1939 Erzincan Depremi Kara Kışın Ortasında Şehri Yok Etti
27 Aralık 1939 gecesi saat 01:57'de 7,9 büyüklüğündeki deprem Erzincan'ı yerle bir etti; resmî kayıtlara göre 32.968 kişi öldü. Dumanlı İstasyonu'ndan çekilen ilk telgraftan karda kalan yardım trenlerine, İnönü'nün ziyaretinden yeni şehrin kuruluşuna, Cumhuriyet tarihinin en ölümcül depreminin belgesel anlatımı.
27 Aralık 1939, Çarşamba gecesi. Erzincan ovası karla örtülü, şehir uyuyor. Saat 01:57'de Kuzey Anadolu Fayı yüzlerce kilometre boyunca kırılacak ve sabah olduğunda bu şehirden geriye, bir valinin telgrafındaki sözlerle, "enkaz yığını" kalacak. Cumhuriyet tarihinin en ölümcül depreminin, o gece ve sonrasındaki haftaların hikâyesi.
Depremden önce

1939'un Erzincan'ı, Fırat'ın yukarı havzasında, dağlarla çevrili bir ovanın ortasında kurulu küçük bir şehirdir. 1935 sayımında şehirde 16.144 kişi yaşar; ilin bütün nüfusu 157 bin kadardır. Evlerin çoğu kerpiç ve taştır, sokaklar dardır.
Şehir, Doğu Anadolu'da önemli bir askerî merkezdir. Üçüncü Ordu Müfettişliği, orduevi, piyade ve topçu kışlaları buradadır. Vali, Osman Nuri Tekeli'dir.
Erzincan'ın en yeni yapısı tren garıdır. Sivas–Erzurum demiryolunun inşaatı 1933'te başlamış, şehre ilk tren 8 Ekim 1938'de girmiştir. Garın açılış töreni, Atatürk'ün ölümü yüzünden ertelenmiş ve 11 Aralık 1938'de yapılmıştır. Gar, eski şehrin kuzeyinde, merkezden uzakta durur. Bu uzaklık, bir yıl sonra şehrin kaderini belirleyecektir.
Erzincan depremi tanıyan bir şehirdir. Tarihçiler 1168'den 1784'e kadar, her biri binlerce can alan pek çok depremi kaydeder; yalnızca 1584 depreminde 15 bin kişinin öldüğü yazılır. Son haftalarda da yer huzursuzdur: 21 Kasım 1939'da komşu Tercan'da bir deprem olmuş, Cumhuriyet gazetesi ilçenin yüzde 95'inin yıkıldığını yazmıştır. Kasım sonunda Erzincan köylerinde de ev yıkan sarsıntılar olur.
İsmet İnönü, depremden on beş gün önce Erzincan'ı gezmiştir. 25 Aralık'ta yeni bir Anadolu seyahatine çıkmıştır. Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı dördüncü ayındadır.
Sarsıntı
Saat 01:57. Şehir uykudadır. Kandilli Rasathanesi'nin hesabına göre büyüklüğü 7,9 olan deprem, Kuzey Anadolu Fayı'nı yaklaşık 350 kilometre boyunca kırar. Fayın iki yakası birbirine göre metrelerce kayar. Bazı kaynaklar sarsıntının iki üç dakika sürdüğünü yazar.
Tanıklar o gecenin gürültüsünü anlatır: depremden önce, deprem sırasında ve sonrasında yerin altından gelen şiddetli bir uğultu. Üzengi ile Balçık köyleri arasında havada ışık görüldüğü anlatılır. Kuyuların ve kaynakların suyu değişir; Çandarlı Deresi'nin yatağı kayar.

O gece 12 yaşında olan Sıdıka Aksu, şehre 25 kilometre uzaklıktaki Üzümlü'dedir. Yıllar sonra Anadolu Ajansı'na şöyle anlatacaktır: "Deprem olduğunda evdeydik yatıyorduk. Babam kardeşimi kaldırdı bahçeye çıktık. Evin duvarları yıkılmıştı."
Abdulbaki Çayıroğlu, kardeşiyle aynı yataktadır: "Kaldığımız ev çökünce kerpiç tuğlalar üzerimize düştü ancak başımız dışarıda kaldı." Davarlı köyünde sekiz yaşındaki Yahya Göktepe uykudan sarsıntıyla uyanır; yedi kardeşten ikisi, iki kız kardeşi toprak altında kalır.
Erzincan'da hükümet konağı, ordu müfettişliği, orduevi, postane, kışlalar ve şehrin en sağlam binaları yıkılır. Sarsıntının etkisi 400 kilometre uzağa kadar ulaşır; Tokat, Sivas, Ordu ve Amasya'da da evler çöker. Koyulhisar yakınında bir dağ yamacı kayarak yolu kapatır. Kandilli Rasathanesi Müdürü Fatin Gökmen, beş yıldır kullandıkları sismografın ülkede bu kadar şiddetli bir deprem kaydetmediğini söyleyecektir.
Dumanlı İstasyonu'ndan gelen telgraf
Erzincan'ın dünyayla bağı kopmuştur. Telgraf hatları kesik, postane yıkıktır. İlk haber şehirden değil, demiryolu üzerindeki Dumanlı İstasyonu'ndan çıkar: istasyon memuru Cenan Bey, sabah 06:30'da telgraf çeker.
Yaklaşık iki saat sonra Vali Osman Nuri Tekeli ile Üçüncü Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı General Muharrem Mazlum İşkora, yıkılmış şehirden istasyona ulaşır. Ankara'ya gönderdikleri telgraf, felaketin ilk resmî tarifidir: "Bu zelzelede Hükümet konağı, ordu müfettişliği, ordu evi, postahane ve şehrin en sağlam binaları dahil olmak üzere bütün evleri ve dükkânları yıkılmıştır. Şehir baştanbaşa enkaz yığını halindedir. Kendilerini kurtarabilenler sokaklara dökülmüşlerdir."
Vali saat 11:15'te ikinci bir telgraf çeker. Yiyecek çarşısı tamamen yıkılmış ve kısmen yanmıştır. Kemah–Erzincan demiryolu bozulmuştur; Tercan'daki köprüler hasarlı olduğu için Erzurum'dan da tren gelemez. Şehir, kışın ortasında, iki yandan da kapanmıştır.

Hayatta kalanlar, karla kaplı yıkıntıların arasında açıktadır. Dönemin anlatımları "35'ler derecesinde" hissedilen bir soğuktan söz eder. Göyne köyünden Mehmet Güloğlu yıllar sonra o günleri şöyle özetleyecektir: "Çoğu insan hep soğuk, sahipsizlikten öldü."
Ankara'da o gün
27 Aralık öğleden sonra saat 15:00'te Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanır. Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili Dr. Hulusi Alataş kürsüye çıkar: "Bu sabah saat ikide memleketin bir çok yerlerinde şiddetli bir zelzele hissedildi." Erzincan valisinin telgrafını okur. Tokat'tan 88 ölü, Zara'dan 26 ölü bildirildiğini söyler. Ordu'dan haber ancak limandaki İzmir vapurunun telsiziyle alınabilmiştir.
Kızılay, Erzincan'a ilk iş olarak 15 bin lira, 500 çadır ve biner takım don, gömlek, battaniye ayırır. Erzincan Mebusu Aziz Samih İlter halkın şehirden nakledilmesini ister. Başvekil Dr. Refik Saydam yanıt verir: "Evvelâ bütün malûmatı toplayıb vaziyete hâkim olalım. Kasaba hakikaten oturulamayacak vaziyette ise civardan hat üzerine nakilleri için tertibat alacağız."
Aynı oturumda, Meclis Başkanının başkanlığında bir Milli Yardım Komitesi kurulması oybirliğiyle kabul edilir. Ertesi gün komitenin yurda yaptığı çağrı şöyle biter: "Unutmayalım ki binlerce vatandaşımız kara kış ortasında, açıktadır."
Ankara Radyosu eğlence programlarını kaldırır. Vakit gazetesinin yazarı Asım Us, yılbaşı eğlencelerinden vazgeçilmesini ister. Cumhuriyet haberi sürmanşetten, bir haritayla verir: "Şehirde bütün binalar yıkıldı."
Karda kalan trenler

28 Aralık sabahı saat 09:40'ta Ankara'dan bir tren kalkar. İçinde Dahiliye Vekili Faik Öztrak ile Sıhhiye Vekili Hulusi Alataş, çadırlar, yiyecek ve işçiler vardır. Sivas'tan sonra tren kara saplanır. Karagöl'e kadar gidebilir, geri dönmek zorunda kalır.
Başvekil Saydam valilere talimat gönderir: masraflar için Ziraat Bankası'ndan para ayrılacak, fazla yiyecek hiçbir izin beklenmeden derhal Erzincan'a yollanacaktır. 29 Aralık'ta Bakan Öztrak, Sivas İstasyonu'ndan on vilayete telgraf çeker: Erzincan'a giden her trene her gün en az 2 bin kilo ekmek yüklenecektir.
Felakete ilk ulaşan yardım ekibi komşu Erzurum'dan gelir. Erzurum Sıhhat Müdürü Dr. Salim Bey'in başkanlığındaki imdat heyeti, trensiz ve büyük güçlüklerle, depremin ikinci günü şehre ulaşır. Akşam gazetesine göre ilk imdat treni 29 Aralık'ta varır. 300 yataklı bir Kızılay hastanesi kurulur.
Bakanlar ancak 31 Aralık sabahı saat 11:00'de, depremden dört gün sonra Erzincan'a ulaşabilir.
İnönü Erzincan'da

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, deprem haberini Anadolu seyahatindeyken alır. Erzincan valisine gönderdiği telgrafta, felaketin en acı yanının can kaybı olduğunu yazar: "Diğer tahribatı milletimiz pek az zamanda kâmilen tamir ve telâfi edecek ve bugünkü enkaz içinden memleketin güzel bir mamuresi çıkarılacaktır."
31 Aralık 1939, saat 13:00. İnönü'nün treni Erzincan Garı'na girer. Cumhurbaşkanı önce bakanları, komutanları ve valiyi özel vagonunda kabul eder, ardından halkın arasına karışır. Vakit gazetesinin aktardığına göre yaşlı bir kadın İnönü'nün boynuna sarılır: "Mehmed'im burada öldü. O da askerdi, senin oğlundur. Sen sağol babamız."
İnönü aynı gün saat 16:30 sularında şehirden ayrılır. 2 Ocak'ta Amasya'dan dönerken Turhal'da Bakan Öztrak'la görüşür; yanında depremin vurduğu Erbaa'dan beş kişiyi getirmiştir. 4 Ocak 1940'ta Ankara'ya döner.
10 Ocak 1940'ta Bakan Öztrak Meclis'e rapor verir. Eleştiriler vardır; yardımın her yere ulaşmadığı söylenmektedir. Öztrak, milletin seve seve verdiği eşyanın muhtaçlara düzenli ve kusursuz gittiğini söyleyecek durumda olmadığını kabul eder, ama ekler: "Sizleri temin ederim ki vazifeli veya vazifesiz herkes namuskârene çalışmış ve çalışıyor."
Hayatta kalanlar
Sıdıka Aksu'nun köyü Üzümlü'ye ölüler ve yaralılar atlarla, Karasu Nehri'nden geçirilerek getirilir. "Kardeşimin ölen kızının saçları sudan geçerken buz tutmuş vaziyette geldi," diye anlatır. "Ölüleri çadırların içine dizdik bir gün sonra defnedildi." Akrabalarından dört kişiyi kaybeder. "Ölülerimize ağlayamadık," der. Çadır yoktur; bezlerden çadır yapıp içinde kalırlar.

Yahya Göktepe'nin köyü Davarlı'da 160 kişi yaşamaktadır; 85'i ölür. "Köyün ortası yarılmıştı ve su çıkıyordu," diye anlatır. Ailesi mart ayına kadar komşu Göyne köyündeki ablasının yanında kalır.
Mehmet Güloğlu, 2024'te 108 yaşındayken o kışı İhlas Haber Ajansı'na anlatır: "Beton bina yok idi, hep toprak evler. Soğuk, kış, kar diz boyu." İlk günlerde kimse yoktur: "Kazmasını, küreğini alan enkazdan insan çıkarabilmek için koşup yardıma gitti." Köylüler gübrelerin üstüne hasır serip çadır yapar.
Ürek köyünden 13 yaşındaki Necmiye Akyalçın'ın babası o gün şehirdedir; bir akrabaya at satmaya gitmiştir. Ahırdaki at aniden kişneyip huysuzlanınca babası hayvanı bahçeye çıkarır; kısa süre sonra deprem olur.
Depremin sınırları Erzincan'la bitmez. Tokat'ın Almus ilçesinde yaşayan Niyazi Haçin, o gece yedi kardeşini kaybeder; ailesinden bir tek kendisi sağ kalır.
Enkazda çalışan mahkûmlar

Erzincan cezaevi de hasar görmüştür. Savcı İzzet Akçal mahkûmlara bir teklif yapar: arama kurtarma çalışmalarına katılacaklar, uzak köylere kaçmamak şartıyla izin alacaklar. Mahkûmlar gündüz enkazda çalışır, her akşam sayıma gelir. Necmiye Akyalçın da onları hatırlar: gündüz enkaz altındakileri kurtarmaya yardım ediyor, akşam cezaevine teslim oluyorlardı.
Meclis bunu unutmaz. 19 Nisan 1940'ta çıkan 3804 sayılı kanunla Erzincan, Şebinkarahisar, Alucra, Fatsa, Erbaa ve Niksar cezaevlerinden 241 mahkûmun cezasının beşte dördü affedilir.
Yardım ve yeniden yapılanma

Kızılay, Erzincan ve ilçelerinde önce 4.242 çadır kurar; sonraki haftalarda bu sayı 11 bini aşar. Şehir merkezinde her biri on iki odalı 90 pavyon, barakalar ve dükkânlar yapılır. Edirne Mebusu ve doktor Fatma Memik'in de bulunduğu Kızılay ekibi 2 Ocak 1940'ta Erzincan'a ulaşır; on beş günde 355 hastayı tedavi eder.
Milli Yardım Komitesi yurt içinden 3,6 milyon liraya yakın bağış toplar; bunun bir milyonu İstanbul'dandır. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş yardım maçları oynar, Münir Nureddin yardım konseri verir. Malatya halkı iki saatte 1.700 kilo un ve 11 bin kilo bulgur toplar.
Kızılay'ın kayıtlarına göre yaklaşık 40 ülke yardım gönderir. İngiltere 1.001, Fransa 670, Mısır 100 çadır yollar; Irak 41 ton hurma gönderir. Yunanistan Başbakanı Metaksas halkına yardım çağrısı yapar.
Yaralılar ve evsiz kalanlar başka şehirlere taşınır: Sivas, Divriği, Kayseri, Adana, Mersin, Gaziantep, Antakya. Kimsesiz kalan iki yüz kadın Malatya bez fabrikasında işe yerleştirilir. Yetim kalan çocuklar Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay eliyle Malatya ve Ankara gibi şehirlere gönderilir.
Meclis 17 Ocak 1940'ta 3773 sayılı kanunu çıkarır: yıkılan evlerin vergi borçları silinir, memurlara avans verilir. Borçlular için icra takipleri altı ay durdurulur.
Ölü sayısı haftalar içinde değişir. Bakan Alataş 10 Ocak'ta Meclis'te 23.131 ölü ve 7.994 yaralıdan söz eder. Sonraki resmî rakam, deprem bölgesinin tamamında 32.968 ölü ve tamamen yıkılmış 116.720 binadır. Bunun yaklaşık 15.600'ü Erzincan ilindendir; yalnız Erzincan şehrinde 8.623 kişi ölmüştür. Ölenler arasında askerî okulun 94 öğrencisi de vardır.
Yeni bir şehir

Eski şehir yeniden kurulmaz. Nerede kurulacağı tartışılır: Alman jeolog Salomon-Calvi kışlanın bulunduğu bölgeyi önerir, Fatin Gökmen şehrin yerinden oynatılmamasını savunur. Sonunda depremde ayakta kalan tren garı esas alınır. Yeni Erzincan, garın kuzeyinde, Trabzon yolu boyunca kurulur. Eski şehrin yeri boşaltılır ve "yasak kent" ilan edilir.
Şehrin planını Yüksek Mimar Asım Kömürcüoğlu çizer. 1 Haziran 1940'ta göreve başlayan Vali Sukuti Tükel, yeni şehrin kuruluşunu yönetir. Ağustos 1940'ta Meclis, yeni şehir yerinin kamulaştırılması ve Erzincan'da yaptırılacak evler hakkında kanunları kabul eder. Depremin birinci yılında, Trabzon yolu boyunca yaklaşık 11 bin kişiyi barındıran tek katlı evler yükselmiştir.
Neyi değiştirdi
1939 Erzincan depremi, Türkiye'de depreme karşı önlemin devlet işi olduğu fikrinin başladığı yerdir. 1940'ta Nafia Vekâleti, İtalya'nın deprem bölgelerindeki yapı kurallarını tercüme ettirir. 1944'te ilk geçici yapı yönetmeliği çıkar ve 22 Temmuz 1944'te 4623 sayılı "Yer Sarsıntılarından Evvel ve Sonra Alınacak Tedbirler Hakkında Kanun" kabul edilir. 1945'te Türkiye'nin ilk deprem bölgeleri haritası hazırlanır.

Deprem, bilim için de bir başlangıçtır. 1939'dan sonra Kuzey Anadolu Fayı, doğudan batıya doğru art arda kırılır: 1942 Niksar-Erbaa, 1943 Tosya, 1944 Bolu-Gerede, 1957 Abant, 1967 Mudurnu. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS), bu zincirin onuncu halkası olarak 1999 Kocaeli depremini sayar. Erzincan, fayın bir depremin komşu parçaya gerilim aktararak bir sonrakini nasıl hazırladığını gösteren dizinin ilk halkasıdır.
Yeniden kuruluşun gölgeleri de vardır. Erzincan Mebusu Zeynel Gündoğdu, 1965'te, ayrılan paranın az bir kısmının kullanıldığını ve bazı köylerin hâlâ fayın üzerinde durduğunu yazacaktır.
Bugün
1939'da hayatını kaybedenlerin bir kısmı, eski şehrin yerindeki Piri Sami Hazretleri Türbe ve Mezarlığı'na gömülmüştür. Orada bugün 1939 Erzincan Deprem Şehitliği Anıtı durur; her 27 Aralık'ta anma yapılır. Belediye Başkanı Bekir Aksun, 2022'deki anmada şehrin depremden önce bugünkü türbe ve mezarlıkların bulunduğu alanda olduğunu hatırlatır: "Deprem şehrin merkezini değiştirmiş."

1938'de açılan tren garı hâlâ ayaktadır. 1939, 1983 ve 1992 depremlerini atlatan bina, şehirde depremlerin yıkamadığı yapı olarak anılır. Garın güneyindeki eski şehrin yerinde, yıllar boyunca çekilen hava fotoğraflarında yerleşim görünmez.
Erzincan aynı fayın üzerinde yaşamaya devam eder. 13 Mart 1992'de şehir bir kez daha büyük bir depremle sarsılacaktır.
Kaynaklar
- Haçin, İlhan. "1939 Erzincan Büyük Depremi." Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, sayı 88, Mart 2014.
- Tuğluoğlu, Fatih. "1939 Büyük Anadolu Zelzelesi ve Erzincan Vilayetinde Yardım Faaliyetleri." Journal of History Studies, 7/4, Aralık 2015.
- Doyran, Muhabbet. "1939 ve 1992 Yıllarında Erzincan'da Meydana Gelen Depremlerin Cumhuriyet Gazetesi'ne Yansımaları." Mavi Atlas, 11(2), 2023.
- Keçeci Toru, M. U.; Boyacıoğlu, E.; Özkan Yazgan, E. "Demiryolu ve Endüstrileşme Girişimleri Eşliğinde 1939 Depremi Sonrası Erzincan'ın Yeniden Kuruluşu." Atatürk Yolu Dergisi, 77, 2025.
- TBMM Zabıt Ceridesi, Devre VI, Cilt 7, 18. İnikad, 27 Aralık 1939.
- U.S. Geological Survey. Implications for Earthquake Risk Reduction in the United States from the Kocaeli, Turkey, Earthquake of August 17, 1999 (Circular 1193), 2000.
- Barka, A. A. "Slip Distribution along the North Anatolian Fault Associated with the Large Earthquakes of the Period 1939 to 1967." Bulletin of the Seismological Society of America, 86/5, 1996.
- Anadolu Ajansı, "Depremlerin yıkamadığı yapı: Erzincan Tren Garı", 6 Mart 2018.
- Anadolu Ajansı, "Erzincan depreminin acısı 79 yıldır unutulmadı", 30 Aralık 2018.
- Anadolu Ajansı, Barış Yalçınkaya, Erzincan depremi yıl dönümü haberleri, 27 Aralık 2020, 2021 ve 2022.
- İhlas Haber Ajansı / NTV, "1939 Erzincan depreminin yaşayan tanığı o günleri anlattı", 27 Aralık 2024.
