1966 Varto Depremi Harman Zamanı İlçeyi Yıktı, Kışa Karşı Yarış Başladı
19 Ağustos 1966'da, harman zamanı öğleden sonra gelen deprem Muş'un Varto ilçesini yerle bir etti; resmî rakamlara göre 2.394 kişi öldü. Ekmeğin uçaklarla köylere atıldığı günlerin, kışa yetişmeye çalışılan barakaların ve depremden sonra İstanbul'a, Almanya'ya dağılan Vartoluların hikâyesi.
19 Ağustos 1966, Cuma. Muş'un Varto ilçesinde harman zamanı; erkeklerin çoğu tarlada, kadınlar ve çocuklar evde. Saat 14.22'de gelen sarsıntı, aynı yıl içinde birkaç kez sallanmış bu yaylayı bu kez yerle bir edecek. Bu yazı, o öğleden sonranın, ardından gelen kışa karşı yarışın ve depremden sonra dünyaya dağılan Vartoluların hikâyesi.
Depremden önce


Varto, Muş'un kuzeyinde, yüksek bir havzada kurulu küçük bir ilçedir. 1965 sayımında ilçenin köyleriyle birlikte nüfusu 33.689'dur; ilçe merkezinde ise yalnızca 2.800 kadar kişi yaşar. İnsanlar tarım ve hayvancılıkla geçinir. Köy evleri kalın taş duvarlı, toprak damlıdır; ilçe merkezinde kerpiç ve bazalt taşından yapılar vardır.
Bu topraklar depremi iyi tanır. 31 Mayıs 1946 sabahı saat 05.15'te gelen deprem bölgede 839 kişinin ölümüne yol açmış, yalnız Varto'da 371 kişi hayatını kaybetmiş, 1.239 bina tamamen yıkılmıştı.
1966 yılı ise baştan sarsıntılıdır. 7 Mart gecesi saat 03.16'da Varto ve Hınıs'ı 5,5-5,6 büyüklüğünde bir deprem sarsar. Kaynaklar can kaybını 14 ya da 15 olarak verir. Binlerce ev yıkılır ya da hasar görür. Ertesi gün bölgeye gelen İmar ve İskân Bakanı Haldun Menteşeoğlu, Varto'da kendisini karşılayan halkın ekmek ve su değil çadır istediğini görür ve Ankara'dan acilen 1.500 çadır ister. 12 Temmuz'da Varto'nun Bağiçi köyü merkezli 4,6 büyüklüğündeki bir başka depremde 12 kişi ölür.
Art arda gelen sarsıntılar insanların gündelik düzenini değiştirmiştir. Pek çok aile geceleri evinde uyumaktan korkar, dışarıda yatar; gündüzleri ise evlerine döner. Gündüz evde olmak, birkaç hafta sonra bedeli ağır bir alışkanlığa dönüşecektir.
İlçede yeni yapılar da vardır: 1965'te tamamlanan betonarme Yatılı Bölge Okulu ve Ziraat Bankası binası. Sonradan yapılan incelemeler, her ikisinin de müteahhit hatası yüzünden yıkıldığını ortaya koyacaktır.
Sarsıntı: Cuma, saat 14.22
19 Ağustos 1966, Cuma. Saat 14.22'de, Varto'ya 18 kilometre kadar uzaklıkta, 26 kilometre derinlikte yer kırılır. Büyüklüğü için farklı rakamlar verilir: Kandilli Rasathanesi 6,9, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) "yaklaşık 7" der; bugünkü kataloglarda moment büyüklüğü 6,8'dir. Sarsıntının süresi kaynağa göre 20 ile 30 saniye arasında değişir; ertesi günün Milliyet'i saati 14.25-14.30 arası, süreyi 5 ile 23 saniye arası olarak verir.
Hasat mevsimidir. Köylerde erkeklerin çoğu tarlalardadır; evlerde kadınlar, yaşlılar ve çocuklar vardır. Varto'nun sinemasında o saatte çocuklar için matine gösterilmektedir.

Varto'da ayakta neredeyse hiçbir bina kalmaz. Hükümet konağı, hastane, postane ve banka şubesi çöker. Gazetelere ulaşan habere göre hükümet binasından yalnızca üç kişi yarasız çıkabilir; ilçe savcısı yaralılar arasındadır. Kerpiç evlerin hemen hepsi yıkılır, saç çatılı bazalt yapılar kısmen dayanır.
Sarsıntı Samsun'dan Kars'a kadar hissedilir. Erzurum'un Hınıs, Tekman ve Çat ilçeleri, Bingöl'ün Karlıova'sı, Muş'un Bulanık'ı da ağır hasar görür. Muş-Varto yolunda Tepe köyü yakınlarında dağın bir yamacı kayarak yolu kapatır.
İlk saatler

İlk kurtarma çalışmasını sağ kalanlar yapar. Kazma ve kürekler de enkazın altında kalmıştır; insanlar yakınlarını elleriyle çıkarmaya çalışır. Artçı sarsıntılar enkazı oynattıkça, sesini duydukları insanlara ulaşmak uzar.
Muş'ta bütün sivil araçlara el konur; askerî araçlarla birlikte Varto'ya gönderilirler. Yolu, 7. Kolordu ve 10. Tümen'in istihkâm birlikleri açar. Muş Valisi Mustafa Uygur ve Muş Belediye Başkanı, yardım ekipleriyle ancak yol açıldıktan sonra Varto'ya varabilir. Muş Belediyesi'nin ve halkın çabasıyla deprem günü iki araba ekmek ilçeye ulaştırılır.
Gece 21.30'da Vali Uygur'un verdiği bilgiye göre Varto ve köylerinde 260 ölü, 600'den fazla yaralı tespit edilmiştir. Vali, kurtarma işinin üçte birinin bile yapılamadığını söyler. Muş'taki piyade alayı bölgeye gönderilmiştir ama yetmez; çevre garnizonlardan yardım istenir. 17 ekip hasarlı köyleri taramaya başlar. Bazı köylerle o gün hiç bağlantı kurulamaz.
Yaralılar Muş'a taşınır. Muş Devlet Hastanesi dolar; yaralılar hastane bahçesine yatırılır, Muş Yatılı Bölge Okulu hastaneye çevrilir. Gece geç saate kadar Muş'a gelen yaralı sayısı 733'tür.
Haber Ankara'ya ulaştığında Türkiye radyoları normal yayınlarını keser, klasik müzik çalar. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay deprem bölgesindeki valilere taziye telgrafı gönderir. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Dr. Edip Somunoğlu ile İmar ve İskân Bakanı Haldun Menteşeoğlu aynı akşam saat 18'de karayoluyla bölgeye doğru yola çıkar.
Ertesi gün: haritadan silinen ilçe

20 Ağustos sabahı Milliyet manşetten "Doğu bölgesinde korkunç deprem" diye yazar. Gece geç saate kadar sayılan ölü sayısı 545'tir; yalnızca Varto'da akşam karanlığına kadar 339 ölü çıkarılmıştır. Gazeteye göre Varto ve Hınıs'ta, çevrelerindeki köylerle birlikte, ayakta tek bina kalmamıştır.
Enkaz kaldırıldıkça rakam büyür. 21 Ağustos'ta Milliyet, Varto'da enkazdan çıkarılan ölü sayısının 1.900'ü bulduğunu, Hınıs'ta 129, Karlıova'da 26, Çat'ta 50 kişinin öldüğünü yazar. Şark Telgraf gazetesinin 22 Ağustos'taki başlığı "Varto haritadan silindi"dir.
Varto'nun çöken sinemasının enkazı ayrı bir yaradır. 23 Ağustos tarihli Milliyet, deprem anında çocuk matinesi gösteren sinemanın enkazında 200'e yakın çocuk cesedi bulunduğunun tahmin edildiğini yazar. Aynı haberde, Varto köylerinin her birinde ortalama 30 kişinin öldüğü bildirilir.
Artçılar durmaz. Milliyet, 22 Ağustos'ta 13 ayrı sarsıntı olduğunu yazar.
Devlet bölgede

Başbakan Süleyman Demirel, 20 Ağustos'ta İzmir'e yapacağı geziyi iptal eder. Cumhurbaşkanı Sunay ise aynı gün İzmir Fuarı'nı açacaktır. Demirel sabah saat 8'de Etimesgut'tan kalkan askerî uçakla Erzurum'a gider. Yanında İçişleri Bakanı Dr. Faruk Sükan, Çalışma Bakanı Ali Naili Erdem, bölge milletvekilleri ve Sağlık Bakanlığı'ndan bir doktor ekibi vardır.
Demirel öğleden sonra Hınıs'ta halka konuşur. Konuşma sırasında yer yeniden sallanır; Milliyet'in 21 Ağustos tarihli haberine göre Başbakan yıkılan bir duvardan güçlükle kurtulur. Milliyet bu olayın Varto'da, Akşam gazetesi ise Hınıs'ta yaşandığını yazar. Başbakan ardından Muş'a geçer, deprem alanlarını gezer ve geceyi Muş'ta geçirir.
Ertesi sabah Karlıova'ya gitmeden önce gazetecilere alınan önlemleri anlatır. Vatan gazetesinin 21 Ağustos tarihli haberine göre Demirel acil önlemleri şöyle özetler: "Bu önlemler halkın aç kalmaması, yaralıların tedavi edilmesidir." İkinci aşamanın şehir ve kasabaların yeniden kuruluşu olacağını, halkın şimdilik çadırlarda barındırılacağını söyler. Bir gazeteci, öteden beri deprem bölgesi olarak bilinen Varto'nun başka bir yere taşınıp taşınmayacağını sorar. Demirel şimdiden bir şey söyleyemeyeceğini, uzmanların incelemeye devam ettiğini belirtir.
20 Ağustos'ta Muş'ta kolordu ve tümen komutanları ile valinin katıldığı toplantıda acil işler dört başlıkta toplanır: iaşe, barınma, sağlık ve güvenlik. Ankara'ya dönen Demirel, 22 Ağustos gecesi saat 22.00'de Bakanlar Kurulu'nu olağanüstü toplar. Aynı gün radyoda yaptığı konuşmada geçici barınma için hazırlıkların başladığını söyler ve vatandaşları yardıma çağırır.
Menteşeoğlu'nun 22 Ağustos'ta açıkladığı rakamlara göre Varto'da ölü sayısı 1.726, yaralı sayısı 1.019'dur; Varto ve Karlıova'da 1.075, Hınıs'ta 4 bin, Bulanık'ta bin ev yıkılmıştır. Ertesi gün Vali Uygur, Muş sınırları içinde 8.036 evin tamamen yıkıldığını, Varto ve Muş merkezine bağlı 138 köyden 100'ünün yerle bir olduğunu, Varto merkezinde ve 91 köyünde 2.236 kişinin öldüğünü açıklar.

Vali aynı açıklamada kimsenin açıkta kalmadığını söyler. Oysa bölgedeki gazeteciler, Varto'da geceyi açıkta geçiren insanların fotoğraflarını çeker ve bu fotoğraflar gazetelerde yayımlanır. Depremden bir hafta sonra Vali'nin Varto'da hayatın normale döndüğünü söylemesi Vartoluların tepkisini çeker; yerel basında Vali'nin istifası istenir. Cumhurbaşkanı Sunay'ın bölgeye depremden yaklaşık iki ay sonra gitmesi de halk arasında hayal kırıklığı yaratır.
Harman zamanı evde kalanlar
Dursun Duyan, Varto'nun iki büyük depremini de yaşamış bir köylüdür. 1946'da köyünde 46 hane vardır ve 96 kişi ölür; o deprem sabaha karşı, herkes uykudayken gelmiştir. Sonradan araştırmacı Erdoğan Gedik'e anlattığına göre, 1966'da ise köylerinde 18 kişi hayatını kaybeder ve ölenlerin çoğu kadınlar ve çocuklardır. Sebebi basittir: harman zamanıdır, erkekler tarlada çalışmaktadır, evlerde yalnızca kadınlar ve çocuklar vardır.
Duyan, depremlerin köylerine dışarıdan gelen dünyayı da getirdiğini anlatır. 1946 depreminden sonra köylerinde ilk kez bir otomobil görmüşler, korkup saklanmışlardır; aracın Muş valisine ait olduğunu sonra muhtarlarından öğrenmişlerdir. 1966'da ise gökyüzünde ilk kez uçak ve helikopter görürler. Aynı korkuyu bir kez daha yaşarlar.

O uçaklar, depremden sonraki günlerde dağ köylerine ekmek taşır. Milliyet'in 23 Ağustos tarihli haberine göre beş uçak sabahtan akşama kadar Varto'nun dağ köylerine ekmek atar, her köye 125 ekmek düşer. Varto'da kurulan seyyar mutfak sıcak yemek pişirir, felaket bölgesinde halka tifo ve tifüs aşısı yapılmaya başlanır.
Gazete aynı sayfada Hınıs köylerinden birinde çekilmiş bir fotoğraf yayımlar: yıkıntı taşlarının üzerinde tek başına oturan küçük bir çocuk. Fotoğrafın altındaki habere göre çocuğun yanında ne annesi, ne babası, ne de kardeşleri vardır. Adı yazılmamıştır.
Bazı yetim çocuklar, devletin yurtlarında büyür. Gazeteci Özkan Öztaş'ın 2022'de aktardığına göre, Hüseyin adını verdiği bir Vartolu deprem olduğunda üç yaşındadır ve ailesini kaybeder. Varto'nun soğuğunda bir battaniyenin içinde geçirdiği günlerden sonra dokuz yıl Trabzon Çocuk Esirgeme Kurumu'nda kalır. Öztaş'a göre yıllar sonra konuşmasında hâlâ Trabzon şivesi vardır.
Kışa karşı yarış
Yardım Türkiye'nin her yerinden gelir. Kızılay ilk günlerde bölgeye 2.250 çadır, 2.050 battaniye, un ve bulgur gönderir. Türk-İş, 700 bin üyesinin birer günlük yevmiyesi tutarı olan 20 milyon lirayı bağışlayacağını açıklar.
Dünyanın dört bir yanından yardım gelir. Fadime Tosik Dinç'in dönemin basınına dayanan araştırmasına göre ilk yardımı İran gönderir: İran Kızılaslan ve Güneş dernekleri, Kızılay'ın yardımı henüz bölgeye ulaşmamışken Erzurum'a uçakla bin sandık mutfak malzemesi yollar. Türkiye'deki Amerikan makamları seyyar hastane, doktor ve hemşire taşıyan altı büyük nakliye uçağı gönderir; Amerikan seyyar hastanesi bir hafta sonra Varto'dan ayrılır. İngiltere 15 kişilik bir arama kurtarma birliğini üç arazi aracıyla yollar. Kıbrıs meselesi yüzünden ilişkilerin gergin olduğu Yunanistan'ın Kızılhaçı da ilaç, battaniye ve gıda gönderir. Yardım edenler arasında Papa, Pakistan, Sovyetler Birliği ve Zambiya da vardır.
Gelen her şey işe yaramaz. Kızılay Genel Başkan Vekili Mehmet Nomer, 29 Ağustos'ta gazetecilere bazı malzemelerin depolarda kalabileceğini söyler ve bir örnek verir. Cumhuriyet'in aktardığına göre Nomer'in sözü şudur: "Arnavutluk asfalt gönderiyor. Reddedemeyiz."
Yardımın dağıtımı karışıklığa döner. Kızılay'ın dağıtımında düzen kurulamayınca gıda yardımının dağıtımını ordu üstlenir; Ulus gazetesi bunu 24 Ağustos'ta duyurur. Vartolular 25 Ağustos'ta belediye başkanı, parti temsilcileri ve dernek yöneticilerinden oluşan on iki kişilik Varto Deprem Yardımlaşma Komitesi'ni kurar. Komite kış bastırmadan dayanıklı konut, kimsesiz çocukların devletçe okutulmasını ve göç etmek isteyenlere yardım ister. 7 Eylül'deki basın toplantısında komite kaygısını açıkça söyler: "Kışın gelmesine şurada 15-20 gün kaldı."

Varto'da kış erken gelir. Sağ kalanlar, kış bastırmadan başka illere göç etmek için izin ister. Yetkililer bunun mümkün olmadığını, kış gelmeden barakalar kurulacağını söyler. İmar ve İskân Bakanlığı ailelere üç seçenek sunan bir anket yapar: baraka, istedikleri yere gitmek için para yardımı ya da devletin uygun gördüğü bir bölgede geçici iskân. Muş'ta 5.582 aile reisi para yardımını, 2.500 aile barakayı, 912 aile geçici iskânı seçer.
Bakan, baraka yapımının 14 Eylül'de başlayacağını söylemiştir ama işe ancak 25 Eylül'den sonra başlanabilir. Meclis araştırma komisyonunun raporuna göre sonunda Muş'ta 5.379, Erzurum'da 2.510, Bingöl'de 800 ahşap baraka yapılır. Almanya, İsveç, Vatikan, Finlandiya, Yugoslavya ve İngiltere'den gelen 274 prefabrik barakanın 271'i kurulur; 194'ü Varto merkezinde ve köylerindedir. Bir kısım aile Adana, Hatay, Ankara gibi illere geçici olarak yerleştirilir. Hürriyet'in arşivine göre Vartoluların bir bölümü Hatay'ın Kırıkhan ilçesine taşınır.
Varto'dan giden yollar
Mustafa ve Perihan Işıkbaş, depremden sonra devletin yaptığı bir barakada birkaç ay kalır. 1966 sonbaharında İstanbul'a göç ederler. Hayvanlarını satmazlar, belki döneriz diye musahipleri Cafer Sarıkaş'a emanet ederler; bilmedikleri bir şehirde aç kalmaktan korktukları için bir ineklerini kesip etini yanlarında götürürler.
2005'te Erdoğan Gedik'e anlattıklarına göre İstanbul'da Çeliktepe'de Kızılay'ın verdiği bir çadırda yaşarlar. Ayakkabıları yoktur, giysileri eskimiştir. Şehrin ortasında çadırda kalan tek aile olduklarını anlatırlar. Sonunda devlet onları başka depremzede ailelerle birlikte Fener'de boş bir eve yerleştirir. Mustafa Işıkbaş Paşabahçe cam fabrikasında işe girer. 1967'de, devletin Varto'da depremzedelere ev yapacağını duyunca köylerine dönerler; Mustafa Işıkbaş dört yıl muhtarlık yapar. 1971'de çocuklarını okutmak için yeniden İstanbul'a gelirler.

Bazıları daha uzağa gider. Türkiye 1961'de Almanya ile işçi anlaşması imzalamıştır. Gedik'in aktardığına göre İş ve İşçi Bulma Kurumu, Almanya'dan gelen işçi taleplerinin yaklaşık yüzde 15'ini afet bölgelerine ayırır ve depremzedelerin başvurularına öncelik verir. Şükrü Arslan, 19 Ekim 1966'da Varto'dan ayrılır. Alman doktorlar onu ve diğer depremzedeleri İstanbul'a gitme masrafına girmesinler diye Muş'ta muayene eder. Arslan, İstanbul'da Sirkeci'den bir tercümanla birlikte trene bindirilip Münih'e gönderilir.
Çocukların yolu çoğunlukla yatılı okullardan geçer. Ali Rıza Özkan depremden sonra Adana'da bir okula gönderilir. Zazacadan başka dil bilmemektedir; ne kendisi kimseyi anlar ne de onu anlayan vardır. Sonradan Türkçeyi öğrenir, okulu bitirir ve hemşehrilerinin yanına, İstanbul'a gider. Devlet, Vartolu depremzedelere Cibali'deki Tekel fabrikasında iş vermiştir.
Gelenler de olur. ODTÜ'lü devrimci gençler yardım malzemesi toplayıp Varto'ya gider; aralarında ODTÜ mimarlık öğrencisi Sinan Cemgil de vardır. BirGün'ün aktardığına göre bir yıl sonra yeniden gelip Varto'da bir okul yaparlar; okulu ODTÜ Rektörü Kemal Kurdaş açar.
Meclis'te Varto
22 Ağustos'ta Adalet Partisi Erzurum Milletvekili Turhan Bilgin, Meclis'i olağanüstü toplantıya çağırır. Hükümet buna gerek görmez; Meclis ancak Kasım'da açılır. 14 Kasım 1966'da Türkiye İşçi Partisi milletvekilleri Behice Boran ve Tarık Ziya Ekinci, depremden önceki ve sonraki "plansız programsız ve yetersiz icraat" gerekçesiyle hükümet hakkında gensoru önergesi verir. CHP'li Erzurum Milletvekili Gıyasettin Karaca, Muş Milletvekili Nermin Neftçi ve Bingöl Milletvekili Cemal Yavuz ile Yeni Türkiye Partisi'nden Nihat Diler de Meclis araştırması ister. Araştırma önergeleri 18 Kasım'da kabul edilir, gensoru geri çekilir.
25 Kasım'da kurulan 17 kişilik komisyon raporunu 25 Nisan 1967'de Meclis'e sunar. Rapora göre depremzedelere yapılan para yardımı toplam 88.470.270 liradır; bunun 1.419.191 lirası yurt dışından gelmiştir. Yurt dışından ayrıca 21.179 çadır ve 60.711 battaniye gelmiştir. Komisyonun yeterince köy gezmediği ve halktan şikâyet dilekçesi almadığı gerekçesiyle sekiz muhalefet milletvekili rapora karşı oy yazar.
Milliyet'te 21 Ağustos'ta Abdi İpekçi imzasıyla çıkan başyazı, kayıpların yalnızca depremin şiddetinden kaynaklanmadığını yazıyordu. Yazıya göre deprem bölgeleri için bir "Zelzele yönetmeliği" vardır, ama birkaç büyük il dışında uygulanmamış, kâğıt üzerinde kalmıştır. Varto'da yıkılan yeni betonarme okul ve banka binası, bu eleştiriyi doğrulayan örnekler olarak kalır.
Bugün
19 Ağustos 1966 Varto depreminin can kaybı için tek bir rakam yoktur. Bugün en çok kullanılan resmî rakam 2.394'tür; Kandilli Rasathanesi 2.396, Meclis araştırma komisyonu 2.517, USGS ve bazı bilimsel çalışmalar 2.529 ölü verir. Yaralı sayısı kaynağa göre 1.420 ile 1.747 arasında değişir. USGS'ye göre 19.013 bina yıkıldı ya da ağır hasar gördü. Dönemin gazeteleri ise ölü sayısının 3 bini aştığını yazmıştı.
Barınma sorunu yıllarca sürdü. Cumhuriyet'e konuşan Erzurum Bayındırlık ve İskân İl Müdürü Yaşar Güvenç'e göre depremin Hınıs, Tekman, Çat ve Karayazı'da hasar verdiği 6.243 konut için hak sahiplerine 1966-2000 arasında 1.110 konut yapılmıştı; 2003'te 90, 2004'te 312, 2008'de 951 konut daha yapıldı. Haberin yayımlandığı tarihte 1.500'den fazla kişi hâlâ konut bekliyordu. Güvenç, hak sahiplerinin önemli bir kısmının ölmüş ya da göç etmiş olduğunu söylüyordu.


Göç de geri dönmedi. Varto'nun 2024'teki nüfusu, köyleriyle birlikte 30.183'tür; 1965'teki 33.689'un altındadır. Erdoğan Gedik'e göre Varto kadar bir nüfus bugün başka şehirlerde ve Almanya'da yaşıyor.
Her 19 Ağustos'ta Varto'da ve Vartoluların yaşadığı şehirlerde depremde ölenler anılıyor. 55. yıl dönümünde, 2021'de, depremi yaşayanlardan İbrahim Aktaş şöyle konuştu: "Allah bir daha bize bu acıyı yaşatmasın çok kötü idi." Varto doğumlu yönetmen Metin Dağ'ın, depremzedelerin tanıklıklarına dayanan "Kaf Kaf" belgeseli 2022'de Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde gösterildi.
Kaynaklar
- Milliyet gazetesi, 20 Ağustos 1966 (s. 1), 21 Ağustos 1966 (s. 1) ve 23 Ağustos 1966 (s. 1), Gaste Arşivi üzerinden
- Tosik Dinç, F. (2023). Türk Basınına Göre 19 Ağustos 1966 Varto Depremine Yapılan Dış Yardımlar. Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 22(1), 201-222 (Ulus, Vatan, Akşam, Cumhuriyet, Şark Telgraf, Yeni Uyanış gazeteleri, Millet Meclisi Tutanak Dergisi ve Deprem Bölgesi Meclis Araştırma Komisyonu Raporu, 1967 aktarımlarıyla)
- Gedik, E. (2024). The Impact of the 1966 Earthquakes on Migration and Social Change: A Case Study of Varto (Türkiye). Folklor/Edebiyat, 30(4), Deprem Özel Sayısı
- Zengin, E. (2020). Cumhuriyet Dönemi'nde (Muş) Varto'da Yaşanan Depremler (1946-1966). Turkish Studies - Historical Analysis, 15(2), 791-811 (özet)
- Wallace, R. E. (1968). Earthquake of August 19, 1966, Varto Area, Eastern Turkey. Bulletin of the Seismological Society of America, 58(1), 11-45 (USGS yayın kaydı)
- Vikipedi, "1966 Varto depremi" (Türkçe ve İngilizce maddeler; başlangıç noktası)
- Hürriyet, Ateş Yalazan, "Vartoluları Hatay'a taşıyan deprem" (Arşiv Balıkçısı)
- Cumhuriyet, "Varto'nun yaraları yarım asır sonra hatırlandı"
- soL Haber, Özkan Öztaş, "Tarihi Varto depreminden geriye kalanlar ve bir Trabzon türküsü" (21 Ağustos 2022)
- BirGün, "Hatırlatmalar: İki portre"
- Habertürk / İHA, "Varto'da 1966 yılında meydana gelen depremde ölenler anıldı" (19 Ağustos 2021)
- Halk54, "1966 Varto depremi belgesel oldu" (Kaf Kaf belgeseli, 2022)
