İçeriğe geç
Cuma, 2 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Türkiye Depremleri

458 Antakya Depremi: İmparatorun Sarayını Yıkan Gece

Eylül 458'de bir gece Antakya'yı sarsan deprem, imparatorluk sarayının bulunduğu Yeni Şehir'deki evlerin neredeyse tamamını yıktı; halk dağlara kaçtı, İmparator I. Leon şehrin vergisinden bin talent altını sildi. Evagrius'un bina bina anlatımı, Simeon'un bedenini isteyen surları yıkık şehir ve kaynaklarda bulunmayan 80 bin ölü rakamı.

DepremleYasam 11 dk okuma

Eylül 458. Doğu Roma'nın en büyük şehirlerinden Antakya, yeni bir imparatorun ikinci yılını yaşıyor. Bir cumartesi gecesi, gecenin dördüncü saatinde yer sarsılıyor. İmparatorluk sarayının bulunduğu Yeni Şehir'de evlerin neredeyse tamamı çöküyor, hipodromun kuleleri yıkılıyor, halk dağlara kaçıyor. İmparator I. Leon şehrin vergisinden bin talent altını siliyor. Bugün pek çok katalog bu depremi 80 bin ölüyle anıyor; ama depremi en ayrıntılı anlatan tarihçi ölü sayısı vermiyor.

Depremden önce

5. yüzyılın ortasında Antakya, Asi Nehri'nin sol kıyısında, Silpius Dağı'nın eteğinde kurulu büyük bir şehirdir. Selevkos krallarının başkenti olarak kurulmuş, dört ayrı duvarlı mahallenin birleşmesiyle büyümüştür. Bu mahallelerden biri nehrin içindeki bir adadadır; kral sarayının da büyük olasılıkla bu adada olduğu düşünülür. Roma döneminde şehre Roma'daki Circus Maximus örnek alınarak yapılmış, 80 bin seyirci alabilen bir hipodrom eklenmiştir.

Şehrin kalabalığı hakkında elde kesin bir sayı yoktur. Hatip Libanius 363 yılında yazdığı bir mektupta Antakya'da 150 bin insan yaşadığını söyler. Antakya o sırada imparatorluğun Doğu bölgesini yöneten Comes Orientis'in makamıdır ve Hristiyanlığın beş büyük patrikliğinden birine ev sahipliği yapar. Şehirde Konstantin'in yaptırdığı sekizgen Büyük Kilise yükselir.

Antakya'nın altındaki toprak huzursuzdur. Şehir, Ölü Deniz Fayı'nın kuzey ucunda, üç levhanın buluştuğu Maraş bölgesine yakın bir yerdedir; tarih boyunca altmıştan fazla önemli deprem yaşayacaktır. 115 yılındaki büyük depremde İmparator Trajan şehirdeydi ve günlerce hipodromda sığınmak zorunda kalmıştı.

Yeni imparator, öfkeli sokaklar

Konstantinopolis'te 7 Şubat 457'de taç giyen I. Leon, Trakya kökenli bir askerdir. Onu tahta, ordunun başkomutanı Alan kökenli Aspar çıkarmıştır; Aspar, Leon'u kolay yönlendirebileceği bir kukla olarak görür. Leon'un taç giyme töreni, Roma geleneğine ilk kez Hristiyan bir öğe ekleyen tören olarak bilinir: imparator tacını Ayasofya'da sunağa bırakır, patrik tacı yeniden başına koyar.

Depremi anlatan en önemli kaynak, 6. yüzyılda yaşamış Suriyeli hukukçu ve tarihçi Evagrius Scholasticus'tur. Evagrius, Antakya patriği Gregorios'un yardımcısıdır ve olayları "hatip Yuhanna" dediği bir yazarın ayrıntılı anlatımından aktardığını söyler. Evagrius'a göre depremden önce Antakya sokaklarında halkın taşkınlıkları yaşanır. Tarihçi bu kargaşayı vahşi hayvanların saldırganlığını aşan bir çılgınlık olarak tarif eder ve felaketin bir tür ön habercisi gibi görür. Taşkınlığın sebebini ya da kimlerin karıştığını yazmaz.

Gecenin dördüncü saati

Evagrius depremi büyük bir özenle tarihler. Leon'un saltanatının ikinci yılıdır; şehrin kendi takvimine göre 506. yıldır. Ay Gorpiaios'tur, yani Romalıların eylül dediği ay. Gün ayın 14'üdür ve tarihçi bunun "Rab'bin gününün arifesi", yani pazarı bağlayan gece olduğunu ekler. Saat, gecenin dördüncü saatidir. Gece saatleri gün batımından sayıldığına göre bu, akşamın ilk saatleridir.

Evagrius'a göre bu, Trajan dönemindeki depremden 347 yıl sonra şehrin kayıtlara geçen altıncı depremidir. Ama tarihçinin kendi tarih işaretleri tam örtüşmez; deprem kataloğu yazarı Nicholas Ambraseys de bu bölümdeki tarih tutarsızlıklarına dikkat çeker. Antakyalı vakanüvis Malalas olayı 13 Eylül Pazar günü yaşanan "dördüncü felaket" olarak kaydeder. Teofanis depremi 457-458'e, Kedrenos 457'ye, Süryani kroniği Psödo-Dionysios ise 456 ile 459 arasına koyar. Guidoboni ve ekibinin 1994 kataloğu depremi 13'ü 14'üne bağlayan geceye, Eylül 458'e koyar; NOAA da 458 yılını kullanır.

Yeni Şehir çöküyor

En ağır darbeyi Evagrius'un "Yeni Şehir" dediği semt alır. Tarihçinin anlatımına göre burası çok kalabalıktır; tek bir boş arsa, ıssız bir köşe yoktur. İmparatorlar yıllar boyunca birbirleriyle yarışırcasına bu semti süslemiştir. Deprem Yeni Şehir'deki evlerin neredeyse hepsini yıkar.

Antakya hipodromu kalıntıları
Antakya hipodromunun kazıda ortaya çıkan kalıntıları. Fotoğraf 1934-1939 yıllarına aittir, deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Matson Collection · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (Antioch hippodrome remains, series of stairways LOC matpc.16683.jpg)

İmparatorluk sarayını oluşturan binalardan ilk ikisi çöker; geri kalanlar ayakta kalır. Sarayın önündeki revaklar, yakınındaki dört kemerli anıt Tetrapylon ve hipodromun girişlerini koruyan kuleler yerle bir olur. Hipodromun yanındaki revakların bir kısmı da yıkılır.

Eski Şehir'de tablo farklıdır. Evagrius'a göre buradaki revaklar ve evler yıkılmaktan tamamen kurtulur. Yine de Trajan, Severus ve Hadrianus hamamlarının küçük bölümleri çatlar; Ostrakine adlı ev mahallesinin bazı kısımları revaklarıyla birlikte yıkılır, Nymphaeum denen anıtsal çeşme yerle bir olur.

Dağlara kaçan halk

Evagrius o geceki ölüleri saymaz. Depremin insanlara etkisini başka kaynaklar anlatır. İtalyan tarihî deprem araştırmacısı Emanuela Guidoboni ve ekibinin 1994'te yayımladığı katalog, bu kaynakları bir araya getirir. Antakyalı Severus'un aktarımına göre deprem çok sayıda kurban verir, pek çok insanı evsiz bırakır; şehrin halkı dağların tepelerine doğru kaçar.

724 yılında yazılmış bir Süryani kroniği, Antakya'nın iki bölümünün yıkıldığını ve çok sayıda insanın öldüğünü söyler. 9. yüzyılda yazan Bizanslı Teofanis ise daha ileri gider: ona göre korkunç deprem şehrin neredeyse tamamını harabeye çevirir. Bu anlatım, Eski Şehir'in büyük ölçüde ayakta kaldığını söyleyen Evagrius'la çelişir. Olaya daha yakın tarihte yaşamış ve ayrıntılı bir kaynağı izleyen Evagrius'un bina bina sayımı, bugünkü araştırmacıların temel aldığı anlatımdır.

Evagrius bir ayrıntıyı da not eder: Sarayın ayakta kalan bölümlerinin yanındaki hamamlar, depremden önce kullanılmıyordur. Diğer hamamlar hasar görünce bunlar yeniden çalıştırılır ve şehrin ihtiyacını karşılar. Yıkılmış bir şehirde temizlik ve su, ilk günlerin derdidir.

İmparatorun bin talenti

I. Leon'un altın sikkesi
İmparator I. Leon'un altın sikkesi (solidus), 462-466. Sikke depremden birkaç yıl sonra basılmıştır. Fotoğraf: ANS · CC0, Wikimedia Commons (Gold Solidus of Leo I, 462-466.jpg)

Haber Konstantinopolis'e ulaştığında Leon harekete geçer. Evagrius'un hatip Yuhanna'dan aktardığına göre imparator, Antakya'nın devlete ödeyeceği vergiden bin talent altını siler. Bununla kalmaz; evleri yıkılan yurttaşların ev vergilerini de kaldırır. Hem bu evlerin hem de kamu binalarının yeniden yapılması için önlemler alır.

Kaynaklar bu yardımın nasıl dağıtıldığını, yeniden yapımın ne kadar sürdüğünü anlatmaz. Arkeolojik kazılar ise depremin izini taşlarda gösterir: kazıcıların F hamamı adını verdiği yapıda, 458 depreminden sonraki onarım için hazırlanmış sütun başlıklarına rastlanmıştır.

Surları olmayan şehir

Aziz Simeon Kilisesi kalıntıları
Halep yakınında Aziz Simeon Kilisesi kalıntıları (Kalat Seman). Fotoğraf 2010 yılına aittir. Fotoğraf: Bernard Gagnon · CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons (Church of Saint Simeon Stylites 01.jpg)

Depremden yaklaşık bir yıl sonra Antakya bir başka olayla sarsılır. Şehrin 65 kilometre kadar doğusunda, yıllarca bir sütunun tepesinde yaşayan ünlü münzevi Simeon, 2 Eylül 459'da ölür. Evagrius'a göre o sırada Doğu'daki ordunun komutanı, Aspar'ın oğlu Ardabur'dur. Askerler kalabalık bir maiyetle Simeon'un yaşadığı yere gider ve cesedi, çevredeki şehirlerin halkı toplanıp alıp götürmesin diye korumaya alarak Antakya'ya taşır.

İmparator Leon cesedin Konstantinopolis'e getirilmesini ister. Antakyalılar ona bir dilekçe yazar. Evagrius'un aktardığı dilekçede halk, şehirlerinin artık surları olmadığını, bu surların gazapla yıkıldığını söyler; azizin bedenini kendilerine sur ve siper olsun diye getirdiklerini yazar. İmparator ikna olur ve beden Antakya'da kalır. Dilekçe, surları neyin yıktığını adıyla söylemez; ama şehrin kendini korunaksız hissettiğini açıkça gösterir. Simeon'un bedeni için imparator Leon döneminde bir yapı inşa edilir.

80 bin ölü nereden geliyor

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'nin (NOAA) önemli depremler veritabanı, 458 Antakya depremi için 80 bin ölü yazar ve şiddeti IX olarak verir. Aynı kayıtta depremin Küçük Asya'nın her yerinde ve Trakya'da hissedildiği notu da vardır. Suriyeli sismologlar Sbeinati, Darawcheh ve Mouty'nin 2005'te yayımladığı tarihî deprem çalışması, 80 bin rakamının Poirier ve Taher'in 1980'de yayımladığı parametrik katalogdan geldiğini gösterir.

Oysa okunabilen çağdaş ve yakın kaynakların hiçbiri bir sayı vermez. Evagrius binaları tek tek sayar ama ölü sayısı yazmaz; Süryani kroniği "çok sayıda ölü" der; Severus "çok sayıda kurban" der. Libanius'un bir yüzyıl önce 150 bin dediği bir şehirde, Eski Şehir'in büyük ölçüde ayakta kaldığı bir depremde 80 bin ölü, kaynakların anlattığı tabloyla zor bağdaşır. Rakamın hangi eski metinden türetildiği bilinmemektedir; gerçek ölü sayısı bilinmiyor.

Benzer bir karışıklık tarihte de vardır. Evagrius aynı dönemde Trakya'yı, Çanakkale Boğazı kıyılarını, İyonya'yı ve Kiklad adalarını sarsan, Knidos ile Kos'u yıkan başka bir depremden söz eder. NOAA kaydındaki "Trakya'da da hissedildi" notunun bu ayrı olayla karışmış olması mümkündür; ama bunu kesin olarak söyleyen bir kaynak yoktur.

Neyi değiştirdi

458 depremi Antakya'nın yıkım zincirinin bir halkasıdır. Şehir 526'da çok daha büyük bir depremle, 528'de bir yenisiyle sarsılacak, 540'ta Pers kralı Hüsrev tarafından yağmalanacaktır. Sel, deprem ve savaş birbirini izledikçe Antakya'nın eski görkemi söner; Asi'nin taşıdığı alüvyon zamanla nehirdeki adayı yok eder ve antik şehri metrelerce toprağın altına gömer.

Deprem aynı zamanda bir imparatorun felakete nasıl karşılık verdiğinin erken bir kaydıdır. Vergi silme, ev sahiplerine vergi muafiyeti ve kamu binalarının onarımı, Leon'un yardımının üç ayağıdır. Evagrius'un bina bina anlatımı ise tarihî deprem araştırmacılarına, hasarın şehrin hangi bölümünde yoğunlaştığını gösteren nadir bir harita bırakır.

Bugün

Yakto mozaiğinin bordürü
Defne yakınında Yakto'da bulunan 5. yüzyıl sonuna ait mozaiğin Antakya'yı gösteren bordürü, Hatay Arkeoloji Müzesi. Fotoğraf günümüzde çekilmiştir, deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Dosseman · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Antakya Archaeological Museum Yakto mosaic border 2579.jpg)

Antik Antakya'nın büyük kısmı bugün Asi'nin alüvyonları altındadır. 1932-1939 kazıları sarayı ve Büyük Kilise'yi bulamaz, ama 4. ve 5. yüzyıla ait yüzlerce mozaik çıkarır. Bunların bir bölümü, Antakya'dan Defne'ye uzanan yolu ve binalarını gösteren bir bordürle çevrilidir. Mozaikler bugün Hatay Arkeoloji Müzesi'ndedir.

6 Şubat 2023'te Antakya bir kez daha yıkıldı. Kahramanmaraş merkezli depremlerde şehrin birçok mahallesi tamamen çöktü; Aziz Pavlus Kilisesi, Antakya Sinagogu ve tarihî camiler zarar gördü. Hatay'da ölü sayısının 20 bini aştığı tahmin ediliyor. On beş yüzyıl önce Leon'un vergi silerek yeniden kurmaya çalıştığı şehir, bugün yeniden kuruluyor.

Kaynaklar

  • Evagrius Scholasticus, Kilise Tarihi, II. kitap 12. ve 14. bölümler; I. kitap 13. bölüm (E. Walford'un 1846 İngilizce çevirisi)
  • Sbeinati, M. R., Darawcheh, R. ve Mouty, M. (2005). The historical earthquakes of Syria: an analysis of large and moderate earthquakes from 1365 B.C. to 1900 A.D. Annals of Geophysics, 48(3).
  • Guidoboni, E. ve diğ. (1994). Catalogue of Ancient Earthquakes in the Mediterranean Area up to the 10th Century (Sbeinati ve diğ. aracılığıyla)
  • Ambraseys, N. N. (2009). Earthquakes in the Mediterranean and Middle East (DEADSEAQUAKE.info kataloğunda aktarıldığı biçimiyle)
  • DEADSEAQUAKE.info, Antakya arkeolojik hasar sayfası
  • NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt 116
  • Vikipedi (İngilizce), Antioch, Leo I, Simeon Stylites, Evagrius Scholasticus, Antakya maddeleri (başlangıç kaynağı)

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları