İçeriğe geç
Cuma, 2 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Türkiye Depremleri

1598 Amasya-Çorum Depremi: Venedik'ten Gelen 60 Bin Ölü

Mayıs 1598'de Kuzey Anadolu Fayı yakınında olan büyük bir deprem şehzade şehri Amasya'yı ve Çorum'u yıktı; artçılar dört ay sürdü. Kataloglardaki 60 bin ölü rakamı ise depremden uzakta, Venedik'te yazılmış tek bir mektuba dayanıyor. Çağdaş Venedik ve Ermeni anlatımları, tartışmalı Karadeniz tsunamisi, II. Bayezid vakfının hesap defterleri ve ardından gelen Celali yılları üzerinden belgesel anlatım.

DepremleYasam 12 dk okuma

Mayıs 1598. Osmanlı İmparatorluğu Macaristan'da Habsburglarla savaşıyor, Anadolu'nun köylerinde huzursuzluk büyüyor. Yeşilırmak vadisindeki şehzade şehri Amasya ve onun batısındaki Çorum'da yer şiddetle sallanıyor. Yüzyıllar sonra bu deprem kataloglara 60 bin ölüyle giriyor. Ama bu rakam, olay yerinden çok uzakta, Venedik'te yazılmış bir mektuptan geliyor. 1598 depremi, ne bildiğimizi ve ne bilmediğimizi birlikte anlatmayı gerektiren bir olay.

Depremden önce

Amasya'da Yeşilırmak kıyısı ve kaya mezarları
Amasya'nın Yeşilırmak kıyısındaki eski şehri ve kaya mezarları, 2023. Fotoğraf bugüne aittir, deprem dönemine ait değildir. Fotoğraf: Szgin · CC0, Wikimedia Commons (Amasya-city.jpg)

Amasya, Yeşilırmak'ın açtığı dar bir vadinin içine kurulmuş, iki yanı neredeyse dik kayalıklarla çevrili bir şehirdir. Kayalıkların yüzünde Pontus krallarının mezarları, tepede Harşena Kalesi vardır. Osmanlılar için Amasya sıradan bir taşra şehri değildir: 16. yüzyılın sonuna kadar şehzadelerin devlet yönetimini öğrenmek için gönderildiği sancaklardan biridir. II. Bayezid de 1454-1481 arasında burada valilik yapmıştır.

Bayezid'in şehre bıraktığı en büyük eser, 1481-1486 arasında yapılan külliyesidir: Cuma namazına yetecek büyüklükte bir cami, bir medrese, bir sıbyan mektebi ve yetimlerin, yoksulların, yolcuların doyurulduğu büyük bir imaret. Külliyenin çevresinde, imaretin adını taşıyan bir mahalle oluşmuştur. Vakfın gelirleri Amasya ve çevresindeki köylerden, dükkânlardan, hanlardan, hatta Samsun ve Canik'teki gelir kaynaklarından toplanır.

Çorum ise o yıllarda Amasya'nın gölgesinde, daha küçük bir yerleşimdir. Adı Osmanlı kayıtlarında eski bir Selçuklu kalesiyle birlikte geçer; 16. yüzyılın ortasında kalenin çevresi dört mahalleye ayrılmıştır.

Bölge depremle tanışıktır. Amasya, Kuzey Anadolu Fayı'nın etki alanındadır ve tarih boyunca hem kendi çevresinde hem de Çorum ve Tokat'ta olan depremlerden etkilenir. Ambraseys ve Finkel'in Osmanlı dönemi deprem kataloğuna göre 1579'da da Çorum-Amasya bölgesinde bir deprem olur ve halk hükümetten vergilerin affedilmesini ister. Amasya tarihçisi Hüseyin Hüsameddin de 1590-91 yıllarında bölgede büyük bir deprem kaydeder.

Savaşta bir imparatorluk

1598'de tahtta III. Mehmed vardır. 1595'te babası III. Murad'ın ölümüyle padişah olmuştur. İmparatorluk 1593'ten beri Macaristan'da Habsburglarla savaşmaktadır. Osmanlı ordusu 1596'da Eğri'yi alır ve Haçova'da büyük bir zafer kazanır; ama 1598'de Avusturyalılar Yanıkkale'yi (Győr) geri alır. Askerin ve paranın çoğu batıya akar.

Anadolu'da ise başka bir sorun büyümektedir. Tarihçi Mustafa Akdağ, Celali isyanlarının büyük dalgasını 1596 ile başlatır. Sekban ve levent denen düzensiz silahlı bölükler büyür; savaşın yarattığı ekonomik ve toplumsal sarsıntı taşrayı huzursuz eder. Birkaç yıl içinde bu kargaşa Amasya ve Çorum'a da ulaşacaktır. Deprem, böyle bir dönemde gelir.

Mayıs 1598

Depremin günü ve saati bilinmez. Kataloglar yalnızca ayı verir: Mayıs 1598. ABD'nin NOAA veritabanı merkez üssünü yaklaşık olarak 40,4 kuzey enlemi ve 35,4 doğu boylamında, yani Amasya ile Çorum arasında bir yerde gösterir. Bu nokta bir ölçüm değil, hasar haberlerinin coğrafyasından yapılan bir tahmindir.

Tarih bile tartışmalıdır. Depremi kaydeden çağdaş Ermeni kaynaklarından biri, olayı Ermeni takviminin 1047 yılının mayıs ayındaki bir güneş tutulmasından hemen sonra anlatır; bu da Mayıs 1598'e denk gelir. Ancak Ambraseys ve Finkel'in belirttiğine göre tutulmaların tarihlenmesinde kullanılan modern standart esere göre 1598'de yalnızca iki güneş tutulması olmuştur: 7 Mart'ta ve 31 Ağustos'ta. Yani kaynaktaki tutulma ile deprem arasındaki bağ tam oturmaz.

Depremin büyüklüğü için de kesin bir rakam yoktur. Ambraseys ve Finkel bunun kuzey-orta Anadolu'da büyük bir deprem olduğunu düşünür, ama ellerindeki verinin büyüklüğü hesaplamaya yetmediğini açıkça yazar. Ergin ve arkadaşlarının 1967 tarihli Türkiye kataloğu şiddeti VIII olarak verir. Daha yeni bazı özetlerde 6,7 yüzey dalgası büyüklüğü ve 22 kilometrelik bir kırılma uzunluğu geçer. Depremin Kuzey Anadolu Fayı üzerinde olduğu düşünülür, ama fayın hangi parçasının kırıldığı bilinmez; yüzeyde bir kırılma izi bırakmış olması da düşük ihtimal olarak görülür.

Yarılan toprak

Depremi anlatan kaynakların çoğu yabancıdır ve olay yerinden uzaktır. En çok alıntılanan anlatım, Venedik'ten yazılmış çağdaş bir mektuptur; kataloglarda 1599 tarihli bir derlemeden aktarılır. Mektuba göre 1598'de Karadeniz'de öyle bir deprem olur ki Amasya, başka kasabalarla birlikte yerle bir olur. Mektup, yalnızca iki kasabada 60 bin kişinin evlerinin yıkıntıları altında can verdiğini yazar.

Başka bir çağdaş haber, Amasya'da toprağın yarıldığını ve pek çok köyü içine aldığını söyler. 1606 tarihli imzasız bir anlatım ise depremi yine Amasya bölgesine yerleştirir ve böyle bir depremin uzun yıllardır görülmediğini ekler.

Ermeni kaynakları depremin gerçekten yaşandığını doğrular. Ambraseys'in aktardığına göre bu kaynaklar depremin Çorum'da da büyük hasar verdiğini ve artçı sarsıntıların dört ay sürdüğünü anlatır. Calvi'nin 1941 tarihli kataloğu da depremin dört ay sürdüğünü yazar. Bölgenin 1598 yazını sarsıntılar arasında geçirdiği anlaşılır.

Bu anlatımlarda adı geçen tek bir yıkılmış bina, tek bir ölünün adı, tek bir sokak yoktur. Bu yazı için okunan kaynaklarda, depremin Osmanlı arşivindeki izine dair ayrıntılı bir belge de aktarılmaz. Bugün bu deprem hakkında bildiklerimiz, birkaç cümlelik uzak haberlerden ibarettir.

Karadeniz kıyısında dalga

Kaynaklardaki en şaşırtıcı ayrıntı denizle ilgilidir. Venedik mektubu denizin geri çekildiğini ve kasabalarda, köylerde birkaç bin kişiyi boğduğunu yazar. 1606 tarihli anlatım ise Karadeniz kıyısında denizin bir mil kadar karaya girdiğini ve pek çok insanı boğduğunu söyler.

Altınok ve Ersoy, 2000 yılındaki Karadeniz tsunamileri çalışmasında bu bilgiyi tekrar eder ve Rus araştırmacı Nikonov'a dayanarak Sinop ile Samsun arasındaki körfezde dalga yüksekliğinin 1 metre kadar olduğunu ekler. Ancak daha sonra kaynakları yeniden tarayan araştırmacılar, Nikonov'un makalelerinde böyle bir anlatım bulamadıklarını yazar.

Ambraseys de 2009'daki büyük kataloğunda kuşkuludur: Amasya'nın 100 kilometre kadar kuzeyindeki kıyıda bir deniz dalgasının bu depremle ilişkilendirilmesi zordur; ancak denizin altında büyük bir heyelan tetiklendiyse açıklanabilir. NOAA'nın tsunami veritabanı da bu kararsızlığı yansıtır: aynı olay bazı kataloglarda "kesin tsunami", bazılarında "olası tsunami" olarak geçer.

60 bin ölü sorusu

NOAA veritabanı 1598 depremi için 60 bin ölü yazar ve bu rakam internette en çok tekrarlanan bilgi hâline gelmiştir. Ama rakamın tek kaynağı Venedik mektubudur, ve mektup bu sayıyı "iki kasabada" ölenler için verir. Mektubu yazan kişinin depremi gördüğüne dair bir işaret yoktur; anlattıkları, yüzlerce kilometre öteden ulaşmış bir haberdir.

Ambraseys ve Finkel bu yüzden temkinlidir: eldeki verinin depremin etkilerini tam değerlendirmeye yetmediğini yazarlar ve rakamı doğrulayan yerel bir kayıt sunmazlar. Çorum o yıllarda küçük bir kasabadır; iki kasabada 60 bin ölü, 16. yüzyıl Anadolu şehirleri için olağanüstü büyük bir sayıdır. Avrupa'ya ulaşan deprem haberlerinde rakamların büyümesi alışıldık bir durumdur; Halep'teki 1138 depremi için yaygınlaşan 230 bin ölü rakamı da benzer bir yanlışlıktan doğmuştur.

Bu, depremin küçük olduğu anlamına gelmez. Birbirinden bağımsız Venedik, Ermeni ve başka çağdaş kaynakların aynı depremi anlatması, büyük bir yıkım yaşandığını gösterir. Yalnızca kaç kişinin öldüğünü bilmiyoruz. Dürüst cevap şudur: ölü sayısı binlerle ifade edilecek kadar büyük olabilir, ama 60 bin, doğrulanmamış ve büyük olasılıkla abartılı bir rakamdır.

Vakfın defterleri

Amasya II. Bayezid Camii'nin revaklı girişi
Amasya II. Bayezid Camii'nin son cemaat yeri, 2018. Fotoğraf bugüne aittir, deprem dönemine ait değildir. Fotoğraf: Dosseman · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Amasya Bayezid II Mosque Porch 093.jpg)

1598'in Amasya'sına bakmanın dolaylı bir yolu var: II. Bayezid vakfının hesap defterleri. Tarihçi Kayhan Orbay, 2001'de Bilkent Üniversitesi'nde tamamladığı yüksek lisans tezinde vakfın 1594-1657 arasındaki gelir ve giderlerini Osmanlı arşivindeki defterlerden ve Amasya şer'iye sicillerinden tek tek inceler.

Orbay'ın bulguları dikkat çekicidir. Vakıf 1594 ile 1598 arasında gelirlerini artırır, gecikmeli de olsa düzenli toplar ve her yıl kayda değer bir nakit fazla verir. Asıl çöküş 1600'de gelir: o yıl vakıf, gelirlerinin yalnızca yüzde 24'ünü toplayabilir. Orbay bu krizi Celali isyanlarının yarattığı kargaşaya, kırsal nüfusun azalıp yer değiştirmesine bağlar.

Orbay, vakıf gelirlerini etkileyebilecek doğal afetleri de tartışır. Dönem içinde bildiği büyük depremler olarak Hüsameddin'in kaydettiği 1590-91 depremini ve 1668 depremini sayar; Amasya şer'iye sicilinde Haziran 1635'te olduğu anlaşılan bir depremi de bulur. Bu depremde vakıf camisinin minaresi ve kubbesi zarar görür, onarım için 7.637 akçe harcanır. Tezde 1598 depremine ait bir onarım kaydı geçmez.

Bu bir kanıt değil, bir sorudur. Vakfın defterleri depremin hasarını kaydetmemiş olabilir; deprem şehrin bu yapılarını ağır etkilememiş olabilir; ya da kaynaklarda farklı tarihlerle geçen depremlerden bazıları aynı olay olabilir. Bugünkü bilgiyle bu soruların cevabı yok.

Celali yılları

Depremden sonraki yıllarda bölgenin asıl yıkımı insan eliyle gelir. 1599'da doğu Anadolu'da kuraklık, 1600'de kıtlık yaşanır. 1599'da isyan eden sekban önderi Karayazıcı Abdülhalim, Urfa'yı ele geçirir ve kendini sultan ilan eder. Ermeni tarihçi Arakel, onun Çorumlu bir Türk'ün oğlu olduğunu yazar.

Devlet, isyanı bastıramayınca Karayazıcı ile pazarlık eder ve onu önce Ayıntab'a, sonra Amasya sancağına atar. Karayazıcı Amasya'yı altı ay yönetir, ardından Çorum'a gönderilir. Onun sekbanları ise yağmayı ve yasa dışı vergileri sürdürür. Amasyalı Deli Zülfikar gibi yerel isyancılar da ona katılır. Karayazıcı 1601'de Elbistan yakınlarında yenilir, Canik dağlarına kaçar ve kısa süre sonra orada ölür.

Depremden üç yıl sonra Amasya ve Çorum, depremi yaşamış şehirler olarak değil, isyancıların yönettiği sancaklar olarak anılır. Orbay'ın defterleri de vakfın gelir kaybını bu yıllara bağlar.

Neyi değiştirdi

1598 depremi, belgelerin azlığı yüzünden bir şehrin yeniden kuruluş hikâyesini değil, bir bilginin yolculuğunu anlatır. Venedik'te yazılan bir cümle yüzyıllar sonra bir veritabanına girer, oradan ansiklopedilere ve haber sitelerine yayılır ve "en az 60 bin ölü" kesin bir bilgi gibi tekrarlanır.

Deprem bilimi için ise bu olay, Kuzey Anadolu Fayı'nın orta kesiminin tarihsel geçmişindeki boşluklardan biridir. Fayın hangi parçasının kırıldığı bilinmediği için 1598 depremi, bölgenin deprem tekrarlanma hesaplarında belirsiz bir nokta olarak kalır. Aynı bölge 1668'de yeniden büyük bir depremle sarsılır; 20. yüzyılda ise 1939 Erzincan depreminden sonra fay boyunca art arda gelen büyük depremler Amasya ve Çorum'un çevresini de etkiler.

Bugün

Çorum saat kulesi
Çorum'daki 19. yüzyıldan kalma saat kulesi, 2019. Fotoğraf bugüne aittir, deprem dönemine ait değildir. Fotoğraf: Acar54 · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Çorum saat kulesi.jpg)

Amasya bugün Yeşilırmak kıyısındaki onarılmış Osmanlı evleri, kaya mezarları ve II. Bayezid Külliyesi'yle bir turizm şehri. Külliye ayakta ve yüzyıllar boyunca depremlerden sonra defalarca onarıldı. Çorum, 16. yüzyıldaki küçük kasabadan büyük bir il merkezine dönüştü.

Her iki şehir de Kuzey Anadolu Fayı'nın etki alanında yaşamaya devam ediyor. 1598 depreminden geriye bir bina, bir mezar taşı ya da bir kitabe kalmadı; yalnızca birkaç uzak mektup ve bir rakam kaldı. O rakamın doğru olmadığını bilmek, depremin yaşanmadığı anlamına gelmiyor.

Kaynaklar

  • NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, olay no. 10616 (1598, Amasya-Çorum) ve Küresel Tarihsel Tsunami Veritabanı, olay no. 5844: Ambraseys ve Finkel (1995), Ambraseys (2009), Altınok ve Ersoy (2000) ve diğer kataloglardan aktarılan notlar
  • N. N. Ambraseys ve C. F. Finkel, The Seismicity of Turkey and Adjacent Areas: A Historical Review, 1500-1800, İstanbul 1995 (NOAA notlarında ve Zafer Gölen'in Belleten'deki tanıtım yazısında aktarıldığı biçimiyle)
  • N. N. Ambraseys, Earthquakes in the Mediterranean and Middle East (2009) (NOAA notlarında aktarıldığı biçimiyle)
  • Kayhan Orbay, The Financial Administration of an Imperial Waqf in an Age of Crisis: A Case Study of Bayezid II's Waqf in Amasya (1594-1657), yüksek lisans tezi, Bilkent Üniversitesi, 2001
  • Y. T. Çinarcı ve F. Özçelik, "Osmanlı Taşrasında Afet Yönetimi: 19. Yüzyıl Amasya'sında Doğal Afetler ve Toplumsal Kırılganlık", Karadeniz Araştırmaları, 2026
  • Vikipedi (İngilizce ve Türkçe): 1598 Amasya-Çorum depremi, Amasya, Çorum, III. Mehmed, Celali isyanları, Karayazıcı, Uzun Türk Savaşı (başlangıç kaynağı)

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları