1269 Kilikya Depremi: Kara Dağ'ın Yıkılan Kaleleri
1269 baharında, Memlük yağmasından henüz çıkmış Kilikya Ermeni Krallığı'nda Amanos Dağları'nın eteğindeki kaleler ve manastırlar bir akşam depremle çöktü; Süryani kronikçi Bar Hebraeus'a göre yaklaşık 8 bin kişi öldü. Smbat'ın, Bar Hebraeus'un ve Makrizi'nin kısa satırlarından, 60 bin ölü rakamının kaynağından ve 2023'ten sonra yeniden açılan dosyadan belgesel anlatım.
1269 baharı. Çukurova'nın doğusunda, Amanos Dağları'nın batı yamacında Ermeni kaleleri ve manastırları, üç yıl önceki Memlük yağmasının izlerini hâlâ taşıyor. Bir çarşamba akşamı, gecenin ilk saatinde yer sallanıyor. Dağın eteğindeki kaleler sakinleriyle birlikte çöküyor, bir manastırda rahipler yıkılan odaların altında kalıyor. Süryani bir din adamının kroniğine göre yaklaşık sekiz bin kişi ölüyor. Bu deprem hakkında bildiklerimiz, birkaç kronikteki kısa satırlardan ibaret.
Depremden önce
13. yüzyılda Çukurova'yı, Toroslar'ı ve Amanos'un eteklerini Kilikya Ermeni Krallığı yönetir. Başkent Sis'tir, yani bugünkü Kozan'ın hemen güneybatısındaki kale şehri. Ovanın büyük şehirleri Adana, Tarsus ve Misis'tir (Mamistra). Ayas limanı ise Akdeniz ile Asya içleri arasındaki ticaretin kapısıdır.
Krallığın başında 1226'dan beri I. Hetum vardır. Hetum 1247'de Moğolların üstünlüğünü kabul etmiş, ardından Moğollarla birlikte Mısır'daki Memlüklere karşı yer almıştır. Bu ittifakın bedeli ağır olur. 1266 yazında Memlük Sultanı Baybars'ın ordusu Kilikya'ya girer. Kral o sırada Moğol hanının yanındadır. Ülkeyi oğulları Levon ile Toros savunur. 24 Ağustos 1266'da Mari denilen yerdeki savaşta Toros ölür, Levon esir düşer.
Ardından gelen yağma yaklaşık yirmi gün sürer. Adana, Tarsus, Misis ve Ayas saldırıya uğrar. Başkent Sis yağmalanıp yakılır. Kaynaklar binlerce Ermeni'nin öldürüldüğünü, 40 bin kişinin esir alındığını yazar. Hetum, oğlunu geri almak için büyük bir fidye öder ve sınırdaki bazı kaleleri Memlüklere bırakır. Mayıs 1268'de komşu ve müttefik Antakya Prinkepsliği de Baybars'ın eline geçer.
Yani 1269'a gelindiğinde krallık zaten yaralıdır: başkenti yanmış, ordusu yenilmiş, insanları esir düşmüştür. Deprem bu ülkeye gelir.
Kara Dağ'ın eteği
Depremin en çok vurduğu yer, Çukurova'nın doğu ucundaki dağlık şerittir. Bugün Amanos ya da Nur Dağları dediğimiz bu sıradağlara Ermeni kaynakları "Sev Lern", yani Kara Dağ der. Yamaçlarda çok sayıda manastır ve dağ geçitlerini bekleyen kaleler sıralanır.

Bunlardan biri Sarvandikar'dır; bugün Osmaniye sınırları içindeki Savranda Kalesi. Adı eski Ermenicede "kayalık düzlük" anlamına gelir. Kale, Bahçe Geçidi'nin güney ucunu korur. Kuzeyi ve batısı sarp kayalarla çevrilidir, doğu ve güney yönünde kuleli surları vardır. 1190'lardan itibaren kale, Hetum'un kardeşi Komutan Smbat'ın ailesinin elindedir. Smbat, depremi kroniğine yazacak olan kişidir.
Bölge yer kabuğunun en hareketli köşelerinden biridir. Arap, Afrika ve Anadolu levhaları burada karşılaşır. Doğu Anadolu Fayı'nın güneybatı ucu Çukurova'ya doğru kollara ayrılır; Toprakkale Fayı ve Düziçi-İskenderun fay zonu gibi parçalar, Nur Dağları'nın eteğinde ovayı keser. 1114'te de bu bölgede büyük bir deprem olmuş, Misis ve Maraş ağır hasar görmüştür.
Bir çarşamba akşamı
Depremin tarihi bile kesin değildir. En ayrıntılı kaydı Malatyalı Süryani din adamı Bar Hebraeus (Ebü'l-Ferec) bırakır. Ona göre deprem Yunan takvimiyle 1580 yılının Nisan ayının on yedinci günü, haftanın dördüncü günü, gecenin ilk saatinde olur. Bu, 17 Nisan 1269 çarşamba akşamına, güneşin batmasından hemen sonrasına denk gelir. İtalya Ulusal Jeofizik ve Volkanoloji Enstitüsü'nün (INGV) kataloğu da bu tarihi kullanır.
Başka kayıtlar başka tarihler verir. İngilizce Vikipedi depremi 14 Mayıs 1269'a, yine "gecenin ilk saatine" koyar. Smbat'ın kroniği yalnızca Ermeni takviminin 718 yılını verir; bu, Ocak 1269 ile Ocak 1270 arasındaki bir yıldır. Mısırlı tarihçi Makrizi olayı hicri 667 yılına, yani 1268-1269'a yerleştirir. Türk kataloglarından biri 1268'de Sis çevresinde ve 1269'da Kuzey Suriye'de iki ayrı deprem listeler; bir başka çalışma 10 Eylül 1268 tarihini verir. NOAA'nın küresel veritabanı ise yalnızca yılı yazar: 1269.
Bugünkü araştırmacıların çoğu bu kayıtların tek bir depremi anlattığını düşünür. Saat bakımından kaynaklar uyuşur: sarsıntı akşam karanlığında gelir. İnsanların çoğu evlerinde, keşişler manastırlarındadır.
Yıkılan kaleler, ezilen keşişler
Komutan Smbat'ın kroniği depremi birkaç cümleyle anlatır. Ona göre Kilikya'da şiddetli bir deprem olur, pek çok yer harabeye döner ve yıkım en çok Kara Dağ çevresinde görülür. Smbat'ın "zaptedilmez" diye andığı Sarvandikar kalesi, içindekilerle birlikte yıkılır. Arkakağin manastırında rahipler ve din adamları çöken binaların altında ölür. Dağın aynı yamacında Delnkar kalesi ve daha birçok yer tamamen yerle bir olur.
Bar Hebraeus da benzer bir liste verir: Sarvandikar'ın kaya kalesi, Hamus kalesi, Harunye kalesi ve "Kral Balut'un manastırı" dediği büyük Ermeni manastırı yıkılır. Korikoslu Hetum'a atfedilen kronik ve Kral Hetum'un adını taşıyan anonim yıllık da Sarvandikar ile Hamus'un çöktüğünü yazar; Kara Dağ'daki başka manastırların, kalelerin ve köylerin de yıkıldığını ekler. Ayıntaplı tarihçi Bedreddin Ayni bu listeye Hacer Şuglan kalesini ekler.
Kıbrıs'ta ya da Batı Avrupa'da yazılmış bir Haçlı kroniği, Sur'lu Guillaume'un tarihinin devamı, olayı tek cümleyle özetler: Ermenistan'daki büyük deprem beş kaleyi, üç manastırı ve on iki köyü yıkmıştır. Tarihçi Nicholas Ambraseys'in aktardığı geç bir kaynağa göre sarsıntı Kıbrıs'ta, Lefkoşa'da da hissedilir ve Ayasofya kilisesinde hafif hasar bırakır.
Bu yerlerin bugün nerede olduğunu bulmak kolay değildir. Çoğu yüzyıllardır harabedir. 2024'te Seismica dergisinde yayımlanan bir çalışmada Massimiliano Stucchi ve arkadaşları şu eşleştirmeleri önerir: Sarvandikar bugünkü Savranda Kalesi'dir; Hamus, Çardak olabilir; Harunye bugünkü Düziçi yakınındadır; Hacer Şuglan, Amanos Kapısı yakınındaki Çalan olabilir; Arkakağin manastırı Peri Kalesi olabilir. Delnkar'ın yeri ise bulunamamıştır. INGV kataloğu onu Lampron kalesiyle eşleştirir, ama Stucchi ve arkadaşları bu eşleştirmeye katılmaz; Lampron, en çok hasar gören bölgeden çok uzaktadır.
Sekiz bin mi, altmış bin mi
Ölü sayısı için elimizde tek bir çağdaş rakam vardır. Bar Hebraeus "yaklaşık sekiz bin canın" yok olduğunu yazar. NOAA'nın veritabanındaki 8 bin rakamı da, kataloglardaki rakamların çoğu da bu cümleye dayanır.
Ama bazı listelerde çok daha büyük bir sayı dolaşır: 60 bin. Bu rakamı 1853'te Robert Mallet yayımlar; rakam oradan sonraki birçok kataloğa geçer. Okuduğumuz kaynaklarda 60 bini destekleyen bir çağdaş tanık yoktur. Bu yüzden 8 bin daha güvenilir rakamdır, ama o da kronikçinin kendi ifadesiyle yaklaşıktır.
Makrizi ise rakam vermez. Onun yazdığına göre Sis bölgesinden gelen haberlerde Sarvandikar kalesi tamamen yıkılmış, pek çok yöre harap olmuş, o kadar çok insan ölmüştür ki "nehirler kan dalgalarıyla" akmıştır. Bu cümle depremden yaklaşık bir buçuk yüzyıl sonra Mısır'da yazılır ve dönemin kronik dilinin abartısını taşır. Bir sayım değil, felaketin büyüklüğünü anlatma biçimidir.
Sessiz kalan şehirler
Bu depremin en çok bilinen adı "Kilikya depremi"dir. NOAA da onu Ceyhan-Seyhan çevresine koyar. Ancak çağdaş kaynakların hiçbiri Sis, Adana ya da Ayas'ta hasar olduğunu açıkça yazmaz. Stucchi ve arkadaşları bunu özellikle vurgular: deprem geleneksel olarak Kilikya'yla anılır, çünkü Makrizi ve Ayni gibi geç kaynaklar onu "Sis bölgesine" yerleştirir. Oysa adı geçen beş yerin hepsi, belki biri dışında, Amanos'un batı yamacındaki kaleler ve manastırlardır.

Krallığın başkentinde, ovanın büyük şehirlerinde ne olduğunu bilmiyoruz. Sis üç yıl önce zaten yakılmıştır; belki kronikçiler orada yeni bir yıkımı kaydetmeye değer bulmamıştır, belki de sarsıntı orada ağır hasar bırakmamıştır. Kaynaklar bu soruya cevap vermez.
Bilinen şu: iki yıl sonra, 1271'de, Venedikli gezgin Marco Polo Ayas limanına uğrar. Ülkede pek çok şehir ve köy, her şeyden bol miktarda bulunduğunu yazar. Askerlerin moralinin bozuk olduğunu da ekler. Liman şehrinin depremden sonra işlemeye devam ettiği anlaşılır.
Yaşlı kral çekiliyor
Depremle aynı yıllarda krallığın başında bir değişiklik olur. I. Hetum tahttan çekilir ve keşiş olur; yerine Memlük esaretinden fidyeyle kurtarılan oğlu II. Levon geçer. Kaynaklar bu tarihi farklı verir: bazıları 1269, bazıları 1270 der. Hetum 21 Ekim 1270'te ölür. Okuduğumuz kaynaklarda bu çekilişin depremle bağlantısı kurulmaz; ikisi aynı zor yıllara düşen ayrı olaylardır.
Depremi yazan Komutan Smbat da bu kuşaktandır. Mari savaşında savaşmış, Moğol başkentine elçi gitmiş, krallığın yasalarını çevirmiştir. 1276'da ölür. Sarvandikar, onun ailesinin kalesidir; kendi kalesinin yıkılışını kendi kroniğine yazar. Kale 1298'e kadar Ermeni elinde kalır. Memlükler kaleyi bir süre ele geçirir, 1337'de bölgedeki Ermeni yönetimine kesin olarak son verir. 1375'te Sis düşer ve Kilikya Ermeni Krallığı sona erer.
Neyi değiştirdi
1269 depremi, tarihî depremlerin büyüklüğünü tahmin etmenin ne kadar zor olduğunu gösterir. Okuduğumuz kaynaklarda dört ayrı büyüklük tahmini geçer. INGV kataloğu 6,3-6,4; Avrupa ve Orta Doğu'nun ortak tarihî deprem katalogları 6,77; Stucchi ve arkadaşları 6,86 (artı eksi 0,28) verir. Kandilli Rasathanesi'nin 2023'teki ön raporu ise 7,22 (artı eksi 0,46) önerir. Bu tahminler yalnızca beş-altı yer adına ve hasar tarifine dayanır.
6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinden sonra 1269 depremi yeniden incelenir. Araştırmacılar Doğu Anadolu Fayı'nın geçmişte hangi parçalarının kırıldığını anlamak için bölgenin büyük tarihî depremlerini tek tek ele alır: 1114, 1269, 1513-1514 ve 1544. Kandilli'nin tahmini merkezi Osmaniye'nin yaklaşık 10 kilometre güneyine koyar; INGV de benzer bir yer verir. Hasar kayıtlarının neredeyse tamamı da aynı dağ yamacından gelir.
Araştırmacılar sonuçlarının "bir tutam tuzla" alınması gerektiğini yazar. Tarihî bilgi kırılgandır; yine de bu kısa kronik satırları, bugünkü fay haritalarına geçmişten bakmanın neredeyse tek yoludur.
Bugün

Savranda Kalesi bugün Osmaniye'de, Kalecik Barajı'nın yakınında duruyor. Kalenin ilk ayrıntılı araştırmasını 1979'da Robert W. Edwards yaptı. 1977'de başlayan baraj inşaatı, kalenin altındaki Orta Çağ köyünü ortadan kaldırdı. Sis'in kalesi Kozan'ın üzerinde yükseliyor; Ayas'ın yerinde bugün Yumurtalık limanı var.
Çukurova 1269'dan sonra da sarsılmayı sürdürdü. 1945'te ve 1952'de Ceyhan çevresinde ölümlü depremler oldu. 27 Haziran 1998'de Ceyhan merkezli 6,3 büyüklüğündeki Adana-Ceyhan depreminde resmî rakamlara göre 145 kişi hayatını kaybetti. 6 Şubat 2023'te Doğu Anadolu Fayı yeniden kırıldı ve Osmaniye de depremden etkilenen iller arasındaydı. Amanos'un eteğindeki yıkık kaleler, aynı fayın yedi buçuk yüzyıl önceki izini taşıyor.
Kaynaklar
- Stucchi, M. ve diğ. (2024). About the "predecessors" of the 2023 February earthquakes, Turkey. Seismica, 2(3). Ek S1 ve S2: Smbat Sparapet, Bar Hebraeus, Korikoslu Hetum, Kral Hetum Yıllığı, Eracles devamı, Makrizi ve Ayni metinlerinin İngilizce çevirileri
- Guidoboni, E. ve Comastri, A. (2005). Catalogue of Earthquakes and Tsunamis in the Mediterranean Area from the 11th to the 15th Century. INGV (Stucchi ve diğ. ile Vikipedi'de aktarıldığı biçimiyle)
- Ambraseys, N. N. (2009). Earthquakes in the Mediterranean and Middle East (Stucchi ve diğ.'de aktarıldığı biçimiyle)
- Şeşetyan, K. ve diğ. (2023). Kahramanmaraş-Gaziantep Türkiye M7.7 Earthquake: Large historical earthquakes of the earthquake-affected region, ön rapor. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi (Vikipedi'de aktarıldığı biçimiyle)
- NOAA NCEI, Önemli Depremler Veritabanı, kayıt 9952
- Vikipedi (İngilizce): 1269 Cilicia earthquake, Hethum I, Leo II King of Armenia, Battle of Mari, Sempad the Constable, Sis (ancient city), Barhebraeus (başlangıç kaynağı)
- Vikipedi (Türkçe): Savranda Kalesi
- depremzedem.com: 1998 Adana-Ceyhan Depremi
