İçeriğe geç
Cuma, 2 Ekim 2026 RSS akışı
Depremzedem

Okyanusya Depremleri

1998 Aitape Depremi: Sissano Lagünü'nü Silen Dalga

17 Temmuz 1998 akşamı Papua Yeni Gine'nin kuzey kıyısında 7 büyüklüğündeki depremden dakikalar sonra 15 metreye varan bir tsunami Sissano Lagünü'nün önündeki Arop ve Warapu köylerini haritadan sildi; 1.600 ile 2.200'ü aşkın arasında insan öldü. Ağaçlara tırmanarak kurtulanlar, misyon telsiziyle duyulan felaket, Vanimo'daki sahra hastanesi ve dalgayı bir deniz altı kaymasına bağlayan bilimsel tartışma: tanık anlatıları ve saha raporlarından belgesel anlatım.

DepremleYasam 16 dk okuma

17 Temmuz 1998, cuma akşamı. Papua Yeni Gine'nin kuzey kıyısında, Aitape kasabasının batısında güneş yeni batmış. Sissano Lagünü'nü okyanustan ayıran ince kum dilinin üzerinde Arop ve Warapu köyleri akşam yemeğine hazırlanıyor. 18.49'da yer uzun süre sallanıyor, ama evler ayakta kalıyor. Asıl felaket on, yirmi dakika sonra, denizden geliyor. Bilim insanları bu dalganın nereden çıktığını yıllarca tartışacak.

Depremden önce

Aitape sahili ve palmiyeli burun
Aitape sahili. Çekim tarihi kesin değildir (2000'ler); deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Tony Pepper · CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons (Aitape Beach.JPG)

Aitape, Sandaun (Batı Sepik) eyaletinde küçük bir ticaret merkezi, ilçe merkezi ve limandır. Düzenli uçak seferleri vardır; doğudaki Wewak'tan karayoluyla, batıdaki Vanimo'dan ise hava kuruysa dört çeker araçların gidebildiği bir yolla ulaşılır. Kıyı köylerine çoğunlukla motorlu kanoyla gidilir.

Aitape'nin batısında, Malol'dan Sissano'ya uzanan kıyıda yaklaşık 12 bin kişi yaşar. Köylerin bir kısmı, denizle Sissano Lagünü arasındaki alçak kum setinin üzerindedir. Lagünün kendisi yenidir: jeologlara göre 1907 depreminde kıyının çökmesiyle oluşmuş, çökme o günden beri yavaşça sürmüştür. 1907'de de, 1935'teki depremde de kıyıda ölümcül bir dalga kaydedilmemiştir. Kum setindeki köylerin arkasında lagün, önünde açık deniz vardır; kaçacak yüksek bir yer yoktur.

Depremden bir gün önce, 16 Temmuz perşembe sabahı, Nimas köyünden balıkçı John Kimene ve arkadaşları kıyıdan 8-10 kilometre açıktaki batık bir resifin yakınında 2-3 metrelik, kırılacakmış gibi dikleşen dalgalarla karşılaşır. Burası eskiden derin bir sudur. 17 Temmuz öğlen saatlerinde aynı bölgeye kürek çeken Nimaslı genç Tom Kaisiera ise denizin yüz-iki yüz metrelik bir alanda gaz kabarcıklarıyla kaynadığını görür. Bu anlatıları sonradan jeolog Hugh Davies kayda geçirir; o gün kimse bunları bir uyarı olarak okumaz.

Akşam 18.49

1998 Papua Yeni Gine depreminin yerini gösteren harita
ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu'nun (USGS) 17 Temmuz 1998 depreminin yerini gösteren haritası. Fotoğraf değil, haritadır. Fotoğraf: USGS · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (1998 PNG Earthquake Map.jpg)

Ana sarsıntıdan yaklaşık on dakika önce hafif, yana doğru sallayan bir öncü deprem hissedilir. Köylüler buna "normal deprem" der. Ardından yerel saatle 18.49'da asıl deprem gelir: büyüklüğü 7,0-7,1, merkez üssü kıyıdan birkaç on kilometre açıkta, deniz tabanının altındadır. Bu kez sarsıntı sert, yukarı aşağıdır ve uzun sürer.

Malol, Arop ve Warapu'da insanlar evlerinden çıkıp açık alana toplanır. Arop ve Warapu'da yerde çatlaklar açılır, çatlaklardan su fışkırır, ev direklerinin çevresinde su yükselir; havada çürük yumurta kokusu vardır. Sissano Misyonu'nda 1926'dan beri ayakta duran büyük kilise hafif hasar görür, yakın köylerde bazı evler çöker.

Gök gürültüsü ve jet sesi

Sarsıntıdan birkaç dakika sonra, Sissano'dan Malol'a kadar herkes gök gürültüsüne benzeyen bir patlama duyar. Yerel dilde buna "pairap" denir. Birkaç dakika sonra bir uğultu başlar; kimine alçaktan uçan ağır bir jet, kimine yaklaşan büyük bir gemi, kimine ağır bir helikopter gibi gelir. Ses kıyı boyunca önce doğuya gider, sonra batıya döner.

Arop'tan John Sanawe, Papua Yeni Gine Savunma Kuvvetleri'nden emekli bir albaydır. Davies'e anlattığına göre ufukta denizin kabarıp patladığını, havaya fırlayan suyun batan güneşin ışığında gökkuşağı renklerine boyandığını görür. Gökyüzü açık olduğu hâlde gök gürültüsü duyar. Ardından helikopter sesi gelir ve deniz kıyıdan çekilmeye başlar. Sonra dört beş dakikalık bir sessizlik olur. Jet sesi duyulduğunda Sanawe denize bakar: patlamanın olduğu yerde bir dalga oluşmuştur ve büyük bir hızla kıyıya gelmektedir.

Pek çok köylü denizin çekildiğini görünce kıyıya iner. Çekilen deniz, bir tsunaminin en açık işaretidir; ama bu kıyıda o akşam bunu bilen yoktur.

Üç dalga

Davies'in tanık anlatılarından çıkardığı zaman çizelgesine göre dalga kıyıya yerel saatle 19.00 ile 19.08 arasında ulaşır. Doğudan, eğik gelir: önce Mak köyüne, sonra Arop'a, en son Warapu'ya çarpar. Kıyıya yaklaşırken yaklaşık 4 metre yüksekliktedir. Aitape'den dönen motorlu bir kanodaki yolcular dalganın arkalarından geldiğini görür, motoru sonuna kadar açarlar. Dalga Arop açıklarında kırılır, kanoyu yakalayıp kıyıya fırlatır. İçindekilerden yalnız biri kurtulur.

İlk dalga, köpüklü, kum ve kütükle dolu, bir metre yüksekliğinde bir su seti olarak kum dilini aşar. Lagün ağzının doğusunda bulunan Jerome Kinisa bu suyla lagünün ortasına kadar sürüklenir. İkinci dalga, ilki daha geri çekilmeden gelir; kıyıdaki setle karşılaşınca ağaç tepeleri yüksekliğine kalkar ve köylerin üzerine çöker. Sonradan ölçülen izlere göre bu dalga 10-15 metreye ulaşır. Yıkımın büyüğünü o yapar. Onu üçüncü dalga, ardından zayıf bir dördüncüsü izler.

Warapu'nun doğusundan Elizabeth Bade dalgayla lagün ağzındaki adacıklara kadar taşınır; artçı sarsıntıları suyun içindeyken hisseder. Sissano Misyonu'nun rahibi Peder Otton dalgadan kaçmak için 300 metre koşar, artçıları ancak durduğunda fark eder. Warapu'da Camillus Kanuvo ve ailesini, ilk dalganın en sert anında sağlam bir kalofilum ağacı korur. Arop ve Warapu'da hindistancevizi ağaçlarına ve başka ağaçlara tırmananlar kurtulur. Arop No. 2'den on beş yaşında bir çocuk, sonradan bilim insanlarına tırmandığı palmiyeyi gösterir: su, yaprakların hemen altına kadar çıkmıştır.

19.09-19.10 sularında 5,6 ve 5,9 büyüklüğünde iki artçı, otuz saniye arayla gelir. Saat 19.20-19.25'e doğru su çekilir. Arop ve Warapu'dan geriye kilise ve okulların beton zeminleri kalır. Ev direkleri topraktan sökülmüş, Warapu'daki koca beton bloklar 50-60 metre sürüklenmiştir. En ağır yıkım, Mak ile Warapu'nun biraz ötesi arasındaki 14 kilometrelik kıyıdadır; orada nüfusun yüzde 20 ile 40'ı ölür.

Lagündeki gece

Hayatta kalanlar karanlıkta lagünün içinde, mangrovlarda, sago bataklıklarında ve ormanda dağınık hâldedir. Pek çoğu yaralıdır: dalga kum ve kütükle doluydu, insanları ağaçlara ve sert cisimlere çarptı. Kurtarma o gece başlar ve yalnız hayatta kalanlar tarafından yapılır; birbirlerini sudan çekerler.

Arop ve Warapu'dan kurtulanların hepsi dalganın suyunun sıcak olduğunu anlatır. Kimi suyun kötü koktuğunu, deriyi yaktığını söyler; kimi gaz yağı ya da petrol kokusu aldığını. Dalga geçtikten sonra Warapu'da, Malol'da ve Aitape yakınındaki Raihu'da insanlar denizin üzerinde sarı-kırmızı bir parıltı görür. Warapulu kurtulanlar, gökteki bu ışığın o gece yakınlarını aramalarına yardım ettiğini anlatır.

Gerard Kawase o akşam karısıyla birlikte yeni balık ağlarını denemek için denizdedir. Yıllar sonra, 2024'teki anma törenindeki konuşmasında, sıradan bir öğleden sonra olduğunu, akıntının birden değiştiğini önce karısının fark ettiğini anlatır. Su yüzeyine çıktığında hava kararmaktadır. Gördüğü yaralıların görüntüsünün kendisini bırakmadığını söyler. Kawase o akşam oğlunu kaybeder.

Misyon telsizi

Felaket, ertesi sabah, cumartesi 18 Temmuz'da bir Katolik misyonunun bağlı istasyonlarına yaptığı günlük telsiz yayınıyla duyulur. Öğleye doğru Port Moresby'ye gelen haberler felaketin boyutunu ortaya koyar. Dışarıdan ilk yardım, olaydan 16 saat sonra, cumartesi sabahı ulaşır. Büyük çaplı kurtarma ise ancak 40 saat sonra başlar.

Papua Yeni Gine hükümeti Avustralya'dan hava taşımacılığı desteği ve sahra hastanesi ister. Avustralya Hava Kuvvetleri'nin üç C-130 Hercules uçağı yardım malzemesi taşır. Avustralya ordusunun "Operasyon Shaddock" adını verdiği görev için 25 kişilik ilk sağlık ekibi pazar akşamı Sidney yakınındaki Richmond üssünden havalanır ve pazartesi şafakta, dalgadan 52 saat sonra Vanimo'ya iner. Havaalanında onları, o ana kadar yardımı yöneten misyoner Birader James Coucher karşılar.

Uçabilen her hafif uçak ve helikopter, gün ışığı boyunca yaralıları kıyıdan Vanimo'ya, Aitape'deki Raihu hastanesine ve Wewak'a taşır. Yaralılar uçaklara üst üste, kırık kolları bacakları sargısız yüklenir. Pazartesi akşamı, olaydan 72 saat sonra, hayatta kalan bütün yaralılar hastanededir.

20 Temmuz tarihli bir ajans haberine göre ilçe afet koordinasyon kurulu başkanı Dickson Dalle, cesetler bulundukça rakamların artacağını, kaç kişinin kayıp olduğunu söylemenin imkânsız olduğunu açıklar. Pazar akşamına kadar kesinleşen ölü sayısı 599'dur; yalnız Warapu'da 500 ölü sayılmıştır. Avustralya Savunma Bakanı Ian McLachlan, bölgedeki Avustralyalı yetkililerin ölü sayısının binin üzerine çıkmasını beklediğini söyler. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac 21 Temmuz'da Başbakan Bill Skate'e taziye mektubu gönderir.

Vanimo'daki sahra hastanesi

Vanimo'daki 20 yataklı sahra hastanesine ilk gün 124 hasta getirilir; gün bitmeden 39 ameliyat yapılmış, yatak sayısı 76 hastaya çıkmıştır. Hastaların neredeyse hepsi tuzlu su yutmuştur. Kafa derisinde büyük yırtıklar, kum, mercan ve bitki parçasıyla kirlenmiş açık kırıklar, mangrov dallarının açtığı delici yaralar vardır. Yaralıların en az dörtte biri çocuktur. Pek çoğunda sıtma, kansızlık ve verem de vardır. Günlerce tedavisiz kalan yaralarda kangren başlamıştır.

Melbourne'deki Monash Tıp Merkezi'nden ortopedi cerrahları Annette Holian ve Prue Keith 22 Temmuz'da Vanimo'ya varır; Avustralya ordusu üssünde 250'yi aşkın hasta bulurlar. Cerrahlar sonradan yazdıkları makalenin başına Tok Pisin dilinde bir cümle koyar: annesi, babası, çocukları, hepsi tuzlu suda kaybolmuş birinin sözü.

On günlük görevde sahra hastanesinde 251 hasta tedavi edilir, 209 ameliyat yapılır, 14 hastanın bir uzvu kesilir. Hastanede ölen yalnızca iki hasta vardır; ikisi de boğulmanın eşiğinden dönüp akciğerine su kaçanlardır. Yeni Zelanda ve ABD askerî sağlık ekipleri de katılır.

Kaç kişi öldü

Kesin ölü sayısı hiçbir zaman bilinmiyor. Hugh Davies'in sayımına göre ölümü belgelenen kişi sayısı 1.600'ü aşıyor; tahminler 2.200'e kadar çıkıyor. Avustralya ordusu raporu ve pek çok bilimsel yayın "2.200'den fazla" ölü diyor. Wikipedia en az 2.183 ile 2.700 arasında bir aralık veriyor. Tsunami araştırmacısı George Pararas-Carayannis, 15 Ağustos'a kadar ölü sayısının 3.000'i aştığı tahminini aktarıyor ve kesin rakamın belirsiz kaldığını vurguluyor. Papua Yeni Gine gazetesi The National ise 2017'de 2.400'den fazla ölüden söz ediyor.

Yaklaşık bin kişi ağır yaralandı. Evini kaybedenler için rakamlar 9 bin ile 12 bin arasında değişiyor. Davies'e göre bu, bağımsız Papua Yeni Gine'nin tarihindeki en kötü doğal afet.

Denizin altındaki iz

Bilim insanlarını şaşırtan, dalganın büyüklüğüydü. 7 büyüklüğünde bir deprem kıyıda en fazla 1,3 metrelik bir dalga yaratmalıydı; ama kıyıya 15 metreye varan su vurdu. Dalga ayrıca hesaplanandan yaklaşık on dakika geç geldi ve yıkım 14 kilometrelik dar bir şeride sıkıştı. Fay kırılması onlarca kilometre boyunca su iterdi; bu kadar dar bir alana odaklanan dalga, daha küçük, noktasal bir kaynağı akla getiriyordu.

Felaketten iki hafta sonra Costas Synolakis ve Kyoto Üniversitesi'nden Yoshiaki Kawata'nın yönettiği uluslararası tsunami inceleme ekibi bölgeye geldi. Papua Yeni Gine hükümetinin uluslararası çağrısı üzerine Japonya'nın deniz bilimleri kurumu JAMSTEC ile Güney Pasifik Uygulamalı Yerbilimleri Komisyonu (SOPAC) bir deniz araştırması düzenledi. Aralık 1998'de Kairei araştırma gemisi 22 bilim insanıyla bölgeye vardı.

Gemi bir gece Sissano açıklarından geçerken çok kanallı sonarın ekranında birkaç yüz metre yüksekliğinde keskin bir yarık belirdi. Bu, yaklaşık 4 kilometre genişliğinde, 5 kilometre uzunluğunda bir deniz altı kaymasının (slump) iziydi. Ocak 1999'da Natsushima gemisinin insansız denizaltısı Dolphin, sert kilin içinde içine bir insanın girebileceği kadar derin, taze çatlaklar görüntüledi.

Kayma ne zaman olmuştu? Northwestern Üniversitesi'nden sismolog Emile Okal, ABD Donanması'nın Wake Adası yakınındaki hidrofonunun kaydında ana depremden yaklaşık 13 dakika sonra, yerel saatle 19.02'de olağandışı bir ses buldu. Sıradan bir artçı gibi aniden başlayıp sönmüyor, yavaş yavaş güçlenip uzun sürede azalıyordu. Okal'a göre bu, hızlanıp yavaşlayan bir kaymanın imzasıydı. Synolakis ve arkadaşları 2002'de dalganın kaynağının bu kayma olduğu sonucuna vardı.

Tartışma bitmedi. Bir grup bilim insanı dalgayı fay hareketiyle açıklamaya devam etti. Davies ise tanık anlatılarına göre dalganın Arop'a 19.12'den önce vurduğunu, yani 19.02'deki kaymanın modelin gerektirdiğinden 4-5 dakika geç kaldığını yazdı. Ona göre ya o sinyal dalganın başlangıcı değildi ya da kaynak kıyıya çok daha yakındı. Sanawe'nin gördüğü patlama ve kurtulanların aldığı yağ kokusu, deniz tabanından kaçan gazın da bir rolü olabileceği sorusunu açık bıraktı.

Neyi değiştirdi

Aitape, deniz altı heyelanlarının ve kaymalarının ne kadar ölümcül tsunamiler üretebileceğini gösteren en iyi incelenmiş örneklerden biri oldu. Synolakis'e göre kayma modeli, kurtulanların hep anlattığı şeyi, önce denizin çekildiğini, sonra dalganın geldiğini de açıklıyordu. Bilim insanları bu kıyının deniz tabanı yapısı yüzünden dalga enerjisini hep aynı yere, Sissano'ya odakladığını ve eski köy yerlerine dönülmemesi gerektiğini söyledi.

Ağustos 1998'de Papua Yeni Gine Üniversitesi'nin başlattığı bilinçlendirme programı yıllarca sürdü. Davies kıyıya on sekiz kez gidip kurtulanları tsunaminin büyü değil doğal bir olay olduğuna ikna etmeye çalıştı. Mesaj basitti: yer uzun süre sallanırsa ya da deniz çekilirse yükseğe koş, bir saat dönme. UNESCO'nun Aitape felaketini anlatan videosu Vanuatu köylerinde gösterildi. Synolakis'in anlattığına göre 1999'un sonunda Vanuatu'nun Bai Martele köyüne 8-9 metrelik bir dalga vurduğunda denizin çekildiğini gören köylüler tepeye koştu ve yalnız üç kişi öldü.

Aitape kafatası
1929'da Aitape yakınında bulunan, yaklaşık 6 bin yıllık ve araştırmacılara göre büyük olasılıkla bir tsunami kurbanına ait kafatası. Görüntü 2017 tarihli bilimsel çalışmaya aittir; 1998 depremiyle ilgili bir fotoğraf değildir. Fotoğraf: James Goff, Mark Golitko, Ethan Cochrane, Darren Curnoe, Shaun Williams, John Terrell · CC BY 4.0, Wikimedia Commons (Aitape Skull.png)

Aitape'nin tsunami geçmişi de yeniden incelendi. Avustralyalı jeolog Paul Hossfeld'in 1929'da kıyıdan 12 kilometre içeride bulduğu yaklaşık 6 bin yıllık bir kafatası, New South Wales Üniversitesi'nin yürüttüğü bir çalışmada 1998 tortularıyla karşılaştırıldı. Araştırmacılara göre kafatasının sahibi büyük olasılıkla bir tsunamide ölmüştü.

Devletin tepkisi ise eleştirildi. Aitape-Lumi milletvekili Patrick Pruaitch, hükümetin tsunamiye müdahalesinin olması gerektiği kadar hızlı olmadığını, bunun bir sebebinin de para eksikliği olduğunu söyledi.

Bugün

Arop, Warapu ve Sissano'dan kurtulanlar eski köylerine dönmedi; lagünün arkasında, iç kesimde kurulan Rainbrum, Olbrum, Wuipom, Barupu, Amu, Tainyapin gibi yeni köylere yerleşti. 2016'da The National'a konuşan Warapulu köylüler yeni yerin bahçe topraklarının su bastığını, sago palmiyelerinin zarar gördüğünü, sağlık sorunları yaşadıklarını ve pek çok gencin bölgeyi terk ettiğini anlatıyor.

Vanimo kıyı yolu
Vanimo'da kıyı yolu, 2009. Deprem gününe ait değildir. Fotoğraf: Jacqueline Smart Ferguson/AusAID · CC BY 2.0, Wikimedia Commons (Coastal Highway Vanimo (10687001336).jpg)

Wikipedia'nın aktardığı Ulusal Araştırma Enstitüsü bilgisine göre Arop ve Warapu'ya hâlâ yol yok; Aitape'ye bağlanan Sepik karayolu da Vanimo'ya ulaşmıyor. Hugh Davies'in felaketi anlatan kitabı Aitape Story 2017'de yayımlandı. Felaket her 17 Temmuz'da anılıyor; 2024'te 26. yıl için bir anma ayini düzenlendi. 2000'de yayımlanan fotoğraflarda Arop No. 1 kilisesinden geriye kalan beton zemin, derme çatma bir mezarlığa dönüşmüştü.

Kaynaklar

  • Hugh L. Davies ve diğ., "Learning from the Aitape Tsunami" ve Aitape tsunamisi üzerine Pure and Applied Geophysics özel sayısı için hazırlanan makale (2003), NOAA PMEL arşivi: tanık anlatıları, zaman çizelgesi, kurtarma kronolojisi
  • Douglas L. Smith, "Of Landslides, Couch Potatoes, and Pocket Tsunamis", Engineering & Science (Caltech), 2000: Synolakis, Watts, Okal ve Tappin'le görüşmeler
  • D. R. Tappin ve diğ., "The Sissano, Papua New Guinea tsunami of July 1998: offshore evidence on the source mechanism", Marine Geology 175 (2001)
  • P. R. P. Taylor, J. E. Schlimmer, D. L. Emonson, "Operation Shaddock", Medical Journal of Australia 169 (1998)
  • A. C. Holian, P. P. Keith, "Rescue: orthopaedic surgery after the Aitape tsunami", Medical Journal of Australia 169 (1998)
  • R. W. Johnson, Aitape Story kitabı incelemesi, Australian Journal of Emergency Management 33/2 (2018)
  • George Pararas-Carayannis, The Earthquake and Tsunami of 17 July 1998 in Papua New Guinea
  • The National (Papua Yeni Gine): "First 24 hours crucial", "Tsunami hit villagers feel neglected" (2016), "Book captures tsunami horrors" (2017)
  • PNG SICBC, "Lest we forget: 26 years after the Sissano tsunami" (2024)
  • Minnesota Daily, 20 Temmuz 1998 tarihli ajans haberi; Élysée arşivi, Jacques Chirac'ın Bill Skate'e mektubu (21 Temmuz 1998); Gulf News, Aitape kafatası haberi
  • NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı
  • Vikipedi (İngilizce), 1998 Papua New Guinea earthquake (başlangıç kaynağı)

Benzer içerikler

DepremleYasam

Bu yazarın bütün yazıları