1797 Cumaná Depremi: Kükürt Kokusu, Yıkılan Şehir ve 16 Binlik Soru İşareti
14 Aralık 1797 akşamı Venezuela'nın İspanyol sömürgesi Cumaná'yı vuran deprem şehrin beşte dördünü yıktı; ilk hafif sallantıyla sokağa kaçan halkın çoğu kurtuldu. Kataloglardaki 16 bin ölü, valinin raporu ve iki yıl sonra şehre gelen Alexander von Humboldt'un tanıklığıyla karşılaştırılan belgesel anlatım.
14 Aralık 1797, akşam saat yedi. Venezuela'nın Karayip kıyısında, İspanyol sömürgesi Yeni Endülüs'ün başkenti Cumaná. Yarım saat önce San Francisco manastırının tepesinde kükürt kokusu duyulmuş, Manzanares ırmağının kıyısında alevler görülmüş. Önce hafif bir sallantı geliyor, insanlar sokağa kaçıyor. Ardından gelen darbe şehrin beşte dördünü yıkıyor. Kataloglarda bu depremin karşısında 16 bin ölü yazıyor. Dönemin belgeleri ise çok daha küçük bir sayıdan söz ediyor.
Irmakla dağ arasında bir şehir
Cumaná, İspanyolların Güney Amerika anakarasında kurduğu ilk yerleşimlerden biridir. 1515'te Fransisken rahiplerin kurduğu yerleşim, yerli halkın saldırıları yüzünden birkaç kez yeniden kurulmuş, 1569'da Diego Hernández de Serpa'nın verdiği Cumaná adını almıştır. 1797'de şehir, Yeni Endülüs vilayetinin, yani Cumaná valiliğinin merkezidir.

Şehir Manzanares ırmağının Karayip Denizi'ne döküldüğü yerdedir. Arkasında, üzerinde San Antonio kalesinin durduğu çıplak, beyaz bir tepe yükselir. Irmağın öbür yakasında balıkçılıkla geçinen Guaiquerí yerlilerinin mahallesi vardır. Doğuda Cariaco Körfezi uzanır, körfezin kuzeyinde Araya yarımadası denize doğru kıvrılır. Alexander von Humboldt iki yıl sonra şehrin nüfusunun abartıldığını, en güvenilir kayıtlara göre 16 bini geçmediğini yazacaktır.
Vali, 1792'nin sonunda göreve başlayan Bask asıllı denizci Vicente Emparan'dır. İspanya İngilizlerle çatışma içindedir; İspanya'dan gelen gemiler kıyıya zor ulaşır, karşı kıyıdaki Trinidad İngilizlerin elindedir. Şehirde yeni yapılar yükselmektedir: askerî mühendis Casimiro Isava, 1790'dan beri Divina Pastora kilisesini inşa etmektedir. Isava kilisenin çatısında, depreme karşı birbirine zincirlenmiş ahşap kirişler kullanmıştır. Aynı yıl ırmağın iki yakasına sulama kanalları açmayı da planlamıştır.
Hiç dinmeyen toprak
Cumaná depreme alışkın bir şehirdir. 1530'da bir deprem kıyıdaki küçük kaleyi yıkmış, deniz karayı basmıştır. Humboldt, şehrin arşivinin beyaz karıncalar yüzünden yüz elli yıldan eskiye gitmediğini, eski depremlerin tarihlerinin bu yüzden bilinmediğini not eder.
Yakın geçmişin en ağır felaketi 21 Ekim 1766 depremidir. Şehir dakikalar içinde yıkılır, sarsıntılar on dört ay boyunca sürer. Halk iki yıl sokaklarda kamp kurarak yaşar ve evlerini ancak depremler ayda bire düşünce yeniden yapmaya başlar. Ardından 1776, 1779, 1785 ve 1794'te yer yine sallanır. Cumanalıların hafızasında bu depremler yatay salınımlar olarak kalmıştır.
Bölgenin altında Karayip levhası ile Güney Amerika levhası birbirinin yanından kayar. Bu sınırın Cumaná'nın doğusundaki parçası El Pilar Fayı'dır; Cariaco Körfezi'nin içinden geçip karaya çıkar. Bugün 1530, 1684, 1766, 1797, 1853 ve 1929 depremlerinin bu fay sistemiyle ilgili olabileceği düşünülüyor.
Kükürt kokusu ve alevler
Humboldt 1799'da Cumaná'ya geldiğinde 14 Aralık gecesini yaşayanlarla konuşur ve "en küçük ayrıntılarına kadar" öğrendiğini yazar. Anlatılanlara göre felaketten yaklaşık yarım saat önce San Francisco manastırının bulunduğu tepenin yakınında güçlü bir kükürt kokusu duyulur. Yeraltından gelen uğultu en çok orada işitilir; ses güneydoğudan kuzeybatıya doğru ilerler gibidir.

Aynı sırada Manzanares'in kıyısında, Kapuçin rahiplerinin hastanesinin yakınında alevler görülür. Cariaco Körfezi'nde, Mariguitar köyü açıklarında da ateş belirir. Humboldt bu alevlerin bölgede bilinen bir şey olduğunu, halkın bunlara 16. yüzyılda bölgede kan döken, nefret edilen asi Lope de Aguirre'nin ruhu dediğini anlatır. Cumanalı sismolog Luis Daniel Beauperthuy ise bu alevlerin, açılan çatlaklardan yükselen sıcak gaz ya da buharın yanlış yorumlanmış olabileceğini düşünür.
Cumaná'da yaşayanlar depremin işaretlerini gözlemeyi öğrenmiştir. Humboldt'a göre en yıkıcı depremlerden önce çok hafif sallantılar ve boğuk bir ses gelir. Korkanlar köpeklerin, keçilerin ve özellikle domuzların huzursuzluğuna bakar.
Akşam yedi: yerin altından gelen darbe
Deprem 14 Aralık akşamı saat yedide gelir. İlk hareket hafif bir dalgalanmadır. Sokaklarda "Misericordia! Tembla!" (Merhamet! Sallanıyor!) çığlıkları yükselir. Çoğu insan bu birkaç saniyede kendini sokağa atar.
Sonra asıl darbe gelir. Halk, 1766 ve 1794'te yerin yatay sallandığını; 1797'de ise Cumaná'da ilk kez yerin aşağıdan yukarı kalktığını anlatır. Humboldt, derinden gelen gürültünün Riobamba'daki gibi çok derinde patlayan bir lağımı andırdığını yazar. Şehrin beşte dördünden fazlası tamamen yıkılır.
Hayatını kaybedenler, darbe geldiğinde kiliselerde toplanmış olanlardan küçük bir gruptur. Kiliseler ve manastırlar çöker. En ağır hasar en yeni yapılardadır: cezaevi ve henüz bitmekte olan Divina Pastora kilisesi. Deprem sonraki yıllarda bu kilisenin adıyla, "La Pastora depremi" diye anılacaktır. Mühendis Casimiro Isava, kısmen hasar gören Guaiquerí kilisesinin kurtarılabileceğini bildirir.
Hasar şehirle sınırlı değildir. Cariaco kasabasının doğusunda, Casanay yakınlarında altı sıcak sularla oyulmuş "boş toprak" denilen ovada yer açılır; kükürtlü su ve yapışkan petrol fışkırır. Kıyıdaki Morro Roxo sığlığının biçimi değişir. Kataloglar depremden etkilenen yerler arasında Cumaná'nın yanında Cariaco'yu da sayar, ama kasabadaki yıkımın ayrıntısı kaynaklarda yer almaz.
Valinin raporu
Vali Emparan, İspanya Kralı'na yazdığı raporda şehrin "korkunç bir zelzelenin öfkesine" uğradığını anlatır. Raporun asıl metni bugün Sevilla'daki Hint Arşivi'nde (Archivo General de Indias) korunur. Emparan'a göre en görkemli yapılardan en yoksul evlere kadar yerinden oynamamış taş kalmamıştır. Deprem birkaç saniye daha sürseydi şehir tamamen yerle bir olacaktı; en iyi binaların hepsi yıkılmıştır, hasarsız tek bir yapı yoktur. Çöken binaların enkazı, o anda ölenlere mezar olmuştur. Vali, halkın çoğunun aynı sonla karşılaşmamasını bir mucizeye, ilahi takdire ve tehlikeyi görüp kaçanların çabasına bağlar.
Emparan'ın kaygısı ekonomiktir. Zararı, ihtiyatlı bir hesapla aşağı yukarı 400 bin peso olarak tahmin eder. Şehrin ticaret gemilerinin çoğu kaybolmuştur. Tarihçi Emanuele Amodio, bu kaybın depremle birlikte kıyıda güçlü bir deniz hareketi olduğunu gösterdiğini, alçak El Salado düzlüğünü basan dalgaların Guaiquerí mahallesine kadar ulaşmış olabileceğini düşünür. Emparan raporunda korkunç bir açlıktan ve Avrupa mallarının pahalılığından söz eder.
Vali bir tehlikeden daha korkar: kaçakçılık. Yoksullaşan halk Trinidad'dan gelen kaçak mallara yönelmiştir. Emparan, İngilizlerin felaketi fırsat bilip valiliğe girebileceğinden endişe eder ve askerî yardım ister. Raporuna göre Trinidad'daki İngiliz valisinin vaatleri yerlilere de ulaşmış, yüz kadar yerli Teğmen Francisco Villaviciosa'yı bırakıp gitmiştir.
On altı mı, on altı bin mi?
ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'nin (NOAA) önemli depremler veritabanı 1797 Cumaná depremi için 16 bin ölü yazar. Bu rakam tek bir kaynağa dayanır: İngiliz sismolog John Milne'ın 1911'de yayımladığı yıkıcı depremler kataloğu. Milne kaydında "Cumaná, Cariaco ve çevresinde 16.000 can kaybı" der. Veritabanındaki öteki kaynakların hiçbiri bir sayı vermez, yalnızca "pek çok kurban"dan söz eder.
Dönemin tanıklıkları başka bir tablo çizer. Humboldt, ilk hafif sallantı sayesinde halkın büyük kısmının sokağa kaçabildiğini, yalnızca kiliselerde toplanmış "küçük bir kısmın" öldüğünü yazar. Vali de halkın çoğunun kurtulmasını mucize sayar. Amodio, arşiv belgelerine dayanarak ölü sayısını 16 olarak verir. Yıkılan evlerin çoğunun sıkıştırılmış toprak (tapia) ya da çamur sıvalı ahşap (bajareque) olması da kayıpların az olmasını açıklayabilir.
16 binlik rakam, Humboldt'un Cumaná'nın bütün nüfusu için verdiği sayıyla aynıdır. Milne'ın kaydı bir karışıklıktan doğmuş olabilir, ama bunu kesin olarak gösteren bir belge yoktur. Kesin olan şudur: şehrin bütün nüfusunun öldüğü bir felaketi ne vali ne de iki yıl sonra hayatta kalanlarla konuşan Humboldt anlatır. Depremin şiddeti konusunda da kaynaklar ayrılır. NOAA şiddeti IX olarak verir. Venezuelalı mühendis José Grases şiddetin VIII olabileceğini, Amodio ise yıkılan yapıların türüne bakarak VII'ye kadar inebileceğini ileri sürer.
Humboldt yıkılmış şehre geliyor

16 Temmuz 1799 sabahı, A Coruña'dan çıktıktan 41 gün sonra, Pizarro gemisi Cumaná limanına demir atar. Gemide Alexander von Humboldt ve Fransız botanikçi Aimé Bonpland vardır. Humboldt hindistancevizi ağaçlarının arasında beliren şehri ve kaleyi tarif eder. Vali Emparan iki bilim insanını iyi karşılar. Humboldt valiyi bilime meraklı bir adam olarak anlatır. İspanyolca Vikipedi'ye göre Emparan, keşif için gereken parayı Humboldt'a borç olarak da verir.
Humboldt'un gözü depremin izlerine takılır. Şehirde uzaktan görünen bir çan kulesi ya da kubbe yoktur; düz damlı evlerin üstünde yalnızca birkaç demirhindi ve hurma ağacı yükselir. Halk kil zemine kurulmuş Guaiquerí mahallesinin, tepenin eteğindeki evlere göre depremden daha az etkilendiğine inanır. Humboldt, 1797'den önce sarsıntıların yalnızca körfezin güney kıyısında hissedildiğini, depremden sonra ise karşı kıyıdaki Araya yarımadasının, özellikle Maniquarez köyünün de sık sık sallanmaya başladığını kaydeder.
Humboldt aynı yılın şubat ayında Ekvador'daki Quito bölgesini vuran büyük depremle ve eylülde Guadeloupe yanardağının patlamasıyla Cumaná arasında bir bağ arar. Tarihçi Amodio ise Quito ve Cumaná depremlerinin aynı kaynaktan doğmadığını, Cumaná'nınkinin tektonik, Quito'nunkinin yanardağ etkinliğiyle ilgili olduğunu belirtir.
4 Kasım 1799
Humboldt ilk depremini Cumaná'da yaşar. 4 Kasım 1799 öğleden sonra dağların üzerinde kapkara bulutlar toplanır, gök gürler. Saat 16.12'de, on beş saniye arayla iki sarsıntı gelir. İnsanlar bağırarak sokaklara koşar. Masada bitki inceleyen Bonpland neredeyse yere düşer; hamakta yatan Humboldt sarsıntıyı çok güçlü hisseder. Irmak kıyısında kuyudan su çeken köleler, kuyunun dibinden güçlü bir barut patlamasına benzer bir ses duyar.
Humboldt, şehrin neredeyse tamamen yıkılmasının üzerinden ancak 22 ay geçtiğini hatırlatır. Ufku kapatan sis ve gece dinen rüzgâr halkın gözünde felaketin habercisidir. Sonraki günlerde pek çok kişi Humboldt'un evine gelip aletlerinin ertesi gün yeni bir deprem gösterip göstermediğini sorar. 5 Kasım'da aynı saatte rüzgâr ve gök gürültüsü dönünce panik yeniden büyür, ama sarsıntı gelmez.
Neyi değiştirdi
1797 depremi, bir bilim insanının hayatta kalanlarla konuşarak ayrıntılarını derlediği bir deprem olarak tarihe geçer. Humboldt'un "Yolculuk Anlatısı"ndaki sayfalar, kükürt kokusundan dikey darbeye ve sarsılan yeni bölgelere kadar olanları Avrupa'ya taşır. Bugün sismologlar 1797 depreminin merkezinin Cumaná'ya yakın, şehrin doğusunda olduğunu düşünür. Beauperthuy'ye göre bu kadar büyük yıkım için büyük bir deprem gerekmemiştir; merkezin yakınlığı ve zemin etkileri yetmiştir.
Deprem, Cumaná'nın aynı yerlerde aynı şekilde yıkıldığını da gösterir. Irmak kıyısı boyunca açılan çatlaklar, zeminin sıvılaşması ve kıyının çökmesi 1530'da, 1684'te, 1797'de, 1853'te ve 1929'da aynı yerlerde tekrarlanır. 1853 depreminde en az 600, 1929'da en az 200 kişi ölür. 1929'da San Antonio kalesi de yıkılır. 9 Temmuz 1997'de Cariaco yakınlarında 7,3 büyüklüğünde bir deprem daha olur; kaynaklara göre Sucre eyaletinde 73 ya da en az 80 kişi ölür.
Bugün

Cumaná bugün Venezuela'nın Sucre eyaletinin başkentidir. 2011 sayımına göre şehrin bulunduğu belediyede 358 bin kişi yaşar. Universidad de Oriente'nin ana kampüsü ve sismoloji merkezi buradadır. Manzanares kıyısındaki bir cadde Humboldt'un adını taşır. 1929'da yıkılan San Antonio kalesi 2005'te koruma altına alınmıştır ve bugün ziyaretçilere açıktır. Santa Inés kilisesi 2023'te bazilika ilan edilmiştir.
Cariaco Körfezi'nin kıyıları da El Pilar Fayı da yerinde duruyor. 1766'dan 1997'ye kadar her büyük deprem Cumaná'yı aynı noktalardan yaraladı. 1797 akşamı ilk hafif sallantıyı duyup sokağa koşan Cumanalılar, binaları kaybettiler ama canlarını büyük ölçüde kurtardılar.
Kaynaklar
- Alexander von Humboldt, Personal Narrative of Travels to the Equinoctial Regions of America, 1799-1804, cilt 1 (çev. Thomasina Ross; Project Gutenberg metni)
- Emanuele Amodio, "Las furias del temblor. Análisis comparativo de dos sismos históricos: Quito, febrero 1797 y Cumaná, diciembre 1797", Revista Geográfica Venezolana, cilt 46, 2005 (Vali Vicente Emparan'ın raporu: Archivo General de Indias, Caracas, Legajo 913)
- Luis Daniel Beauperthuy Urich, "Análisis histórico de las amenazas sísmicas y geológicas de la ciudad de Cumaná, Venezuela", Revista de la Facultad de Ingeniería UCV, cilt 21, sayı 4, 2006
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt 1541 (John Milne, Catalogue of Destructive Earthquakes, 1911; José Grases, Terremotos destructores del Caribe 1502-1990, 1990)
- Vikipedi (İngilizce): Cumaná, El Pilar Fault System (başlangıç kaynağı)
- Vikipedi (İspanyolca): Cumaná, Vicente Emparan, Casimiro Isava Oliver, Castillo de San Antonio de la Eminencia (başlangıç kaynağı)
