanların durumu da şiirdedir. Dükkânları mal dolu olanlar bir dilim ekmek için her şeylerini vermeye hazırdır. Şehir ekmekle doludur ama halk açtır; her yerde su vardır ama insanlar susuzdur. Katran, korkudan annenin çocuğunu, âşığın sevdiğini unuttuğu bir geceyi anlatır. En kötüsünün geride kalanlara olduğunu söyler: ölenler kurtulmuştur, kalanlar acının içindedir. Ve yer durmaz; şair her an yeni bir sarsıntının geldiğini yazar.

Kasidelerin sonu umutla biter. Katran, emirin ve oğlunun kurtulduğunu hatırlatır ve şehrin onların döneminde yeniden kurulup Irak'tan ve Horasan'dan daha güzel olacağını söyler.

Haber Bağdat'a ulaşıyor

Depremin haberi yavaş yayılır. İbnü'l-Cevzî'nin kaydına göre Musul nakibi İbn Cafer el-Alevî'nin yazdığı mektup Bağdat'a 434 yılının Cemaziyelevvel ayının son günlerinde ulaşır. Bu, bugünkü takvimle 1043 Ocak'ının ortası, depremden yaklaşık on hafta sonrasıdır. Mektubu yazan, haberleri güvenilir kişilerden aldığını belirtir.

Mektuptaki rakam büyüktür: enkaz altında kalan ölüler sayıldığında elli bine yakın kişi çıkmıştır. Bir asırdan fazla sonra yazan tarihçi İbnü'l-Esîr de aynı rakamı, elli bini verir. NOAA kataloğundaki 50 bin ölü rakamı bu geleneğe dayanır.

Dört yıl sonra: Nâsır-ı Hüsrev

Nâsır-ı Hüsrev Divanı yazması
Nâsır-ı Hüsrev'in Divan'ının 1621'de Haydarabad'da yapılmış bir kopyası. Depremden yaklaşık altı yüz yıl sonraya aittir. Fotoğraf: Christies.com · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Copy of the divan of Nasir Khusraw, created in 1621 at Hyderabad.jpg)

1046 baharında, Horasan'da Selçuklulara hizmet eden bir maliye memuru, Nâsır-ı Hüsrev, işini bırakıp hacca gitmek için yola çıkar. Yanında kardeşi ve Hintli bir hizmetkârı vardır. Yolculuk yedi yıl sürecek, onu Suriye'ye, Filistin'e, Mekke'ye ve Kahire'ye götürecektir. Gördüklerini Sefername adlı kitabında kaydeder.

Nâsır, Serab'dan geçerek 438 yılının Safer ayının yirminci günü Tebriz'e varır; bugünkü takvimle 1046 Ağustos'unun sonudur. Şehri "abadan", yani bayındır bulur. Tebriz'in enini ve boyunu adımlarıyla ölçer: her biri bin dört yüz adımdır. Cuma hutbesinde hükümdarın adının nasıl okunduğunu not eder: Seyfüddevle Ebû Mansûr Vehsûdân.

Deprem bilgisini kendisi yaşamamıştır; ona anlatılanı yazar. Tarihi verir, şehrin bir kısmının yıkılıp bir kısmının sağlam kaldığını ekler ve "kırk bin kişinin öldüğünü söylediler" der.

Tebriz'de Katran'la da tanışır. Sefername'deki kayda göre şair, iyi şiir yazmaktadır ama doğulu Farsçayı, yani Horasan'ın Farsçasını iyi bilmemektedir. Nâsır'a, doğulu şairler Müncik ile Dakikî'nin divanlarını getirir, anlamadığı her yeri sorar ve açıklamaları yazar; sonra kendi şiirlerini okur. Depremi yaşayan şairle depremi yazan gezgin aynı odada buluşmuştur.

Kaç kişi öldü?

Elimizde iki çağdaş rakam vardır: Nâsır'a anlatılan 40 bin ve Musul'dan gelen mektuptaki 50 bine yakın ölü. Encyclopaedia Iranica'daki deprem maddesi, 1042 depremini Tebriz'in "her biri 20 ila 50 bin can almış" büyük depremleri arasında sayar.

Bu rakamlara dikkatle yaklaşmak gerekir. Nâsır'ın ölçtüğü bin dört yüz adımlık kenarlar, şehrin yüzölçümünün bir kilometrekareyi geçmediğini gösterir. Bu büyüklükte bir şehirde kırk ya da elli bin ölü, ya çevre köylerini de içine alan bir toplamdır ya da dönemin kaynaklarında sık görülen yuvarlak, abartılı sayılardır. Her iki rakam da doğrudan bir sayımdan değil, kulaktan kulağa gelen haberlerden geçmiştir. Kesin olan, şehrin büyük yapılarının yıkıldığı ve kayıpların çok ağır olduğudur.

Müneccim ve yeniden kuruluş

Sonraki yüzyıllarda depreme bir efsane eklenir. Encyclopaedia Iranica'nın aktardığı rivayete göre Şirazlı müneccim Ebû Tâhir, depremin tarihini önceden bilmiştir. Bu yüzden şehrin yeniden kuruluşunu yönetmekle görevlendirilir ve Tebriz'in artık depremden zarar görmeyeceğini ilan eder. Bu hikâye depremi yaşayan Katran'da da, Nâsır'da da, İbnü'l-Cevzî'de de geçmez; sonraki kaynaklarda farklı tarihlerle anlatıldığı da görülür. Bir efsane olarak okunmalıdır.

Gerçek olan şudur: dört yıl sonra Nâsır, Tebriz'i bayındır bir şehir olarak bulur. Surlar, saray ve çarşılar yeniden ayağa kalkmıştır ya da kalkmaktadır. Katran'ın umut ettiği yeniden doğuş, en azından şehrin hayatı açısından gerçekleşmiştir.

Neyi değiştirdi

Revvâdî hanedanı depremden kurtulur ama uzun sürmez. 1054'te Selçuklu sultanı Tuğrul Bey Vehsûdân'ı kendine bağlar; birkaç yıl sonra oğlu Memlân'ı Azerbaycan'ın başına getirir. 1071'de Malazgirt dönüşü Alparslan Memlân'ı görevden alır ve hanedanın Tebriz'deki hâkimiyeti sona erer. Deprem, Tebriz'i Selçuklu dönemine yaralı ama ayakta taşır.

Bilim için 1042 depremi, Kuzey Tebriz Fayı'nın en eski güvenilir kayıtlarından biridir. Faya açılan hendeklerde jeologlar, son 3.600 yılda en az dört büyük kırılmanın izini bulur. Sondan bir önceki olay, laboratuvar tarihlemesine göre 910 ± 250 yılına düşer ve 1042 depremiyle uyuşur. Fay, 1721 ve 1780'de iki büyük deprem daha üretir ve şehir her seferinde yeniden kurulur.

Bugün

Eynali'den Tebriz manzarası
Eynali'den Tebriz, 2016. Bugünkü şehir; deprem dönemine ait değildir. Fotoğraf: AmirAK · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Tabriz from Eynali.jpg)

Tebriz bugün 1,7 milyonu aşan nüfusuyla İran'ın en büyük şehirlerinden biridir. Tarihî çarşısı UNESCO Dünya Mirası listesindedir. Eski yapılarının çok azı ayakta kalmıştır; bunun bir sebebi de tekrar tekrar gelen depremlerdir.

Kuzey Tebriz Fayı hâlâ şehrin kuzey kenarından geçer. 2003'te yayımlanan bir hendek çalışması, fayın kuzeybatı kesiminin yakın gelecekte büyük bir tehlike oluşturmadığını, ama güneydoğu kesimi hakkında aynı şeyi söyleyecek kadar bilgi bulunmadığını yazar.

Tebriz Şairler Mezarlığı
Tebriz'deki Şairler Mezarlığı (Makberetü'ş-Şuarâ) anıtı, 2009. Deprem dönemine ait değildir. Fotoğraf: Elmju · CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons (Maqbaratoshoara 4.JPG)

Şehrin Surhab semtindeki Şairler Mezarlığı'nda Katran Tebrizî'nin adı anılır; ama bazı kaynaklar onun Gence'de öldüğünü yazar. Katran'ın kasideleri ve Nâsır-ı Hüsrev'in birkaç satırı, bin yıl önce bir gecede yıkılan Tebriz'den bugüne kalan en canlı tanıklıklardır.

Kaynaklar

  • Nâsır-ı Hüsrev, Sefername (Farsça metin, Ganjoor dijital kütüphanesi, 11. ve 12. bölümler)
  • Katran Tebrizî, Divan, kasideler 113 ve 133: "Tebriz depremi üzerine" (Farsça metin, Ganjoor dijital kütüphanesi)
  • İbnü'l-Cevzî, el-Muntazam, 434 yılı kaydı (Farsça Vikipedi, "Tebriz depremleri" maddesinde aktarıldığı biçimiyle)
  • C. E. Bosworth, "Rawwādids", Encyclopaedia Iranica: İbnü'l-Esîr ve Nâsır-ı Hüsrev'in ölü rakamları, Vehsûdân ve Oğuzlar
  • Xavier de Planhol, "Earthquakes iii. In Persia", Encyclopaedia Iranica: 14 Safer tarihi, müneccim Ebû Tâhir rivayeti
  • N. N. Ambraseys ve C. P. Melville (1982), A History of Persian Earthquakes, Cambridge University Press (Hessami ve diğ. çalışmasında aktarıldığı biçimiyle)
  • K. Hessami ve diğ. (2003), Paleoearthquakes and slip rates of the North Tabriz Fault, NW Iran: preliminary results, Annals of Geophysics 46(5)
  • NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt 335
  • Vikipedi (İngilizce ve Farsça): Tabriz, Rawwadid dynasty, Qatran Tabrizi, Nasir Khusraw, Maqbaratoshoara (başlangıç kaynağı)

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları