1509 İstanbul Depremi Küçük Kıyamet Olarak Anıldı
10 Eylül 1509 gecesi Marmara'daki deprem İstanbul'da 109 camiyi ve 1.070 evi yıktı; sarsıntılar 45 gün sürdü. II. Bayezid'in çadırda geçen günleri, 22 akçelik vergi ve iki ayda yeniden kurulan şehir.
10 Eylül 1509, bir gece vakti. Osmanlı başkenti İstanbul, fethinden bu yana elli altı yıl geçmiş, hızla büyüyen bir şehir. Marmara'nın altından gelen sarsıntı camilerin kubbelerini yarar, minareleri devirir, surların kulelerini yıkar. Sarsıntılar kırk beş gün sürer. Halk bu felakete bir ad verir: Kıyamet-i Suğrâ, yani Küçük Kıyamet.
Depremden önce


1509'da tahtta II. Bayezid oturmaktadır. Babası Fatih Sultan Mehmed'in 1453'te fethettiği İstanbul, yarım yüzyılda bir imparatorluk başkentine dönüşmüştür. Şehirde yeni camiler, medreseler, hanlar, hamamlar yükselir. Fatih Camii ve külliyesi, Bayezid'in yaptırdığı yeni cami ve külliye, şehrin yeni simgeleridir. Bizans'tan kalan surlar, Rumeli ve Anadolu hisarları, Kız Kulesi şehri korur.
Ayasofya, fetihten sonra camiye çevrilmiş, yanına minare eklenmiştir. Topkapı Sarayı yeni sayılır; padişah burada oturur.
Şehrin güneyinde uzanan Marmara Denizi'nin altında Kuzey Anadolu Fayı'nın batı kolu geçer. O dönemde bunu bilen kimse yoktur. Ama İstanbul, Bizans döneminde de defalarca depremle sarsılmış bir şehirdir.
Gece yarısının sarsıntısı
Deprem 10 Eylül 1509 gecesi başlar. Kaynaklar saati farklı verir: bazıları gece saat ondan, bazıları sabaha karşı dörtten söz eder. Büyüklüğünün 7,2 civarında olduğu tahmin edilir. Merkez, Marmara Denizi'nin altındadır.


Sarsıntı şehri baştan sona sarsar. 109 cami yıkılır; ayakta kalanların çoğunun minareleri düşer ya da çatlar. Bayezid Camii'nin ana kubbesi zarar görür, minaresi yıkılır. Fatih Camii'nin dört büyük sütunu hasar görür, kubbesi yarılır. Ayasofya'nın fetihten sonra yapılan minaresi devrilir; duvarlarındaki sıvalar dökülür.
Surlarda 49 kule yıkılır ya da hasar görür. Rumeli Hisarı, Anadolu Hisarı, Yoros Kalesi ve Kız Kulesi zarar görür. Bozdoğan Kemeri'nin Şehzadebaşı'ndaki bölümü hasar alır. 1.070 ev yerle bir olur.

Denizden gelen dalgalar Galata ve İstanbul'un deniz surlarını aşar. Bazı kaynaklar dalgaların yüksekliğinin altı metreyi geçtiğini yazar; bu konuda araştırmacılar arasında tartışma vardır.
Sarayda o gece

Topkapı Sarayı da sarsıntıdan payını alır. Anlatılara göre padişahın yatak odası çöker. II. Bayezid, o saatlerde ibadet için odasından ayrılmış olduğu için kurtulur.

Padişah sarayın bahçesine kurulan bir çadıra geçer ve on gün burada kalır. Ardından eski başkent Edirne'ye gider. İmparatorluk bir süre, Edirne'de onun için yapılan ahşap bir köşkten yönetilir.
Kırk beş gün
Ölü sayısı kesin olarak bilinmez. Tahminler bin ile on üç bin arasında değişir; on binden fazla kişinin yaralandığı yazılır. Divan-ı Hümayun üyelerinin ev halkından da ölenler olur.

Ana depremin ardından sarsıntılar bitmez. Kırk beş gün boyunca, kimi zaman yarım saat arayla gelen artçılar şehri sarsmaya devam eder. İnsanlar evlerine girmeye korkar; şehir halkı bahçelerde, meydanlarda kurulan çadır ve barakalarda yaşar.
Bu uzun bekleyiş, depreme verilen adın kaynağıdır. Halk için bu, kıyametin küçük bir provasıdır: Kıyamet-i Suğrâ.
Divan'ın kararı
Divan-ı Hümayun, şehrin yeniden yapılmasına karar verir. Masrafların karşılanması için her haneden 22 akçe ek vergi alınır. Anadolu'dan ve Rumeli'den binlerce işçi, taş ustası ve marangoz İstanbul'a getirilir.
Yeniden yapım için alınan kararlar, bugün bile şaşırtıcı derecede ileri görünür. Kaynaklara göre dolgu zeminlere bina yapılması yasaklanır; yeni evlerin ahşap iskeletli yapılması istenir. Deneyim, ahşap evlerin depreme kâgir binalardan daha iyi dayandığını göstermiştir.
İki ayda bir şehir

Onarım çalışmaları 29 Mart 1510'da başlar. Surlar, camiler, saray ve kamu binaları üzerinde binlerce işçi aynı anda çalışır. Çalışmalar 1 Haziran 1510'da, yaklaşık iki ayda büyük ölçüde tamamlanır.

Bu hız, dönemin koşullarında Osmanlı yönetiminin örgütlenme gücünü gösteren dikkat çekici bir örnektir: hızlı karar, ek vergiyle sağlanan kaynak ve imparatorluğun dört bir yanından toplanan iş gücü.
Neyi değiştirdi
1509 depremi, İstanbul'un deprem tarihinde başvurulan temel olaylardan biridir. Bilim insanları bugün Marmara'daki fay parçalarının hangilerinin ne zaman kırıldığını anlamak için bu depremin yıkım dağılımını inceler.
Deprem, Osmanlı yönetiminin büyük afetlere nasıl karşılık verdiğinin de belgesidir. Ahşap yapıya yönelme ve dolgu zemine bina yapma yasağı, şehrin dokusunu sonraki yüzyıllar boyunca etkiler.
Bugün


Beş yüz yılı aşkın bir süre sonra Kıyamet-i Suğrâ, İstanbul için bir uyarı olmayı sürdürüyor. 1509'da onarılan Bayezid ve Fatih camileri, surlar ve hisarlar bugün de ayakta. Marmara Denizi'nin altındaki fay ise şehrin geleceği hakkında bilim insanlarının en çok tartıştığı konulardan biri olmaya devam ediyor.
Kaynaklar
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı
- Ambraseys, N. N. ve Finkel, C. F. (1995). The Seismicity of Turkey and Adjacent Areas: A Historical Review, 1500–1800.
- Afyoncu, E. (2019). "İstanbul'u 510 yıl önce yıkan küçük kıyamet", Sabah.
- Cezar, M. (1963). Osmanlı Devrinde İstanbul Yapılarında Tahribat Yapan Yangınlar ve Tabii Afetler. Türk Sanatı Tarihi Araştırma ve İncelemeleri I.
- Sezer, H. 1894 İstanbul Depremi Hakkında Bir Rapor Üzerine İnceleme (İstanbul'un tarihî depremleri özeti). DergiPark.
