1975 Lice Depreminde Halk Ölülerini Gömmek İçin Kazma Kürek İstedi
6 Eylül 1975'te, ramazanın ilk günlerinde öğle vakti gelen deprem Diyarbakır'ın Lice ilçesinin on üç mahallesinden on ikisini yıktı; resmî kayıtlara göre 2.385 kişi öldü. Ekmek yerine kazma kürek isteyen depremzedelerin, yardım kavgalarının ve iki kilometre aşağıda yeniden kurulan yeni Lice'nin hikâyesi.
6 Eylül 1975, Cumartesi. Diyarbakır'ın dağ eteğindeki ilçesi Lice'de öğle vakti. Ramazanın ilk günleri, insanların çoğu oruçlu ve evlerinde dinleniyor. Saat 12:20'de gelen yirmi saniyelik sarsıntı, ilçenin on üç mahallesinden on ikisini toprak damlarıyla birlikte yere indirecek. Bu yazı, o öğle vaktinin, ölülerini gömmek için kazma kürek isteyen insanların ve iki kilometre aşağıda yeniden kurulan Lice'nin hikâyesi.
Depremden önce

Lice, Diyarbakır'ın kuzeydoğusunda, Güneydoğu Toroslar'ın eteğinde, dik bir dağın güney yamacına basamak basamak kurulmuş bir ilçedir. Denizden 1.125 metre yüksektedir; Diyarbakır'a uzaklığı Milliyet'in verdiği bilgiye göre 98 kilometredir. Son sayımda nüfusu 8.093'tür.
İlçe on üç mahalleden oluşur: Camikebir, Çarşı, Delvan, Kale, Kalvan, Karahasan, Kaya, Körtük, Mirminağa, Molla, Muradiye, Şaar ve Yenişehir. Toplam 2.238 ev vardır. Evler dere taşından örülmüş, çamur harçla tutturulmuş duvarlar üzerine oturan düz, ağır toprak damlardır. Dam ile duvar arasında neredeyse hiçbir bağlantı yoktur; damı yerinde tutan şey yalnızca kendi ağırlığıdır. Deprem bölgelerinde yapılacak binalar için yönetmelik vardır, ama bu köylerde ve kasabalarda uygulanmaz. Betonarme bina yok denecek kadar azdır.
İlçenin arkasındaki dağ da güvenli sayılmaz. Milliyet muhabirinin yazdığına göre ilçeyi kuzeyden ve kuzeybatıdan çevreleyen dağlık bölge, heyelan yüzünden zaten tekin sayılmaz. Bölgedeki Çermik-Hani-Lice-Kulp fay sisteminde daha önce küçük depremler olmuş, ama kayda geçmiş bir hasar bırakmamıştır.
Ülkede siyaset gergindir. Başbakan Süleyman Demirel'in Milliyetçi Cephe hükümeti ayaktadır, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'tür. 12 Ekim'deki seçimlere bir ay kalmıştır; CHP lideri Bülent Ecevit ile Demirel her gün birbirini suçlamaktadır. Cumhuriyet gazetesi 7 Eylül'de, Bakanlar Kurulu'nun MSP'nin boykotu yüzünden 13 gündür toplanamadığını yazacaktır.
Sarsıntı: Cumartesi, 12:20
Saat on ikiyi yirmi geçe Lice'nin büyük bölümü evlerindedir. Ramazan olduğu için öğle yemeği yiyen azdır. Bir kısım insan Çarşı, Hükümet, Köprübaşı ve Kulp caddelerinde yürür; bir kısmı iki fırında, dört değirmende, altı berber dükkânında, beş otelde çalışır. Hamam, postane, telefon ve telgraf binası açıktır. Okullar ise kapalıdır. Kahvehanelerde oturanlar, caminin şadırvanında abdest alanlar vardır.

Sarsıntı hiçbir uyarı olmadan başlar. Milliyet'in ilk haberine göre yer, beşer saniyelik aralarla 23 saniye boyunca sallanır; Türk heyetinin sonradan verdiği bilgiye göre sarsıntı 20-24 saniye sürer. Dağın tepesinden kopan iri kayalar yuvarlanarak kasabanın üzerine iner. Yatay sarsıntı, tonlarca taşı, çamuru ve kütüğü damlardan içerideki insanların üzerine indirir.
Kuzey mahallesinde oturan bir adam, birkaç gün sonra Milliyet muhabirlerine o anı anlatır: Yemeğini yemiş, çarşıda iş görmek için evden çıkmıştır. Birkaç adım atar atmaz toprak ayağının altından kayar gibi olur, karşısındaki bina esneyerek üzerine gelir. Geri dönüp evine koşar; içeride eşi, üç çocuğu ve yaşlı annesi vardır. Tam o sırada dağdan kopan büyük bir kaya parçasının evinin üzerine düştüğünü görür. Başına bir şey çarpar ve bayılır.
Kandilli Rasathanesi depremin büyüklüğünü 6,6 olarak açıklar. Amerikan kayıtlarında 6,7'dir; ilk raporlardan sonra yapılan ölçümlerde 6,9'a kadar çıkan değerler de verilir. Merkez üssü Lice'nin yalnızca birkaç kilometre kuzeydoğusundadır. Sarsıntı Elazığ, Urfa, Mardin ve Muş'un bazı ilçe ve köylerinde de hasar bırakır.

Lice'nin on üç mahallesinden on ikisi tamamen yıkılır. Ayakta kalan tek mahalle Yenişehir'dir; orada da 21 ev çöker. Devlet hastanesi, lise, yatılı okul, jandarma binası, eski ve yeni belediye binaları, lojmanlar yıkılır ya da ağır hasar görür. Kayıtlara göre 17 resmî bina, 132 iş yeri, 6 okul ve 6 cami zarar görür.
İlk saatler
Haber Lice'den Diyarbakır Valiliği'ne, oradan Ankara'da İmar ve İskân Bakanlığı'na ulaşır. Lice, Kulp, Hani ve Hazro'nun telefon hatları kopmuştur. Ankara'da afetler için kurulan merkezi koordinasyon kurulu toplanırken Diyarbakır'da Vali Nazım Kemal Deniz başkanlığındaki il kurtarma komitesi çalışmaya başlar. Varto depreminden sonra hazırlanan acil durum planı bir kez daha sınanmaktadır.

Askerler depremden yaklaşık üç saat sonra bölgeye ulaşır. İlk gün bin asker, 123 askerî araç, 12 ambulans ve iki helikopter gönderilir. Diyarbakır ile Lice arasındaki yol kısa sürede ambulanslar, taksiler, kamyonlar ve özel arabalarla tıkanır. Bir istihkâm taburu vinçler, dozerler ve greyderlerle enkazı kaldırmaya girişir. Helikopterler, yolu olmayan köylere yardım taşımaya başlar.
Milliyet'in Diyarbakır muhabiri Ertuğrul Pirinççioğlu, saat 14:30 sularında Lice'ye giren ilk gazetecilerdendir. Fotoğraf çekmek için PTT binasının damına çıkar. Saat 18:05 sularında gelen ikinci büyük sarsıntıda damdan düşer; başı yarılır, kolu kırılır. Ertesi gün hastaneden çıkıp yeniden işinin başına dönecektir.
Diyarbakır'daki hastaneler dolar; yer kalmayınca yüzlerce yaralı hastane bahçelerinde tedavi edilir. Ağır yaralılar çevre illere gönderilir. Lice'deki kurtarma çalışmaları gece geç saatte durdurulur, sabahın ilk saatlerinde yeniden başlar. Ertesi sabah Milliyet, resmî olmayan haberlere dayanarak manşetten ölü sayısının binden fazla olduğunu yazar.
Ertesi gün: "Ekmek değil, kazma kürek"
7 Eylül sabahı Milliyet muhabiri Muzaffer Bal, ilk ışıklarla Lice'ye girer. Şar, Kervan, Müminağa, Körtük, Kaya, Çarşı, Molla, Camikebir, Delvan ve Kale mahalleleri yerle bir olmuştur. Arada bir yeni sarsıntı gelir; önce top sesine benzeyen bir gürültü duyulur, ardından yer sallanır ve dağ eteğinde toz bulutları yükselir. Dağdan yuvarlanan taşlar enkazın üstünü kapatır; kurtarma ekipleri de tehlikededir.
O gün ölü sayısı 1.800'e çıkar. Milliyet'in yayımladığı ilk dökümde en ağır kayıp ilçe merkezindedir: 500 kişi. Onu Yaprak köyü 250, Ergin 150, Kumluca 135 ölüyle izler. Kulp, Hani, Hazro, Dicle ve Silvan'ın birçok köyünde evler oturulamaz hâle gelmiştir.
Hayatta kalanların en büyük isteği ölülerini gömebilmektir. Eylül sıcağında cesetler bekletilemez. Kazma kürek azdır; ellerle yapılan kazı yetmez. Lice'de depremden sonraki en kalabalık yer mezarlıktır: yüzlerce mezar yan yana kazılır, bir o kadar cenaze sahibi sıra bekler. Helikopterler köylere kefenlik bez ve sabun atar. Milliyet'e göre bir günde 8.500 metre kefen bezi tükenir.
Eski Sağlık Bakanı ve Diyarbakır Senatörü Selahattin Cizrelioğlu, yardımın yetersiz kaldığını söyler; ona göre vatandaşlar yiyecekten, içecekten, battaniyeden önce yakınlarının cesetlerinin bulunmasını istemektedir. Kandilli Rasathanesi ise halkı paniğe kapılmamaya çağırır: zararsız sarsıntılar 100-200 gün daha sürebilecektir.

Enkazdan hâlâ sağ çıkanlar vardır. 9 Eylül'de Milliyet, biri dört yaşında bir çocuk, ikisi 90 ve 100 yaşlarında yaşlılar olmak üzere üç kişinin enkaz altından canlı çıkarıldığını yazar. O gün ölü sayısı iki bini geçmiştir.
Devlet bölgede

Başbakan Süleyman Demirel, 7 Eylül sabahı askerî bir uçakla Diyarbakır'a iner. Yanında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar, Başbakan Yardımcısı Feyzioğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin ve bakanlar vardır: Devlet Bakanı Öztürk, Ulaştırma Bakanı Menteşe, Adalet Bakanı Müftüoğlu, Bayındırlık Bakanı Fehim Adak, Sağlık Bakanı Demir. Doğruca valiliğe giden Demirel, Vali Nazım Kemal Deniz'den bilgi alır.
Arkasından THY uçağıyla gelen CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'e de durumu anlatır. Milliyet, seçim kampanyasında birbirine sert sözler söyleyen iki liderin bu karşılaşmasında Demirel'in Ecevit'e "Hepimizin başı sağ olsun. Bu da kaderdir." dediğini yazar.
Demirel helikopterle Lice'ye geçer. Felaketzedelere yaptığı konuşmada beklenmedik bir afetle karşı karşıya olduklarını, acının büyük olduğunu söyler ve ekler: "Devletimiz güçlüdür." Seyyar hastanelerin çoğaltılmasını, yiyecek ve ilaç yardımının sıklaştırılmasını, geçici iskân çalışmalarına hemen başlanmasını ister. Akşam Ankara'da gazetecilere, kıştan önce Lice'yi ve köylerini yeniden yapmak için her türlü tedbirin alınacağını açıklar.
Lice'de ise başka bir tablo vardır. Milliyet muhabiri Ergin Konuksever'in aktardığına göre felaketzedeler Başbakan'ın çevresinde şöyle bağırır: "Ekmek istemiyoruz, bize kazma kürek verin ölülerimizi gömelim." Demirel bölgede uzun kalmaz; hastaneleri ziyaret ettikten sonra helikopterle ayrılır.
Eşi Rahşan Ecevit ile birlikte bölgeye gelen Ecevit, Diyarbakır'dan Lice'ye karayoluyla gider; enkazın arasında dolaşır, yaralıların hâlini sorar, sonra Hani'ye geçer. Yolunu kesen bir köylü ondan köyüne asker doktor gönderilmesini ister: "Kimse halimizi sormuyor." İmar ve İskân Bakanı Nurettin Ok ile Bayındırlık Bakanı Fehim Adak da Lice'de ve köylerde incelemeler yapar.
Ankara'ya başsağlığı mesajları gelir. Batı Almanya Cumhurbaşkanı Walter Scheel, Fransa Cumhurbaşkanı Valéry Giscard d'Estaing ve İran Şahı Rıza Pehlevi, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e mesaj gönderir. 9 Eylül'de Bakanlar Kurulu, Korutürk'ün başkanlığında toplanır; gündemde deprem bölgesindeki çiftçilerin borçlarının ertelenmesi ve ailesi bölgede olan askerlere izin verilmesi vardır. Üç gün sonra hükümet yeniden yapım için 500 milyon lira, yani yaklaşık 34 milyon dolar ayırır.
Çeşme başında bir baba
Liceli Hanefi Şahin, deprem anında evinin bahçesindedir. Evde ramazan hazırlığı yapılmaktadır. Milliyet muhabirine anlattığına göre bahçedeki çeşmede abdest alırken birden her yer kararır: "Çeşmede abdest alıyordum, birden her taraf karardı." Güneş kaybolur, bir gürültü duyar.

Toz dağıldığında evinin yerinde enkaz vardır. Karısı o sırada evde oturmaktadır; dört çocuğu pirinç ayıklamaktadır. Hepsi toprak damın altında kalmıştır.
Lice'nin belediye başkanına göre yalnızca ilçe merkezinde yaklaşık 1.500 kişi ölmüştür. Yine de Milliyet, depremin gece değil öğle saatinde gelmesini ölü sayısı bakımından bir şans olarak yazar. Depremi inceleyen Amerikalı coğrafyacı W. A. Mitchell de aynı şeyi söyler: sarsıntı gece yarısı, kışın ya da yağmurlu bir günde gelseydi kayıp çok daha büyük olacaktı.
Dağdaki adam, Almanya'dan dönen işçi
Hasan Akyürek, Lice'nin Saydamlı köyündendir. 2017'de, depremin 42. yılında İlke Haber Ajansı'na o günü anlatır. Deprem olduğunda dağda yaprak kesmektedir. Öğleye doğru abdest alıp namaz kılmak için ara verir, torbasından bir salatalık çıkarır. Tam o sırada karşı dağın bütünüyle dumana kesildiğini, dumanın rüzgâr gibi üzerine geldiğini görür. Ağaçların uçları yere değip yeniden kalkar. Her yer kararır, köy görünmez olur.
Köyden birkaç el silah sesi gelir; yardım istendiğini düşünüp koşar. Saydamlı'da ölen ya da yaralanan yoktur, yalnızca bazı evlerin duvarları yıkılmıştır. Ama komşu Yaprak köyünde, Akyürek'in anlattığına göre 83 kişi hayatını kaybetmiştir. Depremden sonra devlet görevlileri gelir; yiyecek, battaniye, çadır dağıtılır. Sarsıntılar o kış ilkbahara kadar sürer. Köylüler eve girmeye korkar, karın içinde çadırda kalmaya çalışır.
Lice'nin bir başka depremzedesi Tahir Çelik, Akçabudak köyündendir. Deprem olduğunda Almanya'da, bir Japon fabrikasında çalışmaktadır. Haberi radyodan duyar; radyoda Lice'nin haritadan silindiği söylenmektedir. Hemen işinden çıkışını alır ve köyüne döner. Geldiğinde her yer darmadağındır; çocuklar bir arada toplanmıştır, kayınpederi ve amcasının çocukları tarlada bir çadırda kalmaktadır. Depremden iki gün sonra jeoloji mühendisleri köye gelir, sonra Lice merkezinde kendilerine konut yapılacağı söylenir ve imzaları alınır.
İkisi de o konutları otuz yılı aşkın bir bekleyişten sonra alacaktır. Tahir Çelik'in anlattığına göre konutlar 2007'de teslim edilir. Akyürek ise yeni evine yerleştikten yıllar sonra, faiziyle birlikte 15 bin liralık bir borç bildirimi aldığını söyler: "Bu parayı nereden vereceğiz?"
Yardım, kargaşa ve öfke
İlk günlerde yardım geç ve düzensiz ulaşır. Kızılay araçlarıyla Lice'ye çadır, hemşire, jeneratör, su tankı, ambulans ve iki seyyar hastane gönderilir; Bingöl'den ekmek ve zeytin gelir. Ama dağ köylerinin bir kısmına günlerce ulaşılamaz; Akçabudak, Yağmalı, Ulucak ve Serdarlı köyleriyle bağlantı kurulamaz. 10 Eylül'de Milliyet, birçok köye hiç yardım gitmediğini yazar.

Aynı gün gazete, resmî makamların ancak 24 saat sonra ilgilendiğini, gelen malzemenin kimin elinde kaldığının belli olmadığını, 30 bin metre kefen bezinin kaybolduğunu yazar. Lice'de çadır ve ekmek kavgaları çıkar; ilçeye giriş ve çıkış yasaklanır, yemek asker gözetiminde dağıtılmaya başlar. Hükümet, İngiltere'nin yardım teklifini reddeder.
11 Eylül'de Milliyet'in verdiği rakamla ölü sayısı üç bini aşmış, 6.200 ev yıkılmıştır. Lice'de 19 bin kişi evsizdir. Gündüzleri sıcaklık 39 dereceye çıkar, geceleri 15 dereceye düşer; açıkta yatan insanlar barınak ve su sıkıntısı çeker. 12 Eylül'de ilçenin giriş çıkış yolları asker kontrolüne alınır; enkaz kaldırılırken çok sayıda silah bulunur, bir er bulduğu altınları komutanlara teslim eder. 13 Eylül'de Lice Belediye Başkanı, enkazın yüzde onunun bile kaldırılmadığını açıklar; yeni bir sarsıntı ayakta kalan evleri de yıkmıştır.
14 Eylül'de Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün uzmanları zararın 5 milyar lira olduğunu açıklar ve Lice ilçe merkezi ile dört köyün baştan kurulması gerektiğini bildirir. Yurt dışından yardım gelmeye devam eder. Amerikan raporlarına göre toplam dış yardım 14.837.058 dolardır; en büyük pay 10 milyon dolarla Suudi Arabistan'ındır. Libya 1 milyon, Pakistan yaklaşık 1 milyon, Hollanda ve Kuveyt yarımşar milyon dolar gönderir. Ama gelen yardımların bir kısmı bölgenin ihtiyacına uymaz: tanınmayan konserve yiyecekler, içinde domuz eti olabileceği kuşkusuyla hayvan yemi olarak satılır; Batı tarzı kadın elbiseleri kullanılmaz.
Öfke kışa kadar sürer. Kasım ayında Liceli depremzedeler, hükümetin sorunlarına ilgi göstermediği gerekçesiyle Lice'den Diyarbakır'a üç gün süren bir protesto yürüyüşü yapar. Yürüyüş 22 Kasım'da Diyarbakır'da Atatürk Anıtı önünde 10 bin kişilik bir mitingle biter.
Yeni Lice
Eski Lice'nin bulunduğu yamaç, jeolojik olarak güvensiz ilan edilir. Depremden yalnızca beş gün sonra, 11 Eylül'de, İmar ve İskân Bakanlığı Deprem Araştırma Enstitüsü'nün incelemesi tamamlanır ve ilçe için yeni bir yer seçilir: eski şehrin yaklaşık iki kilometre güneyindeki düzlük.

Ankara'daki iki prefabrik ev fabrikası tam kapasiteyle çalışır. Depremin 54. günü, 29 Ekim'de, yeni Lice'de 1.568 ev, 40 dükkân, bir ilkokul, bir cami ve bir fırın tamamlanmıştır. Evler ahşap iskeletli, çimento levha duvarlı, yalıtımlı, oluklu sac ya da kiremit çatılıdır. Yeni şehrin planında 2.327 ev, 12 fırın, 4 cami, 192 dükkân, bir hamam, bir lise ve bir ilkokul vardır; 20 bin kişilik bir ilçe hedeflenir.
Köyler için iş daha uzun sürer. 188 köyde 5.555 ev yıkılmış ya da ağır hasar görmüştür. Türk fabrikaları kıştan önce yetişemeyeceği için Finlandiya, Fransa, Almanya, Libya, İsviçre ve Yugoslavya'dan hazır evler getirilir. Yaprak köyünün 127 evini Libya yaptırır; Yünlüce köyü İsviçre'nin desteğiyle örnek köy olarak kurulur. Haziran 1976'da bölgede planlanan 5.805 evin 3.900'ü bitmiştir.
Yeni evler depreme dayanıklıdır ama bölgenin yaşamına uymaz. Geleneksel köy evinde hayvanlar kışın alt katta durur, hem korunur hem evi ısıtır; yeni evlerde ahır yoktur. Büyük pencereler ve ince duvarlar, kışın eksi 24 dereceye düşen, yazın 45 dereceyi bulan iklimde eski taş evler kadar korumaz. Evler, 20 yıla yayılan düşük faizli ya da faizsiz borçla verilir; yılda birkaç yüz dolar kazanan köylüler için bu ağır bir yüktür.
Neyi değiştirdi
Lice, Türkiye'de bir ilçenin depremden sonra neredeyse bütünüyle yeni bir yere taşındığı örneklerden biri olur. Tamamen yıkılmamış olan Gediz'in aksine, Lice'de hemen herkes yeni şehre geçer. Araştırmacı W. A. Mitchell, yeniden yapımın hızına dikkat çekerken, ahırsız evlerin, yabancı yiyeceklerin ve borçların insanların gerçek ihtiyaçlarıyla ne kadar örtüştüğünü sorgular.
Deprem, Doğu ve Güneydoğu'daki taş duvarlı, toprak damlı evlerin ne kadar ölümcül olduğunu bir kez daha gösterir. Dicle Üniversitesi'nden jeolog M. Şefik İmamoğlu, 2017'de, o dönem deprem yönetmeliklerinin var olduğunu ama uygulamada bir evrak tamamlama işi gibi görüldüğünü, asıl kırılmanın ancak 1999 depreminden sonra geldiğini anlatır.
Lice'nin bir başka kaybı da tarihidir. Eski ilçeyle birlikte cami, medrese, zaviye, hamam, tarihî çeşmeler, kiliseler, yamaca dizilmiş evler ve Mehmet Bey Konağı da yok olur. Lice o günden sonra "eski Lice" ve "yeni Lice" olarak ikiye ayrılır.
Bugün
6 Eylül 1975 Lice depreminde kaç kişinin öldüğü kaynaklara göre değişir. Kandilli Rasathanesi'nin kayıtlarına göre 2.385 kişi hayatını kaybetmiş, 3.339 kişi yaralanmıştır. Amerikan deprem veritabanlarında ölü sayısı 2.311'dir; Milliyet ise 11 Eylül'de üç binden fazla ölüden söz etmiştir. 8.149 bina hasar görmüş ya da yıkılmış, 144 kilometre karayolu kullanılamaz hâle gelmiştir.


Bugünkü Lice, 1975'te iki kilometre aşağıdaki düzlükte kurulan yeni şehrin üzerinde yaşıyor. Eski Lice'nin yamacı ise o öğle vaktinin sessiz tanığı. Her yıl 6 Eylül'de ilçede depremde ölenler için anma yapılıyor; depremin 51. yılında Lice Ulu Camii'nde mevlit okundu, dualar edildi.
Kaynaklar
- Milliyet gazetesi, 7, 8 (sayfa 1 ve 7), 9, 10 (sayfa 1 ve 12), 11, 12, 13 ve 14 Eylül 1975 ile 23 Kasım 1975 (Gaste Arşivi üzerinden)
- Cumhuriyet gazetesi, 7 Eylül 1975, sayfa 1 (Gaste Arşivi özeti)
- Mitchell, W. A. (1977). Partial Recovery and Reconstruction after Disaster: The Lice Case. Mass Emergencies, 2(4), 233-247.
- Yanev, P. I. (1976). The Lice, Turkey, Earthquake of September 6, 1975: A Preliminary Engineering Investigation. Earthquake Information Bulletin (USGS), 8(2), 4-9.
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı; USGS, Lice olay kaydı
- Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Türkiye'nin büyük depremleri listesi
- İlke Haber Ajansı, "Lice depremi hafızalardaki yerini koruyor" (Hasan Akyürek, Tahir Çelik ve M. Şefik İmamoğlu ile söyleşi, 2017)
- Diyarbakır Hafızası, "A District Like a Phoenix: Lice"
- Güneydoğu Ekspres, "Lice Depreminin 51. yılında hayatını kaybedenler anıldı"
- Vikipedi, "1975 Lice depremi" ve "1975 Lice earthquake" (başlangıç kaynağı)
